Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın hazırladığı "Üretim sürecine katılım programı" toplantısı İzmir'de gerçekleştirildi. Proje kapsamında Suriyeli mültecilerin de ekonomik yaşama kazandırılmasının amaçlandığı kaydedildi. Projeye ilişkin bilgi veren Bakan Yardımcısı Alpkan, " Bu projede de gençlerimizin 3 ay masrafını devletimiz karşılayacak, 3 aylık destek döneminin sona ermesinden sonra işverenlerin 9 aylık istihdam yükümlülüğü başlamaktadır. Bu kapsamda projeye 300 kişi dahil edilecek, bu 300 kişinin 150 Türk kontenjanına, 150 ise yabancı uyruklu kontenjanına ayrıldı" dedi. İzmir Vali Yardımcısı Hüseyin Karameşe ise, " İzmir'de yaşayan 120 bin Suriyelin aramızda odluğunu, birlikte yaşadığımız, çocuklarımızla aynı okula gittiğin, bu insanların niteliklerinin artmasının, üretime katkı yapmasının hem insanlık hem de ülkemiz için olumlu olacağını düşünüyorum" açıklamasında bulundu. 

Halime ERDOĞAN / GÜNDEME BAKIŞ - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından; üretim yapan işletmelerin daha verimli ve katma değerli üretim gerçekleştirmelerini ve ihracat odaklı istikrarlı büyümeye katkı sağlayacak nitelikli iş gücünün istihdam edilmesini desteklemek amacıyla yeni bir istihdam modeli olarak "Üretim sürecine katılım programı" geçtiğimiz aylarda hayata geçti. 

Bu kapsamda Uluslararası Göç Örgütü (IOM) işbirliğinde geliştirilen "Üretim sürecine katılım projesi"nin İzmir ayağı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lütfihak Alpkan ve İzmir Vali Yardımcısı Hüseyin Karameşe'nin katılımıyla gerçekleşti. 

AKDAŞ: "SURİYELİ MÜLTECİLER EKONOMİK HAYATA KATILMALI"
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Akdaş, "Pandemi ile kendi kendine yetebilmenin önemini keşfettik. Güçlü ve sürdürülebilir üretim için nitelikli elemana duyulan ihtiyaç ortada. Biz 'işsizlik yok mesleksizlik var' diyoruz. İzmir gibi milli gelire olan katkısı yüzde 6 ile 3. sırada olan bir ilde son yıllarda göçle birlikte nitelikli elemana ihtiyaç artmıştır. Sektörel çeşitlilik projeyi daha anlamlı kılmaktadır. Uzmanlaşmış meslek edindirme projesinde İzmir ilklere imza atmıştı, bugün de bu projeden elde edilen çıktı için biz elimizden gelen desteği vereceğiz. Suriyeli mülteci üzerinde bu konuyu lehimize çevirebiliriz, birçoğunun yakın gelecekte geri dönemeyeceği öngörüsüyle ekonomik ve sosyal hayata katılmaları öncelikli olmalıdır. Bu aranan eleman açısından çok önemlidir. Almanya'ya baktığımızda, doğru ve stratejik hamlelerle başarılı olmuş, Türkler ağırlıklı olarak fabrikalarda çalışmaktadır. Üretim devamlılığı açısından bir takım esneklikler ve teşvikler artmakta, yabancı işçi çalıştırmakla ilgili teşvikleri önemsiyoruz. Yabancıların iş gücüne dahil edilmesi karşılıklı fayda sağlamak açısından önemlidir. Öte yandan meslek liseleriyle nitelikli eleman sağlanmalı" dedi. 

KIZILGÜNEŞLER: "MESLEK LİSELERİ YAŞAMSAL ÖNEM TAŞIYOR"
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler: "Projenin gerçekleşmesine destek vermeye devam edeceğiz. Zor bir süreçten geçiyoruz yüksek enflasyondan, hayat pahalılığından dolayı böyle projeler daha da önem kazanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği müjde ile EYT sorunun çözüleceğini, asgari ücret düzenlemelerini yakından takip ediyoruz. EYT düzenlemesi ile daha çok gencimizin iş dünyasına katılmasına katkı sağlanacaktır, asgari ücret düzenlemesiyle ise çalışanlar daha iyi ücretle çalışacak. Bunlarla birlikte aynı zamanda iş dünyamızın istihdam maliyetleri de aratacak. Yeni bir devlet desteği talebimizi sizlere iletmek isterim. En yüksek istihdam maliyetine sahip ülkelerdeniz. Teşviklerdeki bürokratik süreçlerin azaltılması gerekmektedir. Nitelikli istihdamın artırılmasında meslek liseleri  yaşamsal önemlidir" ifadelerini kullandı. 

Bodrum'da faizle para ve darp; 3 gözaltı  Bodrum'da faizle para ve darp; 3 gözaltı 

WAİTE: "SOSYAL UYUMU GÜÇLENDİRECEK"
Uluslararası Göç Örgütü Türkiye Misyon Şefi Gerard Karl Waite, “Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan çok büyük mutluluk duyuyorum. Bu proje aslında daha büyük bir iş birliğini temsil etmektedir. 2 pilot il seçildi bu proje adına bunlar Bursa ve İzmir. Bunlar sadece Türk ekonomisine yaptıkları katkıdan değil yüzbinlerce göçmene kendi topluluklarında ev sahipliği yaptıkları için seçildiler. Bu iş birlikler iyi yönetilmiş bir emek göçünü ortaya çıkarma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye çok yüksek sayıda göçmene ev sahipliği yapmaktadır. İş piyasasına göçmenlerin dahil edilmesi çok önemli bir rol oynuyor. İzmir Türkiye’deki en canlı ekonomik merkeze sahip il. Metal, kimya, makine ve tekstil olmak üzere birçok endüstri sektörleri var. Türkiye ekonomisinin itici gücü olarak İzmir işgücüne katılımın genişlemesine katkıda bulunmaktadır. Fakat belli başlı sektörlerde işgücü talebini karşılamak çok zor. Türk vatandaşlarının ve yabancıların doğru bir şekilde işgücüne dahil edilmesi gerekiyor. Hem göçmen hem Türk çalışanlar olarak geçim kaynakları kalkınacak ülke ekonomisine büyük katkıda bulunacak ve sosyal uyumu güçlendirecektir. Bu ortaklığımıza katkı verdikleri için Türk hükümetine minnetlerimi sunuyorum” açıklamasını yaptı.

KARAMEŞE: "120 BİN SURİYEYİ ARAMIZDA
İzmir Valisi Yardımcısı Hüseyin Karameşe: "Biz 3 ayda bir İzmir verilerini tartışırız, burada kamunun ve sektörün temsilcileri bir araya gelerek istihdamı enine boyuna tartışır. Dünyada genç işsizlik 15 -24 yaş arası olarak tanımlanıyor. 1 milyar 300 milyon insan genç kategorisine giriyor.  Türkiye'de ise 16 milyon insan genç kategorisine giriyor. Bunların birçoğu, eğitim hayatına devam ediyor fakat dünyada Türkiye nüfusu kadar eğitim almayan ve çalışmayan genç var. Türkiye'de 3,5 milyon civarında, İzmir'deki işsizlik oranı yüzde 14 civarında. İşsizlerin büyük oranı genç işsiz. İzmir'de 270 bin  civarında işsiz var, İŞKUR'a başvuru 130 bin civarında, bunların yüzde 30'u genç işsiz ve yüzde 40'ı kadınlardan oluşuyor. Bizim gençlerimiz ne yazık ki piyasada iş bulamıyor. 130 bin İŞKUR'a gelen işsiz var fakat sektörden de 104 bin civarında İŞKUR'a başvuru var. Bunlar neden ötüşmüyor? İzmir'de 10 tane üniversite var, 270 bin öğrencisi var bu üniversitelerin, meslek lisesinde okuyan öğrencilerimiz var. Örgün eğitimde verilen eğitimle sektörün istediği eğitim birbiriyle uyuşmuyor. Bu ciddi bir sorun, bu sorunu gidermek için ek çalışmalar yapılıyor. Bunlardan biri üretim sürecine katılım projesi. Mezun olan öğrencinin ek bir kursa ihtiyaç duymadan sektörün istediği özelliklerde olması gerekiyor. Genç işsizlik sorunu Türkiye'de çözülmezse sosyal, psikolojik, toplumsal sonuçlarını göreceğiz. İzmir'de yaşayan 120 bin Suriyelin aramızda odluğunu, birlikte yaşadığımız, çocuklarımızla aynı okula gittiğin, bu insanların niteliklerinin artmasının, üretime katkı yapmasının hem insanlık hem de ülkemiz için olumlu olacağını düşünüyorum" diye konuştu. 

ALPKAN: "3 AY MASRAFI DEVLETİMİZ KARŞILAYACAK"

Bakan Yardımcısı Lütfihak Alpkan, "Bu proje bakanımızın fikri olarak yeni üretime destek modeli. Geçici koruma altındaki yabancılar da dahil bizim taraf olduğumuz çeşitli projeler var ama, esasen Sosyal gelişme ile ilgili 17 temel hedeften biri 'insana yakışır işler' konusu. Bakanlığımız da AB fonlarının dağıtım otoritesi olarak sosyal yardımları, eğitim, istihdamla ilgili projelerden sorumlu. Genç, kadın, engelli istihdamı, çocuk işçiliği ile mücadele, göçle ilgili konular olmak üzere tecrübemiz oluştu. Bu kapsamda yerel ve uluslararası temsilcilerle işbirliği yaptık. Dünyanın ve Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı insan kaynaklarıyla ilgili makro gelişmeler oldu. Bunlarla entegre olmak zorundayız. Bu projenin de uluslararası ve yerel ayağı var. Yerel inisiyatiflerin de önemli olduğunu görüyoruz. Eğitimden, istihdama çok taraflı bir yapı söz konusu. Bu noktada bize fon sağlayan Uluslararası taraflara da müteşekkiriz. Yereldeki girişimci ve sanayicilerimize de teşekkür ediyoruz. Eğitim kurumları ile sanayi arasında bağlantı kurulması lazım. Sorunlarla ilgili teşhis ve önerilerde büyük oranda benzerlik var.  Taraflar aynı vizyonu paylaşıyor: İnsan kaynağını nitelikli hale getirmek. Ama bu o kadar kolay değil. Günümüzde öngörülemeyen hızlı bir değişim var, biz adapte oluyoruz, o değişiyor. Adapte olduğumuz meslekler eskimeye başladı. Neyin tutacağını bilemden ona büyük yatırım yapamıyoruz. Uygulamalı bilimlerde laboratuvar ve makine teçhizat sorunu var. Biz yazılım veren bir mühendislik açıyoruz ama 30 yıl sonra yazılım ne noktada olacak? 4 yıllık lisans eğitiminden sonra kişi farklı mesleklere ayrılabilir. Gençler iş aramaya başlıyorlar 5 yıl tecrübe ve yabancı dil isteğiyle karılaşıyorlar. Türkiye'de işletmeler genellikle KOBİ olduğun için kurumsallaşma noktasında önlerinde çok yol var. Süreçte dinamik insan kaynağı yatırımına ihtiyacımız var. İşletmeler insan kaynağını külfet ya da maliyet olarak görebiliyor, bu noktada nitelikli işgücünü elde tutma problemleri de ortaya çıkabiliyor. KOBİ'lerimizin insan kaynağını sermaye olarak görmesi ve ona yatırım yapması çok önemli. Dünya standartlarında sadece fiyat temelli rekabet başarı getirmez, lokasyon ve lokal kültürümüzü de koyarak nitelikli, iş gücünü yatırım aracı görüp satışı artırarak ulusal pazarda rekabet kazanmamız bir yol. Genç iş gücünü cezbeden firmalara kazandırıp gençlerin yeni bakış açısıyla ürünlere katkı sağlayacaklarını ümit ediyoruz. Bu projede de gençlerimizin 3 ay masrafını devletimiz karşılayarak 6 ayda teşvik verilecek, bu 9 ayın ardından amacımız gençlerimizin o işletmeye katkı sağlamaları. Bu kapsamda projeye 300 bin kişi dahil edilecek, bu 300  kişinin 150'si Türk kontenjanına, 150 ise yabancı uyruklu kontenjanına ayrıldı. Burada niteliksiz değil nitelikli olan işgücü kazandırılacak.  Vizyonumuz bir fikrimiz bir, bu işbirliğinin çok verimli olacağını düşünüyoruz" dedi.