GÜNDEME BAKIŞ - İZBETON’a yönelik yürütülen soruşturma kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklanan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bu dosyadan tahliye edilmesinin ardından “zimmet” suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Dosyaya MASAK raporlarının girmesi sonrasında ise Soyer hakkında üçüncü kez tutuklama kararı verildi.

256 sayfalık MASAK raporunun 186 sayfasında tutuklu bulunan Soyer’in ismi yer aldı. Ancak raporda, Soyer hakkında herhangi bir para alışverişine ilişkin bulguya rastlanmaması dikkat çekti. Soyer’in avukatları, bu rapora rağmen verilen tutuklama kararına itirazlarını sürdürüyor.

9,5 ay içinde üçüncü kez tutuklanan Tunç Soyer ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Savcılık suçluyor, tutuklama talep ediyor ama 9,5 aydır bu soruya hiçbir cevap vermiyor. 3 dosyada da tek bir delil, tek bir belge, tek bir tanık, tek bir HTS kaydı yok üstelik artık MASAK raporu var” ifadelerini kullandı.

Soyer'in paylaşımı şu şekilde;

1 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra, 3 soruşturmadan ayrı ayrı 3 kez tutuklandım.

İlkinden tahliye oldum, ikisinden tutukluyum ve aylardır iddianame bekliyorum. Hepsinde bir eylemim değil kentsel dönüşümde kooperatifçilik modeli sebebiyle yargılanıyorum.

Burada iki konuyu ayırmak gerek. İnşaatların durdurulmasıyla kooperatiflerin içlerindeki meselelerin hiçbir ilgisi yok. Bu modelin uygulanmasının durdurulması yanlıştı; davet usulü ihalelerle kooperatif üyelerinin daha yüksek maliyetlerle karşılaşmasına sebep olundu. Çünkü model kurulurken kaçınılan müteahhit karı ve yüksek ihale bedelleri kooperatif üyelerine yansıtıldı.

Modelin hukuka uygun olduğu duruşma süreçlerinde kanıtlandı, zaten belediyenin hukuk görüşü hep bu yöndeydi. Kaldı ki inşaatları durduran belediye 1,5 yıl sonra aynı sözleşmelerle ve aynı kooperatiflerle devam etti.

Söz konusu kooperatifler Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne bağlıdır, belediyenin kurduğu ya da kurdurduğu kooperatifler değildir. Kooperatif iç işlerindeki meseleler ticaret mahkemelerinin konusudur.

1. Dosya: Nitelikli Dolandırıcılık – iddianame var – tutuksuz yargılanıyorum
2. Dosya: Zimmete yardım – iddianame yok – tutuklu soruşturma devam ediyor
3. Dosya: Zimmet – iddianame yok – tutuklu soruşturma devam ediyor

İlk dosyada kamu zararı olup olmadığı sorgulanıyordu, olmadığı ortaya çıktı. İkinci ve Üçüncü soruşturmalar ise kooperatiflerin iç işleriyle ilgili o nedenle aslında dahil edilmem fiilen ve hukuken mümkün değil.

Anlaşılacağı gibi suç isnatlarının tamamı akçeli işler. Dolayısıyla MASAK raporu geldiğinde tertemiz çıktığım için tahliyemi bekliyordum. Buna rağmen maalesef zimmet iddiasıyla 3. Kez tutuklandım.

Peki MASAK Raporu ne diyor?

Uzun yıllar öncesine giden MASAK araştırması, son 5 yıldır maaş ödemeleri dışında tek bir hesap hareketi tespit etmemiş. Ne kooperatiflerle, ne onların iş yaptığı şirketlerle ne de başkalarıyla hiçbir para ilişkimin olmadığı belgelenmiş.

Peki o zaman soru şu:
Bir insan bir tek kuruş menfaat elde etmemişse iddia edilen akçeli suçları nasıl işlemiş olabilir?

Bu çok bilinmeyenli bir denklem değil. Soru da cevap da çok basit aslında. Savcılık suçluyor, tutuklama talep ediyor ama 9,5 aydır bu soruya hiçbir cevap vermiyor. 3 dosyada da tek bir delil, tek bir belge, tek bir tanık, tek bir HTS kaydı yok üstelik artık MASAK raporu var.

İlk dosyada zaten iddianame “kişisel menfaat yok” diyordu, bakalım savcılık diğer iki dosyada bu noktaya ne zaman gelecek?

Bulamadıkları cevap nedeniyle 9,5 aydır tek kişilik hücredeyim. Bana çektirdiklerinden çok daha vahimi adalete olan inancın sarsılması. Dilerim; yarattıkları tablonun sadece bana yönelik sonuçları olmadığını bir an evvel fark ederler ve memlekette hukuka duyulan güvenin azalmasına engel olurlar.

Örnek mi arıyorsunuz;
Sadece vicdanını dinleyen ve tabulara teslim olmayan Tunceli Başsavcısına bakın.

Sağlıcakla kalın.