GÜNDEME BAKIŞ - İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, bugün heyetleriyle birlikte tutuklu CHP’lileri ziyaret ettiklerini belirterek, ziyaretin ardından Buca ilçesinde düzenlenen basın toplantısında tutukluluk uygulamaları ve Buca Eski Cezaevi alanının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“TUTUKLAMA CEZALANDIRMA ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”
Tutuklamanın hukukun öngördüğü istisnai bir tedbir olduğunu vurgulayan Doğan, “Öncelikle bir hukukçu olarak belirtmeliyim ki tutuklama, hukukun öngördüğü istisnai bir tedbirdir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de bu tedbir; siyasetçilere, belediye başkanlarına ve gazetecilere yönelik bir cezalandırma aracına dönüştürülmüştür. Fikir söyleyen, eleştiren, halk adına hesap soranlar sabah operasyonlarıyla tutuklanırken; eşine şiddet uygulayan, çocuğa el kaldıran, hayvana eziyet edenler serbest bırakılmaktadır. Bu tablo bir adalet sorunu değil, açık bir vicdan krizidir ve hukuk devleti ilkesiyle değil ancak çifte standartla açıklanabilir” dedi.
“UZUN TUTUKLULUK TOPLUMUN ADALETE GÜVENİNİ ZEDELİYOR”
Suçun kim tarafından işlendiğine göre değil, kime karşı işlendiğine göre işlem yapılan bir düzende adaletin mümkün olmayacağını ifade eden Doğan, “Kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali olmayan dosyalarda, sırf siyasi saiklerle devam eden uzun tutukluluk süreleri sadece cezaevinde bulunanlar için değil, tüm toplumun adalete duyduğu güvenin sarsılmasına yol açmaktadır. Yaklaşık bir yıldır muhalif belediyeler ve özellikle gazeteciler hakkında ardı ardına gözaltı ve tutuklama yargı süreçleri işletilirken, iktidar belediyeleri ya da bazı kamu kurumları söz konusu olduğunda ne bir soruşturma ne de tek bir dava görebiliyoruz; bu tablo hukukun değil, siyasetin adalet dağıttığının açık göstergesidir” diye konuştu.
“ADALET BİTERSE DEVLET GİDER”
Mahkeme salonlarında yer alan “Adalet mülkün temelidir” sözünün yalnızca bir slogan olmadığını vurgulayan Doğan, “Bu söz, devleti ayakta tutabilmenin ve toplumsal barışı kalıcı kılabilmenin yegâne yoludur. Adalet biterse devlet gider, devlet giderse millet yok olur. Bu duygu ve düşüncelerle ülkeyi yönetenleri bir kez daha adil olmaya ve yargının bağımsızlığına gölge düşürecek eylem ve söylemlerden vazgeçmeye çağırıyorum. Kaçma ya da delil karartma ihtimali bulunmayan, tutuklu kalmaları yargılamaya hiçbir katkı sunmayan Sayın Tunç Soyer, Sayın Mehmet Murat Çalık ve Sayın Şenol Aslanoğlu’nun bir an önce tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmelerini diliyor, kendilerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” dedi.
“MURAT ÇALIK’IN SAĞLIĞI TOPLUMUN VİCDANINI ZEDELİYOR”
Mehmet Murat Çalık için ayrı bir parantez açan Doğan, “Sayın Murat Çalık yaklaşık bir yıldır tutuklu. Üstelik ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden, kanser geçmişi bulunan ve nüksetme riski taşıyan bir insan cezaevi ile hastane arasında mekik dokumaya zorlanıyor. Kaçma ihtimali olmayan, delil karartması mümkün bulunmayan bir belediye başkanının sağlığı pahasına özgürlüğünden mahrum bırakılması, yalnızca adalete duyulan güveni değil toplumun vicdanını da derinden zedelemektedir” ifadelerini kullandı.
BUCA CEZAEVİ ALANI VURGUSU
Basın toplantısını Buca’da düzenlemelerinin temel nedeninin Buca Eski Cezaevi alanının akıbeti olduğunu belirten Doğan, “1959 yılından itibaren kullanılan ve yaklaşık 80 bin metrekare büyüklüğünde olan bu alan önemli bir kamusal alandır. Bakanlık tarafından onaylanan planlarla alanın yaklaşık yüzde 70’i, 25–25,80 metre yüksekliğinde yoğun ticaret ve konut yapılaşmasına açılmış, plan raporlarında buranın gelir ve hasılat getirecek şekilde değerlendirileceği ifade edilmiştir. Oysa 2021 TÜİK verilerine göre 517 bin 963 nüfusa sahip Buca, sosyal ve teknik altyapı ile yeşil alan açısından ciddi biçimde yetersizdir” dedi.
“BUCA’DA KİŞİ BAŞINA YEŞİL ALAN 1 METREKARE”
Dünya Sağlık Örgütü’nün kişi başına en az 9–10 metrekare yeşil alan önerdiğini hatırlatan Doğan, “Yapılan akademik çalışmalara göre İzmir’de kişi başına düşen yeşil alan en fazla 5 metrekare, Buca’da ise bazı mahallelerde bu oran 1–3 metrekare seviyesindedir. Buca Cezaevi alanına yürüme mesafesindeki Barış, Menderes ve Ali Rahmi Bey mahallelerinde bu oran yaklaşık 1 metrekaredir. Alan ayrıca resmi komisyon kararıyla geçici barınma alanı olarak belirlenmiş olup, İzmir’in deprem gerçeği dikkate alındığında bu tür büyük ve merkezi alanların yapılaşmadan uzak tutulması yaşamsal önemdedir” diye konuştu.
“BU ALAN YEŞİL ALAN OLARAK PLANLANMALIDIR”
Buca Eski Cezaevi alanının tamamının kamusal yeşil alan ve afet toplanma alanı olarak planlanması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Bu büyüklükte bir alanın yapılaşmaya açılması mevcut yargı kararlarına, planlama mevzuatına, afet yönetimi ilkelerine ve Buca’nın açık alan ihtiyacına açıkça aykırıdır. Yaklaşık dört yıl önce yıkılan bu alan hâlâ çözülememiş bir sorun olarak İzmir’in ortasında durmaktadır. Bir yandan ‘yeşil alan olmalı’ denilirken diğer yandan ‘kaynak yok’ gerekçesiyle sorumluluk ertelenmekte, sonuçta ise hiçbir somut adım atılmamaktadır” dedi.
“İZMİR’İN KAYBEDECEK ZAMANI YOK”
İYİ Parti olarak polemik değil çözüm istediklerini belirten Doğan, “Yetkisi olanların birbirine gerekçe üretmesini kabul etmiyoruz. Bu alan rantın ya da siyasi hesapların değil, yeşil alan olarak İzmir’e kazandırılmalıdır. İzmir’de metrodan körfez kirliliğine kadar pek çok sorun AK Parti ile CHP arasındaki çekişmenin gölgesinde kalmaktadır. Konuşulan çok, sonuç yoktur. İYİ Parti olarak polemikle değil sorumlulukla, mazeretle değil iradeyle İzmir için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.