Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ – İran ile ABD arasında tırmanan gerilim ve Orta Doğu’daki çatışmaların küresel ticaret üzerindeki etkileri tartışılmaya devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve kritik deniz ticaret yollarında yaşanan güvenlik sorunları, özellikle ihracat ve lojistik sektöründe maliyetlerin artmasına neden oluyor. İzmir Deniz Ticaret Odası Başkanı Yusuf Öztürk, yaşanan gelişmelerin hem Türkiye’de hem de İzmir’de ihracat ve ithalat dengesini etkilediğini anlattı.
“SAVAŞLAR DÜNYA DENGELERİNİ BOZUYOR”
Savaşların ekonomik ve insani açıdan büyük kayıplara yol açtığını belirten Öztürk, “Savaş dünya dengelerini alt üst eden bir olay. Masum insanların hayatını kaybettiği, milyarlarca dolarlık kaynakların harcandığı bir süreçten söz ediyoruz. Aslında insanlık adına yapılabilecek yatırımlar savaşlarda yok olup gidiyor. Bu nedenle savaşın tutulur bir tarafı yok. Pandemiden sonra ticari savaşları daha net görmeye başladık. Cephede yaşanan bir çatışma olmasa da ekonomik rekabet zaten vardı. Dünyanın üretim merkezi Uzak Doğu, tüketim merkezi ise Avrupa ve Amerika olarak değerlendirildiğinde bu gerilimlerin ekonomik boyutu uzun zamandır sürüyor” diye konuştu.
“ENERJİ EN KRİTİK UNSURLARDAN BİRİ”
Enerji kaynaklarının küresel politikada belirleyici rol oynadığını vurgulayan Öztürk, “Dünyadaki en önemli konulardan biri enerji problemi. Üretim yapabilmek için enerjiye ihtiyaç var ve enerji oldukça pahalı. Enerjinin yoğun olduğu belirli bölgeler var. Bugünkü savaşlara baktığınızda siyasi ve tarihsel tarafları olduğu kadar ticari tarafları da bulunuyor. Petrol fiyatlarının kısa sürede 69 dolarlardan 90 doların üzerine çıkması, enerjinin ne kadar önemli bir enstrüman olduğunu gösteriyor” dedi.
“GEMİLERİN ROTASI DEĞİŞTİ”
Orta Doğu’daki çatışmaların deniz ticaretinde rotaların değişmesine neden olduğunu ifade eden Öztürk, özellikle Süveyş Kanalı hattında yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “İsrail ile Gazze arasındaki çatışmalar sırasında Yemen’deki saldırılar nedeniyle bazı gemi hatları Süveyş Kanalı’nı kullanmaktan vazgeçti. Bunun yerine Ümit Burnu’na dönerek Cebelitarık Boğazı üzerinden Akdeniz’e giren rotalar tercih edildi. Bu da yaklaşık 14 gün süren ek bir yol anlamına geliyor. Mesafenin uzaması doğrudan maliyetin artması demek. Bu nedenle navlun fiyatlarında ciddi artışlar yaşandı. Süveyş hattında geçici olarak normale dönüş sinyalleri görülse de bölgede yaşanan yeni gerilimler yeniden belirsizlik yarattı” açıklamasında bulundu.
“NAVLUNLAR 10 KAT ARTTI”
İran ile ilgili gelişmelerin özellikle Hürmüz Boğazı hattında yeni riskler oluşturduğunu ifade eden Öztürk, gemilerin sigorta maliyetlerinde büyük artışlar yaşandığını belirterek, “Hürmüz Boğazı dünya enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin çıkış noktası. Bu bölgede yaşanan saldırılar nedeniyle gemilerin sigorta primleri yükseldi. ‘War risk surcharge’ dediğimiz ek savaş risk ücretleri devreye girdi. Bu nedenle navlunların bazı kesimler 4-5 kat arttığını söylüyor ama bana göre yaklaşık 10 kat civarında bir artış söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.
“İHRACATÇI KARARSIZ KALDI”
Artan maliyetlerin özellikle İzmir’deki ihracatçı firmaları zorladığını belirten Öztürk, bölgeden Arap Körfezi’ne yapılan ihracatta ciddi bir belirsizlik oluştuğunu söyleyerek, “İzmir’den Arap Körfezi’ne ihracat yapan birçok gıda firması var. Bunun yanında seramik ve mermer gibi ürünler de bölgeye yoğun şekilde gönderiliyor çünkü o bölgede büyük bir inşaat faaliyeti var. Ancak navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış nedeniyle bazı firmalar ‘malımızı gönderelim mi, göndermeyelim mi’ sorusuyla karşı karşıya” dedi.
“BELİRSİZLİK DEVAM EDİYOR”
Mevcut tabloda lojistik sektöründe geçiş dönemi yaşandığını ifade eden Öztürk, ihracatçıların henüz maliyet artışlarını tam olarak kabullenmediğini aktararak, “Şu anda birçok ihracatçı navlun farkını ödeyerek ihracata devam etme konusunda tereddüt yaşıyor. Ancak bu durum uzun süre devam ederse ihracat yapmak zorunda kalacaklar. Çünkü o bölgede de yaşam devam ediyor; ayçiçek yağına, zeytinyağına ihtiyaç var. Bu ürünlerin bir şekilde gönderilmesi gerekiyor. Şu aşamada bunu bir geçiş dönemi olarak değerlendirmek lazım” ifadelerini kullandı.




