GÜNDEME BAKIŞ - CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, NEO’da yayınlanan GÜNDEME BAKIŞ programına konuk olarak Gazeteciler Onur Çakır ve Hale Yıldırım’ın sorularını yanıtlayarak çok özel açıklamalarda bulundu.
İzmir’den 2 dönem üst üste CHP’nin milletvekili seçilen Mahir Polat, saha çalışmaları, köy ziyaretleri ve örgütün her programına katılım sağlamasıyla tanınıyor, örgüte ve İzmir’e dair konularda AK Parti ile sık sık karşıya geliyordu. CHP’nin 38. Kurultayında eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında saf tutan Mahir Polat, yaklaşık 2 yıldır TBMM mesaisi dışında İzmir’de göz önünde değildi. CHP’nin yeni Lideri Özgür Özel’e muhalif milletvekilleri arasında adı geçen Polat, Genel Başkana yazılan mektup, Kılıçdaroğlu üzerinden yapılan “Butlan” tartışmalarıyla anıldı.
“DÜN GELMEDİM, BUGÜN DE GİTMEDİM”
Uzun süredir sessizliğini koruyan Polat, içindekileri dökerek, “Mahir Polat hiçbir şeye küsmedi, hiçbir yerde değil, dün gelmedim, bugün de gitmedim hiçbir yere. Sadece bu işin reklam kısmını ve basın kısmını bilerek isteyerek ihmal etti. Ben yine köylere gidiyorum, pazarlara gidiyorum, kimliğim dışında vatandaşlarla sürekli iç içeyim. Aslında siyaset sadece bir etiketle ya da makamla yapılan bir iş değil. Hayatın tamamında var olan bir iş. Hayatın tamamında var olduğum sürece siyaset yapmaya devam ediyorum. Bunu çok görünür kılmadım bugüne kadar” dedi.
“GENÇ ARKADAŞLARIMIZA YER AÇTIM”
Kamuoyunda eskisi kadar olmama nedeninin genç milletvekillerine ve özellikle de milletvekili olmak isteyen gençlere yer açmak olduğunu vurgulayan Polat, “Genç, yeni milletvekili arkadaşlarımız vardı, onların biraz öne çıkması gerektiğine inanıyordum. İzmir’in yeni siyasetçiler üretmesi, çoğaltması gerektiğine inanıyordum. Birilerinin önüne geçmek gibi bir derdim yok. Bu dönem milletvekili olan arkadaşlarımız ve olmak isteyen arkadaşlarımızın biraz öne çıkması için tabiri caiz ise onlara basında ve kamuoyunda görünür olmak adına bir yer açmıştım. Sonuç itibariyle uğraştığım işlerimle hala uğraşıyorum, kendime iş edindiğim milletvekilliğinde görev edindiğim tüm işlerimi aksatmadan yapıyorum. Parti disiplinine, görev bilincine son derece sadık insanlardan bir tanesiyim. Bu da sanırım yetişme tarzımla ilgili bir şey. O sebeple görünür olmadığım doğrudur ama geri çekildiğim doğru değildi” ifadelerini kullandı.
“CHP BENİM BABAMIN OCAĞI”
“CHP’ye küsmek” gibi bir olgunun kendisi için varolmadığının altını çizen Polat, “İnsanlar, birbirleriyle küsebilir, tavır koyabilir, mesafe koyabilir ama bir CHP’li, CHP’ye asla küsemez. CHP ile mesafe koyamaz o kültürden gelip öyle yetiştiyseniz. Ben rahmetli babamın döneminden beri solcuyum. 1978’in CHP belediye başkan adayı olmuş bir adamın oğluyum. Benim partiye küsmem, kırılmam söz konusu değil. Parti birilerinin baba ocağıysa benim babamın ocağı. Partiye küsemem ben” açıklamasında bulundu.
“BENİ KİMSE DIŞLAYAMAZ, BEN BİRİLERİNİ KENDİMDEN DIŞLARIM”
“Size karşı genel merkez ya da daha alt kademelerden dışlama söz konusu mu” sorusunu yanıtlayan Polat, “Biraz iddialı olayım, ‘Ben sizi dışarda kalmaya mahkum ettim, siz bizi içerde kalmaya mahkum edemezsiniz’ diyor ya, beni kimse dışlayamaz. Ancak ben birilerini kendimden dışlayabilirim. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yakınlığım doğrudur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ahlakı ile yetiştim, son derece iyi de yetiştiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla kendisinin hala yanındayım, hala kendisiyle Türkiye’ye dair uluslararası ilişkilere dair, dünyaya dair çokça alanda çalışmalarının bir parçası olmaktan, yanında olmaktan gurur duyuyorum” çıkışında bulundu.
“KILIÇDAROĞLU’NA YAKIN OLMAK ÖZEL’E VE MYK’SINA UZAK OLMAK DEĞİLDİR”
Kılıçdaroğlu ile her hafta görüştüğünü belirten Polat, “Yaşasaydı Deniz Baykal’la da çalışmak isterdim. Kemal Bey’le çalışıyor olmam, yakın olmam, partimin MYK’sına, Genel Başkanına uzak olduğum anlamına gelmez. Görev verdikleri zaman, bana, tecrübelerim, ilgi alanlarıma e ihtiyaç duydukları zaman partimin kurumsal yapısına tüm bilgi ve birikimimi aktarmaya hazırım. En az haftada bir kez Kemal Bey’le oturur, sohbet eder, o haftayı hem ülke hem dünya gündemi anlamında değerlendirip, onun görüşlerinden ciddi anlamda feyz alır, kendimi geliştirmeye çalışırım. Aksatmadan her hafta kendisinde bir rahatsızlık yoksa mutlaka ziyaret ederim” dedi.
“NE KEMAL BEY’İN NE BENİM NE DE ARKADAŞLARIMIZIN BUTLAN BEKLENTİSİ YOK”
Mutlak butlan tartışmalarını ve CHP Lideri Özgür Özel’in açıklamalarını da değerlendiren Polat, “Kemal Bey’in butlanı istediği… Defalarca Kemal Bey, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı mağdur sıfatıyla görüşlerine başvurmak istediği halde ‘ben partimi mahkeme koridorlarında tartıştırmam’ diyerek reddettiğini, hatta benim de ‘ne münasebet, siz Kemal Bey’i bu konuda ne hakla çağırırsınız, şaibeden Kemal Bey bahsetmedi. Hatta kurultaydan sonra ‘Benim partimde şaibe yoktur’ açıklaması yaptı. Siz birini çağırıp bilgisine başvuracaksanız bu Sayın Cumhurbaşkanıdır. O tarih itibariyle defalarca CHP’ye şaibeli kurultay çıkışı yapmıştı’ açıklamam var. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’le birlikte gidip Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ile bizzat görüşenlerden biri benim. Kemal Bey’in bakış açısı budur. Butlanla ilgili bir hevesi, partiyi mahkeme koridorlarında tartıştırmayı ya da partiyi yönetmekle ilgili bir hevesi olduğuna ben tanıklık etmedim. Ne benim ne Kemal Bey’in ne de bizimle birlikte oturup think tank yaptığımız, memleketi tartıştığımız arkadaşlarımızın böyle bir beklentisi ya da oraya gitmişliği yoktur” yanıtını verdi.
“ÖTEKİNİ KARŞIYA KOYMADAN SİYASET YAPMAYI BECEREMEYENLERE…”
Sosyal medyada oluşturulmak istenilen algılar olduğunu kaydeden Polat, “Maalesef Türkiye’de troller var, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na dönük tartışmaları yapanın bir trol odağı olduğunu biliyoruz. Bana ve benim gibi düşünen milletvekili arkadaşlarımıza, birine başsağlığı dilesek, altına yapılan yorumlar aynı noktadan aynı anda başlayan, dakikalar içinde binlerce hakarete, küfre varan, ailelerimizi hedefe koyan hakaretler var. Bunların tamamının trol olduğunu biliyoruz. Kendi ismini kullanan insanların hiçbirine dava açmadım ben ama trol aklıyla hareket edenler, linç kültürünün bir parçası olmaya çalışanlar, bot hesapların yöneticilerinin kimler olduğunu da az çok biliyoruz, bunlar hakkında her türlü işleme başlıyoruz. Dolayısıyla bir algı yaratmaya, o algı etrafında kendini güçlendirmeye, bir ötekini karşıya koymadan siyaset yapmayı beceremeyen insanlara partiyi ve Türkiye’yi teslim etmeye çalışıyorlar. Biz buna teslim olmuyoruz. CHP kendi içinde doğruları bulma noktasında tartışır, içinde farklı düşünce akımları vardır, kan akışları vardır, ben onun bir parçasıysam, parti içi iktidarın muhalefetin görüşlerin beslenmesi gerektiğine inanırım. Biz Türkiye için de muhalefetin görüşlerinden iktidarın beslenmesi gerektiğine inanıyorsak, CHP içinde parti içi muhalefetin olmasından, parti içinde herkesin tektipleştirilmediği, farklı düşünebilen, doğruları tartışarak bulan bir parti olduğundan adı CHP ve sosyal demokrat bir parti. İnsanlar bu yüzdene bu partiye oy veriyor” dedi.
“BİAT KÜLTÜRÜNÜN PARÇASI OLMADIĞIN İÇİN SOLCUYUM”
Partinin şu anki politikalarına ilişkin, “Genel olarak parti mücadeleci bir hatta, bu anlamda doğru bulduğum yönleri var ama bende kalmak kaydıyla doğru yapmadıklarını düşündüğüm yanları da var. Her insan her şeyi doğru bulursa bunun adı siyaset olmaz, biat kültürü olur. Ben biat kültürünün bir parçası olmadığı için solcuyum ve CHP’liyim” değerlendirmesini yapan Polat, kamuoyunda büyük yankı uyandıran “Özgür Özel’e yazılan mektup” konusuna ilişkin de şu açıklamalarda bulundu.
“MEKTUP MİLLETVEKİLLERİYLE GENEL BAŞKANI ARASINDA İLETİŞİM BİÇİMİDİR”
Bir mektubun olduğunu inkar etmem mümkün değil fakat bu mektup milletvekilleri ile genel başkanları arasında bir diyalog biçimiydi. Kendi içlerinde kendi vicdanlarına not düşme biçimiydi. Benim de bir not düşme biçimimdi. İçeriğini konuşmak istemem, içeriği benim imzamın olduğu metinde benimle Sayın Genel Başkanımın arasında olması gerekir. Beni İzmir kamuoyu, basını çok iyi bilir; ben parti içindeki konuları sızdıran, konuşan bir milletvekili değilim. O yüzden içeriğinden bağımsız nasıl, ne şekilde basına sızdığını bilmiyorum. Ben ve genel başkanımın arasında bir iletişim biçimidir.
“SIZAN METİNDE İMZA YOK”
Herkesin kendi düşünce biçimi, ben de Sayın Genel Başkanımla aramda bu şekilde bir yazılı bağıtın olması gerektiğine inanıyorum. Bence var olan imza koyan arkadaşların da tamamı da benim gibi düşünmüştür. Nasıl sızdı bilmiyorum ve dikkat ederseniz sızan metinde imza yok.
“TARİH SONUÇLARI YAZACAK”
Parti politikasını belirleme noktasında Sayın Genel Başkanımız mutlaka onunla kendileri arasında kalacak mektuba ilişkin bir şeyler düşünmüştür ve gelişmiştir. Sonuçta kapalı grup toplantıları yapıyoruz, belli şeyleri hissediyoruz. CHP’de yeni bir yönetim var uzun süreli bir genel başkandan sonra yeni bir genel başkan var. Hatasıyla, sevabıyla süreci götürecek bir genel başkan var, kendi politikalarını çizen bir genel başkan var. Tarih insanların nerede, ne sonuç aldığını yazacak. Umarım CHP’yi de kazananlar kısmında yazar.