ABD genelinde on binlerce evcil hayvana ait davranış verilerini analiz eden yeni bir araştırmaya göre, köpeklerin büyük bölümü sahiplerinin düşündüğünden daha sık korku ya da kaygı yaşayabiliyor.
Daily Mail’da yer alan habere göre, çalışmanın yazarı, Texas A&M Üniversitesi Veterinerlik ve Biyomedikal Bilimler Fakültesi Küçük Hayvan Klinik Bilimleri Bölümü’nden davranış profesörü Dr. Bonnie Beaver, 43 binden fazla hayvandaki davranışsal tepkileri inceledi. Böylece köpeklerde korku ve kaygıya ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı veri setlerinden biri oluşturuldu.
Araştırma, tırnak kesimi ve banyo gibi bakım uygulamalarına bağlı öğrenilmiş korkular hariç tutulduğunda, köpeklerin yüzde 84’ünden fazlasının günlük durumlarda en az hafif düzeyde korku ya da kaygı belirtisi gösterdiğini ortaya koydu.
Beaver’a göre, araştırma verilerinin klinik tanılar yerine sahiplerin gözlemlerine dayanması, bulguların kontrollü ortamlardan çok köpeklerin gerçek hayattaki davranışlarını yansıtmasını sağladı.
"BU KORKU KRONİK HALE GELDİĞİNDE..."
En sık bildirilen tetikleyiciler arasında, evcil hayvanların düzenli olarak karşılaştığı yabancı insanlar ve yabancı köpekler yer aldı. Beaver, “Kısa süreli korku hepimizin yaşadığı bir şey; köpekler de bundan farklı değil. Bu korku kronik hale geldiğinde, genel iyilik halleri üzerinde etkili olmaya başlıyor” dedi.
Uzun vadeli stres, köpeklerin sağlığı üzerinde kalıcı etkilere yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi ile köpeğin genel yaşam kalitesi ve süresi üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkilendirilen bu durum, erken teşhisi özellikle önemli hale getiriyor. Daha ağır vakalarda, köpekler destek almadan tekrar tekrar stresli durumlara maruz bırakıldığında, korku zaman içinde belirgin biçimde artabiliyor.
Beaver, “Fırtına sırasında o kadar yoğun stres yaşayan köpekler gördüm ki, eve girebilmek için tuğla duvarları kemirmeye çalışıyorlardı” dedi.
Beaver, bu bulguların köpeklerin büyük bölümünde klinik düzeyde kaygı bozukluğu bulunduğu anlamına gelmediğini; ancak geniş bir popülasyonda köpeklerin korku ve kaygıyı ne sıklıkla yaşadığına dair daha net bir tablo sunduğunu söyledi.





