Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - Mecliste konuşan Başkan Cemil Tugay, “Hastaneyi yapalım, yol yapalım bununla uğraşıyoruz. Yetişmek için elimizdeki kaynakları deli gibi kullanıyoruz. Bütün bunlara rağmen nasıl oluyorsa biz suçlu oluyoruz. Yağmur yağıyor biz suçluyuz kuraklık oluyor biz suçluyuz. Bir arkadaş dedi ya Çeşme’de sorun vardı milletvekilimiz gitti ya Allah’tan utanın. Karareis Barajı bitmişti bağlantı yapılması gerekiyordu. Arkadaşlarımız altı ay öncesinde yalvardı. Bu bağlantıyı yapın dediler. Siz yapmıyorsanız biz yapalım dediler. Ondan sonra yaptılar mı yapmadılar. Gün geldi Çeşme’de kriz başladı mecburen konuştuk. Kavga için çabalamadık. Çeşme susuz kalmasın diye çabaladık. Senin ipliğini pazara çıkacağım demişim kime dedim ben onu. Ben isim falan söylemedim. Sadece o Vakıflar’ın binaya el konmasına aracılık eden milletvekiline söyledim. Bilmiyorum siz söyleyin o mudur bilmiyorum siz telaffuz ettiniz. Siz onun adını verdiniz ben asla söylemedim. Kamuoyuna olay yansıyınca kriz olacağını anladılar meşhur kameralı milletvekili gitti elini arkasına bağlayarak gezdi ‘DSİ çok iyi çalışıyor, CHP’li belediyenin başarısızlığı’ dedi. Yalan söyledi. Ben Allah’ın kuluyum. Bu yüzden yalan söyleyemiyorum. Bir insanı sert eleştirirken istiyorum ki sadece insan olduğunu hatırlasın. Herkes gözümüzün içine bakıyor bırak kendi kariyerini herkes gibi toprak olacaksın yok olacaksın kim kaldı ki bu dünyada sen kalacaksın. Nerede vicdan? Hani hizmet? Ne yapıyorsunuz, devletin tüm imkanları elinizde bir telefonla istediğinizi yaptırıyorsunuz. Bu insanlar bu ülkenin vatandaşı bunların vergileriyle oluyor tüm bunlar. Hanginiz cebinizden çıkarıp beş kuruş harcadınız? Var mı öyle bir iyilik yapan?” diye konuştu.

“Bizlere hakaret ederek meclisin nizamını bozmuş insanların sebep olduğu bir durumdur” diyen Tugay, “Bunu yaptıkları sürece bu mecliste hak ettikleri cevabı alacaklar” dedi.

BELEDİYELER GAVURUN KURUMLARI DEĞİL!

Tugay, “Belediyeler gavurun kurumları değil ellerini güçlendirirseniz halka daha çok hizmet gidecek. Toplu ulaşımdan aylık sübvansiyonumuz 1 milyar. Yani her ay 1 milyar lira kasadan insanlarımız otobüse binsin diye para veriyoruz. Bilet paraları karşılamıyor. Biz 1 milyar lira destek oluyoruz. 90 dakika uygulamasına geçtik. İzmir, Türkiye’nin ulaşımda en ucuz, en çeşitli hizmeti olan aslanlar gibi her yere hizmet eden bir kurumdur. 90 dakika uygulamasıyla vatandaşın cebinde 2 milyar lira kaldı. Toplu ulaşım ücretsiz, daha iyi olsun diyoruz. Zam yapmış halimizle en düşük bilet fiyatının olduğu şehir burası. 90 dakikayla beraber inanılmaz uygun fiyatlar. İnsafı olan der ki gel ben bu otobüslerin yakıtlarından ÖTV almayayım. Ayıptır ÖTV almayın ne olacak, destek olun. Elimizden kaynakları kıs, kes, kredileri onaylama, yapman gereken işleri yapma, bizi sorunlarla boğ, biz can siparane hizmet edelim sonra da CHP’li belediyeler çalışmıyor deyin. İzmir’den toplanan verginin yüzde 3,45’i yatırım olarak kente dönmüş. 81 il içerisinde İzmir 77.sırada. Ben soruyorum bu İzmir’e düşmanlık değil de nedir? Anlatmaktan dilimiz, damağımız kurudu. Ulaşım master planı yaptırıyoruz, yeni yollar açalım, üst geçitler, alt geçitler yapalım ama bu konunun aslı şu; şehrin iki ana aksı var. Buralarda sıkışıyor trafik ve buraların rahatlaması için yapılması gereken ikinci çevreyolu. İkinci çevreyolunun yapımı tamamen bakanlıkta. Seçimden önce AK Parti’nin adayı ben bu çevreyolunu en kısa zamanda yaptıracağım dedi. Kaybedersem yaptırmam da demedi. Üzüldüğüm o. Bugün İzmir’in milletvekili olan insanlar sahaya çıktıklarında onu da halledeceğiz diyorlar ama sorun ortaya çıktığında arayan ki bulusun. Belediyeyi suçlayacak bir konu bulurlarsa eğer kameralarla hemen gidiyorlar. Suçlamaktan başka işleri yok. Herhangi bir milletvekili ‘ben olmasam, milletvekili olmasaydım İzmir’e hangi hizmet gelmezdi’ bu soruyu sorsunlar ve bu sorunun cevabını İzmir halkına vermek zorundalar. Bakanlarla bizi görüştürebiliyorsunuz madem telefon açıp her şeyi konuşabiliyorsunuz o zaman bir işe yarayın. Onlar ne yaptılar bizim Meslek Fabrikası’na çökmeyi marifet sandılar. Bütün tarihi boyunca bir gram vakıfların emeği olmamış, hakkı olmamış o binaya yüzlerce polis eşliğinde girip çökmekten başka ne yaptınız? Bir tane kardeşimiz bir kazayla, kötü olay yaşadığında ailesine gidip onu istismar etmek kendi reklamınız için kullanmaktan başka ne yaptınız? Okul yaptık diyorlar bir zahmet yapın” dedi.

“Şehir hastanesini eleştirdiğimde benimle dalga geçme kampanyası yürüttüler” diyen Tugay, “Müteahhittiler yapmayacaktı da gıda mühendisleri mi yapacaktı diyorlar. Onlar çok akıllı da ben gerizekalı mıyım? Ben size ne dedim? Arsası devletin yaptırdınız binayı ama öyle bir anlaşma yaptınız ki bina bittikten sonra yüzde 70 doluluk garantisiyle buranını otoparkında, temizliğine bütün hizmetlerini onlara verdiniz. Yetmedi 25 yıl kira vereceğiz dediniz. Yüksek bir kira. Bu kira öyle bir kira ki iki buçuk-üç yıllı kira bedeli yapım maliyetini karşılıyor. Ben size gıda mühendisleri mi yaptı diyorum hayır başka birilerini buradan zengin ettiniz diyorum. O parayı bu milletten alıp onlara veriyorsunuz. Ekonomiyi çökerttiğiniz zaman önce millet sonra belediyeler çekiyor. Enflasyon yükseldikçe, girdiler arttıkça bütün orada binen faiz ve kur farkı bütçede artmış miktar olarak görünüyor. İzBB’nin tarihinde en fazla borç ödemiş belediye biziz. Bizden daha fazla ödeyen bulamazsınız. İZSU’daki arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İki yıl içerisinde üç tane büyük arıtma tesisi yaptılar. Nerede sorun varsa oraya gidip ellerini taşın altına sokarak çalıştılar. Genel Müdürümüz gece gündüz oralarda. Sorumluluk alanımız olmamasına rağmen Körfez temizlemekle uğraşıyoruz ve biz bir yandan su fiyatlarını düşürüyoruz. Kademeli artışlar yaptık bu da su tüketiminin önüne geçmek içindi. Kuruşun hesabını yaparak çalışıyor arkadaşlarımız. Kimsenin haberi olmadan gidiyorlar Kınık’ın içme suyu altyapısını ihale ettiler ve çalışmaya başlamak üzereler. Kınık’ın altyapısı ne kadar umurunuzda ya da yapıldığı bir gün teşekkür edin. Menemen’de o kadar içme suyu altyapı çalışması yaptık bir gün bir teşekkür ettiniz mi? Her gün gitti arkadaşlarımız Alsancak’ta yol düzeltti. Deniz seviyesinin altında biraz yağmur yağdığında drene olamıyor o yüzden o kazılar yapılıyor. Sihirli değnek mi var elimizde kazmadan nasıl yapacağız? Siz şunun farkında değilsiniz; halk bunların farkında çünkü bizi sahada görüyor. Yangın oluyor oradayız, sel oluyor oradayız” ifadelerini kullandı.

HİZMET EDEN İNSANLARIZ!

Tugay, şunları söyledi:

Karayollarının yüzünden, bizim yaptığımız menfezi bozması yüzünden. Bergama’yı sel kimin yüzünden bastı, bu devlet ne zaman kurumlarıyla sorumluluk alacak. İnsanlar gerçeği bilsin. Hüsnü Bey durup durup karavanlar diyor, o karavanları çekme yetkisi belediyenin mi! polisin emniyetin yetki. 2035’e kadar kanun çıkarmış süre vermişler, belediye ne yapsın. Söylüyoruz çekmiyorlar diyorlar. Emniyeti yöneten Büyükşehir mi! Biz devletin her kurumuna yardımcı olmak için koşturuyoruz. Gençlik Spor İl Müdürü Buca’da yurt yapacağız yardıma ihtiyacımız var dedi derhal dedim. Biz ne zaman zorluk çıkardık, devlet kurumunun işine engel olduk. Biz yapmayız, bu memleketin evladıyız, bu insanların parçasıyız. Buraya iftira atamaya, yalan söylemeye, hakaret etmeye gelmedik, çalışmak için halkın hakkını aramak için geldik. Onun için buradayız. O yüzden bize hakaret edilmesine içerliyoruz, yalan söylenmesine, insanların kandırılmaya çalışılmasına müsaade etmiyoruz. Biz hizmet eden insanlarız.

GİRMEDİĞİMİZ SOKAK YOK

Tek yaptığınız şey konuşmak, bu şehrin bir sorununu çözmediniz. Siz bunları yapmazken biz bu şehrin yoksullarına…Sayın Grup Başkan Vekili bizi bu hale kim getirdi. Burada şov yapmak için uğraşılırken odun olamadık, insanız biz. Siz bu meclisi bu hale getirmek için elinizden geleni ardınıza koymayın. Burada aslanlar gibi CHP’li meclis üyeleri var, biz bu şehrin başını öne eğdirmeyeceğiz. Ben bu ülkenin yoksulluğundan işsizliğinden utanıyorum. Yoksulluktan fuhuşa, uyuşturucu ticaretine kapılan, darlığını mafyayla çözmeye çalışan, insanların bu hale getirilmesinden utanıyorum. Giremediğimiz sokak yok, varoşların en ucuna, en uçtaki dağa gidiyoruz, onlarla birlikte oluyoruz, onları dinliyoruz. Aç oldukları zaman karınlarını doyurmaya, hiçbir zaman onların insanlıklarını kaybettik diye hissetmesini istemiyoruz Sağlık, kültür sanat, dağıtılan yemekler de onun için. 2025 yılında 7 milyon 800 bin tane sıcak yemek dağıttık. 744 bin 223 tane kahvaltılık dağıttık. 576 bin 640 tane taziye için pide ürettik. Çocuk doğuyor, anne çantası veriyoruz, derdin olursa ara bizi diyoruz, derdi olduğunda kimi arıyorlar! Onların ellerini değil ayaklarını öperim, kimseyi yalnız bırakmıyoruz. Çiftçinin hayvanı hastalanıyor, ürünü elinde kalıyor biz koşuyoruz. Onları yalnız bırakmayacağız.

BÜTÇE DEYİNCE AKLINIZA ONU BUNU ZENGİN ETMEK GELİYOR

İZMAR’ları açıyoruz. Kapıda kuyruklar oluyor, ürün yetiştiremiyoruz. NewYork’ta belediye başkanı 1 market açmış dünyada haber oldu. Halk ekmekte, İzmar’da, halk lokantalarındaki kuyruklara bakınca anlıyorum, insanların yoksulluğu isyan edecek boyutta. Bütçe deyince sizin aklınıza onu bunu zengin etmek geliyor.