İzmir Depreminin ardından özellikle çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiği ile ilgili çok sayıda soru aldım. Bu nedenle bu haftaki yazımı özellikle çocukları merkeze alarak kaleme alma kararı aldım.

Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklar için de deprem korkutucu ve başa çıkması zor bir yaşantıdır. Üstelik çoğu çocuğun ilk kez karşılaştığı ve henüz bir davranış kalıbı oluşturamadığı bir durumdur. Çocukların bu süreçte atacağı ilk adım annelerinin ve babalarının davranışlarını modellemek olacaktır. Çocuklar, günlük yaşamlarında dahi ailelerinin olaylara ilişkin verdikleri tepkileri inceler ve ipuçları yakalamaya çalışırlar.

***
Ayrıca, deprem öncesinde çocuğun doğal afetler konusunda herhangi bir bilgisi yok ise; ve doğal afetlerde ne yapması gerektiğini bilmiyorsa depremin yarattığı etki çok daha sarsıcı olabilir. Bir çocuğun en temel gereksinimi temel güven ihtiyacıdır. Çocukların bu güven ihtiyaçları hazırlıksız olarak zarar gördüğünde, onların bu süreci anlamlandırabilmesi çok daha zorlaşacaktır.
Bu süreçte anne ve babaların çocukların duygu ve düşüncelerini anlamaları gerekir. Çocuğa “üzülme, güçlü olmak zorundasın” şeklinde cümleler kurmak yerine “evet üzülüyorsun ve üzüntünü, kaygını anlayabiliyorum” şeklinde cümleler kurmak ve tüm bu yaşadığı duyguların “normal” olduğunu çocuğa ifade etmek çok önemlidir.

***

Ayrıca, çocuklara ailelerinin güven verici “seni seviyorum, birlikteyiz, buradayız, yanındayım” şeklinde cümleler kurması ve fiziksel temasta bulunması da rahatlatıcı olacaktır. Çocuğun bu süreci anlamayacağını düşünmek yanılgıya düşmek olur. Bu nedenle, depremle ilgili çocuklara olabildiğince doğru bilgi vermek gerekir. Anne ve babaların çocuğun güven duygularını devam ettirmelerini sağlamaları ve kendi olumsuz duygu ve düşüncelerini çocuğa yansıtmamaları gerekir. Çocuklara “bu konu hakkında çözüm düşünüyoruz ve en kısa zamanda daha rahat bir ortam yaratacağız” gibi cümleler kullanmaları uygun olabilir. Çocukları, mümkün olduğunca rutinlerinden uzak tutmamaları ve geleceğe yönelik olumlu bir bakış açısı oluşturmaları da ebeveynler için doğru bir yaklaşım olacaktır. 

***
Çocuklarda travmaya ilişkin uyku bozuklukları, yeme ve içme düzeninde bozukluklar, alt ıslatma problemleri, aşırı hareketli olma ya da tam tersi donuklaşma, öfke nöbetleri gösterme, olayın tekrarlanacağı endişesi, dikkatini toplamada güçlük çekme, sürekli travmatik olay hakkında konuşmak isteme ya da bu olay ile ilgili oyunlar tasarlama gibi davranışlar gözlemlenebilir. Bu davranışlara akut yas reaksiyonu denir ve olayın üzerinde günler geçtikçe bunların azalması beklenir. Şayet azalmıyorsa ve altı ayı geçen bir süreye kadar uzanıyorsa mutlaka bir uzman desteği almakta fayda vardır. 

***
Depremden etkilenen herkese geçmiş olsun diliyor ve yitirdiklerimiz için baş sağlığı diliyorum. 
Hepimize sağlık ve güvenlik dolu günler temenni ediyorum.
Çok Sevgiler