GÜNDEME BAKIŞ - Kemalpaşa’nın Yukarı Kızılca Mahallesi’nde üç yıl önce yurttaşların mücadelesiyle durdurulan maden girişimi yeniden başladı. İstanbul merkezli Volcan Metal Madencilik Sanayi A.Ş.’nin, 1. derece doğal ve arkeolojik sit alanı içerisinde kalan bölgede maden çalışmalarına başlaması, mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. Doğasını ve su kaynaklarını korumak isteyen Yukarı Kızılcalılar mücadeleye başladı. Yukarı Kızılca’daki maden faaliyetleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı’nın ikinci birleşiminde gündem oldu. Yeni Parti Grup Başkan Vekili Yağmur Yurdakul Özkan, yurttaşların taleplerini sıraladı.
‘ZAMANINDA MÜDAHALE ETMEK GEREKİYOR’
Yukarı Kızılca'daki su rezervlerinin önemine dikkat çeken Özkan, “Sürecin başından beri biz de takip etmeye çalıştık ve olanları duymaya çalıştık. Sonrasında köye de defalarca kez gittik ve orada köylülerin dile getirdiği endişelerini dinledik” dedi. Köylülerin geçtiğimiz hafta yaptığı yürüyüşü de takip ettiklerini söyleyen Özkan, “O gün ben AK Parti temsilcilerini de orada görmek isterdim ama göremedik. Ama nitekim artık takip etmeye başladığınızı söylediniz. Bu da bir ilerlemedir fakat geç kalınmaması lazım. Zamanında müdahale etmek gerekiyor” dedi.
‘SUYA ZARARI OLUP OLMADIĞI ÇOKTAN TESPİT EDİLMELİYDİ’
Özkan, “Geçtiğimiz günlerde Kemalpaşa Belediye Başkanımızla birlikte tekrar gittik ne olduğuna bakmaya. Elbette ki uzmanlık alanım değil ama köylülerin dile getirdiği şey şuydu; sondajda kullanılan suyu aslında bir dereden alındığı ve derede de çeşitli hastalığa sebep olacak maddelerin bulunmuş olmasıyla ilgili. Tabii bu süreçte prosedürleri işletmesini isterdik. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü direkt bir numune alarak bu var mı, yok mu buna baksa çok daha hızlı ve iyi olurdu. Çünkü bir hastalığa sebep olacaksa bu, içme suyuna karışacaksa ve köy halkının gerçekten sağlığını tehdit ediyorsa endişe verici bir durum. Çoktan tespitinin sağlanmış olması gerekiyordu. Hatta hiç kullanılmamış olması gerekiyordu” dedi.
“Yukarı Kızılca'nın endişesi; doğasının, ormanının, suyunun yüksek tehdit altında olup olmadığının ve eğer öyleyse derhal bunun durdurulmasıdır” diyen Özkan, “Başka bir talebi yok. Köy halkı tüm yetkililerin ve hiçbir siyasi parti ayırt etmeksizin kendilerine sahip çıkmasını bekliyor. Biz de başından beri yapabildiğimiz seslerini duyurmak oldu, onları anlamaya çalışmak oldu, yasal yolları göstermek oldu, sesleri olmaya çalışmak oldu. Bu saatten sonra da hep birlikte takip edeceğimizi öğrenmiş olduk. Bu sevindirici” ifadelerini kullandı.