GÜNDEME BAKIŞ - İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar ve İl Başkanı Ülkü Doğan, il başkanlığında düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İzmir’de deprem riski nedeniyle tahliye edilen okulların durumuna dikkat çeken Doğan, öğrencilerin kendi okullarına dönüş tarihinin açıklanmasını istedi. Doğan, tarım politikaları ve üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.


“DEVLETİN GÖREVİ YALNIZCA OKULU BOŞALTMAK DEĞİL”


İzmir’de deprem riski nedeniyle boşaltılan okul binalarının yeniden yapılma sürecini gündeme getiren Doğan, 2020 depreminden bu yana geçen zamana dikkat çekti. Riskli yapıların tahliye edilmesinin doğru olduğunu ancak öğrencilerin güvenli okul binalarına kavuşması için de zamanında adım atılması gerektiğini belirten Doğan, şöyle konuştu:
“2020 depreminden bu yana yıllar geçti. Deprem riski nedeniyle okulların boşaltılması elbette doğrudur; çocuklarımızı riskli yapılarda okutmayı savunacak değiliz. Fakat devletin görevi yalnızca riskli binanın kapısına kilit vurmak değildir. O çocuğa makul sürede güvenli yeni bir okul yapmak da devletin görevidir. 2023 yılında deprem güvenliği gerekçesiyle sekiz okul/okul bloğunun daha tahliye edildiği açıklandı. Bugün hâlâ bazı öğrenciler kendi okullarında değil, başka okulların binalarında eğitim görüyor. İzmir’de pek çok yerde tahliye edilen binaların yerine yenileri zamanında yapılamadığı için çocuklarımız aynı okul binalarını paylaşmak, daha kalabalık koşullarda ve kimi yerlerde ikili eğitim sistemi içerisinde eğitim görmek zorunda kalıyor.”


KONAK’TA İKİ OKUL AYNI BİNADA


Konak’taki okul taşınmalarını örnek gösteren Doğan, Salih İşgören İlkokulu ve Melih Özakat İlkokulu öğrencilerinin yaşadığı sürece dikkat çekti. Doğan, iki okulun öğrencilerinin Gazi Ortaokulu binasına taşınmasının ardından velilerin çeşitli sorunlara ilişkin endişelerini dile getirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun en çarpıcı örneklerinden birini Konak’ta görüyoruz. Salih İşgören İlkokulu öğrencileri önce Melih Özakat İlkokulu binasına yönlendirildi. Melih Özakat İlkokulu binası için de yıkım kararı verilmesinin ardından iki ilkokulun öğrencileri Gazi Ortaokulu binasına taşındı. Veliler giriş-çıkış yoğunluğu, küçük yaştaki çocukların güvenliği, hijyen, fiziki kapasite ve ikili eğitim konusunda ciddi endişelerini dile getiriyor. Ve bu yalnızca bir örnek.”


MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE 5 SORU


İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne çağrıda bulunan Doğan, tahliye edilen okulların sayısı, yeniden yapım çalışmaları ve öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin verilerin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Doğan, “2020’den bugüne İzmir’de deprem riski nedeniyle kaç okul boşaltıldı? Kaçı yeniden yapıldı? Kaçının inşaatı hâlâ devam ediyor? Kaç öğrencimiz bugün kendi okulunda değil, başka bir okulun binasında eğitim görüyor? Kaç okul ikili eğitim yapıyor? Ve bu çocuklarımız kendi okullarına hangi tarihte dönecek?” sorularını yöneltti.


BUCA ŞEHİT HÜSEYİN ŞİMŞEK ORTAOKULU’NU SORDU


Doğan, Buca Şehit Hüseyin Şimşek Ortaokulu’nun depreme dayanıklılığına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların da açıklığa kavuşturulmasını istedi. Doğan, şu ifadeleri kullandı:


“Bir de Buca Şehit Hüseyin Şimşek Ortaokulu hakkında kamuoyuna yansıyan son derece ciddi bir iddia var. Binanın depreme dayanıklı olmadığı ve yıkım kararı bulunduğu ileri sürülüyor. Yetkililere açıkça soruyoruz: Bu iddia doğru mudur? Doğruysa öğrenciler neden hâlâ bu binada eğitim görmektedir? Bu konuda kamuoyuna açık ve belgeli bir açıklama yapılmalıdır.”


“ÜRETİCİ ÜRÜNÜNÜ KAÇA SATACAĞINI BİLMİYOR”


Toplantıda tarım politikalarına da değinen Doğan, İzmir ve Ege Bölgesi’nde zeytin, incir ve üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Üreticilerin artan maliyetler ve ürün fiyatları nedeniyle emeğinin karşılığını alamadığını savunan Doğan, şöyle konuştu:
“Bir başka meselemiz İzmir’in, Ege’nin toprağı ve üreticisi. Bu toprakların üç stratejik ürünü var: zeytin, incir ve üzüm. Üçünde de bugün üretici aynı soruyu soruyor: ‘Ben ürettim; peki devlet nerede?’ Ve biz de soruyoruz: Bu ülkede üreten neden kazanamıyor? Çiftçi toprağına emek veriyor, risk alıyor, maliyetin altına giriyor, üretiyor; fakat ürün bereketlendikçe kazancı artacağına kaygısı artıyor. Oysa üretim bir ülkenin yükü değil, gücüdür. Üreten Türkiye güçlü Türkiye’dir. Ama üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir düzen sürdürülebilir değildir.”

Özgener’den fon vurgunu tepkisi: Kimsenin yanına kar kalmayacak!
Özgener’den fon vurgunu tepkisi: Kimsenin yanına kar kalmayacak!
İçeriği Görüntüle


ZEYTİNYAĞINDA MALİYET, İNCİRDE FİYAT BEKLEYİŞİ


Zeytinde yüksek rekolte beklentisinin üretici açısından sevince dönüşmediğini ifade eden Doğan, ihracat, stok ve maliyet sorunlarına dikkat çekti. TARİŞ ve bölgedeki ziraat odalarının da zeytinyağı fiyatlarının maliyetin altında kaldığını belirterek destek talep ettiğini dile getiren Doğan, incir üreticilerinin alım fiyatı beklentisini de gündeme taşıdı.
Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:


“Zeytinde tarihî bir rekolte bekliyoruz. Normal şartlarda bunun bir müjde olması gerekir. Ama ihracatınız geriliyorsa, stokunuz birikiyorsa, pazarınızı önceden hazırlamamışsanız ve üretim maliyeti satış fiyatını yakalamışsa, bereket üreticinin yüzünü güldürmüyor; üreticinin korkusu oluyor. Bugün TARİŞ ve bölgedeki ziraat odaları dahi zeytinyağında fiyatların maliyetin altında kaldığını söyleyerek destek istiyor.


İncirde Türkiye dünya lideri. Bu yıl yüksek bir rekolte bekleniyor; ürün yetişti, hasat yapıldı, ihracat sezonu başladı. Ama bugün 29 Eylül ve üretici hâlâ TARİŞ’in alım fiyatını bekliyor. Geçtiğimiz yıl kuru incir alım fiyatı 30 Ağustos’ta açıklanmıştı. Bu yıl aradan neredeyse bir ay daha geçti; sezonun sonuna yaklaşıldı ama fiyat hâlâ belli değil. Üretici bütün yıl bahçesine bakacak, gübresini atacak, ilacını kullanacak, işçisini çalıştıracak, ürününü toplayıp kurutacak; ama sezonun sonunda ürününü kaça satacağını bilmeyecek. Böyle tarım politikası olmaz.”