GÜNDEME BAKIŞ - CHP İzmir İl Başkanlığı’nda nöbet tutan partililerle bir araya gelen Çağatay Güç, mutlak butlan yönetimini tanımadıklarını belirterek, sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha da güçlendirdiğini söyledi.
“BİZ DEVLET İLE MUHATAP OLALIM”
AK Parti siyasetinin tükendiğini savunan Güç, “Valiliğe başvurularını yapsınlar, biz de devletle muhatap olalım. Burada 3-5 kişinin gelerek burayı alması gibi bir durum söz konusu olamaz. Böyle bir muhataplık zemini yok. Çünkü bu bir parti içi kavga değil. Şu anda AKP hükümetinin atamış olduğu mutlak butlan yönetimini zaten tanımıyoruz. Onun atadığı il başkanını da tanımıyoruz. Dolayısıyla bu şekilde muhatap olunacak bir durum bulunmuyor. Görüyorsunuz, Genel Başkanımız Özgür Özel binlerle birlikte yürüyor. Biz de bugün arkadaşlarımızla toplansak binlerce kişiyle yürürüz. Mesele gerçekten bina meselesi değil. Bizim sorunumuz bina değil. Ancak AKP hükümetinin yürüttüğü bu süreç aslında bize yarıyor. İnsanlar umutlu, herkes bu sürecin farkında. Onların attığı her adım, yaptığı her hamle Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha da güçlendiriyor. Bu tablo, AKP siyasetinin artık tükendiğini gösteriyor. Türkiye’nin geleceği, Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi.
“ONURLARIYLA İSTİFA ETSİNLER”
CHP Genel Merkezi’ne çağrıda bulunan Güç, “Arkadaşlara tek tavsiyemiz şudur: Lütfen onurlarıyla, gururlarıyla istifa etsinler ve partiden ayrılsınlar. Mutlak butlan yönetiminin tamamının istifa edip bu partiden gitmesi gerekiyor. Halkın ve vatandaşın kendilerini sevmediğini sokağa çıktıklarında açıkça görebilirler” ifadelerini kullandı.
“HABERCİLERİ GAZLIYORLAR”
CHP İzmir İl Başkanlığı’na atandığı öne sürülen Utku Gümrükçü’ye yakın isimlerin il başkanlığına geleceği yönündeki iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güç, “Biraz da habercileri gazlıyorlar, sonra konu bize geliyor. Aslında bu da bizi diri tutuyor. Zaten mutlak butlan yönetimi atandığından beri nöbet halindeyiz. Yaklaşık 20 günü geçti, 24 saat esasına göre nöbet tutuyoruz. Sürecin ne kadar kötüye evrildiğini onlar da fark etti. Şunu düşündüler: ‘Biz yönetimi atarız, mutlak butlan yönetimi gelir, insanlar da Kılıçdaroğlu’na alışır. CHP’yi yüzde 10-15 bandına oturturuz, biz de bunlardan kurtuluruz.’ Ancak böyle bir şey olmayacak. Bu süreci sürükleyen halktır. Elbette biz siyasetçilerin de katkısı, niyeti, emeği ve mücadelesi var. Ancak bu sürecin asıl taşıyıcısı halktır, vatandaştır, millettir. Biz de vatandaş ne diyorsa onun üzerinden siyaset yapıyoruz. Vatandaşı dinleyerek siyaset yapıyoruz. AKP hükümeti de vatandaşı dinlerse ne olacağını çok iyi anlayacaktır. Bu sürecin sonunda varacağı yer bellidir ve yaşananlar bizi iktidara çok daha hızlı bir şekilde yaklaştırmıştır” diye konuştu.
“AKP’DEN DAHA AKP’Lİ BİR YÖNETİM VAR”
Mutlak butlan yönetiminin parti tüzüğüne uygun hareket etmediğini savunan Güç, “Ortada mahkeme kararı diye bir şey yok. İç tüzüğü yürütmeye çalışıyorlar ancak bunu da doğru şekilde kullanmıyorlar. Çok basit maddeler var. MYK oluşturulduğu zaman Parti Meclisi’ne onaylatılmak zorundadır. Parti Meclisi’nde onaylatılmayan bir MYK organı hükümsüzdür. Böyle bir yapı karar alamaz. Kaldı ki karar aldıklarını varsaysak bile, bizim neden görevden alındığımızla ilgili gerekçeli bir karar olması gerekir. Önce savunmamızın alınması lazım. Bir karar verilecekse bunun gerekçesi olmalı ki biz de buna itiraz edebilelim. Peki nereye itiraz edeceğiz? Parti Meclisi’ne. Ancak Parti Meclisi şu anda düşmüş durumda. Bugün karşımızda AKP’den daha AKP’li bir mutlak butlan yönetimi var. AKP’nin ettiği zulümden daha fazlasını yapmaya çalışan bir butlan yönetimiyle karşı karşıyayız. Kraldan çok kralcı bir anlayış, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hükmetmeye çalışıyor. Ama kontrol edemiyorlar. Çünkü etraflarında kimse yok. Sadece birkaç koltuk sevdalısı var. Aslında ortada koltuk da yok. Bu süreç böyle devam ederse Kılıçdaroğlu yönetimindeki butlan yönetimi yüzde 1’den fazla oy alamaz. Ne belediye başkanı olabilirler ne milletvekili ne de meclis üyesi. Hiçbir şey olamazlar. Bu koltuk sevdalıları neye göre hesap yapıyor, anlamak mümkün değil. Bu, vizyonsuzluk ve geleceği görememek demektir. Umarız bir an önce perdeleri açar, geleceği görür ve AKP hükümetinin maşası olmaktan vazgeçerler” dedi.





