Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) seçim tarihi yaklaşırken adaylar da yavaş yavaş projelerini, ekiplerini ve nasıl bir EBSO hayal ettiklerini anlatmaya başladı.
Dün EBSO Yönetim Kurulu Başkanlığına adaylığını açıklayan Mustafa Karabağlı da düzenlediği basın toplantısıyla yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. Toplantıya davetli olmama rağmen katılamadım. Ancak sonrasında Karabağlı’nın hem özgeçmişini hem de projelerini detaylı biçimde inceleme fırsatı buldum.

Üretimin içinden geliyor
Ortaya oldukça donanımlı bir aday profili çıkıyor. Tire’de demircilik yapan bir babanın oğlu.Çocuk yaşta babasının atölyesinde çalışmaya başlayarak sanayinin, üretmenin ve ticaretin içinde büyüyor. Ardından Kuleli Askeri Lisesi ve ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği geliyor. Girişimcilik yolculuğunda kurduğu şirketler, LUNA markasıyla ulaştığı başarı ve daha sonra uluslararası bir sektör lideriyle gerçekleştirdiği ortaklık, sıfırdan başlayıp önemli bir sanayi hikâyesi yazdığını gösteriyor. Bugün ise Karluna markasıyla yerli teknolojiyle geliştirilen elektrikli hafif ticari araç üretimi üzerinde çalışıyor.Yani üretimin içinden geliyor ama aynı zamanda teknolojinin de içinden geliyor. Bence bugün EBSO açısından bu ikisinin bir araya gelmesi oldukça kıymetli. Çünkü sanayinin gündemi değişiyor.Artık mesele yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha teknolojik, daha yeşil ve daha yüksek katma değerli üretmek. Yapay zekâdan otomasyona, enerji yönetiminden karbon ayak izine, finansmandan markalaşmaya kadar sanayicinin önünde yepyeni bir dünya var.
Yeni Nesil Sanayicilik
Karabağlı’nın “Yeni Nesil Sanayicilik” adını verdiği yaklaşımı da tam olarak buraya oturuyor. Geçmişin sanayi birikimini bir kenara bırakmak yerine, o tecrübeyi teknoloji, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni dünyanın rekabet koşullarıyla buluşturmayı öneriyor. Üstelik sadece kavramlardan söz etmiyor. Örneğin “100 Fabrika – 100 Dönüşüm” projesini önemsiyorum. 100 sanayi kuruluşunun enerji tüketiminden dijitalleşmesine, otomasyondan karbon ayak izine kadar incelenerek her biri için ayrı bir dönüşüm reçetesi hazırlanması planlanıyor. EBSO’nun bununla da yetinmeyip sanayiciyi gerektiğinde üniversiteyle, teknoloji şirketiyle, teşvik mekanizmasıyla veya finansman kaynağıyla buluşturması hedefleniyor. Yeni Nesil Sanayici Akademisi, Genç Sanayici Meclisi, Sanayi Elçileri, Çözüm Destek Masaları, üniversite-sanayi iş birliği, İzmir Sanayi Yatırım Günleri, yeni OSB alanlarının oluşturulması ve mevcut OSB’lerin sorunlarına yönelik çalışmalar...Liste uzun. Ancak benim açımdan projelerin sayısından daha önemli olan, bunların arkasındaki bakış açısı. Karabağlı EBSO’yu üyelerin yalnızca hizmet aldığı veya alınan kararları takip ettiği bir yapıdan ziyade, karar süreçlerine katıldığı bir yapı olarak tarif ediyor. Meslek komitelerinin güçlendirilmesi, gençlerin ve kadın sanayicilerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması, asil-yedek ayrımı yapılmadan üyelerin çalışmalara dahil edilmesi gibi başlıklar da bu anlayışın parçaları. Zaten kendisi de iş dünyasının örgütlü yapısına yabancı değil. TÜSİAD üyeliğinin yanı sıra BASİFED ve EGEV’de çeşitli görevler üstlenmiş, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış, bugün de EBSO Yapay Zekâ Çalışma Komitesi Başkanlığını yürütüyor. ESİAD döneminde hayata geçirilen ve bugün de devam eden projeler, başkanlık deneyiminin sonuçlarını görmek açısından önemli.
Ve gelelim benim en çok dikkatimi çeken hedefine:
“İzmir’i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapmak”
İddialı mı? Evet. Peki, neden olmasın? İzmir’in üniversitelerini, teknoparklarını, sanayi altyapısını, limanlarını, girişimcilik ekosistemini, yetişmiş insan gücünü ve yaşam kalitesini yan yana koyduğumuzda bu hedefin üzerinde düşünmeye değer olduğu ortada. Asıl mesele, kentin sahip olduğu bu potansiyeli aynı hedef etrafında buluşturabilmek. Karabağlı da EBSO’ya tam olarak böyle bir rol biçiyor: Sanayici, üniversite, girişimci, teknoloji şirketleri ve finans dünyası arasında bağlantıyı kuran bir “orkestra şefi”...Son kararı elbette EBSO Meclis üyeleri verecek. Kimin başkan olacağı kadar, oraya nasıl bir seçim sürecinden geçilerek varılacağı da önemli.
Siyaset değil, projeler konuşmalı
EBSO, İzmir sanayisinin en köklü kurumlarından biri. Bu nedenle önümüzdeki sürecin kişisel hesaplardan, gereksiz kutuplaşmalardan ve özellikle siyasi kamplaşmalardan uzak tutulması gerektiğine inanıyorum. Burası bir siyasi parti seçimi değil. Burası sanayicinin kendi temsilcisini belirleyeceği bir meslek kuruluşu seçimi.O nedenle adaylar konuşsun, projeler yarışsın, vizyonlar tartışılsın. Meclis üyeleri sorsun, sorgulasın, değerlendirsin ve sonunda özgür iradeleriyle karar versin. Sandıktan kim çıkarsa çıksın, ertesi sabah aynı kentin sanayisi, aynı fabrikaların sorunları ve İzmir’in geleceği için yine yan yana gelmek gerekecek. EBSO’ya yakışan da tam olarak böyle bir seçim olur. Siyasetin değil sanayinin, ayrışmanın değil ortak aklın, isimlerin değil projelerin konuşulduğu bir süreç...Mustafa Karabağlı bu yarışa güçlü bir özgeçmiş, ciddi bir hazırlık ve İzmir için iddialı bir hedefle giriyor. Bundan sonrası EBSO Meclis üyelerinin takdiri. Ancak seçim sonucundan bağımsız olarak Karabağlı’nın ortaya attığı bir hedefin peşini bırakmamak gerektiğini düşünüyorum:
İzmir neden Türkiye’nin teknoloji başkenti olmasın?