GÜNDEME BAKIŞ - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Meslek Fabrikası nöbetinin 3. Gününde düzenlenen mitingte konuştu. Binlerce vatandaşın yer aldığı miting alanında önemli mesajlar veren Tugay, alanı dolduranlara teşekkür ederek konuşmasına başladı ve Duman’ın Kufi şarkısını İzmirlilerle birlikte söyledi.
“Siyaset içinde kalıplara adapte olmadım, kendi bildiğim yerden gidiyorum” diyen Tugay, “Bizler kahraman, süper gücü olan adamlar değiliz, sizlerin desteğiyle konumlara geldik ama esas yerimiz Türkiye ve İzmir’in vatandaşı olmaktır. Onun dışında sizin verdiğiniz görevler geçici sorumluklardır. Allah bizi mahcup etmesin, bizim de kendimizce manevi onurumu olacak, onun dışında bir üstünlüğümüz yok” ifadelerini kullandı ve şunları aktardı:
“İNSANLARI ÖLDÜRMEYİ GÖREVİ OLARAK GÖRÜYOR”
Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kitabında anlatıyor. O dönem o kadar kötülük yapıldı, bunları yaptıranlardan biri sonra kaçıyor ve yakalanıyor. Temiz yüzlü bir adam. O adam ‘Ben evet insanları öldürdüm ama görevimi yaptım’ diyor. İnsan öldürmeyi kötülük olarak görmediğini sadece görev gereği bunu yaptığını söylüyor. İşte bu örnekte olduğu gibi insanlara öyle şeyler yaptırıyor ki artık yaptıklarının kötü olduğunu bilmez hale getiriyorlar. O insanlar devlet görevlisi, kamu görevlisi siyasetçi de oluyor, görevimizi yapıyoruz diyerek yanlış yapanlara hizmet ediyorlar. İşte bunun adı kötülüğün sıradanlaşması.
“KÖTÜLÜK NORMALLEŞİRSE HAYAT CEHENNEM OLUR”
Biz bu hatanın normal görülmemesi, sıradanlaşmaması için, yarın tekrarlanmaması için bir araya geldik. Bazı anlar vardır, o ablarda susarsanız her şey yavaşça normalleşir. Önce karar olur, sonra hatadır ama normalleşmiştir. En sonunda kötülük normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi için bir aradayız. Normelleşirse hepimiz için hayat cehenneme dönmeye başlamıştır.
KOCAOĞLU’NA TEŞEKKÜR
Bu bina un fabrikası olarak yapılıyor. 12 Eylül’de İzBB’nin başına seçilmemiş biri atanıyor ve o dönem bu binayı DGM olarak kullanıyorlar. DGM’ler bizim ülke tarihimizde hep yaşattığı kötü şeylerle hatırlanır. Bu kötü izi olan binayı, harap halde alıp, 2007 yılında restore etmeye başlıyor İzBB ve dünya kadar para harcıyor. O paralar İzmir halkının parası. O dönemde kaç para harcandı, iş ne kadar zordu en iyi kim bilir, bunu yapan başkanımız verir. Benim çok değerlim, izinden gitmeye çalıştığımız, hepimizin gururu Aziz Kocaoğlu Başkanım.
“KOCAOĞLU ŞEHİRN KİRİNİ TEMİZLEDİ”
Bu binada 145 bin kursiyer hizmet aldı. 35 alanda 215 branşta meslek eğitimi verildi, bunların pek çoğu da iş sahibi oldu. Gümüşhane’den, Bayburt, Ardahan’dan daha fazla insan 145 bin. Böylesine bir hizmet verildi buralarda. DGM’nin bu şehirde yarattığı lekeyi, kötü izi Aziz Başkan böyle bir iş yaparak temizledi, şehrin kirini temizledi.
“MÜLKİYETİ TERTEMİZ BELEDİYEYE AİT”
Bu binaların yapımında bir vakfın emeği yok. Mülkiyeti tertemiz tapuyla belediyeye ait. Davalar bitmeden tahliyeyi amaçlamanız neden diye sorduk. Emniyet görevlileri ile buraya 700 civarında polis gelmiş buraya. Personelin içeri girişini engellediler. İhtiyati tedbir kararının kaldırılması kararını gösterin dedik, gösteremediler. Çünkü bu yoktu. Emniyet güçleri görev emrini de sunamadı. Hangi dayanakla bu taşınmazı alıyorsunuz dedik, tek dayanak gösteremediler. İşlem var gerekçe yok, karar var dayanak yok. Bu doğru değil, savunulmaz dedik. Milyonlarca liralık kamu zararına neden olmayın dedik. Meslek fabrikasında görevli olmayan, dışardan getirilmiş özel güvenlik görevlileri, insanlar farkında olsun diye Atatürk imzası olan, kamulaştırma belgesi pankartını indirdiler, halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar.
“İZMİR’İN ATATÜRK’E OLAN SEVGİSİNİ YOK EDEBİLİR MİSİNİZ!”
Siz o pankartı indirdiniz diye Atatürk’ün o kararı ve belge yok mu oldu, geçersiz hale mi geldi! Zaman zaman şüpheye düşüyoruz, ağzınızda Gazi Mustafa Kemal ifadesi oluyor Atatürk’ten kaçıyorsunuz. Siz o pankartı indirdiniz diye İzmirlilerin Atatürk’e olan bağlılığını, sevgisini yok edebilir misiniz!
İNAN’A GÖNDERME VE VAKIFLAR MÜDÜRÜ’NE SERT ÇIKIŞ: “KİM BURAYI İSTEYEN!”
3 hizmet binamızı üstlerine geçirmişler. Ne yapacaksınız bu kadar istiyorsunuz! Önce üniversite yapacağız dediler, tutmadı, bir arkadaş çıktı Yeşilay’a vereceğim dedi. Bina mı kalmadı diyeceğim de… Sonra da hızını alamadı, uyuşturucu sorunundan CHP’li belediyeler sorumlu dedi. Bugün de yine fikir değiştirip kütüphane yapacağız demişler. Peki! Vakıflar Genel Müdürü dediğimiz arkadaş, binlerce binaya sahip, yönetiyor. Ne hikmetse Salepçioğlu İş Hanından milleti çıkardılar, öylece bekliyor. Biz istedik bir ikisini vermediler. Yazımıza cevap dahi vermediler. Çoğunlukla binalarını kiralıyorlar, kimlere kaça kiralıyorlar bilen yok. Kiraya verdiği ama kirasını toplayamadıkları binlerce yeri var. Kütüphane yapacağız diyor, ağzından kaçırmış ayda 5 milyon TL’ye kiralamak isteyenler var diyor. Kimlerle konuştun, teklif aldın, nasıl çıktı o rakamlar ortaya. Kim kardeşim burayı isteyen, sizin derdiniz niyetiniz belli. Belediyenin hizmetini durduracaksınız, hizmeti azaltacaksınız, geçici olarak kütüphane diyeceksiniz sonra da belli ki pazarlık yapmışsınız burayı vereceksiniz. Peki biz buna seyirci mi kalacağız. Benim bunu vicdanım almıyor. Benim 2 kimliğim var biri belediye başkanı diğeri İzmir halkı olan Cemil Tugay. O benim için çok kıymetli. Belediye başkanının tüm kararlarında o Cemil Tugay’ın kararı var, vicdanı var. Yapmayacaksınız bunu izin vermeyeceğiz size diyor.
“TAPUDAKİ SAHTE İŞİNİZ BENDE GEÇERLİ DEĞİL”
Sizin aklınızda insanları eğitmek olsaydı köy okullarını kapatmazdınız. Ben devletine bağlı insanım. Üzerimize bassınlar diye, birilerinin siyasi emellerine alet edilsin diye kurulmadı bu devlet. Biz buna susmayacağız, teslim olmayacağız, kabul etmeyeceğiz. Kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız biz, alıştıramayacaksınız. Ben size bu emeği yedirmem. Sizin tapuda yaptığınız sahte iş, benim aklımda geçerli değil. O adı geçen vakıf ve bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtların bu vakıf varlığı bitmiş bir vakıf.
“SUÇ İŞLİYORSUNUZ!”
İçeride milyonlarca liralık ekipman var, kamu malıdır onlar, kafanıza göre el koyamazsınız. Hakim kararı olmadan onları kullanıma kapatamazsınız. Bu suçtur. Suç işliyorsunuz. Birileri canlı yayından izliyordur, onlara söylüyorum, suç işliyorsunuz, olmaz! Binlerce olmaz sayarım olur için bir gerekçe bulamazsınız. Bana da zaman zaman bağırmıyor diyorlar ya meraklı değilim.
“ANNEM KIZIYOR AMA BEN ZALİMLERDEN KORKMUYORUM”
Annem sürekli bana kızıyor, nereden girdin bu işlere, başını belaya sokacaksın, yarın seni de içeri alacaklar diyor, anne geri çekilemem diyorum, bu benim namus borcum diyorum. Burada da ne güzel anneler var, çocuklarının geleceğinden endişe ediyor. Kolumuzdan tutuyorlar sahip çıkın diyorlar. Yok beni hapse atarlar diye korkulacak bir durum değil Ben korkmuyorum, siz zalimlerden korkmuyorum. Bu şehrin yapılan yanlışları unutmayacağını gayet iyi biliyorum. Neler söylediler karalamak için utanmadan İzmir’e. Bak bizim alnımız ak, burası İzmir biz ayaktayız. Sen ne yaparsan yap, ne derseniz deyin İzmir’i yenemeyeceksiniz. Ben o binaya gireceğim!