GÜNDEME BAKIŞ - Yeni Parti İzmir İl Kongresi öncesi, ön seçim heyecanı başladı. İl Başkan Adaylığı için yola çıkan Aziz Kocaoğlu, Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi’nde yaptığı ön seçim konuşmasında, “1948’de Tokat’ta doğdum, fakülteyi İzmir’de, masterı İstanbul’da yaptım. İş hayatına tütün tarlasında çalışarak başladım, 18 yaşında Tekel’de işçi oldum. Üniversiteden sonra orta okulda öğretmenlik ve köy kalkınma kop katiplik yaptık. Ankara’da kamu kuruluşunda çalıştım, Ankara bürokrasisini tanıma fırsatım oldu. Sonra İzmir’de kuruluş aşamasında bir şirketin müdürü olarak görev yaptım ve ardından kendi işimi kurdum, Karşıyaka ve Bornova’da beyaz eşya işi yaptım. Kardeşimle toprak sanayisine girdim. Müteahhitlik yapmadım, kendime kolonsuz mağazalar yaptım. Siyasete geldiğimizde ise babam siyasetle uğraşıyordu, 1954 seçimlerinde 6 yaşında mahallede oy pusulası dağıttım. O zaman birleşik oy pusulası yoktu. O günden bugüne de her türlü konuda görev yaptım. Babam 3 defa belediye başkan adayı oldu, üçünü de ön seçimle kazandı. Parti geleneğini, yazılı ve yazılı olmayan kurallarını yaşayarak ögrendim. Gençlik kollarında çalıştım. Bornova’da iş hayatına başladıktan sonra da partimize her türlü maddi manevi desteği verdim. Siyasete aktif olarak giremedim, bir nesil siyaset yaparsa maddi kayba uğrar ikinci neslin toparlaması gerekir. 1999 yılında partinin barajın altında kalmasından sonra ne oluyor partime diye Bornova’da siyasete girdim. İlçe başkanı ol dediler, ben yönetime gireceğim dedi. O zamanki il başkanımız Alaattin Yüksel, ilde beraber çalışalım dedi. Ben Bornova’yı biliyorum, orada partiyi büyüteceğim dedim ve orada partiyi toparladık” dedi.
“İZMİRLİ BİZİ KORUDU!”
Kocaoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
İlk seçimde de her şeyi hazırladık, beni aday gösterdi genel merkez, ipi göğüsledik, çalışmaya başladık. Efsane başkanımız Ahmet Piriştina’nın vefatından sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi meclis grubu beni Büyükşehir Belediyesi adayı seçti ve meclis onayıyla beraber 2 ay Bornova Belediye başkanlığı ardından da büyükşehir belediye başkanlığı yaptık. 2009 seçimlerine girdik, 2014 seçimlerine girdik ve 2014 seçimlerinde 10 sene yeter, ben başka bir arkadaş gelsin yapsın, bu mevkiler uzun süre işgal edilecek mevkiler değildir diye Sayın Kılıçdaroğlu ile seçime 6 ay kala görüşme yaptım. Bir şerh koydum, Başbakan Binali Yıldırım’ın İzmir’e aday olacağı söylentileriyle, ben aday değilim, adayınızı seçin ama Binali Yıldırım Bey aday olursa ben bu yarıştan kaçmam Başbakan’ı yeneceğim dedim. Yani son 5 seneyi Binali Yıldırım’a borçluyuz. Bu arada bugün İstanbul belediye başkanımız, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarımızın başına gelen hukuksuz olaylar ilk defa Türkiye’de benim başıma geldi. 2 Mayıs 2011’de bütün şirketlerimiz, personellerimizin evleri ve belediye basılarak operasyon yapıldı. 130 arkadaşımız tutuklandı. Dimdik ayakta durduk. Mahkemelerde, hapishanelerde koştuk, akşam geldik, sabaha kadar çalıştık. Emin olun belediye bürokrasisi ve işçi kardeşlerimiz normaldeki çalışma temposundan daha fazla çalıştılar. İzmirliye mahcup olmadık. Bizi o mücadelede güçlü kılan İzmirliydi. Her mahkemeye Bayındır’dan çiçek üreticisi kadınlar, Tire’den süt üreticileri, Ödemiş’ten, Kiraz’dan, Yarım Ada’dan üreticiler, Bergama’dan bal üreticiler, köylümüz, Kentlimiz, sadece CHP’liler değil, işçiler değil, İzmirli oradaydı. İzmirli bizi korudu. 22 Kasım 2011’de İzmir kenti, Büyükşehir öncülüğünde büyük EXPO organizasyonuna aday, benim İzmir’i anlatmam gerekiyordu, Paris’teydim, başarılı bir resepsiyon verdik. İzmir’i anlatacağım, o sırada belediyeye ikinci operasyon yapıldı ve valizleri topladık, konuşmayı Vali Bey yapsın dedik ve İzmir’e döndü. Baş savcıya tutukla diyorlar, baskı yapıyorlar, başsavcı ‘Adam operasyonu duydu Paris’ten geldi ben bu adamı nasıl tutuklayayım’ dedi.
“İZMİRLİ HİZMET İÇİN AKP’YE OY VERMEYİ BİLMİYOR MUYDU!”
AK Parti her vilayeti aldı, Güneydoğu’da belli vilayetler hariç. İzmir’i almadan olmaz dedi Cumhurbaşkanı ve İzmir’i kurulduğundan beri alamadı. 27,5 yıldır İzmir sosyal demokratların elinde. Piriştina seçimi kazandı, 3 dönem biz götürdük, sonra da arkadaşlar götürdü. İzmirlinin vermediği, teslim etmeyeceğim dediği Büyükşehir belediyesini bizim oylarımızla seçilen, İzmirlinin oylarıyla seçilen bir kişi AKP’ye teslim etti. Gerekçe her dönem hizmet almak kisvesi altında dönüyor. 1 milyar 113 milyon Euro hazineye borçla devraldım belediyeyi, en borçlu belediye idi. Borçları ödedik çalıştık. 15 yıl içinde 822 milyon Euro’luk, kamulaştırma, gayrimenkul alımı yaptık. 7 milyar Euroluk da fiili yatırım yaptık. İşletme masrafları bunun içinde yok. Teslim ederken 521 milyon Euro borçla teslim ettik. Vadesi geçmiş borç yok, Kredi notu AAA, piyasa değeri Yüksek bir belediyeyi teslim ettik. Belediye başkanlığı yaparken de hedefim, burayı partimden birine bırakmaktı, onda da başarılı oldum. Bu benim karnem. Bu karneyi gurur ve iftiharla sunuyorum. Her belediye başkanının bu tür yatırım ve evrakları mevcuttur. İddialı olanların karnesini açıklamasında fayda vardır. İzBB başkanlığı 80’den bugüne şaşı bakılan, devlet yatırımları yapılmayan hatta engellenen İzmir Büyükşehir Belediyesinin kalkınma, yerelden kalkınma projeleriyle kalkınmış, aşama kaydetmiştir. Tarım, hayvancılık, sanayi, turizmde büyük aşamalar kazandı. Kenti büyüterek devam ettim. O zaman da AKP iktidardı, biz de hizmet almak için AKP’ye mi geçecektik. İzmirli AKP’ye oy verirse biraz daha hizmet almak için AKP’ye oy vermeyi bilmiyor muydu, İzmirli neden oy vermedi de sen bizim oylarımızla gidip belediyeye AKP’ye teslim ettin, neden yaptın!
“DÖNME BELEDİYE BAŞKANI DEĞİLİM!”
Siyaset ilke, inançla, partinin tozunu yutmakla, sindirmekle yapılır. Ben de koltuk kapayım diye yapılmaz. Çağatay Güç kardeşimiz genç, enerjik, kendisine her konuda yardımcı oldum, destekledim ama bu dönem; ülke ve İzmir’in bu koşulları, bu kriz başka bir yöntemi, mücadele şeklini, İzmir duruşunu ve örgütü ayağa kaldırmayı, İzmir’in tümünü ayağa kaldırmayı gerektiriyor. Yoksa çok isterim pırıl pırıl bir arkadaşımız. Büyükşehir belediye başkanı, 2 ilçe belediye başkanı gitmiş, operasyonlar yapılmış, millet bezmiş, morali bozuk. 2019’da bir daha hiçbir yere aday olmamak üzere seçilmeyi bıraktım, seçmeye çalışıyorum diye, hem 2019 hem de 2024 yerel seçimlerinde, hem de genel seçilmelerde sokak sokak gezdim, partime oy topladım. Ben Hataylı gibi sonradan olma, Dönme belediye başkanı değilim. Partiyi şikayet edeceğim, ben partimin emrinde oldum, ölünceye de kadar da partime gücüm ne kadar yetiyorsa çalışacağım.
“İZMİR’İ TOPARLAMAK ÜZERE ZORUNLU ADAY OLDUM”
İzmir’i toparlamak üzere zorunlu olarak aday oldum. Benim ne işim var il başkanlığında, 15 sene büyükşehir belediye başkanlığı yapmışım. O dönemde muhalefetin en büyük kamu koltuğunda oturuyordum. İli göğüsleyeceğiz. Çağatay Başkan benim yanımda duracak, kol kola, el ele, omuz omuza yürüyeceğiz ve İzmir’i bu bataklıktan kurtaracağız. İzmir’in ağırlığını tekrar hissettireceğiz. Çok sevdiğim bir büyükelçi arkadaşımızla sohbet ediyorduk, ‘Başkanım senin zamanında resmi dairelerde İzmir’in bir prestiji vardı, şu an yok’ dedi. Örgütün toparlanması lazım. Çağatay başkan çok çalışıyor ama örgütü toparlamak ayrı bir şey. Benim İzmir’in 597 köyü, 30 ilçesinde, tarım arazilerinde, her yerde ayak izim var. Yürümediğim yol, ayak basmadığım yer yok. Bir gün bir köyde muhtar, ‘Başkan sen bu köye 4. Geliyorsun’ dedi, azası, ‘Hayır sen yoktun bir defa daha geldi’ dedi. Örgütü toparlamamız gerekiyor, mücadele vermemiz gerekiyor. Benim anladığım mücadele bağırarak olmaz, fikirle, yanlışın karşısına doğrusunu koyup, gerekçeleriyle birlikte anlatmakla olur. Kentin 3 defa stratejik planını yapan, yetmediğini görüp Yarım Ada, Bakırçay, Gediz, Menderes, Kuzey stratejik planını yapan ve uygulayan kardeşinizim.
“ÇAĞATAY BAŞKAN ÖĞRENECEK AMA ZAMANIMIZ YOK”
Belediye başkanı var, oturuyor orada. Ben belediye başkanına rağmen, AKP’ye rağmen, her türlü olumsuzluklara rağmen İzmir’i toparlamak ve yönetmek için geliyorum. Tabi ki belediye başkanı olmayacağım, Kriz yönetilecek. Bugün genel merkezimin de il ve ilçe örgütlerimizin de en büyük problemi kriz yönetmektir. Kriz bildiğimiz seçim çalışmalarıyla yönetilmez, krizi de bilmek, yönetmek gerekir. Deneyim, tecrübe gerekir. Eskiden 80 öncesi, ilçe ve il başkanları seçilir Çalışırdı. Usta çırak ilişkisi vardı, siyasetin mektebi yoktu, ustan neyse sen de öyle olurdun, benim ustam babamdı ve arkadaşlarım. Birçok il ve ilçe başkanı gördük, hepsi önümüzden geldi, geçti. İl başkanı görevini teslim edinceye kadar tarafsız il başkanlığı yapmak zorundadır. Gençler heyecanlanıyor, Ankara’ya gidiyor. Ben milletvekilliği yapmış 3 il başkanı arkadaşımı biliyorum, her haftaya Ankara’ya giderek, orada il başkanını şikayet edip, bir şeyler yaparak milletvekili oldular. Benim kişiliğimi eleştirerek, olsunlar tekrar… İzmir çok farklı bir kenttir, İstanbul’u yönetmekten daha zordur. Herhangi bir konuyu yoldan geçen adama sorun, konuyu senden iyi bilir. İzmir’i yönetmek kanaat önderleri, sanayisi, çiftçisini, turizmcisini bilmek ister. O da 3 günde olmaz. Tabi ki Çağatay Başkan da öğrenecek ama zamanımız yok.
“DEMOKRATİK BİR YARIŞ VAR”
Demokratik bir yarış var, Çağatay Başkan aday, ben de adayım. 76 senedir, Bülent Ecevit ara dönemlerinin dışında biz iktidar görmedik. Ne partiler dağıldı. Atatürk izinden gidiyoruz biz. 10 senedir parti içi yarış o kadar yanlış yerlere gitti k böyle bir yöntem uygulamaya kalktık. Yarış CHP’de adayların yarışması olmazsa olmazdır. Partiyi 76 senedir ayakta tutan bu dinamizmdir. Şimdi aday çıkmasın!
“DEKLARASYONDA ŞAHSIMA HAKARET VAR”
Ben demokratik hakkımı kullandım. Dün 10’dan itibaren 2 saatte 2 bin imza toplandı dediklerinde bana gelen imza 400-500’dü, bunu neden yaptılar, bana gelen imzayı kesmek için yaptılar. Öğleden sonra 4 bini buldu, daha imzaya gerek yok dediler. 28 ilçe başkanımız bir deklarasyon yayınladı, gayet doğal, hepsini kutluyorum, alınmadım, kırılmadım. İçeriğine baktığımda, şahsıma hakarete varan söylemler var, yazılı, belgeli… Ne yapmışım ben bu partiye, İzmir’e… Hizmetten başka, partiyi satmamaktan başka ne yapmışım. 3 tane çığırtkan getirmişsiniz oraya. Benim 7,5 senedir koruma hakkım var, 1 gün koruma almadım, her sokakta, her meydanda göğsümü gererek geziyorum. Diğerleri de gezsin. Bir adaya hakaretvari, rencide edici söylemle 28 tane ilçe başkanı ve yönetim kurulu üyesi… Bu hiç yakışmadı, çok yanlış. Bunu da bir leke olarak hafızalarımıza yerleştirmiş olduk. Tasvip edenler daha kötülerini yazmaya devam etsinler.
“İL BAŞKANLIĞI KİŞİSEL İKBAL İÇİN YAPILMAZ”
1948 doğumluyum, 78 yaşındayım, 18 yaşımdan beri İzmir’de ikamet ediyorum, işim, ailem, duruşum, ne olduğum belli. Genç olsun, kadın olsun biz de destekliyoruz. 78 yaşında bana ihtiyaç duydurmayacaksınız! Niye bana ihtiyaç duydurdunuz, neden İzmir’i bu hale getirdiniz, onu sorgulayın. Ben İzmir’i eski günlerine döndürmek için geliyorum, İzmir’i batırmak için değil. Yok yaşlıymış! Evet yaşlıyım, 78 yaşındayım. Benim duruşumu, tecrübemi, niyetimi, kişiliğimin satın alınamayacağı, teklif dahi edilemeyeceğini İzmir’deki 4,5 milyon bilir. İl başkanlığı partinin en yüce görevlerinden biridir ama kişisel ikbal için yapılmaz. Yapacağını yapar bırakır çekilirsin köşeye, belediye başkanı, milletvekili olmak için girersin mücadeleye ama il başkanı bütün örgütün il başkanıdır. Onun ayrım yapması, Senden benden demesi, ilçe başkanlarıyla kumpaslara girmesi, saçma sapan bildiriler dağıtması, CHP’ye yakışmaz. Taraf ol kardeşim.
“BEN TELEFON EDEREK MİLLETVEKİLLİĞİ, BELEDİYE BAŞKANLIĞI İSTEMEM”
CHP ile Yeni Parti arasındaki ilişkinin çok hassas götürülmesi tarafındayım. Genel başkandan yöneticilerine varana kadar… Ben de mi butlancıyım, ilk istifa eden, ilk üye olan benim. Kazanılan kurultayda yaptığımı kimseye anlatmadım, telefon edip, 10 imza getirdim diyerek belediye başkanlığı istemem. Öyle siyaset olmaz, biz öyle yetişmedik.
“BURADA KAVGA DEĞİL, NÖBET DEĞİŞİMİ VAR”
Üyelerimizin yüzde 35’i ilk defa bir siyasi partiye üye oluyor, onların acilen partiye kazandırılması, partizan olmasını sağlamak da çalışılacak bir iştir. Her kentin bir duruşu vardır, İzmir’in duruşunun adı İzmir duruşudur. İzmir teslim alınamaz. İzmir kişilerin bir tarafa gitmesiyle o tarafa gidecek kent değildir. Bu AKP’liler İzmir’e neler dediler, eli yüzü sümüklü, pasaklı, dediler. Bir başbakan geldi, ben İzmir’de üniversiteyi kazandım, kızları gördüm burada yapamam dedim dedi ve geldi İzmir’de oy istedi. Biz İzmir’i koruyup kollayacağız, Yeni Parti bayrağını 30 ilçede sallandıracağız. Bu bir yarış, Çağatay kardeşim ya da ben kazanırım fark etmez, ben kazanırsam yönetim listesini de kurultay listesini Çağatay başkanla birlikte yazacağım. Kurultay listesinin en başına Çağatay kardeşimin adını yazacağım. Çağatay Güç’ü belli yere gelmesi için sonuna kadar destekleyeceğim. Burada kavga yok, burada bir nöbet değişimi var. Bu İzmir için, Yeni Parti için, ülkem için…
“SANDIĞA SAHİP ÇIKIN, SANDIK NAMUSTUR!”
Oylarınızla bizi tercih ederseniz Alaattin Yüksek başkanımla 20 sene İzmir’i nasıl kol kola yönettiysek, İzmir’i nerelere çıkarttıysak yine aynı şekilde çalışıp, İzmir’i aynı noktalara taşıyacağız. 1999’da İzmir ve Türkiye’nin oyu yüzde 9’du, İzmir’in oyu yüzde 50’lilere tırmandı, ülkenin oyu yüzde 28’lerde kaldı, 2 kat! Genel başkan millet bize güvenmiyor dedi, İzmirli bana güveniyor, oy veriyor dedim. Pazar günü sandıklara sahip çıkmalıyız. Oyun namus olduğunu, kimsenin 1 oyunun heba olmaması ve benim 1 oyumun ona onun bir oyunun bana geçmesini istemiyorum. Yöneticilerimize, sandık görevlilerine, genel merkezimize buradan uyarı yapmak istiyorum; sandık namustur, ben Çağatay’ın 1 oyuna tenezzül etmeyeceğim ama benim 1 oyuma tenezzül edilirse farklı olarak görüşeceğiz. Sandığın başımızın üstünde yeri var. İzmir için en iyisi olsun.




