Afrika kıtasını kasıp kavuran ve on binlerce can alan o korkunç virüsün gölgesi, bu kez Avrupa'nın kalbine düştü. Özellikle Kongo kökenli devasa bir nüfusa ev sahipliği yapan ve kara kıtayla yoğun bir seyahat trafiği bulunan Belçika'da sağlık yetkilileri teyakkuza geçti. Panik havasının yayılmasını önlemeye çalışan Federal Kamu Sağlığı Kurumu, ülkedeki tüm sağlık merkezlerine bir genelge niteliğinde izolasyon protokollerini göndererek safları sıklaştırdı.
HASTANELER VE DOKTORLAR TETİKTE
Ülke genelinde doğrulanmış herhangi bir Ebola vakası bulunmadığı ısrarla belirtilse de, sahadaki hareketlilik durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Federal Kamu Sağlığı Kurumu Sözcüsü Annelies Wynant, basına yaptığı o kritik açıklamada süreci şu sözlerle kayıtlara geçirdi:
"Hastaneleri ve doktorları, Ebola virüsü şüphesi durumunda uygulanacak acil prosedürler hakkında kapsamlı şekilde bilgilendirdik."
Afrika'dan Avrupa'ya dönen yolcular arasında semptom görülme ihtimalinin yetkililerin uykularını kaçırdığı ifade edildi. Şüpheli bir vaka tespit edildiği anda hastanelerin izolasyon protokollerini derhal, saniye saniye devreye alacak şekilde hazır kıta beklediği aktarıldı. Yetkililer, yüksek alarm dönemlerinde alınan bu önlemlerin doğrulanmış bir riskten ziyade tamamen koruyucu bir tedbir kalkanı olduğuna dikkat çekti.
KARA KITADA DEV SALGIN UYARISI
Bu acil önlem paketinin perde arkasında ise Belçikalı uzmanların masasına gelen o karanlık raporlar yatıyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ile Uganda'da eşi benzeri görülmemiş büyüklükte bir Ebola salgını yaşanabileceği uyarısı başkent Brüksel'i harekete geçirdi. Ülkede yaşayan ve KDC kökenli olan devasa diasporanın anavatanlarıyla olan sürekli teması, virüsün sınırlardan sızma ihtimalini en üst seviyeye çıkarıyor.
11 BİN CAN ALAN O SİNSİ ATEŞ
Tarih yaprakları geriye sarıldığında, kanamalı ateşe yol açan bu acımasız virüsün bilançosu kan donduruyor. İlk kez 1976'da Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde patlak veren hastalık, adını o ölümcül suların aktığı Ebola Nehri'nden almıştı.
Aralık 2013'te Batı Afrika'da kontrolden çıkan ve 2017'ye kadar Gine, Liberya ve Sierra Leone'yi adeta birer mezarlığa çeviren o karanlık dönemde tam 30 bin kişiye virüs bulaştığı kaydedildi. O sarsıcı salgında 11 binden fazla insanın feci şekilde can verdiği hatırlatıldı.





