GÜNDEME BAKIŞ - AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kuşadası’nda gerçekleştirdiği mitingdeki açıklamalarına sosyal medya hesabı üzerinden yanıt verdi. Kaya, açıklamasında CHP’nin geçmiş siyasi tutumlarını eleştirerek, partinin darbe süreçlerindeki pozisyonunu gündeme taşıdı.

Özel Erdoğan’a Kuşadası’ndan seslendi: Adayın Özlem'i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya
Özel Erdoğan’a Kuşadası’ndan seslendi: Adayın Özlem'i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya
İçeriği Görüntüle

Özel’in ifadelerine tepki gösteren Kaya, “CHP Genel Başkanı ‘tarihe nasıl geçileceğini’ merak ediyorsa önce kendi partisinin siciline bakmalıdır. CHP, darbeler karşısında kimi zaman destek veren, kimi zaman sessiz kalan, kimi zaman da farklı kavramlarla meşruiyet zemini arayan bir anlayışın temsilcisidir” ifadelerini kullandı.

AK Partili Kaya'dan 'fırtına duvarı' çıkışı: Distopyanın kralı İzmir'de yaşanıyor, gelin görün!
AK Partili Kaya'dan 'fırtına duvarı' çıkışı: Distopyanın kralı İzmir'de yaşanıyor, gelin görün!
İçeriği Görüntüle

Kaya'nın açıklamalarının tamamı şu şekilde;

Bizim siyaset anlayışımızın merkezinde tartışmasız şekilde milli irade vardır.

Bu topraklarda aldığımız siyasi terbiye bize şunu öğretmiştir.

Milletin üstünde hiçbir güç yoktur, hiçbir irade yoktur, hiçbir vesayet odağı yoktur.

AK Parti, siyaset mühendisliğinin değil, milletin kurduğu bir harekettir.

Bu hareketin yegane meşruiyet kaynağı millettir.

AK Parti, siyasetini meydanlarda kuran, gücünü milletten alan, hesabını da yalnızca millete veren bir iradenin adıdır.

Bizim partimizin sicilinde, darbe karşısında dik duruş vardır, vesayetle mücadele vardır, milletin oyuna sahip çıkma kararlılığı vardır, hizmet siyaseti vardır.

Bugün açık bir şekilde görüyoruz ki, devam eden yargı süreçleri bahane edilerek, organize bir algı operasyonu yürütülmektedir.

CHP, henüz kesinleşmemiş dosyalar üzerinden siyasi sonuç üretmeye çalışmakta, yargıyı araçsallaştırarak bir linç zemini kurmaya çabalamaktadır.

Bu, hukuk değildir, siyasi mühendisliktir.

Bu, demokratik rekabet değil, yolsuzlukları perdeleme kampanyasıdır.

Biz bu filmi daha önce de gördük.

Vesayet odaklarının, masa başı senaryolarla siyaset dizayn etmeye çalıştığı dönemleri çok iyi biliyoruz.

Ama o gün nasıl geri adım atmadıysak, bugün de bu linç siyasetinin karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanımızı ve AK Parti'yi, hayali komploların parçası gibi göstermeye çalışan bu zihniyet, aslında kendi siyasi tükenmişliğini örtmeye çalışmaktadır.

CHP Genel Başkanı eğer "tarihe nasıl geçileceğini" gerçekten merak ediyorsa, önce kendi partisinin siyasi siciline bakmalıdır.

CHP, darbeler karşısında ya alkış tutan, ya sessiz kalan, ya da "postmodern" kavramlarla meşrulaştırmaya çalışan bir geleneğin temsilcisidir.

Kendi kurultayında dahi şaibelerin, kulislerin, delege pazarlıklarının konuşulduğu bir süreçten çıkan bir partinin, millete demokrasi dersi vermeye kalkması, en hafif ifadeyle siyasi ciddiyetsizliktir.

Milletimiz kimin nerede durduğunu gayet iyi bilmektedir.

Kimin milli iradeden yana, kimin masa başı hesaplardan yana olduğunu da çok net görmektedir.

CHP, devam eden yargı süreçlerini etkilemeye dönük hamlelerle, yönettiği belediyelerdeki yolsuzluk iddialarını perdelemeye çalışıyor.

Oysa aynı enerjiyi, kendi belediyelerinde görev yapan yöneticilere, milletin malına el uzatmayan, şeffaf, hesap verebilir ve hakkaniyetli bir yönetim anlayışı kazandırmak için harcasalar, bu ülkeye gerçek anlamda bir katkı sunmuş olurlar.

Ama mesele tam da burada düğümleniyor.

CHP'nin tarihine baktığımızda, birincisi kolay…

Algı üretmek, gündem saptırmak, sorumluluktan kaçmak.

Yine bu partinin geçmiş siciline baktığımızda ise, kendileri için ikincisi çok zor…

Temiz kalmak, doğru yönetmek, millete sadakatle hizmet etmek.

Aziz Milletimiz, CHP'yi ezbere tanır.

Bu partinin neyi temsil ettiğini de, neyi temsil edemediğini de çok iyi bilmektedir.