GÜNDEME BAKIŞ- İnciraltı planlama sürecine ilişkin tartışmalar sürerken, İnciraltı Gelişim Derneği (İNGEDER) Başkanı Tayfun Karabulut, GÜNDEME BAKIŞ'a konuşan İzmir Ziraat Odası Başkanı Çakıcı’nın açıklamalarına yanıt verdi. Karabulut, kamuoyunda oluşturulan bazı değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek sürecin “yanlış algılarla tartışılır hale getirildiğini” ifade etti.
GÖRÜŞME TALEPLERİMİZE YANIT VERMEDİ
Karabulut açıklamasında, defalarca randevu talep etmelerine rağmen geri dönüş alamadıklarını vurgulayarak, “Planlama sürecinin katılımcı olması gerektiğini söyleyenlerin, görüşme taleplerimize dahi yanıt vermemesi ciddi bir çelişkidir. Biz diyalog istiyoruz, iletişim istiyoruz” dedi. İnciraltı’nın yıllardır farklı müdahalelere maruz kaldığını savunan Karabulut, bölgenin korunarak bugüne geldiğini, ancak buna rağmen çeşitli projelerde “kenarından kıyısından kullanılan bir alan” haline getirildiğini ileri sürdü. “İletişim, diyalog ve ortak akıl” vurgusu yapan Karabulut, sürecin masa başı tartışmalarla değil, doğrudan paydaşlarla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
ÇATIŞMA DEĞİL ÜRETME ZAMANI
Devam eden hukuki sürece de değinen Karabulut, İnciraltı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların yargı kararları ve planlama süreçleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin Danıştay’a başvurma hazırlığında olduğu süreçte, İNGEDER cephesi ise bölgenin yıllardır geciken bir planlama süreciyle karşı karşıya olduğunu savundu. Karabulut, “İnciraltı, İzmir’in geleceğidir. Artık çatışma değil, birlikte üretme zamanı” diyerek, bölgeye yönelik her adımın ortak akılla ve tüm paydaşların katılımıyla atılması gerektiğini söyledi.
İNGEDER tarafından yapılan açıklamanın tamamı;
Keşke bu değerlendirmeleri kamuoyu üzerinden değil, doğrudan yüz yüze bir diyalog ortamında yapabilseydik. Ancak ne yazık ki göreve geldikleri günden bu yana ve son olarak üç hafta önce yaptığımız randevu taleplerimize herhangi bir yanıt alamadık. Planlama sürecinin katılımcı olması gerektiğini ifade edenlerin, yapılan görüşme taleplerine dahi yanıt vermemesi ciddi bir çelişki oluşturmaktadır. Biz diyalog istiyoruz, iletişim istiyoruz.
Sayın başkanın İnciraltı sürecine ilişkin son açıklamaları; kamuoyunda yanlış, gerçek olmayan bir algı oluşturulmaktadır.
Bugün doğrudan İnciraltı’nın tarım dışı planlanmasına ilişkin açılmış dava, yalnızca Ziraat Mühendisleri Odası’nın açtığı davadır, onu da kazandık...
Bunun dışında dava yok çünkü henüz plan yok.. Şehir Plancıları Odası’nın açtığı dava ise kent ormanı tarafındaki alanla ilgilidir ve özel mülkiyet alanlarımızı kapsayan İnciraltı planlama süreciyle aynı konu değildir.
Bu ayrımın doğru yapılması gerekir, kamuoyu yanıltılmamalıdır.
Yapılan açıklamalarda, alınan istinaf kararının avukatlarla değerlendirileceği ifade edilmektedir.
Biz de burada açıkça şunu söylüyoruz:
Keşke avukatlarla değerlendirme yapılmadan önce, yüzyılı aşan süredir bu topraklarla yaşayan, bu bölgenin gerçek sahipleri olan halkla bir görüşme yapılabilseydi.
İnciraltı Gelişim Derneği olarak;
göreve geldikleri ilk dönemde,
ve yaklaşık üç hafta önce bir kez daha
olmak üzere iki kez resmi randevu talebinde bulunduk ancak demokrasinin beşiği olan olan kentimizde bunu sayın başkandan bulamadık. Bizim beklentimiz açıktır:
İletişim, diyalog ve ortak akıl
Henüz askıya çıkmamış planlar üzerinden “TMMOB çatısı altında itirazlarımızı sürdüreceğiz” söylemleriyle kamuoyunda olumsuzluk oluşturulmasını doğru bulmuyoruz.
“Gökdelen” gibi gerçekle ilgisi olmayan ifadelerle süreci tartışmalı hale getirmek, İzmir’e de, İnciraltı’na da bir fayda sağlamaz. Bu bakış açısının artık değişmesi gerektiğine inanıyoruz
Öte yandan süreç zaten katılımcı bir şekilde ilerlemektedir.
Geçtiğimiz haftalar da da AK Parti İzmir Milletvekili Sayın Mahmut Atilla Kaya’nın da açıkça ifade ettiği gibi tüm kurumlara görüş verme imkânı vardır. Ancak bugüne kadar bu açık çağrıya karşılık somut bir katkı yine ortaya konulmamıştır.
Eleştirmek kolaydır, önemli olan çözüm üretmek, sorunları yıllardır görmezden gelmek değildir.
İnciraltı meselesi sadece son 20 yılın değil, neredeyse bir asra yaklaşan bir gecikmenin konusudur.
1930’lu yıllardan bu yana konuşulan bu vizyon artık hayata geçmek zorundadır.
Biz diyaloga açığız.
Ama şunu da net söylüyoruz:
Bugüne kadar bu toprakları koruyup, kollayan kanun nizamdan çıkmadan , gecekondulaştırmayan sabırla yıllardır bekleyen bizler olduk. Zaman içerisinde kurban kesim yeri olduk, metro inşşatlarını harfiyat döküm yeri olduk, kenarından kıyısından kemirilen ata topraklarımızı sermayeden koruyan da yalnız bizler olduk. Bugünde İnciraltı’nın geleceğini zayıflatacak hiçbir yaklaşıma karşı sessiz kalmayacağız.
Bu topraklara , ata topraklarına sahip çıkan insanlar olarak, mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
İnciraltı'na Taş üstüne taş koyan herkesin başımızın üstünde yeri vardır.
İnciraltı, İzmir’in geleceğidir.
Artık sen-ben değil, el birliğiyle İzmir’e kazandırma zamanıdır.