Hayriye Kuşçu, 1977 yılında Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinin Doğançayır Köyü'nde doğdu. 4 kardeşi olan Hayriye’nin anne ve babası çiftçiydi. İlk, orta ve liseyi Eskişehir’de okuyan genç kız, derslerinde çok başarılı değildi. Çünkü annesi ona geç yaşlarda hamile kalmıştı. Dört çocuğunun ardından Hayriye’yi dünyaya getirmemek için çok uğraşmıştı ancak o inatla yaşamayı tercih etmişti. Annesinin okuma yazması olmadığı gibi Hayriye’ye derslerinde yardım edecek kimse de yoktu. Abla ve abileri çoktan evlenmiş, çoluk çocuğa karışmışlardı. Hayriye derslerinde çok başarılı değildi ama azimli ve hırslı bir karaktere sahipti. İlkokul öğretmeni ona sürekli 'Sen ileride çok başarılı bir iş kadını olacaksın' diyordu.

BURS BAŞVURUSU HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Üniversitede beden eğitimi öğretmenliği bölümünü kazanan Hayriye, iki yıl Eskişehir, iki yıl da İzmir’de okudu. Ancak mezun olduktan sonra ne yazık ki atanamadı. Bir süre özel bir okulda çalıştı. Sonrasında bir hastanenin fizik tedavi merkezinde masörlük yaptı.

Hayriye, hayatını 360 derece değiştirecek hamleyi ise hastanede çalışırken yurt dışına burs başvurusunda bulunarak yaptı.Talebi kabul edilen Hayriye 2013 yılında Cambridge Üniversitesi'nde ‘besin intolerans’ eğitimi almak üzere İngiltere'nin yolunu tuttu. Aldığı eğitimle, diyet yapmadan herhangi bir ilaca bağımlı kalmadan, ikna ile kilo verdirme yöntemlerini öğrendi. Sonrasında yaşam koçluğu yapmaya başladı. Dört ay Uzak Doğu’daki keşişlerden biyoenerji, masaj ve meditasyon eğitimleri aldı. İki ay Ukrayna Liviv’de Moğol bir şamanla aynı çadırda kaldı. Şu anda üç ayrı kurumda biyoenerji eğitmenliği yapan Hayriye’nin 2 farklı ülkede olmak üzere 5 ilde zayıflama merkezleri bulunuyor.


MOR PATATESLE MEKSİKA’DA TANIŞTI
İşini kuran ve elde ettiği başarılarla büyük takdir toplayan Hayriye’nin aklı bir taraftan da hep doğup büyüdüğü köydeydi. Çocukluğundan bu yana toprakla büyümüştü, vazgeçmesi imkânsızdı. İngiltere’de okurken Meksika’da İnka krallarının yaşadığı bir bölgeye seyahat gerçekleştirdi. Bu durum Hayriye’nin hayatında ikinci bir dönem noktası olacaktı. Meksikalılar genelde iri vücut hatlarıyla biliniyordu. Ancak onun gittiği bölgedeki insanların fiziği çok düzgün, ciltleri çok sağlıklı ve hiç kanser öyküleri  de yoktu. Hayriye hekimlere, “Acaba bunlar ne yiyor?” diye sordu. Ona, sepetin içinde mor patatesler getirdiler. Bu yiyecek İnka kral ve kraliçelerinin temel gıda maddesiydi.


ESKİŞEHİR KADIN ELİ KOOPERATİFİNİ KURDU
Hayriye, mor patatesin rengine hayran kaldı. Besin değeri çok yüksek olan patates aynı zamanda güçlü bir antioksidan kaynağıydı. Kadınların cilt ve fiziklerini güzelleştiriyor, selülit oluşumunun önüne geçiyordu. Mor patatesin içeriğini merak ettiği için hemen 3 kilo Türkiye’ye getirdi. Ve Türkiye'de ilk defa 10 dönüm alanda kadınlarla bir araya gelerek mor patates ekimi yaptı. İhtiyaç sahibi kadınlara destek olmak, çocuklara burs desteği sağlamak için 2020 yılında Eskişehir Kadın Eli Kooperatifini kurdu.

“Türk kadını tuttuğunu koparır. Çalışmaktan da asla gocunmaz. Birlik ve beraberlikten yana olan, üretim yapmayı seven insanlar olarak bir kooperatif kurduk. Eskişehir Kadın Eli Kooperatifi, tamamen kadınlardan oluşuyor. Kooperatifte hiç kimse para almıyor, herkes gönüllü olarak çalışıyor. Ekibimizdeki herkes modern hayatın içinde yaşamış ancak her birinin hayatından ufakta olsa köy hayatı geçmiş. Toprakla temas ettikleri için bunun değerini ve güzelliğini biliyorlar. Her şeyi devletten beklemiyoruz, amacımız üretmek ve ürettiklerimizi satarak ihtiyaç sahibi kadın ve çocuklara destek olmak. Şu an 3 ilde kooperatifimizin şubesi bulunuyor, hedefimiz Hatay’da bir şube daha açmak.”


10 DÖNÜMLE BAŞLADI, 220 DÖNÜME ÇIKARDI

600 dönümlük bir arazide kimsenin ekmediği mor domates, mor biber, beyaz patlıcan gibi akla gelebilecek bütün mor sebzelerin üretimini Türkiye’nin 7 bölgesindeki 34 ildeki 360 kadınla gerçekleştirdiklerini açıklayan Hayriye, “Mor patates üretimine 4 yıl önce 10 dönümle başladık. Bu yıl 220 dönüm ekiyoruz. Önümüzde çok ciddi bir ilkim krizi var. Suyu doğru kullanmıyoruz. Hedefimiz, bu konuda çiftçilerimizi bilinçlendirmek. Şu an proje aşamasında olan eğitim programımızla yağmur sularını doğru kullanabileceğimiz, yer altı kaynak sularını artırabileceğimiz yeni bir akım başlatmaya çalışıyoruz” dedi.

‘HEDEFİM DAHA FAZLA İNSANA ULAŞMAK’

2010 yılında anne ve babasının biz ölünce yalnız kalma demeleri üzerine bir evlilik yaptığını söyleyen Hayriye, sözlerine şöyle devam etti: “Biri 12, diğeri 8 yaşında olan bir kızım bir de oğlum var. Onlar için 10 yıl evli kaldım. Şu an da hem anne, hem baba, hem çiftçi hem de iş kadını olarak hayatıma devam ediyorum. Hedefim daha fazla insana ulaşmak. Çocuklarım da benim gibi toprağa âşık. Kızımın isteği üzerine ‘Bir Tohum da Sen Yetiştir’ kampanyası başlattım. Türkiye genelinden kızıma milyonlarca ata tohumu geldi. Biz de o tohumlarla bir kolejde ‘Tarım Okuryazar Akademisi’ni kurduk. Kızım ve oğlumun okuduğu okuldaki öğrenciler 3 yıldır kendi yiyeceklerini kendileri üretiyor. Biz de gübre ve tohum desteği veriyoruz. Domateslerini, patateslerini nohutlarını, mercimeklerini her şeylerini kendileri yetiştiriyorlar. Biz de onlara Eskişehir Kadın Eli Kooperatifi olarak destek veriyoruz. Gelecekte bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. Amacımız, üretken bir yeni nesil yetiştirmek.”