Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - Türkiye’de uyuşturucuyla mücadele yeni bir evreye girerken, yalnızca sokak operasyonları değil iş dünyasındaki uygulamalar da tartışma konusu olmaya başladı. Son dönemde özellikle ünlü isimlere yönelik operasyonların kamuoyunda geniş yankı uyandırması, özel sektörde işe alım süreçlerinde talep edilen uyuşturucu testlerini yeniden gündeme taşıdı. Bazı şirketlerin adaylardan uyuşturucu testi istemesi “iş güvenliği” ve “kurumsal sorumluluk” gerekçeleriyle savunulurken, uygulamanın hukuki ve etik boyutları soru işaretleri yarattı. Vatandaştan uygulamaya destek gelirken, Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan ve Avukat Aykut Dikencik’in test taleplerini sağlık hakkı, kişisel verilerin korunması ve çalışma özgürlüğü ekseninde değerlendirdi.

TABİP ODASI BAŞKANI AYHAN: “BAKANLIKLARIN DÜZENLMESİ YAPMASI GEREKİYOR”
İzmir Tabip Odası Başkanı Uzman Doktor Yüce Ayhan, işyerlerinin uyuşturucu testi talebinin yasal karşılığı olmadığını hatırlatarak, “Yasal karşılığı yok, kişiye test yapılabilmesi için kişinin olurunun olması gerekiyor. Tabi işyerine girme arzusunda olan kişiler yaptırma eğiliminde oluyor. Ancak burada test pozitif çıkarsa adli süreç boyutu var. Bu konuda bir mevzuat düzenlemesine gerek var. Başlıca özellikli iş kolları için kişinin hem kendisi hem de çalışma ortamı için tehdit oluşturacağı zaman yapılması uygun olacaktır ama rutin olarak önerilmiyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) anlamında da sorun yaratabileceği söyleniyor hukukçular tarafından. Bizim görüşümüz; Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin birlikte düzenleme yapması yönünde. Bu uygulamanın işyeri hekimlerin ya da firma inisiyatifine bırakılması doğru değil. Tıbben gerekiyorsa yapılsın ama tıbben gerekmiyorsa buna bağlı mevzuat düzenlemesi gerekiyor” dedi.
“TESTLERE İZMİR GENELİNDE ULAŞMAK MÜMKÜN”
Testlere ve testlerin güvenilirliğine yönelik de bilgi veren Ayhan, “Çeşitli testler var ama çoğu tarama testi. Bir adli tıp süreci varsa farklı testler yapılabilir ama işyerleri için genellikle idrarlı tarama testi yapılır. İzmir genelinde bu testlere ulaşmak mümkün. Ancak iş adli sürece gidecekse o test yeterli olmaz, adli tıbbın kuralları geçerli olur burada” açıklamasında bulundu.
“ÇOK BİLEŞENLİ ÇALIŞMAYLA UYUŞTURUCUNUN ÜSTESİNDEN GELİNEBİLİR”
Türkiye’de özellikle gençlerde uyuşturucu kullanımının artmasına dair görüşleri sorulan Dr. Ayhan, “Maalesef yaygınlaştığı konusunda bilgimiz ve gözlemlerimiz var. Bu sadece hekimlerden gelen bilgi değil belediyeler, okullar, emniyet çalışanları, öğretmenlerin gözlemleri de var. İzmir’de özellikle belli bölgelerde uyuşturucu problemi yaşanıyor. Bizim de belediyelerle ortak çalışmalarımız var. Bunlara tıbbın ötesinde ruh sağlığı hizmeti verilmesi, buna yol açan sebeplerin ortadan kaldırılması gerekiyor. İşin bir de kolluk tarafı kapsamında uyuşturucuya bu kadar erişilememesi gerekiyor. Uyuşturucu kullanımı sadece tıbbi değil toplumsal bir sorun bu. Tıbbi zararları da tabi ki söz konusu ama tek alanla çözeceğiniz bir sorun değil, çok bileşenli bir çalışmayla bunun üstesinde gelmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AV. DİKENCİK: “BAZI GÖREVLERDE MEŞRU DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
Uyuşturucu testlerinin işe alım sürecinde talep edilmesinin hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Aykut Dikencik, uygulamanın mutlak olarak yasak olmadığını ancak ciddi sınırları bulunduğunu belirterek, “Uyuşturucu testi kişinin beden bütünlüğüne ve özel hayatına müdahale niteliği taşır. Bu nedenle ancak kanuni dayanak, meşru amaç ve ölçülülük şartları birlikte sağlanıyorsa hukuka uygun kabul edilebilir. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yükümlülükleri var. Özellikle ağır ve tehlikeli işler, sürücülük faaliyetleri, makine operatörlüğü, patlayıcı veya parlayıcı maddelerle çalışma ile sağlık ve kamu güvenliğiyle doğrudan bağlantılı görevlerde test talebi meşru amaç kapsamında değerlendirilebilir. Ancak her pozisyon için rutin ve istisnasız test uygulanması ölçülülük ilkesine aykırı olabilir” dedi.
“KİŞİSEL VERİ NİTELİĞİNDE”
Test sonuçlarının özel nitelikli kişisel veri kapsamında olduğunu vurgulayan Dikencik, “Uyuşturucu test sonucu sağlık verisidir. KVKK kapsamında sağlık verileri kural olarak açık rıza olmaksızın işlenemez. Ancak işe alım sürecinde aday ile işveren arasındaki güç dengesizliği nedeniyle verilen rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Testin işyeri hekimi aracılığıyla yapılması, sonuçların yalnızca gerekli kişilerle paylaşılması, veri minimizasyonu ilkesine uyulması ve saklama sürelerinin belirlenmesi gerekir. Aksi halde idari para cezası ve hukuki sorumluluk gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.
“HER SOMUT OLAY AYRI DEĞERLENDİRİLMELİ”
Ölçülülük ilkesine dikkat çeken Dikencik, “Ofis çalışanı için genel ve rutin uyuşturucu testi ölçüsüz kabul edilebilirken, yolcu taşıyan bir şoför için kamu güvenliği gerekçesiyle orantılı sayılabilir. Dolayısıyla uygulama her somut olay özelinde değerlendirilmelidir. Test sonucuna dayanarak işe almama kararı, işin niteliğiyle doğrudan bağlantılı ve objektif bir nedene dayanmıyorsa eşitlik ve ayrımcılık yasağı kapsamında hukuki ihtilaf doğurabilir” diye konuştu.
“MUTLAK YASAK DEĞİLDİR”
Dikencik, “Netice itibarıyla işe alım sürecinde uyuşturucu testi talep edilmesi mutlak olarak yasak değildir. Ancak işin niteliği gerektiriyor ve veri koruma yükümlülükleri eksiksiz yerine getiriliyorsa hukuka uygun kabul edilebilir; aksi halde temel hak ihlali ve veri ihlali niteliği taşıyacaktır” dedi.





