Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - CHP İzmir İl Başkanlığı’nın Selehattin Akçiçek Kültür Merkezinde düzenlediği il danışma kurulu toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve eğitim sorunlarına dikkat çekerek, “Ülkemiz ve halkımız perişan durumda” dedi.
“TÜRKİYE İYİ DURUMDA MI!”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Bariz şekilde baskılar, tehditleri tarif edilemez şantajlara varan işler arasında mücadele ediyoruz. Bundan rahatsız değiliz, onur duyuyoruz. Böyle zor dönemlerde bu görevler daha önem kazanıyor. Bizim büyük resimde Türkiye, İzmir ve tüm şehirlerimize baktığımız zaman neyi gördüğümüzü kendi aramızda da sürekli hatırlatmalı ama bazı şeyler aynı cümlelerle tekrar söylenince etkisini yitiriyor gibi görünüyor. O nedenle halkımıza da seçmenlere de STK’ya da, meslek kuruluşlarına, herkese tekrar etmek gerekiyor. Türkiye iyi durumda mı! İnsanlarına baktığınızda onları mutlu görürsünüz. İnsanların her ay kazandığı para onları geçindirmeye yetiyor mu! Ben öğretmen çocuğuyum. Memur maaşının ona ne kadar yettiğini, ne kadar zorluk çektiğimizi çocukluğumda yaşadım. Sabit gelirli insanların nasıl hesaplar yaptığını, nerelere kadar yetirebildiklerini biliyorum. Kendim de 15 yıl devlet memurluğu yaptım, 10 yıllık dönemde sadece memur maaşıyla geçindim ve ne kadar zor olduğunu biliyorum. Sabit gelirle çalışanlar kazandıklarını evin kirası, gıdası, giyim, yakacak, elektrik, suyu faturasını ödemek için, okul, eğitim ihtiyaçları için kullanırlar. Artmaz! Artarsa da tatil yapmaya çalışırlar” dedi ve şunları kaydetti:
“ESKİDEN KOOPERATİFLER AVANTAJLIYDI”
Eskiden ev, araba hayalleri kurulabiliyordu, kooperatiflere girebiliyordunuz, gerçek kooperatiflerdi eskiden, şu an tüm özellikleri ellerinden alındı. Devlet vergiden muaf tutuyordu, avantajlıydı. Benim babam da 45 yaşında bir kooperatif üzerinden ev sahibi olabildi. Bir memurun, işçinin ev alma hayalini kurması bile neredeyse imkansız. Bir esnaf düşünün, Dükkanın kapısını açarken yüzü gülmeden, ümit beslemeden açıyor.
“ÜRETİCİLERİ DESTEKLEYEN TARIM YÖNETİMİ YOK”
İzmir tarım şehridir, çiftçinin yaşadığı sorunları detaylı anlamak istiyorsanız İzmir’e bakacaksınız. Kooperatifleşme açsından İzmir en önemli kentlerden biri, bizim de onlara yardımcı olmak için çok çabamız var. Aziz Kocaoğlu’nun açtığı yolda, onun izinden giderek çalışmaya devam ediyoruz. Kendisi de burada. Hiçbir evrede samimi olarak çiftçinin yanında hükümet ve temsilcisi yok. Geçenlerde biri ‘insanlar ne ekeceğini bilemiyor, geçen yıl o kadar ürün tarlada kaldı ki’ dedi. Üzüm don yedi, para etmedi. İnsanlar bir çıkış arıyor, yol bulmaya çalışıyor. İnsanlar toprağını, köyünü, işini seviyor ama gel gör ki onlara söylenen her şey, durumu yarım yamalak gören destekler, gereç anlamda tarımsal kalkınmayı hedefleyen, üreticileri destekleyen tarım yönetimi yok.
“İŞ İNSANLARI VE SANAYİCİNİN YANINDAYIZ”
Sanayiciye bakalım, maliyetler yüksek, Türkiye’de ümit verici durum görmüyorum, o yüzden yatırım da yapmıyorum diyor. Olan yatırmayı kapatmaya bakıyor. Geçen yıl kapanan sayısı açılanların 10 katıdır. Bu durumda bu ülke nasıl kalkınacak. Ben kimseyi zengin edelim demiyorum. Partimizin dikkat etmesi gerekenlerden biri de budur, yatırım yapmak isteyenlerin yanında olmamız gerekir. Biz kimsenin rant üzerinden devletin sisteminden beslenerek ahlak dışı yöntemlerle zenginleşmesini doğru bulamayız. Bu bizim geleneğimize aykırı. Cumhuriyetin ve halkın partisiyiz. İnsanları usulsüz şekilde zenginleştiren parti değiliz. Sanayicilerin, iş insanların düşmanı gibi gösterdiler bizi, biz bu ülkeyi seven dürüstçe çalışacak, ortaya emeğini de parasını da koyacak tüm iş insanları ve sanayicilerin yanındayız.
“KÖY OKULLARINI KASITLI KAPATTILAR”
Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 30. Bu insanlar hayatta kalmak için ne yapacaklarını şaşırdı, inanılmaz kötü durumdalar. Onlara sağlanmış yol, yöntem yok. Yakın gelecekte bu ülke düzelecek diye bir belirti de yok. Gençlerimiz, çocuklarımız perişan durumda. Devletin okullarında her geçen yıl eğitim kalitesi düşüyor, öldürülen öğretmenler, yaralananlar, tehdit edilenler… Bu okullarda artık ders yapılmıyor, başka şeyler oluyor. Bu değirmende öğütülen, perişan edilen pırıl pırıl gençlerimiz var. Özel okulları desteklediler, aileniz zenginse iyi bir okulda okuma şansınız var. Devlet okulundakiler okumasa da olur gibi bir anlayışla gittikçe değersizleştirilen bir eğitim var. Köy okullarını kapattılar, kasıtlı ve bilinçli hareketti. Ziyaret ettiğim her köyde harabe haline gelmiş binaları gördükçe içim kan ağlıyor. Çocuklar başka ilçeye gidip okumaya çalışıyor, ailesinin bu yüke katlanamadığını çok çocuk var. Kırsaldaki çocuklara okumayın diyor resmen devlet.
“TARAFSIZ KURUM KALMADI”
Tarafsız hiçbir kurum kalmadı. Devletin dini, partisi olmaz. Ben CHP’liyim ama rozeti takmıyorum, neden! Biliyoruz ki konumumuz kimseyi partisine göre, inancına, etnik kökenine, sınıf farkına göre ayırarak kamu hizmeti götüreceğimiz bir konum değil. Herkese eşit hizmet etmek zorundayız. Devlet kurumlarını partizanlaştıramayız. Koca devletin yargısının, denetim kurumlarının, güvenlik teşkilatı, ordu partizanlaştırılabilir mi! Biz iktidara geldiğimizde bunların yaptığını yapacağız, bunlar kurumları partizan hale getirdiler, biz gelince de bizim partimizden olacaklar der miyiz! Bu olur mu! Adaleti olmayan, eşit güvenlik sağlayamayan bir devletin bu ülke halkına sahip çıkması mümkün mü!
ŞEHİR HASTANESİ ATILAN EN BÜYÜK KAZIK
Ben doktorum, sağlık hizmeti yerlerde sürünüyor. İlçe hastanelerinde doktor azaldı, bazılarında kalmadı. Daha kırsal bölgelere, doğuya bakın, doktor yok. Şehir hastaneleri ülkeye atılmış en büyük kazıklardan biri. Siz yapmadınız bunu, bizimle alay etmeyin, o hastaneyi müteahhide bir şey karşılığında yaptırdınız. Şehir hastanesini devlet yapmadı. Aynı otoyol ve köprüler gibi… İzmir şehir hastanesini bilmem ne firmasına yaptırdılar, burada büyük siteleri de var. 25 yıl kira ödenecek. Bie dahaki seçimi biz kazanalım, bu adamlara 20 yıl kira ödeyeceğiz. 2,5 yıllık kira bedeli hastanenin maliyetini karşılıyor. Buraya 25 yıl kira ödeme garantisi veriyorsunuz. Toprak, arazi zaten devletin. Yüzde 70 doluluk garantisi veriyorsunuz. Doldurmak için Bozyaka Hastanesi’ni kapattılar. Oradaki vatandaşlar Şehir Hastanesine gitmek için otobüs hattı istediler. Katip Çelebi Hastanesi’nden randevu vermiyorlar, zorla Şehir Hastanesine göndermeye çalışıyorlar. O hastanenin laboratuvar işletmesini o müteahhit yapıyor, yemek hizmetini, güvenliğini, temizliğini o müteahhit yapıyor. Türkiye’nin her tarafında onlarca şehir hastanesi var. Anladınız mı atılan kazığı. Bu kadar vergi topluyorsunuz, bu ülkeye hastane yapacak paranız neden yok.
“YALANLA DOLANLA GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Ben partimizin umut konumunda olduğunu hatırlatmak istiyorum. Karabağlar’da kaçak tarikat yurduna 2 senedir gerekli işlem yapılsın diye uğraşıyoruz. Yıkım kararı alıyorsunuz, eğitim tedbiri sağlanmıyor. Sağlayacağız diyorlar gelmiyorlar. Bunlar da başka işler. Şuan 86 kişiden biri hükümlü. Bu bir felakettir. Bu yalan dolan düzeni ve milletin yaşadığı felaketleri bizim tarafımızdan anlatılması lazım. Yalanla dolanla gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Gerçek sorunlara bakmak ve anlatmak zorundayız. Tembelliğe ve üşengeçliğe gerek yok. Bu ülkenin sahibi olan koruyucusu olan parti mensupları olarak bu görevi yerine getirmeliyiz.
“TUGAY’IN YERİNE BAŞKA BİRİ GELİR”
Cemil tugayı alıp da bir yerlere kapatabilirsiniz görevden alabilirsiniz. Benim yerime başka biri gelecek. O arkadaşlarımız buralardan çıkacak. Ben de bu arka sıralarsa oturan bir parti üyesiydim. Sokak sokak geziyordum. Ama oldu ve ben buradayım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk dünyaya gelmiş en asil en büyük liderlerinden birinin iki eserinden biri dediği CHP dediği ahlakla bilinçle savunan chpli ise herkes bu görevi yapacak on binlerce insana çıkar. Gelecek buraya halkına yüzünü dönecek ahlakac ağaca, zeytine, toprağa sahip çıkacak. Beni alıp istediklerini yapabilirler ama başka bir arkadaşım gelecek. Önemli değil. Önümüzdeki yıllarda benim yaşamam değil söz konusu ama büyü ülkenin çektiğinin yeter demesi söz konusu bu ülkenin tertemiz insanlarına bu zulüm bitmelidir. Başka bir siyasi kurum ve parti yok. Tarihi sorumluluğu yerine getirirken ben şöyle bir görevde olmak istiyorum falan diye kimse diyemez. Ayıptır ayıptır. Ne liderler ne büyük insanlar toprağım altında çürümüş durumda. Kimse bana hikaye anlatmasın.
“KİMSE KİŞİSEL İKBALİNİ DÜŞÜNMESİN”
Bu zulüm bitmeli, bu zulmün bitmesi için başka bir parti yok! Kimse ben önümüzdeki dönem şöyle bir görevde olmak istiyorum, ben kendi kişisel ikbalimi düşünürüm, ben kendime bakarım demesin kimse, ölümlü varlıklarız. Ne başkanlar şimdi toprağın altında çürümüş durumda. Kimse bana hikaye anlatmasın. Bu yaşamı anlamlı kılacak şey onurunuzdur, onurunuz yoksa zenginliğiniz 5 para etmez.
“BİZ KENDİMİZ İÇİN SİYASET YAPMIYORUZ”
Telefonla arayıp ulaşamıyoruz diyenler oluyor, mesaj atın. Sizlerin bana ilettiği her konu önemli oluyor ve onunla ilgili gerekeni yapıyorum. Biz burada kavga ediyoruz ama esas konu o değil. Biz neden siyaset yapıyoruz! Bu gariban insanlar perişanken biz başka neden siyaset yapacağız. Bu o insanlar için siyaset yapıyoruz kendimiz için değil.