Yağışların sağladığı bu kısmi iyileşmenin, Seferihisar Belediyesi’nin sezon boyunca uyguladığı tasarruflu ve kontrollü su kullanımı politikalarıyla birlikte daha anlamlı hale geldiği vurgulanıyor. Akıllı sayaç sistemi ve planlı su yönetimi sayesinde normal şartlarda yaklaşık 8 milyon metreküp seviyesinde olan sezonluk su tüketimi 4 milyon metreküpe kadar düşürüldü. Bu uygulamayla hem mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması sağlandı hem de sürdürülebilir su yönetimi açısından önemli bir kazanım elde edildi.
Seferihisar Belediyesi Tarımsal İşler Müdürlüğü yetkilileri, yağışlar ile tasarruf politikalarının birlikte ele alındığında olumlu bir tablo ortaya koyduğunu belirterek, kontrollü su kullanımının özellikle içme suyu ve tarımsal sulama açısından önemli bir güvence oluşturduğuna dikkat çekti.
Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin de süreci değerlendirirken, barajlardaki artışın sevindirici olduğunu ancak asıl başarının tasarruf bilincinin yaygınlaşmasıyla elde edildiğini vurguladı.

SU TÜKETİMİ YARIYA DÜŞTÜ!
Başkan Yetişkin, “Son dönemde etkili olan yağışlar barajlarımızda sınırlı da olsa bir toparlanma sağladı. Ancak bu tabloyu kalıcı bir rahatlama olarak görmek doğru değil. Asıl önemli kazanım, sezon boyunca uyguladığımız kontrollü ve tasarruflu su kullanımı sayesinde elde edildi. Normalde 8 milyon metreküp civarında gerçekleşen su tüketimini 4 milyon metreküp seviyesine düşürerek ciddi bir tasarruf sağladık” dedi.
İklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarının her geçen yıl daha da kritik hale geldiğine dikkat çeken Yetişkin, vatandaşlara da tasarruf çağrısında bulundu. “Bu süreçte hem belediye olarak hem de hemşehrilerimizle birlikte hareket etmek zorundayız. Evlerimizde, bahçelerimizde ve tarımsal sulamada tasarrufu bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Yağışlar sevindirici ancak suyu korumaya yönelik politikalarımızı ve bireysel duyarlılığı kararlılıkla sürdürmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Seferihisar örneğinde olduğu gibi yağışların tasarruf odaklı politikalarla desteklenmesi halinde kentlerin su açığının kısmen de olsa kapatılabileceğini, uzun vadede ise daha dirençli ve sürdürülebilir bir su yönetimi modelinin oluşturulabileceğini belirtiyor.





