Yargıtay'ın TİP'in tutuklu vekili Can Atalay için "hak ihlali" kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından CHP'de olağanüstü bir toplantı yapıldı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, toplantının ardından partisinin TBMM'deki grubunda yaptığı açıklamada, "Bu düpedüz bir darbe girişimi" ifadesini kullandı.

'BU MHP-AKP KRİZİDİR'

Kararın TBMM'ye, anayasaya ve AYM'nin tüzel kişiliğine karşı bir darbe girişimi olduğunu vurgulayan Özel, "Bu kriz MHP-AKP krizidir. Kriz, AKP içindeki kliklerin krizidir. Bu Yargıtay eliyle Anayasayı kaldırma girişimidir. Halkı bu kalkışmayı bastırmaya davet ediyoruz. Sokaklarda direneceğiz, meydanlarda direneceğiz, bu hukuksuzluğa teslim olmayacağız" diye konuştu.

'TARİH SUSANLARI DA DİRENENLERİ DE YAZACAKTIR'

Özel, "Tüm hukukçuları, tüm akademisyenleri tepkilerini göstermeye davet ediyorum. Gün susma günü değildir. Tarih susanları da yazacaktır, direnenleri de yazacaktır. Tüm halkımızı bu darbe girişimine karşı direnmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı.

SİYASİ PARTİLERE 'GİZLİ OTURUM' TALEBİ

Tüm siyasi partileri yargıdaki son gelişmeleri incelemek adına gizli oturum yapmaya davet edeceklerini kaydeden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Önerimiz kabul edilmezse CHP olarak TBMM’de adalet nöbeti tutacağız, STK'ları, diğer partileri ve halkı direnmeye davet ediyoruz" dedi.

Özel, şunları söyledi:

"Bugün mazbatamızı aldık. Sayın genel başkanımızdan hem kişisel hem örgütsel deneyimleriyle ilgili tavsiyelerini aldık. Önümüzdeki hafta bir grup konuşması yapmayı planlıyorken Türkiye'de bugün iki büyük hukuk garabeti ortaya çıktı ve grubumuzu olağanüstü toplantıya çağırmak durumunda kaldık. 20.00'de hukukçu milletvekillerimizle bir değerlendirmede bulunduk. 21.00'e kadar da sizlerin de takip ettiği gibi grubumuzla durumu değerlendiriyoruz. Bir dizi karar aldık. Aldığımız kararları sizlerle paylaşmak üzere toplantımızın basına açık kısmını gerçekleştiriyoruz.

Bugün Anayasa Mahkemesi önünde basın emekçileri, meslek örgütleri vardı. Beklentileri AYM'nin sansür yasasını Adalet ve Kalkınma ve Milletçi Hareket Partisi'nin Cumhur İttifakı'nın yanlış bilginin yayınlanması diye söyledikleri ama her türlü dezenformasyon memlekette kol gezerken ona engel olamayan ama geçen haftaki örnekte Tolga Şardan'ı yaptığı bir haberden dolayı içeri atan sansür yasası iptal edilsin diye bekliyorlardı. Biz de destek verdik ancak maalesef oy çokluğuyla AYM sansür yasasının iptal talebimizi reddetti. Bunun üzüntüsü içindeyken bundan sonra bütün basın mensupları artık bir yaptıkları haberden sonra hapis cezasının tehdidi altındayken, yasa çıkarsa biz buna sebebiyet verilir dediğimizde 'Bu yasayla gazeteciler hapse girmeyecek, söz veriyoruz' diyenlerin niyetleri ortadaydı. bugün AYM'nin çoğunluğu da buna yol verdi. Buna karşı basın özgürlüğü savunmaya ve gazetecilerin arkasında durmaya, basın meslek örgütleriyle dayanışmaya ve mücadeleye devam edeceğiz.

Bunların çok daha ötesinde ve bizleri bu gece olağanüstü toplantıya, toplanmaya sebebiyet veren bir garabetle karşı karşıyayız. Elimde Yargıtay 3. Dairesi'nin almış olduğu bir karar var. Karar, öyle tartışılacak bir karar değil. Karar herhangi bir olay değil. Bu karar düpedüz bir darbe girişimi. Şimdi bu darbe girişiminin ne demek olduğunu, kime karşı olduğunu ve ne sonuçlar doğuracağını yaptığımız değerlendirme sonucunda da ana muhalefet partisi olarak buna nasıl direneceğimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi mesele, karar elbette Can Atalay açısından, Atalay'ın seçme ve seçilme hakkının ihlali noktasında direnme kararıdır. Atalay'ı mağdur eden bir karardır. Ancak kararın hedefindekiler Atalay ile sınırlı değildir. Atalay kararı örneğiyle anayasayı hiçe saymak, anayasaya direnmektir.

Karar sadece Atalay'ı değil, Türkiye'deki tüm seçmenleri, Hatay'ı, TBMM'nin kurumsal yapısını, TBMM'nin başkanı Kurtulmuş'un başkan sıfatıyla aldığı kararları ve AYM üyelerini ayrı ayrı had bildirmeye kalkmakta ve kendilerini Meclis'in, Meclis başkanının ve milli iradenin üzerinde görmektedirler. Karar Meclis'e, Anayasa'ya karşı darbe girişimidir. Ve karar AYM'nin tüzel kişiliğine karşı darbe girişimidir. Görünen odur ki filler tepişirken çimenler eskimektedir ama mesele Atalay'ın haklarının ezilmesinin çok ötesindedir. Aralarında tepişen Cumhur İttifakı'nın kendisidir. Kriz, MHP-AK Parti krizidir. AK Parti'nin içindeki krizlerin çatışma krizidir. AK Parti'nin de Cumhur İttifakı'nın bir bileşeninin desteklediği, şımarttığı birilerinin Türkiye Cumhuriyeti devletini bir yargı krizine, bir devlet krizine sokacak kadar ciddi bir krizdir ve buna el koymak, direnmek gerekmektedir. Halkı, bu kalkışmayı da bastırmaya davet ediyoruz.

Bu darbeye kim direnirse arkasında Cumhuriyet Halk Partisi'ni bulacaktır. Sayın Numan Kurtulmuş Meclis Başkanı sıfatıyla bu darbeye direnirse, ki direnmelidir, arkasında Cumhuriyet Halk Partisi'ni bulacaktır.

Bu mahkeme, Anayasa Mahkemesi'ne açıkça meydan okumaktadır. ‘Anayasaya rağmen bizi bağlamaz' demektedirler. Eğer buna Anayasa Mahkemesi üyeleri ayrı ayrı ve kurumsal olarak direneceklerse, gerekeni yapacaklarsa Cumhuriyet Halk Partisi arkalarındadır. ‘Biz yargı krizi çıkarmak, devlet krizi çıkarmak istiyoruz' demektedirler. Bu karar gerçekten kopuk bir yaklaşımdır.

NUMAN KURTULMUŞ'U ARAYACAK

Sayın Numan Kurtulmuş'u, sabahın erken saatlerinde ayrıca telefonla arayacağım, yarın buradan tüm grupların başkanlarını, genel başkanlarını kendi başkanlığındaki bir danışma kurulu toplantısı yapmaya davet ediyorum. Danışma kurulunun toplanmasını ve danışma kurulunun yarınki Meclis’in çalışma planına yeniden karar vermesini, bir adalet oturumu gerçekleştirilmesini ve içinde bulunduğumuz adalet krizine TBMM'nin nasıl el koyacağına karar vermesini talep ediyoruz. Bu toplantının yapılmaması durumunda Sayın Numan Kurtulmuş'tan acil randevu talebim vardır. Ardından Cumhuriyet Halk Partisi kendisi bir adalet oturumu talebini Meclis gündemine taşıyacaktır. Gerekirse kapalı oturum talep edeceğiz ve içinde bulunduğumuz büyük krizin ne manaya geldiğini bir kapalı oturumda tüm milletvekilleri ile konuşacağız.

Oturum açıldığında parti gruplarının mutlaka Anayasa ve adalet komisyonlarından birer temsilciyle Cuma-Cumartesi-Pazar günü gerekli çalışmayı yapmalarını, pazartesi günü adalet komisyonuna sevk edilmek üzere bu yargı krizine el koymalarını öneriyoruz. Dayatmamız yoktur ama bu yargı krizini çözecek fikrimiz, irademiz vardır. Cumhur İttifakı, ‘Aramızda didişiriz ama sizinle ortaklaşmayız' diyorsa bu adalet oturumunu biz önce teklif edeceğiz, yaparlarsa yaparlar, yapmazlarsa bu genel görüşme talebimiz reddedilirse biz adalet oturumunu bu Meclis’te sürdüreceğiz. Bütün milletvekilleri, Meclis kapansa da Meclis’i terk etmeyecekler.

'HALKI DİRENMEYE ÇAĞIRIYORUZ'

Ardından ikinci bir karar alana kadar Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirerek Cumhuriyet Halk Partisi, Meclis’in açık olduğu her saat adalet meselesini gündeme getirip, mücadelesini verecek ancak Meclis kapandığında en az 20 milletvekili adalet oturumunu, nöbetini sürdürecektir. Bu iş Türkiye kamuoyuna mal olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi, bu darbe girişimini püskürtmek için üzerin düşeni yapacaktır. Sadece Meclis’te değil… Halkı direnmeye çağırıyoruz. Tüm milletvekillerini direnmeye çağırıyoruz.

Anayasayı ortadan kaldıranlara karşı gün susma günü değildir. Tarih susanları da yazacaktır, direnenleri de yazacaktır. Tüm halkımızı bu darbe girişimine karşı direnmeye davet ediyoruz. Her reaksiyonu sonuna kadar destekliyoruz. Sivil toplumun, meslek örgütlerinin yanındayız. Sokaklarda, meydanlarda direneceğiz; bu hukuksuzluğa teslim olmayacağız.”