Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - İzBB Başkanı Cemil Tugay, “Göreve başladığım ilk aylarda kamuoyu çalışması yapmıştık. Depremle ilgili çalışmaların bizlerden beklendiğini ve insanların en fazla endişe ettiği konu olduğunu o çalışma bize göstermişti. Yakın geçmiş zaman hepimizin hafızalarında acı çektiğimiz deneyimlerle dolu. Bayraklı’da 30 Ekim’de kötü bir deprem yaşadık. Pandemi günlerindeydi. Deprem öylesine her şeyi alt üst etti ki hasta insanlar mecburen dışarı çıktı. 6 Şubat bambaşka travma yaşattı. Korkuları pekiştirdi. Ben ve pek çok belediye çalışanı arkadaşımız korkunç şeylere şahit olduk. Depremin zamanı yok. Yıkıntının altında insanların soğuktan ölebileceğini gördük. İzmir’de kimine göre 13 kimine yöre 17 ama yetki alanının içerisinde olması sebebiyle 21 tane aktif fayın olduğunu uzmanlar söyleniyor. Yaşadığımız 100 yıl içerisinde büyüklükleri 6,5’a ulaşan depremler yaşadık. İzmir hareketli bir yer tabakasının üzerine yerleşti. Bu bir fiziksel durum. Üzerinde yaşadığımı toprak parçası Afrika’dan Güney’e kayan plakaların baskısı altında. Depremler her zaman olacak. Bilim nerede daha büyük depremin olacağına dair veri veriyoruz. Ancak şu ana kadar çalışmalar yeterli düzeyde değil. Deprem gerçeği ile yaşayan bir ülkeyiz. Buna göre çalışmamız lazım. Arama kurtarma ekipleri çok değerliler. Ben belediye başkanı olarak öncelikli görevlerimizin deprem riskli alanlarla ilgili çalışmalar yapmak olduğunu düşünüyorum. Afet dediğimiz zaman başka şeyler de yaşıyoruz. Bulunduğumuz bölgede orman yangınları ve beklenmeyen atmosfer hareketleri ve yoğun yağışlar. Bunlar tesadüf değil. Sayıları düzenli olarak artıyor. Bunların arka planında iklim krizi var. İklim krizinin de sebebi insanlardır. Orman yangınında yaşadıklarımızı herkes hatırlıyor" dedi.
MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ
Tugay, şunları söyledi:
"Bugünlerde İzmir’de, farklı illerde benzer şekilde ani yağışlar ve sebep olduğu seller ve can kayıpları yaşıyoruz. Bu da normal değil. Orman yangınları ve sellerle mücadele etmek zorundayız. Önceden önlemler almak ve can kaybına yol açmamasını sağlamak, hızlı bir şekilde mücadele etmek. İzmir’i depreme dayanıklı hale getirmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Sürekli anlatmıyoruz ama İzmir’in her tarafında çalışmalar yapıyoruz. İzmir’in bir deprem master planı yoktu. Şu an iki üniversitemizle beraber İzmir’in deprem master planını hazırlıyoruz. Depremle birlikte riskleri ortaya koyabildiğimiz master plan çalışmamız var. İzmir’in tamamında mikrobölgeleme çalışması yapıyoruz. Ben göreve geldiğimde Bornova’da başlanmıştı ama tamamlanmamıştı. Bizim zamanımızda tamamlandı. Şu an Karşıyaka’da çalışmalar büyük ölçekte tamamlandı. Arkasından Bayraklı ve Konak’ta yapılacak. Bu dönem içerisinde İzmir’in tamamının mikro bölgeleme çalışmasını yapmayı planlıyoruz. Eş zamanlı olarak bina taraması yapmayı düşünüyoruz. Bornova ve Bayraklı’da tamamlandı 4 bin 100 tane bina riskli görüldü. Çalışmalar devam ederken, ‘nasıl dönüşeceğiz’ sorularına maruz kalıyoruz. Devlet bir kaynak kullanıyor. Bu salonda vergi ödemeyen kimse yok. Türkiye’nin en büyük şirketi devlet, İzmir’in ise İzBB’dir. Biz kar amaçlı çalışmıyoruz ama şu bir gerçek, Devlet herkesten vergi topluyor. Bu verginin depremde insanların can ve mal kaybına sebep olmaması için kullanılmasından daha öncelikli ne olabilir? Hangi göz boyayacak yatırım yapılması doğru olur? Ben Hatay’da annesini, babasını kaybeden çocukları getirsem ve sorsam, ‘bundan daha önemli ne olabilir?’ Nurdağı tamamen yıkılmıştı. ‘Nasıl bu hale geldi bu ilçe’ dedim. Nurdağı’nda binalar fay hattının üzerine yapılmış. Büyükşehir Belediyesi bir opera binası yaparken Nurdağı’da bir tane dönüşüm yapılmamış. Tüm vatandaşlarından vergi toplayan devlet buna kaynak ayırabilir mi? Kaynak ayırmaya hazır bazı kurumların kaynakların kullanırken ayrımcılık yapmama şansı var mıdır? En büyük korkum dönemim içerisinde büyük bir deprem olması. Ancak her şey bir şekilde yavaş ilerliyor. Kaynak ihtiyacı ortaya çıkıyor. O kaynağı kendi imkanlarımızla sağlamaya çalışıyoruz ama sınırlı olacağı kesin. Toplumun bu talebi yüksek sesle söylemesi gerekiyor. Bu haksızlığa evet dememesi gerekiyor. Deprem master planını bu sene içerisinde bitireceğiz.
YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞI KİRALAMAYA HAZIRIZ
Orman yangınlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Tugay, “Yangınlarla ilgili olarak haritacı arkadaşlarımız yangın riski yüksek yerler saptandı. Belediyeler kentsel alanlarda yangın söndürmekle görevlidir. İlk defa İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçlarını alıyoruz. Kendimiz de kırsal ve ormanlık alanlardaki yangınlara müdahale edebilir hale geleceğiz. Genellikle elektrik hatlarından çıkan ve yayılan yangınların söndürülmesi ancak havadan müdahalelerle mümkün. Bunlar bizim yetkimiz dışında. Eğer izin verilirse biz İzBB olarak birden fazla yangın uçağı kiralamaya hazırız. Satın almayı demiyorum. Çünkü gerçekleştirmesi zor. İzmir için başka şeylerden fedakarlık eder buraya kaynak ayırırız. Bunun için izin verilmeli” dedi.
GÖRMEZDEN GELİNMİŞ
Tugay, şöyle devam etti:
"Türkiye’nin tamamında bu ölçüde yağışlara hazırlıklı altyapı oluşmamış. Dere taşkınlarından kaynaklanan su baskınları var. Dereler kapatılmış ve görmezden gelinmiş. Birileri kendi arazisinden geçmesin diye dar kanallara almış. Aşırı yağış olmayan zamanlarda göze batmaz ama maalesef oluyor ve olacak. İklim krizinin var olmadığını iddia edenler cahildir. Zır cahildir. Şehrimizin alt yapısını buna göre yapacağız. Bazı şeyleri yıkmamız bazı yerleri ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bunu yapmazsak önümüzdeki günlerde yeniden yaşayacağımız açık. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar yüzünden uydurulmuş uyduruk gündemlerle meşgul olmayı bırakmazsak eğer, ülkenin aydınları bile o kötü akıma kapılırsa hiçbir şey düzeltemeyiz. Hiçbir belediye başkanı Süpermen değildir. herşeyi sen yap biz cahilce konuşmaya devam edeceğiz diyenlerle bu iş olmaz"