GÜNDEME BAKIŞ- Zafer Partisi’nin İzmir teşkilatının yeni il başkanlık binası Genel Başkan Ümit Özdağ’ın açılışıyla gerçekleştirildi. Partililerinde katılımıyla gerçekleştirilen açılışta Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ önemli açıklamalarda bulundu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın önemine vurgu yapan Özdağ, “Sadece bugün çocuk olanlar değil cumhuriyet tarihi boyunca çocukluk yaşayan herkes bu bayramın doğal sahibidir” dedi.


TARİKAT VE CEMAAT VURGUSU


“Kahramanmaraş ve Siverek’te gerçekleşen elim hadiseler dizisi sonrasında bu bayramı kutluyoruz” diyerek sözlerine devam eden Özdağ, “Bu olayların bir daha tekrarlanmaması en büyük dileğimiz. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na anneleri ve babaları tarafından emanet edilen gençlerin karşı karşıya olduğu eğitim sistemi içerisindeki en büyük sorunların başında bakanlığın her türlü pedagojik ve bilimsel ilkeyi ihlal ederek tarikat ve cemaatleri eğitim sistemi içerisine sokmasıdır. Her gün bir başka dernekle imzalanan anlaşmaların liselere ve ortaokullara yollandığını öğretmenlerin şikayetlerinden takip ediyoruz. Bu yaklaşım ve uygulamalar gençlerimizi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gençleriyle rekabet edebilecek yeteneklerle dolanmalarından alıkoyuyor. Bu yüzyılın meydan okumalarını yönetebilecek donanıma sahip olmadan mezun oluyorlar. Pisa sınav sonuçlarının Türkiye açısından ortaya koyduğu durum budur” ifadelerini kullandı.


“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ AÇ”


Özdağ, “Bugün çocuklara hediye edilmiş bir bayram aynı zamanda 1935’ten yana nüfusun içerisinde en az çocuğun olduğu bir yıldan geçiyoruz. Erdoğan, ‘üç çocuk yapılması gerekir’ dedi. Doğrudur. Doğum oranı 2.1 olmazsa bir millet azalır. Türkiye2de doğrum oranları 1.4E düşmüştür ve Türk milleti azalmaktadır. Sayın Erdoğan, 3 çocuk diyor ama hiç düşünüyor mu asgari ücretle çalışan bir baba üç çocuğa nasıl bakacak? Asgari ücretle çalışan anne ve baba ikisi bir nasıl bakacaklar? Toplum fakirleşiyor. GSYH’nin büyük bir bölümünü sürekli zenginleşen yüzde 10’luk bir kesim kontrol ederken toplumun geriye kalan kısmının büyük bir fakirleşme içerisinde olduğunu görüyoruz. Her gün okula giden üç çocuğumuzdan birisi aç olarak okula gidiyor. Okulların eğitim kalitesi düştüğü gibi önlerinde de torbacılar tarafından karşılanan çocuklarımızı görüyoruz. Uyuşturucu okul önlerinde dolaşıyor. Eski bir bakan torbacıların bacaklarını kıracağını söylemişti ama bacakları kırılması gerekenler ilk olarak baronlar. Baronlarla tanışıp olup torbacıların bacağını kırmanın faydası yok. Daha birkaç gün önce bir öğretmen hanım mesaj atarak kendi okulunun önünde gördüğü 13-14 yaşında bir çocuk ‘korkma hoca seni öldürmeyeceğiz’ diyor. Uyuşturucu bağımlılığı sayısı 3 milyonu geçmiş durumda. Sanal kumar bağımlıları milyonlara ulaştı” dedi.


Siverek ve Kahramanmaraş’taki saldırıla tekrar değinen Özdağ, “Benzerlerini ABD’de görüyor ve şaşırıyorduk şimdi kendi ülkemizde görüyoruz. Bu üzücü saldırılardan sonra 23 Nisan’da törenleri iptal edelim, erteleyelim yapmayalım tartışmaları gerçekleşti. Mesele çocuklarımıza hediye edilmiş bir bayramı ertelemek çerçevesinde değerlendirilmemeli. Mesele bu olaylara karşı önlemleri zamanında almak. Bu olayın üzerinde basının çok durmaması gerektiğini ve günlük siyasette kullanılmaması gerektiğini söyledim. Uzmanlar bu tür haberlerin başka olayları tetikleyebileceğini ifade ediyorlar. Ortaya yeni bir sistem kurulması şart ve bizde görüşlerimizi bakanlıklarla paylaşmaya hazırız. Allah korusun yoksa daha kötü olayların yaşandığı göreceğiz. Bu yüzden bu meseleyi ortak aklı kullanarak hızla çözecek önlemler alınmak zorundadır” diye konuştu.


“YANLIŞ İLİŞKİ”


AB yetkilisinin yapmış olduğu açıklamaya değinen Özdağ, “Türkiye, Rusya ve Çin’in oluşturduğu tehdide karşı AB’yi ortak tavır almaya çağırdı kendisi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa ülkeleri dünya gücü olmaktan çıktılar. On yıllar içerisinde Avrupa’nın stratejik aklının bu kadar küçülebileceğini hiç düşünmemiştim. Avrupa Birliği temsilcilerinin buna rağmen Türkiye’yi koydukları kategori Rusya ve Çin’in yanında düşman ülke. Önümüzde iki seçenek var. AB yetkili ve onun gibi düşünenlere güvendikleri bir psikiyatristle görüşmelerini önerebiliriz. Bir diğer çözüm ise akıllarını başlarına alıp doğru, dürüst siyasi ve jeopolitik değerlendirmeler yapabilmek için masaya oturup Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki ilişiklerin nasıl sağlıklı zemine oturabileceğini konuşabiliriz. Biz Zafer Partisi olarak Avrupa’yı düşman olarak görmüyoruz. Avrupa’yı yanlış bir ilişki kurulmaya çalışılan ortak olarak görüyoruz. AB tam üyeliği yanlış ilişkidir. Her iki taraf birbirine ve kendi halklarına yalan söylüyor. Türkiye’nin AB üyesi olmayacağını Avrupalılar da Türkiye’de biliyor. Onlar alıyormuş gibi AK Parti hükümeti de 2002’den bu yana giriyormuş gibi yapıyor. Bu ilişki biçimi sağlıklı bir zemine oturmadığı için ilerleme kaydetmediği gibi köklü bir şekilde zedeliyor. Gümrük birliği sürdürülebilir değil ve Zafer Partisi iktidarında bu sona erdirilecek. İki tarafından Türkiye ile ticarete ihtiyacı var biz burada serbest ticaret bölgesi modelini öneriyoruz. Bunun içeriğinin nasıl belirleneceği konusunda taraflar arasında yapılacak anlaşma ve görüşmelerin yapılması gerekiyor” dedi.


“AKBELEN BİR SEMBOL”


Abkelen ormanlarını ziyaret ettiğini aktaran Özdağ, “Aslında Akbelen sadece Akbelen değil Türkiye’de AK Parti tarafından gerçekleştirilen çevre tahribatlarına karşı direnişin sembolü. Erzincan’da, Giresun’da, Kayseri’de İzmir’de ve birçok yerde 19.yy’da Afrika topraklarını sömüren emperyalist zihniyetin aynısı şimdi Anadolu topraklarını sömürüyor ve bir yandan zehirliyor. AK Parti iktidarı kendisini muhafazakar, dine saygılı olarak tanımlıyor ama ant olsun zeytine, incire diye ant içilen bir kutsal kitaba sahip olmamıza rağmen bırakın bu ülkenin zenginliklerini muhafaza etmek tahrip edilmesinin önünü açıyor. Bu kabul etmediğimiz ve etmeyeceğimiz bir durum” diye konuştu.


“AK PARTİ’DE UMUDUNU KESMİŞ”


Ziyaret ettiği kentlerdeki ticaret odaları ve esnaflarla ilgili gözlemlerini aktaran Özdağ, “Hepsi AK Parti’den umutlarını kesmişler. Esasen AK Parti’nin ekonomiyi düzelteceğinden AK Parti’de umudunu kesmiş. Ekonomiyi ya rasyonel ya da irrasyonel çökertiyorlar ama çökertiyorlar. Yaptığımız ziyaretlerde adalet, eğitim ve ekonomi programlarını muhataplarımızla paylaşıyoruz. Hukukun olmadığı yerde ekonomi ayağa kalkmaz. Eğitim sistemini yeniden kurmazsak meydan okumalara karşı çıkamayız. Zafer Partisi olarak mevcut sistemin hatalarını düzeltici bir programla değil ekonomi, adalet ve eğitimde sistemi yeniden kuran kurucu bir programla Türk halkının karşısına çıkıyoruz ve bu programı anlatıyoruz” dedi.


“UMURLARINDA DEĞİL”


Özdağ “Ekonomik buhranı açmak için esnafa, halka ceza veriyor ve büyük bir özelleştirme adı altında ülkenin elinde kalan son zenginlikleri satma çabası içerisine giriyor. En son otoyolları ve köprüleri satmak için görüştüler. Birkaç on yıl içerisinde 65-70 milyar dolar kazanacağımız varlıkları 6-7 milyar dolara satmaya hazırlanıyorlar. Altın yumurtlayan tavuklar kesiliyor. Yeter ki gelecek seçimi kazanalım. Sonrası hiç umurlarında değil” dedi.


“DEVLET AK PARTİ İLE BAŞLAMADI”


Alsancak Limanı’nın özelleştirmesiyle ilgili olarak Özdağ, “Biz bütün özelleştirmeleri yeni baştan gözden geçireceğiz. Türkiye’nin menfaatine olmadığını gördüğümüzü durduracağız. Devlette devamlılık esastır ancak devlet AK Parti ile başlamadı” diye konuştu.


“AK PARTİ EMEKLİYE SEVK EDİLECEK”


Özdağ, “AK Parti dönemi ara dönemdir. Hukuk devleti zemine oturduğunda bütün bu kararlar hukukun üstünlüğüyle gözden geçirilecektir. Ara seçim anayasal zorunluluktur ancak muhalefete karşı düşman hukuku uygulayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Muhakkak bir seçim olacağını ve iktidarın AK Parti’yi emekliye sevk edeceğini görüyoruz” dedi.