Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, İzmir ve ülke gündemini değerlendirerek önemli açıklamalarda bulundu. Aynı zamanda hukukçu olan Yücel, CHP’ye yönelik gerçekleştirilen operasyonlara, ilçe ziyaretlerinde vatandaşlardan aldığı geri dönüşlere, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülk iddialarına ve parti içinde milletvekillerine yönelik eleştirilere dair önemli açıklamalarda bulunarak, “Önseçime girecek misiniz” sorusunu yanıtladı.

“HANGİ PAZARDA HANGİ EMEKLİ LOKALİNDE AKP’Lİ GÖREBİLİRSİNİZ!”
İlçe örgütüyle birlikte saha çalışmaları yapan Yücel, AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında yaşanan “Sahada yok” tartışmalarına yönelik, “Çok kısır bir tartışma... Hangi pazarda, hangi meydanda, hangi emekli lokalinde bir AKP'li görebilirsiniz ki” çıkışında bulunarak, “İzmir'de sokağa çıksalar ne emekliler onların yüzüne bakar, ne de verdikleri bursla alay ettikleri üniversiteliler... Üç kuruş zam yaptıkları emekliye, memura, asgari ücretliye ne diyecekler? Her gün daha kötüye giden ekonomiyi, her gün zam gelen ürünleri nasıl açıklayacaklar? İstiklal Marşı'nı Arapça okutmalarını nasıl açıklayacaklar? Ekrem İmamoğlu'na, Zeydan Başkan’a, Muhittin Başkan’a, Mehmet Murat Çalık'a yaptıkları zulmü nasıl anlatacaklar? Yusuf Tekin'in Atatürk, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı uygulamalarını, Akın Gürlek'in malvarlığını nasıl savunacaklar? Tartışmaya bile değmez.Biz sokaklarda özgüvenle dolaşıyoruz, onlar sokağa çıkamıyorlar” dedi.
“İZMİRLİ BİZ DEĞİL ONLARMIŞ… GÜLÜYORUZ BUNLARA!”
İzmirlilik polemiklerine de gönderme yapan Yücel, “Bir de komik komik şeyler söylüyorlar. Neymiş İzmirli onlarmış, biz İzmirli değilmişiz. Gülüyoruz bunlara... 5 yıl İzmir İl Başkanlığı yaptım, İzmirde doğdum, İzmir’de okudum, 20 seneden fazla İzmirde avukatlık yaptım, hayatım burada geçti. Murat Bakan'ın da, Ednan Aslan’ın da, Sevda Erdan Kılıç’ın da, Mahir Polat’ın da, Rıfat Balbantoğlu’nun da… Bu eleştirilere yanıt vermek bile lüzumsuz ama yanıt vermeyince saçmalamaya devam ediyorlar. Biz sahada elbette varız, İzmir'in her caddesindeyiz, her mahallesindeyiz... CHP Türkiye'nin de İzmir'in de her yerinde... Son seçimde Ege’yi kırmızıya boyadık, pazarda da biz varız, Kemeraltı’nda da, Şirinyer’de de...” diye konuştu.
“ESNAFIN VE SOKAĞIN NABZINI TUTUYORUZ”
Saha çalışmalarına ve vatandaşın gündemine yönelik bilgi veren Deniz Yücel, “Ziyaretlerimiz son derece etkili ve verimli geçiyor. Genel ekonomik sorunların yanı sıra, gittiğimiz yerlerde sektörel bazda yaşanan sorunları da dinliyoruz. Dernek ve odaların temsilcileri ile de görüşüyoruz... Taleplerini dinliyor, çözülmesini bekledikleri sorunları not alıyoruz. Esnafın ve sokağın nabzını tutuyoruz. Sarayın görmezden, duymazdan geldiği sokağın sesine kulak veriyoruz, dertleriyle dertleniyoruz. Adım adım iktidara yürüdüğümüz günlerden geçiyoruz. İlk sandıkta iktidar olduğumuzda, kepenk indiren esnafın, geleceğinden umutsuz gençlerimizin, alınterinin karşılığını alamayan emekçinin, açlığa mahkum edilen emeklinin, kısacası 85 milyonun derdini tek tek çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
“VATANDAŞIN GÜNDEMİ HAYAT PAHALILIĞI”
Vatandaşın en önemli gündeminin ekonomi ve yoksulluk olduğunu vurgulayan Yücel, “Vatandaşın gündeminde kaynamayan tencere, ödenemeyen kira, toruna verilemeyen harçlık var... Vatandaşın gündemi ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve enflasyon... Toplumun geneline hâkim olan mutsuzluk ve umutsuzluk halinin giderilmesini, ekonominin düzelmesini istiyorlar. Bizlere teşekkür ediyorlar, çünkü onların sorununu tüm yönleriyle gündeme getiren, milletin meclisinde milletin sesini duyuran biziz. Sorunları yerinde dinliyor, partimizin iktidarında nelerin değişeceğini anlatıyoruz. Özellikle ekonomik ve sosyal refahı yükseltecek politikalarımızı vatandaşa anlatıyoruz. 24 yıldır halkın, kamunun üstün yararını göz ardı edip, kendi yandaşlarını zengin eden, yoksulluğu yöneterek iktidarda kalmayı sürdüren bu iktidara ilk seçimde son vereceğiz” açıklamasında bulundu.
“BAZEN BİRBİRİMİZİ YALNIZ BIRAKABİLİRİZ AMA HALKI ASLA”
Örgüt toplantılarında bazı ilçe başkanlarından ve belediye başkanlarından ‘Milletvekilleri bizi yalnız bırakıyor’ çıkışları gelmiş, bu kamuoyuna yansımış ve partiden de bir yalanlama gelmemişti. Bu sitemi nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusunu yanıtlayan Yücel, “Cumhuriyet Halk Partisi, genel başkanından üyesine, ilçe başkanından belediye başkanına, belediye meclis üyesinden milletvekiline kadar her alanda çetin bir mücadele veriyor. Herkesin her an her yerde olabilmesi mümkün değil. Bir planlama dâhilinde mümkün olan en geniş kitlelere ulaşma hedefimiz var. Her ilçede her ilde tek tek özenle çalışıp, halkımızı dinliyor ve partimizi de politikalarını anlatıyoruz. Bir yandan mecliste çalışmalar devam ediyor, bir yandan yargı yoluyla CHP'yi kuşatma çabasına karşı da direniyoruz. Tarafsız gazetecilik, habercilik yapmak için çalışan televizyon ve yazılı basın üzerinde büyük bir baskı var. Yerel basın zaten zar zor ayakta duruyor. Dolayısıyla biz politikalarımızı anlatmak, sesimizi halka duyurabilmek için büyük bir mücadele veriyoruz. Arada bazen yoğunluktan birbirimizi yalnız bırakıyor olabiliriz. Ama halkımızı asla yalnız bırakmıyoruz” dedi.
“ENGİZİSYON DÜZENİNE EVİRİLEN BİR SÜREÇ YAŞIYORUZ”
Kamuoyunda geniş yer tutan CHP’li belediyelere yönelik tutuklama ve operasyonları da değerlendiren Yücel şu açıklamalarda bulundu:
Son bir yılda hukuk açısından utanç verici zamanlar yaşıyoruz. Dönüp bakıldığında "kapkara bir dönemdi" diyeceğimiz günler, aylar geçti. Bir hukukçu olarak yaşadıklarımızın tamamının siyasi süreçler ve operasyonlar olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Tutuksuz yargılamanın esas olduğu, itirafçı beyanlarının, hüküm kurarken tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği, suçu ispat edilinceye kadar herkesin masum olduğu, herkesin lekelenmeme hakkı olduğu çağdaş bir hukuk düzeninden bir ortaçağ karanlığına, engizisyon düzenine doğru evirilen bir süreç yaşıyoruz.
“SİYASETÇİ OLARAK PARLAMENTODA, HUKUKÇU OLARAK ADLİYEDE MÜCADELE VERİYORUZ”
35 yıl önce yapılan üniversite geçişinin sorgulandığı, 31 yıl önce alınan diplomanın iptal edildiği bir dönem... Hukukun gereklerine uygun davranan hâkimlerin sürüldüğü, görev yerlerinin değiştirildiği bu dönem, iktidarın siyasi geleceğini uzatma ve rakibini demokrasi dışı yollarla ekarte etme çabasından başka bir şey değil. Bu nedenle bu süreç başından sonuna kadar siyasidir.
Bununla birlikte 16 Nisan referandumu sonrasında anayasa değişikliğiyle parlamento da etkisizleştirildi, tek adamın isteklerine hizmet eden bir yer haline getirildi. Bakanların halka değil Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olduğu bir düzen yaratıldı. Nitelikli bir yasama çalışması yapmak neredeyse mümkün değil... Bu nedenle bir siyasetçi olarak parlamentoda, bir hukukçu olarak da adliyelerde büyük mücadele vermemiz gerekiyor. Bu mücadeleyi de hiç tereddüt etmeden veriyoruz.
“HIRSIZIN HANGİ PARTİDEN OLDUĞUNA BAKMAYIZ”
Hukukçu ve İzmir Milletvekili olan Deniz Yücel, “Peki CHP’li belediyeler sütten çıkmış ak kaşık mı, operasyonların tamamı mı siyasi?” sorusunu ise, “Size önce anlayış ve yaklaşım açısından AKP ile en temel farkımızı söyleyeyim: Biz hırsızın hangi siyasi partiden olduğuna bakmayız. Hırsız hırsızdır. Pusulamız kamu yararı, hedefimiz adalettir. Bu hedefe de ancak bağımsız ve tarafsız yargı ile ulaşılabilir. En baştan beri ne diyoruz? Herkes soruşturulabilir, yargılanabilir, yaptığı yanlış ya da hatalı iş ve işlemlerinden dolayı hesap sorulabilir. Ancak bunu hukuk çerçevesi içerisinde yapmanız gerekir. Eğer amacınız adaleti tesis etmek ise bunu sadece hukuku tam ve doğru şekilde uygulayarak yapabilirsiniz. Yani tutuksuz yargılamayı esas alan, usul ve esasa dair işlemleri yasalarda yazdığı şekilde uygulayarak adaleti tesis edebilirsiniz. Adalet AKP'li olup olmamanıza göre, Sayın Erdoğan'ı yenip yenmemenize göre belirlenmez. Demokrasiyi hazmedemeyen iktidarların güç zehirlenmesi yaşadığı yönetim şeklinde ilk müdahale yargıya yapılır. Bağımsız ve tarafsız yapısı ortadan kaldırılır, atamalardan kararlara kadar siyasetin etkisi ayan beyan ortadadır. İstanbul’da yaşanan süreç tam da bu şekilde siyasi bir süreçtir” sözleriyle yanıtladı.
“SOYER, ASLANOĞLU VE KAYA’NIN TEK SUÇU CHP’Lİ OLMAK”
İzmir’de de eski belediye başkanı Tunç Soyer, eski il başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın da yargılandığı kooperatif davasına ilişkin konuşan Yücel, Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer, geçmiş dönem İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu ve İZBETON eski Genel Müdürümüz Heval Savaş Kaya… Üçünün de tek bir suçu var o da Cumhuriyet Halk Partili olmak… Tutuksuz bir şekilde yargılanabilecekken özgürlükleri gasbediliyor ve iddianameleri dahi hazır değil… Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında başlayan İzmir operasyonlarında başta sürecin İstanbul’daki gibi yürümediğini, bir hukuki süreç işletildiğini görmüş ve dile getirmiştik. Adil yargılanma olacağına dair umutlanmıştık. Ancak ne yazık ki süreç başladığı gibi devam etmedi ve hukuksuzlukların ardı arkası kesilmedi. Geçtiğimiz hafta Şenol Aslanoğlu, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya hakkında tutukluluk incelemesi yapılırken savunma hakları gasbedildi. Özgürlüklerinin gasbedilmesi yetmedi bir de savunma haklarına, avukatlarına erişimleri engellendi. Dava dosyası avukatlardan resmen kaçırıldı. Yol arkadaşlarımızın adil yargılanma ve savunma hakları keyfi bir şekilde ihlal edilmiştir. İddianameyi yazacak delil bulamıyorlar, bulamadıkları için de iddianameyi geciktirerek içerde haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuluyorlar. Tabi bir yandan da yol arkadaşlarımızın ailelerine de, onları sevdiklerinden uzak tutarak büyük bir psikolojik baskı yapılmış oluyor. Dolayısıyla yaşanan hukuksuzluklar bize bu davaların hukuki değil siyasi olduğunu gösteriyor. Her bir yol arkadaşımızı mücadelelerinde yalnız bırakmıyoruz, elbette sürecin sıkı takipçisiyiz” ifadelerini kullandı.

“O DÖNEM BELEDİYE MECLİSİ İRADESİ VARDI, ŞU AN EL KONULUYOR”
Yücel; Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Egemenlik binası, eski gasilhane ve Meslek Fabrikası’nın kendisine ait olduğunu iddia ederek, tapuları almasıyla başlayan tartışmaları ve AK Parti kanadından gelen “Soyer geçtiğimiz dönem İstanbullu Adıgüzel Vakfı’na devretmeye çalıştı o zaman CHP’nin neden sesi çıkmadı” salvolarına ilişkin ise, “Geçen dönem meslek fabrikasının tarım üniversitesi kurulması amacıyla bir vakfa devredilmesi projesi gerçekleşmedi. Kaldı ki bu proje hayata geçseydi, meclis kararıyla hayata geçecekti, yani o konuda İzmir Büyükşehir Belediyesinin karar organı olan Belediye Meclisi karar alarak bir irade ortaya koymuştu. Bugünkü durum çok farklı. Şu anda bir dayatma var, tabiri caizse büyükşehir belediyesine ait gayrimenkullerin fiilen gaspedilmesi söz konusu. Bakın belediyeler belli bir taşınmazın, belli bir konuda kullanılmak, kente hizmet etmek üzere merkezi hükümetten tahsisini isterler, merkezi hükümet, ilgili bakanlık vs. istenen taşınmazı bilabedel talep eden belediyeye tahsis eder. Ama talep eden CHP’li bir belediyeyse, hele de İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi duruşu, çizgisi ve başarısı net bir belediyeyse o tahsisler bir türlü yapılmaz, aksine, bugün yaşandığı gibi taşınmazlarına el konulur. Bugün yaşanan tam olarak budur” açıklamasını yaptı.
“İZMİR İL BAŞKANLIĞI ZORDUR”
Partide birçok görev alan, meclis üyeliği, grup sözcülüğü, il başkanlığı, milletvekilliği, parti sözcülüğü yapan, İzmir’in en uzun il başkanlığı yapmış ismi olarak Çağatay Güç’ün çalışmalarını nasıl bulduğu sorulan Yücel, “Ben İl başkanımızla ilgili not verir gibi bir değerlendirme yapmayacak kadar parti terbiyesi almış bir kişiyim. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. İl başkanımız örgütü en iyi şekilde temsil eden, genç, dinamik, enerjisi yüksek bir arkadaşımız. İzmir İl başkanlığı zordur. Çok fazla siyasi aktörün olduğu bir ilde, dengeyi kurmak, Genel Başkanımızı temsil etmek, örgütün ihtiyaçlarını beklentilerini karşılamak kolay bir iş değil. Ancak Çağatay başkan bu görevi en iyi şekilde yapıyor” dedi.
“KENDİ ARAMIZDA TARTIŞACAK LÜKSÜMÜZ YOK”
CHP’li Deniz Yücel, “Parti içi muhalefet partiyi güçlendiriyor mu aşağı çekiyor mu” tartışmalarına ilişkin “Artık bu tartışmalardan çok uzaktayız. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündemi bile değil… Ama gündemi olsun diye uğraşıldığının, kendi içlerinde tartışsınlar diye yanıp tutuştuklarının da bilincindeyiz. Bu tartışmaların sürekli sıcak tutulmaya çalışılması, aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara ne kadar yaklaştığını da kanıtlıyor. Biz adım adım iktidara yürüyoruz. Bizim gündemimiz sandık, bizim gündemimiz geçim sıkıntısı, bizim gündemimiz milli iradenin gasbedilmesi… Kendi aramızda tartışacak, kavga edecek dolayısıyla da vakit kaybedecek durumda değiliz. Böyle bir lüksümüz de yok. Tam gaz iktidar hazırlığı içerisinde olan bir partiyiz. Vatandaştan başka gündemimiz yok” ifadelerini kullandı.
“HİÇBİR ZAMAN KARİYER PLANI YAPMADIM”
CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, “Bir dönem daha milletvekilliği yapmak istiyor musunuz? Önseçim olursa yarışa girecek misiniz” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
"Ben siyaseti hiçbir zaman kişisel kariyer planı yaparak yapmadım, aldığım görevi hakkıyla, layıkıyla yerine getirmek için elimden geleni yaptım, gerisini akışına bıraktım. Bu meclis üyeliğimde de böyleydi, il başkanlığımda da, milletvekilliğimde de…O yüzden bir dönem daha milletvekilliği yapmak yada yapmamakla ilgili bir düşüncem şu an için yok. Bütün konsantrasyonum ve motivasyonum, ilk seçimde bu iktidarı göndermek ve ardından Cumhuriyet Halk Partili bir Cumhurbaşkanının liderliğinde demokrasi ve hukuk düzeninden başlayarak, ekonomiden sağlığa, eğitim sisteminden dış politikaya, 85 milyon vatandaşımızın mutlu, huzurlu, birbirleriyle barışık bir şekilde yaşayacakları bir Türkiye kurmak için bir inşa sürecine girmek…Elbette seçimi kazandığımızda bu süreç de kolay olmayacak ama hayatta hiçbir şey kolay değil, emek vermeden, bedel ödemeden hiçbir şey olmuyor. Belki 20 yıl, belki daha fazla sürecek bu inşa sürecini hiç olmazsa gelecek nesiller için gerçekleştirmek zorundayız.







