Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ – Türkiye Varlık Fonu tarafından Alsancak Limanı’nın işletmesi Albayrak Grubu’na verildi. Albayrak Grubu liman içinde mevcut yapıları yıkmayı otel, restoran ve alışveriş merkezinin olduğu yeni bir alan yaratmayı hedefliyor. Limanın ‘Özelleştirilmesi’ kent içinde tartışma yaratırken, İzmir Otel Pansiyon ve Yurt İşletmecileri Odası Başkanı İbrahim Veral’dan devre destek geldi. Veral, limanın geleceği ve İzmir turizmine olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Whatsapp Image 2026 03 10 At 09.26.22-1

“ALSANCAK LİMANI’NIN GELECEĞİ YILLARDIR KONUŞULUYOR”

Alsancak Limanı’nın uzun yıllardır kent gündeminde olduğunu belirten Veral, “Alsancak Limanı’nın geleceği uzun yıllardır konuşulan bir konu. 1980’li yıllardan itibaren limanın başka bir bölgeye taşınması ve mevcut alanın farklı şekilde değerlendirilmesi yönünde çeşitli fikirler ortaya atıldı. O dönemlerde limanın Foça tarafına taşınması ve mevcut alanın yat limanı yapılması gibi projeler gündeme geldi. Ancak bu planların hiçbiri hayata geçirilemedi” dedi.

“RO-RO LİMANI YÜK TRAFİĞİNİ AZALTMAK İÇİN YAPILDI”

Limanla ilgili geçmişte farklı projelerin gündeme geldiğini hatırlatan Veral, “Daha sonra Çeşme’de Ro-Ro Limanı yapıldı. Aslında bu limanın amacı, şehir merkezindeki yük trafiğini azaltmaktı. O dönemde yapılan otoyol ve lojistik düzenlemeleri de bu planın bir parçasıydı. Ancak süreç içinde bu projelerin bir kısmı beklenen sonucu vermedi ve Alsancak Limanı’nın geleceği yine belirsiz kaldı” diye konuştu.

“LİMAN İŞLETMECİLİĞİ UZMANLIK GEREKTİRİR”

İzmir Limanı’nın mevcut kapasitesinin tam olarak kullanılmadığını ifade eden Veral, “Bugün gelinen noktada İzmir Limanı kapasitesinin tam olarak kullanılmadığı görülüyor. Bunun önemli nedenlerinden biri de limanın işletme modeli. Liman işletmeciliği son derece uzmanlık gerektiren bir alandır. Bu nedenle birçok kişi limanın daha profesyonel bir işletme modeliyle yönetilmesi gerektiğini düşünüyor. Ben de bu görüşe katılıyorum. Bir işi en iyi bilen insanların yapması gerektiğine inanıyorum. Nasıl ki bir otel işletmesini bu işi yıllardır yapan deneyimli bir turizmci daha iyi yönetebilir, liman işletmeciliği de aynı şekilde uzmanlık gerektirir” açıklamasında bulundu.

“TURİZM YATIRIMLARI İZMİR’E KATKI SAĞLAR”

Liman projesi kapsamında turizm yatırımlarının yer almasının önemli olacağını dile getiren Veral, “Bu nedenle limanın profesyonel bir işletme anlayışıyla yönetilmesi İzmir için faydalı olabilir. Eğer bu projelerin içinde turizm yatırımları da yer alırsa, örneğin nitelikli oteller yapılırsa, bu durum İzmir turizmine ciddi katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

“İZMİR’DE NİTELİKLİ YATAK KAPASİTESİ EKSİK”

İzmir’de turizm açısından önemli bir eksiklik bulunduğunu belirten Veral, “Çünkü İzmir’de turizm açısından önemli bir eksiklik var, o da nitelikli yatak kapasitesi. Turizmde sıkça dile getirilen bir kavram vardır ‘nitelikli turist’ diye. Ancak aslında doğru ifade bu değildir. Turistin niteliğini ölçmek mümkün değildir. Doğru kavram nitelikli yataktır. Yani turistin konaklayabileceği kaliteli tesislerin sayısıdır. İzmir’de bu alanda ciddi bir eksiklik bulunuyor. Türkiye’nin en büyük 3 şehrinden biri olan İzmir, turizm gelirleri açısından potansiyelinin oldukça gerisinde kalmış durumda” dedi.

“ANTALYA ÖRNEĞİ İZMİR’İN POTANSİYELİNİ GÖSTERİYOR”

Turizm verilerine dikkat çeken Veral, “Örneğin Antalya’nın nüfusu yaklaşık 2 milyon 700 bin civarında. Ancak Antalya yılda yaklaşık 17 milyon turist ağırlıyor. İzmir’in nüfusu ise 4,5 milyonun üzerinde. Buna rağmen İzmir’e gelen turist sayısı bunun çok altında. Oysa İzmir turizm açısından son derece avantajlı bir şehir. Sekiz ay güneşli bir iklime sahip. Deniz, tarih ve kültür açısından büyük bir zenginliğe sahip. Ayrıca Selçuk’ta bulunan Meryem Ana Evi gibi dünya çapında önemli inanç turizmi merkezleri de bu bölgede yer alıyor” ifadelerini kullandı.

“TURİZM TİCARETİ DESTEKLEYEN BİR SEKTÖR”

Kent ekonomisinin turizmle desteklenmesi gerektiğini kaydeden Veral, “İzmir’in bu potansiyelini değerlendirememesi önemli bir eksikliktir. Şehrin ticaret kimliği elbette çok değerlidir. İzmir tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Ancak turizmle desteklenmeyen bir ekonomik yapı eksik kalır” ifadelerini kullandı.

“ÇEŞME PROJESİ ÇOK ÖNEMLİ”

Yarımada bölgesinin turizm potansiyeline dikkat çeken Veral, “Bu noktada Çeşme Projesi ve benzeri turizm yatırımları da önemli hale geliyor. Çeşme’de yapılacak nitelikli turizm yatırımlarının İzmir turizmine katkı sağlayacağı açıktır. Çeşme yalnızca yazlık turizm açısından değil, yarımada genelinde geniş bir turizm potansiyeline sahiptir. Karaburun’dan Seferihisar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada henüz yeterince değerlendirilmeyen birçok doğal ve kültürel alan bulunuyor. Turizmin sadece Alaçatı gibi birkaç noktada yoğunlaşması yerine, yarımadanın tamamına yayılması gerekir. Bu sayede hem ekonomik hareketlilik artar hem de yeni istihdam alanları oluşur” dedi.

“TURİZM BACASIZ SANAYİ”

Turizmin ekonomik değer yaratan bir sektör olduğuna işaret eden Veral, “Turizm aynı zamanda çevreye zarar vermeden ekonomik değer üretebilen bir sektördür. Bu nedenle çoğu zaman ‘bacasız sanayi’ olarak tanımlanır. Doğru planlandığında hem döviz kazandırır hem de yerel ekonomiyi güçlendirir. Türkiye’nin turizm gelirleri son yıllarda önemli seviyelere ulaştı. Ancak bu potansiyelin daha da artırılması mümkün. İzmir gibi büyük bir şehir bu süreçte daha aktif rol alabilir” ifadelerini kullandı.