GÜNDEME BAKIŞ - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanlığı tarafından, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun katledilişinin 33’üncü yılı dolayısıyla Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde anma etkinliği düzenlendi. “Uğur Mumcu Anma Etkinliği” başlığıyla gerçekleştirilen programın açılışına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP İzmir Milletvekill Ednan Arslan, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Altan İnanç, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte Mumcu için hazırlanmış bir video gösterimi de yapılırken, etkinliğin açılıs konuşmalarını Tugay ve Güç gerçekleştirdi.

11-27


TUGAY: ÜLKEMİZİN EN ZENGİN KAYNAĞI KÜLTÜRÜ


Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde onurlu ve bağımsız bir millet kurulduğunu vurgulayan Tugay, o günlerden bugüne Türkiye üzerinde hesapları olanın bitmediğini söyledi. Mumcu’nun da buna dikkat çeken insanlardan biri olduğunu söyleyen Tugay, “Çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizin çok önemli kaynakları var. Bin yıllara yayılan bir kültürün mirasçısıyız ve bu kültürün bugüne taşıdığı değerler açısından aslında kaynak sıkıntısı olmayan bir ülkeyiz. Yaklaşık bir asır önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, biraz önce izlediğimiz videoda da ifade edildiği gibi, bugüne kadar kurulmuş en güçlü, en büyük örgütlenmelerden biri hayata geçirilmiş, zafere taşınmış ve bağımsız bir ülke kurulmuştur. Bizler, bunu başaran atalarımızın, bu milletin evlatlarıyız, onların torunlarıyız. Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bugün de ülkemiz üzerinde karanlık emelleri olan, içten ve dıştan hesapları bulunan yapılar her zaman var olmuştur. İnsanları ve ülkenin kaynaklarını kendi çıkarları için kullanmak isteyenler mücadelelerini sürdürmektedir. Benim bugün söylediklerim de tam olarak bununla ilgilidir. Bunları dile getirmek başka bir şeydir; bunun mücadelesini hep birlikte, ortak bir iradeyle vermek bambaşka bir şeydir. Söylenen her cümlenin altını; bilgiyle, belgelerle, araştırmalarla doldurmak çok daha değerlidir. Kaliteli önderlerin söylediği her sözü belgeleriyle ispatlayan, bilgiye dayalı şekilde bunu kamuoyuna aktaran bir duruş vardır. Yazılarıyla, kitaplarıyla; siyaset, mafya, terör örgütleri ve bunların tüm bağlantılarını açığa çıkaran bir mücadeleden söz ediyoruz. Neden susturulmak istendiğini anlamak için topluma ne anlatmak istediğine kulak vermek gerekir. Emperyalizmin az gelişmiş ülkelere askerle değil, borçla, dinle ve işbirlikçilerle hükmettiğini söyleyen; bugün hâlâ tarihimize ışık tutan tespitler yapan bir anlayıştan bahsediyoruz. Ulusal egemenliği parçalayan en etkili mekanizmaları anlatan, terör örgütleriyle bazı yapıların sandığımızdan çok daha uzun süredir dış merkezlerle bağlantı içinde olduğunu vurgulayan önemli tespitler vardır. Bütün bu iddialar belgeleriyle ortaya konmuştur” dedi.

Whatsapp Image 2026 01 24 At 3.25.54 Pm


TUGAY: YAŞASAYDI HERŞEY FARKLI OLURDU


Mumcu'nun karanlık güçler tarafından Türkiye'den kopartılmaya çalışıldığını dile getiren Tugay, Mumcu yaşasaydı Türkiye'de siyasetin farklı olacağını söyledi. Tugay, "24 Ocak 1993’te karanlık bir suikastla aramızdan alınan bu aydın düşünce, fiziksel olarak yok edilmiş olabilir ama fikren koparılıp koparılmadığını sorgulamak zorundayız. Onun bu ülkenin aydınlığını temsil eden sesi susturulmak istenmiştir. Ne yazık ki bu ülkede bunu düşünenler olmuştur. O karanlık günden bu yana 33 yıl geçti. Yıllar içerisinde defalarca hatırladık, hatırlamaya da devam ediyoruz. Her hatırladığımızda onu daha büyük bir saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz. Onca yıla rağmen bu suikastın aydınlatılamamış olması hepimiz için bir yaradır. Adaletin geciktiği her gün, demokraside bir yara açık kalmaktadır. Onu anmak yalnızca bir hatırlama değildir. Onun eserlerini tekrar tekrar okumak, sorgulamak, karanlığa karşı cesur olmayı görev bilmek demektir. Üretkenliği iktidarın yanında değil, olması gerektiği yerde; halkın, gerçeğin yanında konumlandıran bir anlayıştır bu. Korkmadan, bedel ödemeyi göze alarak yürütülen bir mücadelenin mirasıdır. Bugün onun izinden giden, gazeteciliğin onurunu ve kaleminin namusunu taşıyan insanların varlığına inanıyorum. Bu ülke, aydınlık bir geleceği mutlaka görecek. O günler gelecek. Bu süreçte emeği geçen, bu değerli anmaya katkı sunan herkese tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Verilen bu mücadele için, bu güzel dayanışma için şunu özellikle ifade etmek isterim: Onun ışığı bugün hâlâ bu ülkede pek çok insanın yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onun düşüncesi, onun mirası bu ülkede güçlü bir şekilde yaşamayı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 01 24 At 3.25.53 Pm


GÜÇ: UĞUR MUMCU AYDIN DÜŞÜNCENİN TEMSİLCİSİDİR


Mumcu Cumhuriyet’e olan tehditleri herkesten önce gördüğünü dile getiren Güç, Mumcu’nun Cumhuriyet Şehidi olduğunu söyledi. Mumcu’nun geçmişte söylediklerinin bugün de geçerli olduğunu söyleyen Güç, “Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan; aklı, cesareti, sorumluluk bilincini ve hakikat arayışını gelecek kuşaklara aktarabilen bir aydındır. Cumhuriyet yalnızca bugün yaşayanlar için değil, henüz doğmamış kuşaklar için de vardır. Cumhuriyetimizi tehlikeye atan odakları, karanlık ilişkileri; hukukun ve laikliğin aşındırılmak istendiği her süreci herkesin önünde, korkusuzca dile getirmiştir. O kalemini hiçbir gücün emrine vermemiş, gerçeği saklamamıştır. ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’ diyerek cehaletin değil, aklın yolunu göstermiştir. Bir kişiye yapılan haksızlığın, bütün topluma yönelmiş bir tehdit olduğunu söylerken demokrasinin ve hukukun temelini işaret etmiştir. Uğur Mumcu bir gazeteciden ibaret değildir. O, Cumhuriyetin vicdanıdır. O, halkın adına kaleminden vazgeçmeyen bir Cumhuriyet şehididir. Kıymetli hemşerilerim; Uğur Mumcu’nun uyarılarını anlamaya çalıştığımızda karşımıza çok net bir gerçek çıkar. Dün söyledikleri, bugün hâlâ yakın tarihimizde yaşadığımız her tartışmanın içindedir. Cumhuriyetin içten içe aşındırılmasına yönelik her oyunu önceden görmüş olması, ne kadar ileri görüşlü, ne kadar cesur bir aydın olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu topraklar, kalemini ve aklını haktan ve halktan yana kullanan aydınlarını asla unutmamıştır. Bedeli ağır olmuştur; laikliği ve kadın haklarını savunduğu için hedef alınmıştır. Muammer Aksoy, hukukun üstünlüğünü savunduğu için; Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıktığı için bedel ödemiştir. Onlar da tıpkı Uğur Mumcu gibi, Cumhuriyet’e yönelen tehditleri görmüş, susmamış, boyun eğmemiştir. Cumhuriyet tarihi bu bedellerin tarihidir. Ama aynı zamanda unutulmayanların, yaşatılanların, fikirleriyle yol gösterenlerin tarihidir. Sevgili Uğur Mumcu, seni anlıyoruz. Uyarılarını biliyoruz. Söylediklerini yalnızca anlamakla kalmıyor, sorumluluğunu da omuzlarımızda hissediyoruz. Rahat ol. Sözlerinle, fikirlerinle, zihnimizde ve yüreğimizde yaşamaya devam edeceksin. Bu ülkede aydınlar susturulmak istendiği her dönemde, Cumhuriyetin evlatları onlara sahip çıktı; çıkıyor ve yarın da çıkacak. Cumhuriyeti; aklıyla, bilimiyle, hukuku ve laikliğiyle sonsuza dek savunacağız. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyet, Uğur Mumcular yaşadıkça ayakta kalır. Bu inançla; şahsında tüm aydınlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum” dedi.