<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündeme Bakış</title>
    <link>https://www.gundemebakis.com</link>
    <description>İzmir Haber, İzmir'de Son Dakika Haberleri, İzmir'e dair her şey...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemebakis.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 04 Sep 2026 13:20:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvaltı saati yaşam süresini etkiliyor!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de 31 binden fazla yetişkinin verileriyle yapılan kapsamlı bir araştırma, ilk ile son öğün saatlerinin yaşam süresi ve kalp damar sağlığı ile doğrudan bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, beslenmede sadece ne tüketildiğinin değil, gıdaların hangi saat aralıklarında alındığının da sağlık üzerinde belirleyici olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bilim insanları, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması (NHANES) kapsamında, 31 binden fazla 40 yaş ile üzeri bireylerin beslenme alışkanlıkları ve sağlık kayıtlarını yaklaşık on yıl boyunca takip etti.</p>

<p>Yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, vücut kitle indeksi ve kronik hastalıklar gibi etkenlerin de göz önünde bulundurulduğu çalışmada, günün ilk öğün saati geciktikçe ölüm riskinin arttığı tespit edildi.</p>

<h3><strong>‘İLK ÖĞÜN GECİKTİKÇE KALP HASTALIĞI RİSKİ ARTIYOR’</strong></h3>

<p>Verilere göre, ilk kalorisini sabah 07.00-08.00 saatleri arasında alanlara kıyasla, bu öğünü 08.00 sonrasına bırakanlarda erken ölüm riski arttı.</p>

<p>Risk, ilk öğünün sabahın ilerleyen saatlerine kaymasıyla yüzde 10 ile yüzde 19 arasında yükselirken, öğleden sonraya bırakıldığında yüzde 29'a çıktı.</p>

<p>Özellikle ilk öğününü öğleden sonraya bırakanlarda kalp ve damar hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 46 daha yüksek olduğu saptandı. Bu kişilerin ortalama yaşam süresinin ise yaklaşık 2,5 yıl daha kısa olduğu belirlendi.</p>

<h3><strong>‘ÖĞÜN SAATLERİ VÜCUT RİTMİ İÇİN KRİTİK BİR İŞARET’</strong></h3>

<p>Günün son öğününün saatine ilişkin analizlerde, en düşük ölüm riskinin akşam 20.00 civarında yemek yiyenlerde görüldüğü belirlendi. Son öğününü 19.00'dan önce tamamlayanlarda risk yüzde 13, gece yarısından sonra yemek yiyenlerde ise yüzde 27 arttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmayı yürüten Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden Dr. Zhilei Shan, geç saatlerde yemek yemenin vücudun biyolojik saati ve metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydederek, “Öğün saatleri vücut ritmi için kritik bir işarettir. Geç kahvaltı veya geç akşam yemeği, glikoz ve yağ metabolizmasında bozulmalara yol açabilir” ifadelerinde bulundu.</p>

<p>Uzmanlar ise çalışmanın gözlemsel verilere dayandığına dikkat çekerek, kişilerin doktor önerisi olmadan yalnızca bu bulgulara dayanarak beslenme düzenlerinde köklü değişiklikler yapmaması gerektiği uyarısında bulundu.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kahvalti-saati-yasam-suresini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 20:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/09/bf55ba39-41fa-48d3-9572-6fe36ff3a062.webp" type="image/jpeg" length="77858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciltteki yağlanmanın sebebi bu olabilir]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/ciltteki-yaglanmanin-sebebi-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/ciltteki-yaglanmanin-sebebi-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin cilt sağlığı üzerinde etkili olabileceğine dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Esra Deniz Göde, “Rafine karbonhidratların aşırı tüketimi kan şekerinde hızlı yükselmelere, ciltte yağ üretiminin ve inflamasyonun artmasına neden olabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Esra Deniz Göde, rafine karbonhidrat ve şeker tüketiminin cilt sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, dengeli beslenmenin sağlıklı bir cilt için önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Karbonhidratların tamamen zararlı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Göde, “Sorun; beyaz ekmek, şekerli içecekler, tatlılar ve işlenmiş atıştırmalıklar gibi rafine karbonhidratların aşırı tüketimidir. Bu besinler kan şekerinin hızla yükselmesine neden olur. Ardından gelişen hızlı insülin yükselmesi ciltte yağ üretimini ve inflamasyon dediğimiz mikrobik olmayan iltihabi reaksiyonları tetikleyebilmektedir” diye konuştu.</p>

<p></p>

<h3><strong>‘YÜKSEK GLİSEMİK İNDEKSLİ BESLENME AKNE OLUŞUMUNU ETKİLEYEBİLİR’</strong></h3>

<p>Yüksek glisemik indeksli beslenmenin akne oluşumunu artırabilen hormonal değişikliklerle ilişkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Göde, “Yüksek kan şekeri seviyeleri, glikasyon adı verilen ve kandaki şeker moleküllerinin vücuttaki proteinlere, yağlara ve DNA’ya bağlanmasıyla AGEs denilen zararlı bileşiklerin oluştuğu bir süreci tetikleyebilir. Bu zararlı ürünler, kolajen ve elastin gibi cildin genç görünümünden sorumlu proteinlerde bozulmalara neden olarak cildin elastikiyetinin azalmasına ve yaşlanma belirtilerinin daha belirgin hale gelmesine katkıda bulunabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>‘RAFİNE KARBONHİDRATLAR CİLT GÖRÜNÜMÜNÜ DE ETKİLEYEBİLİR’</strong></h3>

<p>Montpellier Üniversitesi’nde yayımlanan güncel araştırmanın rafine karbonhidrat tüketimi ile yüz görünümü arasında dikkat çekici ilişkiler ortaya koyduğunu söyleyen Uzm. Dr. Göde, “Yüksek glisemik indeksli besinler tüketen bireylerin yüzleri daha yorgun ve daha az canlı algılanabilir. Ancak bu sonuçları abartılı yorumlamamak gerekir. Çekicilik ve yüz görünümü yalnızca beslenmeyle değil; uyku, stres, genetik özellikler, güneş maruziyeti, sigara kullanımı ve genel sağlık durumu ile de ilişkilidir” dedi.</p>

<h3><strong>‘KARBONHİDRATLARI TAMAMEN HAYATINIZDAN ÇIKARMAYIN’</strong></h3>

<p>Karbonhidratların tamamen beslenmeden çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Göde, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Karbonhidratları hayatınızdan tamamen çıkarmayın, ancak doğru kaynakları tercih edin. Tam tahıllar, baklagiller, sebzeler ve meyveler hem düşük glisemik indeksleri hem de zengin antioksidan içerikleri sayesinde cilt sağlığını destekleyen kompleks karbonhidratlardır. Bunun yanında yeterli protein alımı, omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktivite, güneş koruyucu kullanımı, sigaradan uzak durmak ve stresi doğru yönetmek de sağlıklı bir cilt için önemlidir.”</p>

<p>Sağlıklı yağlar ve lifli gıdaların cilt sağlığındaki rolüne de dikkat çeken Uzm. Dr. Göde, “Sağlıklı yağlar hücre zarının yapı taşlarını oluşturarak cilt bariyerini onarır ve destekler. Lifli ve düşük glisemik indeksli gıdalar ise bağırsak mikrobiyotasını destekler, inflamasyonu azaltır, kan şekeri ve hormonal dalgalanmaları kontrol ederek cildin yapısal bütünlüğünün korunmasına yardımcı olur” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>‘CİLTTEKİ OLUMLU DEĞİŞİMLER İÇİN ZAMAN GEREKİYOR’</strong></h3>

<p>Cildin kendini yenileme sürecine dikkat çeken Dr. Göde, “Sağlıklı bir yetişkinde epidermis yaklaşık 28-40 günde kendini yeniler. Bu nedenle beslenmede yapılan değişikliklerin etkilerini değerlendirmek için en az bir cilt yenilenme döngüsünün tamamlanmasını beklemek gerekir. Genel olarak sağlıklı beslenmeye geçişten sonra aşırı yağlanmada ve cilt tonunda daha dengeli ve canlı görünüm, inflamasyona bağlı kızarıklık ve hassasiyet azalması gibi ilk olumlu etkiler 4-8 hafta içinde görülmeye başlanabilir. Cilt elastikiyetinde, kolajen yapısında ve cilt bariyerinin güçlenmesinde görülebilecek iyileşmeler ise 3-6 ayı veya daha uzun süreyi bulabilir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>‘SAĞLIKLI CİLDİN SIRRI MUCİZE GIDALARDA DEĞİL’</strong></h3>

<p>Cilt sağlığını tek bir besine veya ürüne bağlamanın doğru olmadığını belirten Dr. Göde, “Bilimsel veriler bize sağlıklı bir cildin sırrının mucize gıdalarda değil; dengeli beslenme, güneşten korunma, kaliteli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir arada uygulanmasında olduğunu göstermektedir. Cildimiz, bedenimizin dışını kaplayan, iç ile dış dünya arasında bir köprü vazifesi gören ve vücudun genel sağlığının bir aynası olan önemli bir organımızdır. Bu bağlamda cildimizin sağlığı için sürdürülebilir ve dengeli bir yaşam tarzı, uzun vadede en etkili cilt bakım yöntemidir” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/ciltteki-yaglanmanin-sebebi-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/08/bb709d89-3a37-4ff4-82af-6f67ceec89c0.webp" type="image/jpeg" length="34100"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dövme mürekkeplerinin üçte birinde canlı bakteri çıktı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/dovme-murekkeplerinin-ucte-birinde-canli-bakteri-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/dovme-murekkeplerinin-ucte-birinde-canli-bakteri-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, kapalı ve üzerinde 'steril' yazan dövme ile kalıcı makyaj mürekkeplerinin üçte birinde canlı bakteriler bulunduğunu ortaya koydu. İncelemeye alınan 259 ürünün yüzde 35,4’ünde bakteri tespit edilirken, uzmanlar üretim süreçlerindeki denetim eksikliklerinin insan sağlığını tehdit ettiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların binlerce yıldır bedenlerini süslemek amacıyla başvurduğu dövme ve kalıcı makyaj uygulamaları, gelişen tekniklere rağmen ciddi bir hijyen riskiyle karşı karşıya. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) araştırmacılarının 2018-2024 yılları arasında gerçekleştirilen dört ayrı çalışmayı birleştirerek yürüttüğü analiz, dövme sektöründeki sterilizasyon algısını sarstı.</p>

<p><strong>HER ÜÇ ÜRÜNDEN BİRİ MİKROP BARINDIRIYOR</strong></p>

<p><br />
İnceleme kapsamında piyasadan toplanan ve henüz hiç açılmamış olan 259 adet dövme ve kalıcı makyaj mürekkebi şişesi laboratuvar ortamında analiz edildi. Yapılan testler sonucunda ürünlerin yüzde 35,4’ünde canlı bakteri kolonilerine rastlandı.</p>

<p>Araştırma, ambalajlar üzerinde yer alan "steril" ibaresinin de güvenilir olmadığını gösterdi. Üzerinde steril etiketi bulunan mürekkeplerin yüzde 30,5’inde bakteri tespit edilirken, bu iddiayı taşımayan ürünlerde oran yüzde 35,5 olarak ölçüldü. Yerli ve ithal ürünler arasında belirgin bir fark gözlemlenmezken, her üç üründen birinin mikrop barındırdığı kaydedildi.</p>

<p><strong>94 FARKLI BAKTERİ TÜRÜ TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p><br />
Laboratuvarda yürütülen genetik analizlerde mürekkeplerin içerisinde 94 farklı bakteri türü belirlendi. Tespit edilen mikropların üçte birinin insanlarda ciddi enfeksiyonlara sebebiyet verebilecek türlerden oluştuğu açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, mürekkep içindeki canlı bakterilerin her kullanımda doğrudan enfeksiyon oluşturmayabileceğini fakat cilt bütünlüğünü bozan bu uygulamalarda riskin yüksek olduğunu vurgulayarak üretim ve dağıtım aşamasındaki sterilizasyon standartlarının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/dovme-murekkeplerinin-ucte-birinde-canli-bakteri-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/08/dcb83d3a-01db-4d5d-a321-6ce7df1ad9ab.jpg" type="image/jpeg" length="60114"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından aşırı sıcaklarda 'sıvı kaybı' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Cemile Özsürekçi, aşırı sıcakların özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireylerde sıvı kaybı, sıcak çarpması ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, “Susamayı beklemeden gün içinde en az 2-2,5 litre su tüketiniz. 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayınız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Cemile Özsürekçi, aşırı sıcak havaların özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireylerde sıvı kaybı, sıcak çarpması ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, yaşlıların susamayı beklemeden yeterli miktarda su tüketmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Özsürekçi, “İlerleyen yaşla birlikte vücut sıcaklığa uyum sağlama kapasitesi azalmaktadır. Terleme mekanizması yavaşlar ve susuzluk hissi zayıflar. Yaşlı bireylerde fark edilmeyen sıvı kayıpları hayati risk oluşturabilir. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle sıcak havanın olumsuz etkilerinden korunmak mümkündür” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘11.00-16.00 SAATLERİ ARASINDA DIŞARI ÇIKILMAMALI’</strong></p>

<p><br />
Doç. Dr. Özsürekçi, güneş ışınlarının etkisinin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade ederek, "Yürüyüş, alışveriş ve bahçe işleri gibi aktiviteler sabah erken saatlere veya akşam serinliğine planlanmalıdır. Ev ortamı da serin tutulmalıdır. Günün en sıcak saatlerinde pencere ve perdeler kapalı tutulmalı, akşam saatlerinde ise karşılıklı pencereler açılarak evin havalandırılmasını gerekir. Ayrıca gerektiğinde ılık duş alınmalıdır. Sıcak havalarda vücudun sıvı dengesini korunmak büyük önem taşımaktadır. Hekiminiz tarafından aksine bir kısıtlama getirilmediyse su içmek için kesinlikle susamayı beklemeyiniz. Vücudunuz sinyal vermese bile gün içinde en az 2-2,5 litre su tüketiniz. Ancak kalp veya böbrek yetmezliği nedeniyle doktorunuz sıvı kısıtlaması önerdiyse bu tavsiyeye mutlaka uyunuz. Çay, kahve, asitli ve alkollü içecekler sıvı kaybını artırabilir. Bunların yerine ayran, cacık veya taze sıkılmış meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p>Kronik hastalığı bulunan yaşlıların kullandıkları ilaçlar konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirten Doç. Dr. Özsürekçi, şöyle konuştu:</p>

<p>“Tansiyon, kalp, diyabet, idrar söktürücü ve psikiyatrik ilaçlar vücudun ısı dengesini etkileyebilir. Yaz aylarında tansiyon ve kan şekeri ölçümleri daha sık yapılmalıdır. Halsizlik veya tansiyon düşüklüğü gerekçesiyle hekim önerisi olmadan ilaç dozlarında değişiklik yapılmaması gerekmektedir. Yüksek vücut ısısı, terlemenin durması, şiddetli baş ağrısı, nabzın hızlanması, kafa karışıklığı ve bilinç bulanıklığı sıcak çarpmasının belirtileri arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak çarpması şüphesi bulunan kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama alınması, sıkı giysilerinin gevşetilmesi ve boyun, koltuk altı ile kasık bölgelerine nemli bez uygulanması gerekir. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su veya yiyecek verilmemelidir. Sıcak çarpması şüphesi bulunan durumlarda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden tıbbi yardım istenmelidir."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 21:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/07/924ac6d1-3be4-48d4-8479-537f4841408b.jpg" type="image/jpeg" length="85210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşılama oranları düşüyor: 824 bin çocuk risk altında]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/asilama-oranlari-dusuyor-824-bin-cocuk-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/asilama-oranlari-dusuyor-824-bin-cocuk-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DSÖ ve UNICEF'in yayımladığı son rapora göre Avrupa Bölgesi'nde 566 bin çocuk hiç aşı yaptırmadı, 258 bin çocuğun ise aşıları eksik kaldı. Türkiye, hiç aşı yaptırmayan çocukların en yoğun bulunduğu ülkeler arasında yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) yayımladığı son verilere göre, Avrupa Bölgesi'nde bulaşıcı hastalıklara karşı yeterli korumaya sahip olmayan çocuk sayısı 824 bine ulaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rapora göre, 53 ülkeyi kapsayan DSÖ Avrupa Bölgesi'nde 566 bin çocuk hiç aşı yaptırmazken, 258 bin çocuğun ise temel aşıları eksik kaldı.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE DİKKAT ÇEKEN ÜLKELER ARASINDA</strong></span></h1>

<p><span style="color:#000000">Verilere göre, hiç aşı yaptırmayan çocukların yarısından fazlası Kazakistan, Türkiye, Birleşik Krallık ve Azerbaycan'da yaşıyor. DSÖ Avrupa Bölgesi kapsamında Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Türkmenistan ve İsrail de yer alıyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><span style="color:#000000"><strong>AŞILAMA ORANLARI GERİLEDİ</strong></span></h1>

<p><span style="color:#000000">Raporda, bebeklik döneminde uygulanan difteri, tetanos ve boğmaca (DTP) aşısının kapsayıcılık oranının 2024'te yüzde 94'e gerilediği belirtildi. Bu oran 2019 yılında yüzde 96 seviyesindeydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk doz kızamık aşısı yaptıran çocukların oranı da yüzde 92 olarak kaydedildi. Böylece kızamık aşısında da 2019'daki yüzde 94'lük seviyenin gerisinde kalındı.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>ALMANYA İÇİN HPV UYARISI</strong></span></h1>

<p><span style="color:#000000">Raporda Almanya'da yaklaşık 21 bin çocuğun hiç aşı yaptırmadığı belirtilirken, özellikle İnsan Papilloma Virüsü (HPV) aşısının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Kız çocuklarında tam HPV aşılama oranının yüzde 55 olduğu, bunun bölge ortalamasının üzerinde olmasına rağmen yeterli olmadığı ifade edildi.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>DSÖ: YANLIŞ BİLGİLER ETKİLİ OLUYOR</strong></span></h1>

<p><span style="color:#000000">DSÖ, bazı ülkelerde aşılama oranlarının düşmesinde çatışmalar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimin aksaması, uluslararası finansman kaynaklarının azalması ve aşı karşıtı yanlış bilgilerin yayılmasının etkili olduğuna dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise aşıların önemine vurgu yaparak, "Aşılar son 50 yılda 150 milyondan fazla insanın hayatını kurtardı" değerlendirmesinde bulundu.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/asilama-oranlari-dusuyor-824-bin-cocuk-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/07/d588a294-b6f4-48b7-95aa-db9369c3053a.webp" type="image/jpeg" length="67439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerine bağlı zehirlenme vakaları 2 kat arttı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'da zayıflama iğnelerinin denetimsiz kullanımına bağlı sağlık sorunlarının son bir yılda yaklaşık iki kat arttığı bildirildi. Uzmanlar ayrıca denetimli kullanımdan bireysel kullanıma geçişin yanlış doz alma ve yan etki riskini artırdığı konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda Kamu Yayın Kuruluşunun (NOS) haberine göre, Hollanda Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi verileri, zayıflama iğnesi kullananlara ilişkin bildirim sayısının 2024'te 76 iken 2025'te 149'a yükseldiğini ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, tüm zehirlenme vakalarının bildirilmemesi nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtti.</p>

<p>Vakaların önemli bölümünün reçetesiz veya doktor denetimi olmadan kullanımdan kaynaklandığı, bunların yaklaşık yüzde 40'ını ise ilaçların resmi sağlık kanalları dışında temin edilmesi durumlarını kapsadığı kaydedildi.</p>

<p>Bu durumu endişe verici olarak nitelendiren uzmanlar, zayıflama iğnelerinin doktorlar yerine resmi olmayan yollardan temin edildiği pazarın giderek büyüdüğüne dikkati çekti.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca denetimli kullanımdan bireysel kullanıma geçişin yanlış doz alma ve yan etki riskini artırdığı konusunda uyardı.</p>

<p>Aşırı doz veya yanlış kullanımın acil tıbbi müdahale gerektiren akut belirtilere yol açabileceği, uzun vadede ise karaciğer, böbrekler ve sinir sistemi üzerinde potansiyel zararlar oluşturabileceği belirtildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/540561ad-326a-4e8c-9ebc-1f8dc1e81819.webp" type="image/jpeg" length="89550"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman doktor açıkladı: Sıcak hava kalp sağlığını etkiliyor mu?]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, yüksek sıcaklık ve nemin kalbin çalışma yükünü artırdığını belirtip, 'Sıcaklık nedeniyle sıvı ve mineral kaybı yaşanabilir. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu da sağlıklı bireylerin bile kalbi için olumsuz sonuçlar doğurabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte vücut, iç ısısını dengede tutabilmek için yoğun bir çaba harcıyor. Bu süreçte kalp ve damar sistemi de önemli bir görev üstleniyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. M. Vedat Çaldır, sıcak havalarda kalbin normalden daha fazla çalışmak zorunda kaldığını belirtip, özellikle aşırı sıcak ve yüksek nemin kalp üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Sıcaklıkla karşılaşıldığında vücudun öncelikle ısıyı terleme yoluyla dışarı atmaya çalıştığını belirten Kardiyoloji Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, 'Vücut ısıyı terle atmaya çalışırken derideki damarlar genişler. Kalp de bu genişleyen damarlara yeterli kanı ulaştırabilmek için debisini artırır. Bu artış ortalama yüzde 30 ila 50 arasında değişebilir. Yani sıcak havalarda kalp daha hızlı ve biraz daha güçlü atmaya başlar. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle normal bir uyum mekanizması olarak tolere edilir ancak kalbin çalışma yükü belirgin şekilde artış gösterir' dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Damarların genişlemesine bağlı olarak tansiyon düşüşü yaşanabildiğini belirten Uzm. Dr. M. Çaldır, 'Kalp, tansiyonu belirli bir seviyede tutabilmek için daha hızlı çalışır. Bunun yanında terleme ile birlikte su ve tuz kaybı meydana gelir. Bu durum dolaşımdaki kan hacmini azaltır. Kalp, dokulara yeterli kanı ulaştırabilmek için atım hızını artırarak bu kaybı telafi etmeye çalışır' diye konuştu.</span></p>

<p></p>

<h2><span style="color:#000000"><strong>'NEM, SICAKLIĞIN ETKİSİNİ ARTIRIYOR'</strong></span></h2>

<p><span style="color:#000000">Sağlıklı bireylerin de sıcak havalardan etkilendiğini belirten Uzm. Dr. M. Çaldır, 'Kalp tamamen sağlıklı olsa bile sıcak havalarda nabız dakikada 10 ila 20 atım kadar artabilir. Kişi hafif çarpıntı hissedebilir. Bu genellikle vücudun sıcaklığa verdiği doğal bir yanıttır. Ancak mevcut kalp hastalığı bulunan kişilerde aynı süreç daha ciddi sonuçlar doğurabilir' dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaz aylarında hissedilen bunaltıcı etkinin yalnızca sıcaklıktan değil, nemden de kaynaklandığını vurgulayan Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, 'Kuru havada ter buharlaşarak vücudun serinlemesini sağlar. Nem oranı yükseldiğinde ise ter buharlaşamaz ve vücut iç ısısını yeterince dışarı atamaz. Bunun sonucunda daha fazla ter üretilir, daha fazla sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu nedenle yüksek nem, çoğu zaman sıcaklığın kendisinden daha yorucu olabilir' ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıcak havalarda tansiyonun dalgalanmasının sık görülen bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çaldır, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Başlangıçta damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon düşebilir. Eğer kişi yeterince sıvı almazsa bu düşüş daha belirgin hale gelir. Daha sonra kalp hızındaki artış, kalbin pompaladığı kan miktarının yükselmesi ve kanın yoğunlaşmasıyla birlikte tansiyon yeniden yükselebilir. Özellikle yaşlı bireylerde ve kalp-damar sistemine etkili ilaç kullanan kişilerde bu dalgalanmalar daha belirgin görülebilir.'</span></p>

<p></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong>'TERLE BİRLİKTE MİNERALLER DE KAYBOLUYOR'</strong></span></h3>

<p><span style="color:#000000">Aşırı terlemenin yalnızca sıvı değil, kalbin düzenli çalışması için gerekli minerallerin de kaybına yol açtığını belirten Uzm. Dr. Çaldır, 'Terleme ile birlikte sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller vücuttan uzaklaşır. Bu mineraller kalbin elektriksel sisteminin düzgün çalışması için gereklidir. Belirgin eksikliklerinde çarpıntı, ekstra atımlar ve ritim bozuklukları ortaya çıkabilir. Ayrıca sıvı kaybına bağlı olarak nabız yükselir ve bu durum bazı kişilerde oldukça rahatsız edici hale gelebilir' dedi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#000000">Yaz aylarında kalp krizi riskinin artabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Çaldır, 'Güneş çarpması durumunda, halsizlik, baş dönmesi, aşırı terleme, iştahsızlık ve bayılacak gibi hissetme görülebilir. Bu belirtiler çoğunlukla gölge bir ortama geçildiğinde ve yeterli sıvı alındığında düzelir. Ancak göğüste ağrı, ağrının kola veya çeneye yayılması, soğuk terleme, mide bulantısı, düzensiz ya da çok hızlı çarpıntı ve bayılma hissi kalbin zorlandığını gösterebilir. Bu belirtiler yaklaşık 20 dakika boyunca devam ediyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır' diye konuştu.</span></p>

<p></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong>'KALBİ KORUMANIN YOLU SIVI VE MİNERAL DENGESİ KORUMAK'</strong></span></h3>

<p><span style="color:#000000">Kalbi sıcak havalarda korumanın en etkili yolunun sıvı ve mineral dengesini korumak olduğunu belirten Uzm. Dr. Çaldır, şöyle devam etti: 'Açık havada fark edildiğinden çok daha fazla sıvı ve mineral kaybedebiliyoruz. Bu nedenle günlük 2-3 litre suyun yanı sıra ayran, maden suyu ve çorba gibi sıvı ve mineral desteği sağlayan besinler düzenli tüketilmelidir. Mümkün olmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı, çıkılması gerekiyorsa şapka kullanılmalı ve sık sık gölge alanlarda dinlenilmelidir. Ağır yemekler, aşırı alkol tüketimi ve yoğun egzersiz vücudun ısınmasını artırır. Baş, ense ve bileklere soğuk uygulama yapılabilir. Klimalı ortamlarda sıcaklığın 25-26 derece civarında tutulması uygundur. Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi veya mide bulantısı gibi belirtiler başladığında kişi dinlenmeli, sıvı ve mineral desteği almalı, şikayetler düzelmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.' (DHA)</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/uzmani-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu-1.jpg" type="image/jpeg" length="48636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Asya kaplan sivrisineği uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, Asya kaplan sivrisineğinin bazı viral hastalıkların taşınmasında rol oynayabildiğini belirterek, “Asya kaplan sivrisineği için küçük su birikintileri büyük risk oluşturuyor. Kapının önünde biriken az miktardaki su bile bu türün üremesi için yeterli olabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarla birlikte sivrisineklerin üreme alanlarının arttığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, halk arasında Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus türünün özellikle durgun sularda çoğalabildiğini söyledi. Bu türün gündüz saatlerinde de aktif olabildiğini belirten Hraloğlu, ev, bahçe, balkon ve bina çevresinde biriken sulara karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>‘HER ISIRIK HASTALIK ANLAMINA GELMEZ ANCAK RİSK GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’</strong></h2>

<p>Asya kaplan sivrisineğinin yalnızca rahatsız edici bir tür olmadığını belirten Hraloğlu, “Bu sivrisinek türü dang humması, chikungunya ve Zika gibi bazı viral enfeksiyonların taşınmasında rol oynayabilen türler arasında yer alıyor. Ancak her sivrisinek ısırığı hastalık bulaştırır anlamına gelmez. Hastalık gelişebilmesi için sivrisineğin ilgili virüsü taşıması gerekir. Buna rağmen yayılımının önlenmesi halk sağlığı açısından önemlidir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivrisinek ısırıklarının çoğu zaman kaşıntı, kızarıklık ve şişlik gibi lokal reaksiyonlarla sınırlı kaldığını söyleyen Hraloğlu, bazı kişilerde daha belirgin reaksiyonlar görülebileceğini belirtti. Hraloğlu, “Isırık bölgesinde şişlik, yanma, hassasiyet ve yoğun kaşıntı gelişebilir. Kaşıma nedeniyle cilt bütünlüğü bozulabilir ve ikincil enfeksiyon riski ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha dikkatli olmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h1><strong>‘ATEŞ, EKLEM AĞRISI VE DÖKÜNTÜ VARSA DİKKAT’</strong></h1>

<p>Isırık sonrası gelişen belirtilerin takip edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Hraloğlu, “Sivrisinek ısırığından sonra yalnızca bölgesel kızarıklık ve kaşıntı görülebilir. Ancak ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, halsizlik, döküntü, gözlerde kızarıklık, bulantı ya da genel durum bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle seyahat öyküsü bulunan kişiler bu belirtileri daha dikkatli değerlendirmelidir” dedi.</p>

<h2><strong>‘KAPININ ÖNÜNDEKİ SU BİRİKİNTİSİ BİLE ÜREME ALANINA DÖNÜŞEBİLİR’</strong></h2>

<p>Asya kaplan sivrisineğiyle mücadelede en etkili yöntemin durgun su birikintilerini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Dr. Hraloğlu, “Bu tür, çok küçük miktardaki durgun sularda bile üreyebilir. Saksı altlıkları, kovalar, bidonlar, kullanılmayan kaplar, araç lastikleri, bahçe sulukları, çatı olukları ve gider çevreleri risk oluşturabilir. Kapının önündeki küçük bir su birikintisi bile sivrisineklerin çoğalması için yeterli olabilir. Bu nedenle ev ve çevresindeki su birikintileri düzenli olarak kontrol edilmeli, kullanılmayan kaplar ters çevrilmeli ve su dolan alanlar boşaltılmalıdır” diye konuştu.</p>

<h1><strong>‘UZUN KOLLU VE AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ’</strong></h1>

<p>Sivrisineklerle mücadelenin yalnızca ilaçlama çalışmalarıyla sınırlı olmadığını bireysel önlemlerin de büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Hraloğlu, “Uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih etmek, sineklik kullanmak, bebek arabası ve çocuk yataklarında koruyucu tüllerden yararlanmak, uygun sivrisinek kovucu ürünleri talimatlara göre kullanmak korunmada yardımcı olabilir. Ancak en temel adım, sivrisineğin üreyebileceği durgun su alanlarını ortadan kaldırmaktır” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/6f034e15-bdee-4da9-8a82-4948f7f12e67.webp" type="image/jpeg" length="70898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de kalp pilinin yaşama etkileri konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi iş birliğinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetleri buluşmasında kalp pili ile yaşam konusu ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, rektörlük yerleşkesindeki Eylül Bilim Kafe'de düzenlenen programa akademisyenler, üniversite personeli ve vatandaşlar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söyleşide konuşan DEÜ Kalp Ritim Bozuklukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emin Evren Özcan, kalbin elektriksel iletim sistemindeki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan ritim problemlerinin bazı durumlarda kalp pili uygulamalarıyla tedavi edildiğini belirtti.</p>

<p>İlk kalp pili operasyonlarının 1950'li yıllarda gerçekleştirildiğini hatırlatan Özcan, günümüzde kullanılan teknolojilerin hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını, kalp piliyle yaşamanın zor ve endişe verici bir süreç olarak algılanmasının ise gerçeği yansıtmadığını anlattı.</p>

<p>Özcan, teknolojik cihazların kalp pili üzerindeki etkilerine de değinerek mikrodalga fırın, televizyon, bilgisayar, akıllı saat gibi cihazlar ile elektrikli araçların şarj işlemi sırasında araçta bulunmanın kalp pilleri açısından herhangi bir risk oluşturmadığını kaydetti.</p>

<p>Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/kalp-pili.jpg" type="image/jpeg" length="25813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: Yaz aylarında hangi vitaminler kullanılmalı?]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimi; güneşli günler, tatil planları, açık hava aktiviteleri ve daha hareketli bir yaşam düzeniyle birlikte geliyor. Artan sıcaklık, güneş maruziyeti ve terleme; vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını artırabiliyor. Uzman Diyetisyen Görkem Gökmen, yalnızca sıvı tüketiminin değil; bağışıklık, enerji ve elektrolit dengesini destekleyen mikro besinlerin de yaz döneminde kritik önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan fiziksel aktivite ve açık havada geçirilen sürenin çoğalması, enerji ihtiyacını ve çevresel faktörlere maruziyeti artırıyor.</p>

<p>Yoğun güneşte kalmak ciltte oksidatif stresi artırırken, sıcak havalarda artan terleme ise magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum gibi önemli minerallerin kaybına yol açabiliyor. Bu durum halsizlik, kas krampları, yorgunluk, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>

<p>Uzman diyetisyen Görkem Gökmen’e göre yaz döneminde vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besin öğeleri yalnızca enerji seviyelerini değil, genel sağlık durumunu da doğrudan etkiliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>D VİTAMİNİ YAZIN DA ÖNEMİNİ KORUYOR</strong></h2>

<p>Güneş ışığı, deride D vitamini sentezinin gerçekleşmesini sağlayan doğal bir uyaran olsa da bu süreç bireysel özelliklere bağlı olarak büyük farklılıklar gösteriyor. D vitamini; kemik sağlığı, kalsiyum emilimi ve bağışıklık sistemi fonksiyonları açısından kritik öneme sahip. Düşük D vitamini düzeyleri yorgunluk ve bazı ruh hali değişiklikleriyle de ilişkilendiriliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>ANTİOKSİDAN VİTAMİNLER YAZ DÖNEMİNDE ÖNE ÇIKIYOR</strong></h3>

<p>Yaz aylarında artan UV maruziyeti ciltte hücre hasarına sebep olabiliyor. Antioksidan özelliklere sahip C ve E vitaminleri, serbest radikallerin hücresel hasara yol açmasını sınırlandırabilir. C vitamini ayrıca kolajen sentezi için de gerekli olup cilt bütünlüğünün korunmasına doğrudan katkıda bulunuyor. E vitamini ise yağda çözünen güçlü bir antioksidan olarak hücre zarlarını hücre hasarına karşı koruyor. Bu iki vitamin birlikte alındığında antioksidan etkilerinin birbirini destekleyebileceği düşünülüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökmen, güneşten korunmada birincil yaklaşımın her zaman güneş koruyucu kullanmak, uygun kıyafetler giymek ve doğrudan güneş maruziyetini sınırlandırmak olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<h3><strong>ENERJİ METABOLİZMASI VE ELEKTROLİT DENGESİ KRİTİK ROL OYNUYOR</strong></h3>

<p>B grubu vitaminlerinin enerji üretim süreçlerinde görev aldığını vurgulayan Gökmen, yaz döneminde artan fiziksel aktiviteyle birlikte bu vitaminlerin yeterli alımının önem kazandığını belirtiyor. Ayrıca sıcak havalarda kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasının önemine değinen Gökmen, "Magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum gibi elektrolitler; kas kasılması, sinir iletimi ve sıvı dengesinin korunmasında görev alıyor. Özellikle yoğun egzersiz yapan bireylerde veya uzun süre sıcak ortamda çalışan kişilerde bu minerallerin eksikliği kas krampları, halsizlik ve performans düşüşüne yol açabiliyor" diye konuştu.</p>

<p>Gıda takviyelerinin bilinçli kullanımı; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerine geçen bir yaklaşım değil, bu alışkanlıkları destekleyen tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmekte. Bu nedenle; bireysel ihtiyaçlara uygun ürün seçimi kadar, güvenilir içerik ve kalite standartlarına sahip ürünlerin tercih edilmesi de sağlıklı yaşam yaklaşımının önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>GIDA TAKVİYESİ KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h3>

<p><i>Görkem Gökmen, gıda takviyesi seçiminde ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:</i></p>

<p>"Gıda takviyesi kullanımında yalnızca ürünün içerdiği vitamin veya mineral miktarına odaklanmak yeterli değildir. Bir ürünün kalitesini belirleyen unsurlar arasında kullanılan ham maddenin kaynağı, etken maddenin formu, üretim süreçlerinin güvenilirliği, kalite kontrol uygulamaları ve ürünün uygun koşullarda muhafaza edilmesi gibi birçok faktör bulunmaktadır. Aynı içeriği taşıyan ürünler arasında bile ham madde kalitesi, saflık düzeyi ve uluslararası üretim standartları açısından önemli farklılıklar görülebilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle tüketicilerin ürün seçiminde öncelikle ürün etiketlerini dikkatle incelemesi; içerik listesinde yer alan yardımcı bileşenleri, temiz içerik standartlarını ve ürünün tavsiye edilen günlük kullanım miktarını gözden geçirmesi büyük önem taşımaktadır. Bilimsel veriler doğrultusunda formüle edilmiş, üretim ve kalite süreçleri şeffaf şekilde yürütülen ürünlerin tercih edilmesi bilinçli tüketim açısından kritik bir kriterdir. Kalite ve güvenilirlik açısından değerlendirildiğinde ise; üretim tesislerinde uygulanan kalite yönetim sistemleri, ham madde ve son ürün analizleri, saflık kontrolleri, stabilite çalışmaları ve mevzuata uygun üretim süreçleri öne çıkan kriterler arasında yer almaktadır. Tüketicilerin yalnızca fiyat veya popülerlik gibi unsurlara göre değil; ürünün üretim standardı, içerik şeffaflığı ve güvenilirliği gibi kriterleri de dikkate alarak seçim yapması gerekmektedir. "</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>DENGELİ BESLENME YAZ AYLARINDA TEMEL DESTEK SAĞLIYOR</strong></h3>

<p>Yaz döneminde taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, yağlı balıklar ve kuruyemişlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme modelinin önemli bir destek sunduğunu belirten Görkem Gökmen, yeterli sıvı tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Gökmen ayrıca, D vitamini düzeyi 20 ng/mL’nin altında olan bireylerde D vitamini desteğinin; antioksidan alımı yetersiz kişilerde C ve E vitamini takviyesinin; yoğun terlemeye bağlı mineral kaybı yaşayan kişilerde ise magnezyum desteğinin, hekim kontrolünde değerlendirilebileceğini belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali.webp" type="image/jpeg" length="52201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazlı içecekler uykusuz bırakıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni yapılan bir araştırmaya göre işlenmiş hazır gıdalar, gazlı içecekler ve enerji barları gibi ürünler kronik uykusuzluğa neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşlenmiş hazır gıdaların obezite, diyabet ve kanserle olan bağlantıları bilinirken, yeni araştırmalar gazlı içecekler ve enerji barları gibi ürünlerin de kronik uykusuzluk sorunlarına neden olduğunu ortaya çıkardı. Hazır gıdalar, renklendiriciler gibi kimyasal katkı maddeleri içerirken, vitamin ve lif bakımından düşük.</p>

<p><strong>KRONİK UYKUSUZLUĞA NEDEN OLUYOR</strong></p>

<p>Son araştırmalar, bu gıdaların obezite, kalp hastalığı, diyabet ve bağırsak kanseri gibi toplamda 32 hastalıktan sorumlu olabileceğini öne sürdü. Fransa’daki Sorbonne Paris Nord Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu gıdaların sağlık üzerindeki etkilerinin yanı sıra insan uykusunu da etkileyebileceğini ve abur cubur kategorisindeki gıdaların kronik uykusuzluğa neden olduğunu tespit etti. Yaklaşık 40 bin yetişkinin beslenme ve uyku düzenleri analiz edildikten sonra işlenmiş gıda tüketimi ile&nbsp;kronik uykusuzluk&nbsp;arasında anlamlı bir oran elde edildi.</p>

<p><strong>KALİTELİ UYKU SAĞLIKLI BESLENMEDEN GEÇİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla alakalı Columbia Üniversitesi’nde beslenme ve uyku bilimcisi olan araştırmacı Marie-Pierre St-Onge, “Giderek daha fazla gıdanın yüksek oranda işlendiği ve uyku bozukluklarının yaygın olduğu bir zamanda, beslenmenin uyku üzerindeki etkisini değerlendirmek önemliydi. Araştırma ekibimiz önce&nbsp;Akdeniz diyeti&nbsp;gibi sağlıklı beslenme tipinin uykusuzluk ve kötü uyku kalitesini azalttığını tespit etti. Ardından yüksek karbonhidratlı diyetlerin uykusuzluk sorununu artırdığını bildirdi” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Jun 2024 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/06/6668ab455a540ded67733f2b.webp" type="image/jpeg" length="65339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni salgın hızla yayılıyor... Türkiye sınırına dayandı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya'da başlayan yeni salgın Türkiye'nin sınırına dayandı. Yunanistan'da artan vakalar sonrası yetkililer harekete geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan Sağlık Bakanlığı, Avrupa'da artan kızamık virüsü tehlikesine karşı önlem kararı aldı.&nbsp;</p>

<p>Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumunca (EODY) yapılan açıklamada, Romanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya'da kızamık vakalarındaki ani artışa işaret edildi.&nbsp;</p>

<p><strong>YURT DIŞI BAĞLANTILI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yunanistan'da 2022 ve 2023'te kızamık vakasına rastlanmadığının altı çizilen açıklamada, 2024'te ise yurt dışıyla bağlantılı iki kişide kızamık virüsünün tespit edildiği belirtildi.&nbsp;</p>

<p><strong>AŞI İÇİN ÖZEL EKİP KURULACAK</strong></p>

<p>Açıklamada, Sağlık Bakanlığının kızamık virüsünün Yunanistan'da yayılmasını önlemek amacıyla nüfusun aşılanmasına odaklanacak özel bir sağlık ekibi oluşturulmasına karar verdiği bildirildi.&nbsp;</p>

<p>Yapılan çıklamada, virüse karşı halkın bilinçlendirilmesinin önemi vurgulandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/yeni-salgin.webp" type="image/jpeg" length="28769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlar ile ilgili endişe yaratan araştırma]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları polikistik oval sendromuna sahip kadınlarla ilgili dikkat çekici bir araştırma yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, polikistik oval sendromu (PKOS) olan kadınların intihara teşebbüs etme olasılığının bu hormonal rahatsızlığı olmayan kadınlara kıyasla daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaşan bilim insanları bu hastalığı olan kadınların intihar etme olasılıklarının 8 kat daha fazla olduğunu tespit etti.&nbsp;</p>

<p>PCOS bir kadının doğurganlığını ve görünümünü etkileyebilir - gelişen akne, aşırı kıllanma, obezite ve düzensiz regl, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürebilir.</p>

<p>Annals of Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırma, PKOS hastalarının intihar girişiminde bulunma riskinin 8,47 kat arttığını ortaya koydu. Özellikle, tedavisi olmayan ancak tedavi edilebilir bir rahatsızlığı olan gençlerde bu risk 5,38 kat artmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>40 YAŞIN ALTINDAKİLERDE RİSK 9 KATA KADAR ÇIKIYOR&nbsp;</strong><br />
Tayvan'daki Taipei Veterans General Hospital'dan araştırmacılar, 1997-2012 yılları arasında PKOS tanısı konan 12 ila 64 yaşlarındaki yaklaşık 19.000 kadının verilerini analiz etti.</p>

<p>Hastalar yaş, gelir ve fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarına göre bir kontrol grubundaki kadınlarla eşleştirildi.</p>

<p>Çalışmaya göre intihar girişimi riski, kontrol gruplarına kıyasla 40 yaşın altındaki PKOS'lu yetişkinler için 9,15 kat ve daha yaşlı yetişkinler için 3,75 kat daha yüksek çıktı.</p>

<p>Bilim insanları, "Bu durum, PKOS tanısı konan kişilerde ruh sağlığı ve intihar riskinin rutin olarak izlenmesinin önemini ortaya koymaktadır" diye yazdı.</p>

<p>Araştırmacılar, yaşlı yetişkinler için riskin daha düşük olmasının yaşla birlikte PCOS semptomlarının hafiflemesiyle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/polikistik-over-sendromui.jpeg" type="image/jpeg" length="30440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şüheda Bengisu “Dengeli beslenmeyi öğrenmemiz gerek”]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Şüheda Bengisu ile günümüzdeki beklenme alışkanlıkları üzerine konuştuk. Bengisu; “Nasıl ki hepimizin parmak izi farklıysa beslenme alışkanlıkları da hastalıkları da ihtiyaçları da birbirinden farklı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>

<p>Merhabalar, ben&nbsp;Diyetisyen&nbsp;Şüheda Bengisu Rodop. 1996 İzmir doğumluyum. Eğitim hayatımı&nbsp;üniversite dönemine kadar İzmir ‘de tamamladım. ANKARA Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü mevzunuyum. Öğrenimimi şeref öğrencisi olarak tamamladım. Mezuniyetimle beraber İzmir’e ailemin yanına geri döndüm. Mesleğimde 5. yılım. İlk yıl özel bir hastanede çalışma hayatına başladım, sonraki yıllarda çok değerli hekimlerle beraber çalışma fırsatım oldu. 2,5 yıl onkoloji alanında uzman bir ekibin diyetisyeni olarak çalıştım. Yaklaşık 2 yıldır kurucusu olduğum beslenme ve diyet danışmanlık merkezinde yüz yüze ve online olarak hizmet vermeye devam ediyorum.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenme uzmanı olarak neler yapıyorsunuz?</b></p>

<p>Birçok kişi bizleri zayıflatan kişiler olarak bilse de bizler kişilerin yemek alışkanlıklarını düzene sokmasına yardımcı olan, sağlıklı beslenmeyi yaşamlarına dahil etmek için birtakım analizlerden yola çıkarak kişilere eğitim veren, hastalıklarda nasıl beslenmesi gerektiğini öğreten ve beslenme düzeni oluşturan kişileriz.&nbsp;Mesleğimizin birçok farklı çalışma alanı olsa da ben daha çok hastalıklarda beslenme veya kilo kontrolü üzerine danışmanlık veriyorum. Özellikle kanserde beslenmeye dikkat çekmek ve kanser tedavisi gören kişilere doğru beslenmeyi öğreterek tıbbi tedavilerine destek sağlıyorum. Ayrıca karaciğer hastalıkları, metabolik sendrom, tiroid hastalıkları gibi birçok hastalık üzerine oluşturduğum programlar ile beslenmenin gücünden hastalıkların tedavisinde de faydalanıyoruz. En çok danışmanlık verdiğim alanı soracak olursanız da kilo vermek isteyen kişilere veya kilo almak isteyen kişiler diyebilirim.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenmede dikkat edilmesi gereken konular neler?</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme vücut için gerekli besin maddelerinin alımı demektir. Diyet&nbsp;kelimesi ise Yunancadan gelen “diaita” kelimesinden türemiştir. Diaita kelime anlamı olarak “yaşam tarzı” anlamına gelir.&nbsp;Bu temel kavramları düşünürsek dikkat edilmesi gereken şey besinlerle ihtiyacımızı karşılayacak kadar beslenmek, yeterli besin gruplarını sağlığımızın korunması için almak diyebilirim. Asıl önemli olan bu dengeyi koruyabilmek, beslenerek kendimize zarar verecek kadar besin almak da yanlış, yetersiz beslenmek de.. Dengeli beslenmeyi öğrenmemiz, öğretmemiz gerekir.</p>

<p></p>

<p><b>Sizi diğer beslenme uzmanlarından ayıran özelliklerinizden bahseder misiniz?</b></p>

<p>Kişiye özgü beslenme programı planlıyorum bence en büyük fark bu. Standart ve sıkıcı listelerden uzak tamamen danışanıma özel programlar uyguluyorum. Nasıl ki hepimizin parmak izi farklıysa beslenme alışkanlıkları da hastalıkları da ihtiyaçları da birbirinden farklı. Programa başlamadan önce oldukça detaylı bir anamnez alıyorum ve sizi tanıyıp sonrasında beslenme planınızı oluşturuyorum. Ve tüm danışanlarımı sıkı takip ederim . Genelde gün içerisinde en çok iletişim halinde oldukları kişi benimdir. Kişiye özgü demişken gerçekten anlık tüketimleri ile doğum günleri ile seyahatleri ile tümüyle programlarını ayrı ayrı planlıyorum. Hayatlarına dokunabiliyor olmaktan da çok büyük zevk alıyorum. Onlar iyileştiklerini hissedince ben iyileşiyorum, iyi hissediyorum.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenme zayıflamada tek başına yeterli oluyor mu?</b></p>

<p>Herhangi bir hastalığı var mı, kullandığı tıbbi ilaçlar neler, kas kütlesi aktif mi..? Bu soruları yanıtlamadan cevap vermek zor ancak doğru planlanmış bir beslenme planı ile herkes kilo verebilir. Kilo veremiyorum diyenleriniz varsa yanlış yaptığı bir uygulamadan kaynaklıdır. Kilo kaybetmek için tek başına diyet sonuç verir. Ancak diyetin yanında egzersiz de varsa o zaman kimse sizi durduramaz.</p>

<p></p>

<p><b>Kişiye göre mi yoksa belirli kategorilerde mi programlar düzenliyorsunuz?</b></p>

<p>Kesinlikle kişiye özgü beslenme programları planlıyorum. Hastalıklara özgü belli başlı kısıtlamalar olsa da herkesin ihtiyacı olan protein gramları ve günlük enerjisi farklı hesaplanır. Bir beslenme planı birinde çok iyi sonuçlar verirken bir başka kişiye zarar verebilir.</p>

<p></p>

<p><b>Günümüzdeki beslenme alışkanlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>

<p>Üzülerek söylüyorum ki her 3 kişiden 1’i obez ve Avrupa’da obezitede birinci sıradayız. Gidişat kötü… Herkes bu gidişata doğru veya yanlış çözüm yolları arıyor. Gün geliyor birileri yağ yakan tarifler veriyor, birileri kas arttıran kürler yapıyor veya bir kür ile kanseri yeneceğinizi söylüyor. Çözümler böyleyken neyin doğru neyin yanlış olduğu ayrıştırılamaz duruma geldi. Bir tarafta yemek yapmak bir lüks olup dışarıdan hazır yemek hayatımıza girdi. İçeriğini bilmediği yemekleri yiyen bir toplum var. Hareketsiz bir toplum var. Gıda sektörü hayatımıza monosodyum glutamatı soktu. Tatlısız, karbonhidratsız duramayan agresif insanlarla doldu çevremiz. Alışkanlıklarımızı değiştirmekten başka bir çözüm yok gibi gözüküyor. Beslenmemizi düzenlerken ilk başta mucizelerden umudu keserek başlayalım. Alışkanlıklarımıza su içmeyi, yavaş yemeyi, sebze tüketmeyi, balık yemeyi ekleyelim.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/whatsapp-image-2024-01-12-at-234019.jpeg" type="image/jpeg" length="98591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları hemoglobin ile çalışabilen pil üretti]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları bilgisayar oyunlarından tanıdık gelecek bir buluş icat etti: Gücünü hemoglabinden alan kan pili!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bataryaların daha uzun süre dayanması ya da daha uygun fiyatlı olması gibi pek çok değişkeni sağlamak isteyen araştırmacılar, farklı türlerde farklı ihtiyaçlara seslenen bataryalar üzerinde çalışıyor. NatureNet Bilim Üyesi Won-Hee Ryu ve ekip arkadaşları, lityum-oksijen pillerin verimliliğini artırmak için 2014'lerde dikkat çeken bir makale yayınlandılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BATARYALARA 'KAN' DOPİNGİ</strong><br />
Bir tesadüf sonucu lityum-oksijen bataryaların çalışma prensibini iyileştirmek için kullanılabilecek fikir konuya bakışı değiştirdi. Yale Üniversitesindeki laboratuvarda test edilen buluş, Nature Communications'ta yaklaşık 10 yıl önce yayınlandı.&nbsp;</p>

<p>Bu makaleye göre gerçekten de kan, özellikle de oksijeni taşıyan biyomolekülü (hemoglobinin bir parçası), lityum-oksijen pilinin verimliliğini önemli ölçüde artırıyor.&nbsp;</p>

<p>Söz konusu buluşun üstünden yıllar geçtikten sonra İspanya'daki bilim insanları benzer şekilde Çinko-hava pillere hemoglabini dahil ettiler. Energy &amp; Fuels dergisinde yayınlanan çalışma oldukça önemli görünüyor. Cordoba Üniversitesindeki bilim insanları yaptıkları bu buluşla bataryanın maksimum 30 gün çalışmasını sağladılar.&nbsp;</p>

<p>Çinko-hava pili veya bir diğer adıyla çinko-hava yakıt hücresi, tekrar doldurulamayan piller grubunda yer alıyor. Çinkonun, havanın oksijeni ile oksidasyonu yoluyla çalışan bu piller, yüksek enerji yoğunluğuna sahiptirler ve üretilmeleri daha ekonomik oluyor. Karşımıza daha çok işitme cihazlarında ve elektrikli araçlarda kullanılmalarıyla çıkıyorlar.</p>

<p>Makalenin kıdemli yazarı Manuel Cano Luna buluş hakkında şunları aktardı:</p>

<p>“Oksijen azaltma reaksiyonunda iyi bir katalizör olmak için, katalizörün iki özelliğe sahip olması gerekir: Oksijen moleküllerini hızlı bir şekilde absorbe etmesi ve nispeten kolay bir şekilde su molekülleri oluşturması gerekir ve hemoglobin bu gereksinimleri karşılıyor.”</p>

<p>Hemoglabin, kırmızı kan hücrelerine hem rengini veren hem de oksijen taşıma özelliği kazandıran bir protein olarak tanımlanıyor. Öte yandan vücudumuz için çok önemli olan bu protein, bataryalar için de önemli bir hale gelebilir.</p>

<p>Araştırmacılara göre bu tarz bataryalar kalp pili gibi vücuda yerleştirilen cihazlarda kullanıldığında kişinin vücuduyla daha uyumlu çalışabilir. Büyük bir potansiyel taşıyan bu buluşun eksikleri de yok değil. Oluşturulan ilk prototip 30 gün çalışıyor ancak sonrasında yeniden şarj olamıyor. Bu yüzden değiştirilmesi ya da doldurulması gerekiyor. Bu da lityum-iyon pillerin kullanım kolaylığına kıyasla oldukça teferruat gerektiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kapak-144139.jpeg" type="image/jpeg" length="68033"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grip oldu, burnunu kaybetti! Milyonda bir görülüyor]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yaşayan Brandon Boothby'nin hayatı kabusa döndü. Grip olmasının ardından hastalığa yakalanan genç adam, burnunu ve göz yuvasının bir kısmını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD</strong>'de hayatını idame ettiren 31 yaşındaki&nbsp;<strong>Brandon Boothby</strong>,&nbsp;grip&nbsp;olduktan sonra oldukça nadir görülen bir mantar enfeksiyonuna yakalandı. The Mirror'da yer alan habere göre; ABD ve İngiltere'de her yıl milyonda yalnızca 2 kişide görülen hastalık, Boothby'nin burnunu ve göz yuvasının bir kısmını yiyip bitirdi.&nbsp;<em><strong>''Tek bir hastalık beni öldürebilirdi''</strong>&nbsp;</em>diyen Boothby, yüzünü yiyip bitiren mantar enfeksiyonu yüzünden neler yaşadığını anlattı.&nbsp;</p>

<p>Brandon Boothby, hastalığı hakkında&nbsp;<strong><em>“Bu o kadar ciddi bir hastalık ki etrafınızdaki biri hapşırdığında ölümcül bir enfeksiyon kapabilirsiniz.”</em></strong>&nbsp;ifadelerini kullanıyor. Haksız da sayılmaz. Neyse ki bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, kemoterapi, kan ve kemik iliği nakilleriyle hastalık tedavi edilebiliyor. Haliyle Brandon da kemik iliği donörü için beklemeye koyuluyor. Ancak bir süre sonra genç adamın burnu kaşınmaya başlıyor. İşte tüm dünyadaki internet haber sitelerine konu olan olay bu noktada ilginçleşiyor.</p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2024/2/4/175430365-brandon-boothby.jpg" loading="lazy" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2024/2/4/175430365-brandon-boothby.jpg" width="100%" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burnundaki kaşıntı, ağrı ve şişlik sebebiyle bir kez daha hastaneye başvuran adama ölümcül bir mantar enfeksiyonu teşhisi koyuldu. Enfeksiyonu ölümcül hale getiren şey ise&nbsp;aplastik anemi&nbsp;hastalığıydı. Doktorlar, mantarı durdurmak için 5 ameliyat gerçekleştirdi. Ancak hastanın burnunda başlayan enfeksiyon hızla yayılıyordu. Hastanın gözlerine ilerleyen enfeksiyonun beyne sıçraması, Brandon’ın ölümüne neden olabilirdi.</p>

<p>İki hafta boyunca burnu kurtarmaya çalıştıktan sonra doktorlar, mantarı durdurmak ve hayatını kurtarmak için hastanın göz yuvasının bir kısmıyla birlikte burnunu da komple almaları gerektiğine karar verdi. Brandon Boothby aplastik anemi hastalığı sebebiyle, grip olduktan sonra burnunu kaybetti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kapak-175602.jpg" type="image/jpeg" length="93073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kiloları nedeniyle hedef alınan diyetisyenden açıklama]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada paylaştığı video ile gündem olan ve kilolu olduğu gerekçesiyle eleştirilere maruz kalan Diyetisyen Betül Öztürk, sessizliğini bozdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas’ta yaşayan Diyetisyen Betül Öztürk, mesleğiyle alakalı tanıtım amacıyla çektiği videoyu sosyal medyaya yükledi. Video kısa sürede binlerce sosyal medya kullanıcısı tarafından izlendi. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise diyetisyenin kilolu olduğunu söyleyerek hedef aldı.&nbsp;</p>

<p>Hedef alınan Betül Öztürk 3 yıldır sağlık problemi nedeniyle tedavi gördüğünü ve bu yüzden kimi zaman kilo aldığını kimi zaman ise kilo verdiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>"MESLEĞİMDE BİR HATAM VARSA ELEŞTİRİLMEK İSTERİM"</strong></p>

<p>Sağlık problemleri nedeniyle zaman zaman kilo aldığını zaman zaman kilo verdiğini söyleyen Betül Öztürk, “Evet, diyetisyenim aynaya baktığımda bende kendimi görebiliyorum. Bazı sağlık problemler yaşıyorum ve bunları açıklamak istemiyorum. Bu problemlerden dolayı zaman zaman kilo aldığım veya verdiğim oluyor. Kilolu diyetisyen diyerek yargılamak çok doğru değil, insan karşısındakini kırıyor mu bunu düşünmeli. Bu nokta da şunu örnek vermek istiyorum, doktorlar da kanser olabiliyor. Göz doktoruna gittiğimizde gözlük takan bir doktor görebiliyoruz. Bu kişiler başarısız mı kesinlikle değil. Bizim alanımız sadece kilo verme alanında değil birçok alanda uzmanlığımız var. Dış görünüşümden ziyade mesleğimde bir hatam varsa eleştirilmek isterim" dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>"DİYETİSYEN ZAYIF OLMALI DİYE BİR ŞEY YOK”</strong></p>

<p><em>Betül Öztürk, diyetisyenlerin zayıf olmaları gibi zorunluluğun olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yaşadığım sağlık problemleri var, 3 yıldır aldığım bir tedavi var. Tedaviden kaynaklı kilo aldığım ve verdiğim oluyor. Ayna karşısında kendimi barışık hissediyorum. Sosyal medya üzerinden de bu süreçleri zaten paylaşıyorum. Bir diyetisyen zayıf olmalı diye bir şey yok, her diyetisyen sıfır beden algısı olamamalı, sosyal medyada birçok eleştiriye maruz kalıyoruz. Çok zayıf diyetisyenlerinde yaşadığı birçok sağlık problemi var. Ben sağlığım olduğu için mutluyum, kimse sağlığıyla sınanmasın. Kilom beni çok üzmüyor, istediğim zamanda istediğim kiloya düşecek alandayım."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Feb 2024 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kilolari-nedeniyle-elestirilen-diyetisyen-betul-ozturk-diyetisyen-zayif-olmali-diye-bir-sey-yok-iyze.jpg" type="image/jpeg" length="64493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kışın sofranızdan bu besinleri eksik etmeyin!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kisin-sofranizdan-bu-besinleri-eksik-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kisin-sofranizdan-bu-besinleri-eksik-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmalar kışın kilo almamızın daha kolay olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre kışın soframızdan eksik etmemiz gereken besinler…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kışın, vücudunuz farkında olmasanız da daha çok fazla yağ depolama isteği duyar, çünkü soğuk havalarda, vücut ısınızı korumak için daha çok yağ yakımı gerçekleşir. Bunların yanında günlerin kısalması, uyku düzenimizin değişmesi, daha az güneş ışığından etkilenmemiz gibi faktörler de kışın kilo almamıza neden olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kışın kalın elbiseler, fazla kiloları saklamak için ideal bir araç olabilir ama herkesin istediği yaza kadar fit bir vücuda sahip olmaktır. Bunun için ise en başta kilolarınızı, soğuk havalarda dengeli tutmanız gerekir.</p>

<p>Uzmanlar, kış ayları için&nbsp;sofranızdan eksik etmemeniz gereken&nbsp;besinleri açıklıyor.</p>

<h3><strong>1.YEŞİLE DÖNÜN</strong></h3>

<p>Kış aylarının gelmesi ile birlikte pazarlar, ıspanaktan pırasaya kadar yeşillikle dolmuş durumda. Yeşil yapraklı sebzeleri düzenli olarak yemek kilo kontrolünden kalp hastalıklarının önlenmesine ve kalp basıncı yararı kadar çok sayıda sağlık yararı ile ilişkilendirilmiştir.</p>

<h3><strong>2.KÖKLER VE YUMRULAR</strong></h3>

<p>Bunlar bitkinin büyümesi için yer altında besinleri emen bitkinin deposudur. Böylece köklerin ne kadar faydalı olduğunu anlayabilirsiniz. Köklere en iyi örnekler soğanlar, zencefil, pancar, havuç ve patatesi verebiliriz. Kökler diğer sebzelere göre daha fazla karbonhidrat içerse de barındırdıkları enerji miktarı, sizin iştahınızın kapanmasına yardımcı olacaktır.</p>

<h3><strong>3.TAM TAHILLAR</strong></h3>

<p>Tam tahıllar embriyonun ve endospermin sağlam olduğu besinlerdir ve lif açısından zengindir. Tam tahıllar, daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.</p>

<h3><strong>4.KURUYEMİŞ</strong></h3>

<p>Kuruyemiş doymamış yağlar açısından zengin bir besin kaynağıdır. Protein açısından zengin kuruyemişler, doymuş yağ içeren hayvansal gıdalara karşı iyi bir alternatiftir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kisin-sofranizdan-bu-besinleri-eksik-etmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jan 2024 18:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/01/kapak-091812.jpg" type="image/jpeg" length="69914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demir eksikliğinin çözümü Canan Karatay'dan geldi!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/demir-eksikliginin-cozumu-canan-karataydan-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/demir-eksikliginin-cozumu-canan-karataydan-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Canan Karatay, demir eksikliği olanlara önerilerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demir eksikliği<strong>,</strong>&nbsp;vücudun yeterli miktarda demir alamaması veya demiri etkili bir şekilde kullanamaması durumunu ifade eder. Demir, vücut için hayati öneme sahip bir mineraldir ve hemoglobinin (kanın oksijen taşıma proteininin) yapısında yer alır. Demir ayrıca enerji üretiminde ve bağışıklık sistemi fonksiyonlarında da rol oynar.</p>

<h3><strong>DEMİR EKSİKLİĞİ NEDEN OLUR?</strong></h3>

<p>Yetersiz Demir Alımı: Beslenme düzeninde yeterli miktarda demir içermeyen bir diyet, demir eksikliğine neden olabilir. Özellikle vegan veya vejetaryen diyetlerde demir kaynaklarına dikkat edilmelidir, çünkü bitkisel kaynaklardaki demir, hayvansal kaynaklardaki kadar kolayca emilemez.</p>

<p>Absorpsiyon Sorunları: Bazı sağlık durumları, özellikle barsaklardaki sorunlar veya kronik hastalıklar, demirin etkili bir şekilde emilimini engelleyebilir.</p>

<p>Kan Kaybı: Adet dönemi, gastrointestinal kanama veya uzun süreli kan kaybı durumlarında demir eksikliği gelişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gebelik ve Emzirme: Gebelik ve emzirme dönemlerinde vücut daha fazla demire ihtiyaç duyar. Bu nedenle, bu dönemlerde demir alımına özellikle dikkat edilmelidir.</p>

<p>Demir eksikliği belirtileri arasında yorgunluk, soluk cilt, nefes darlığı, baş ağrısı, dikkat eksikliği ve bağışıklık sistemi zayıflığı yer alabilir.</p>

<p>Demir eksikliğini gidermek için demir açısından zengin gıdalar tüketmek önemlidir.&nbsp;</p>

<h3><strong>DEMİR EKSİKLİĞİNE NE İYİ GELİR?</strong></h3>

<p>Prof. Dr.&nbsp;Canan Karatay&nbsp;kendi YouTube kanalında yayımladığı videoda demir eksikliğinin çözümlerini anlattı. Karatay'a göre demir eksikliğine en iyi gelen besin kırmızı et. Karatay demirin, kemik iliğinden ve sakatatlardan alınabilecini açıkladı. Ünlü profesöre göre kemik iliğinin insan sağlığı için pek çok faydası var.</p>

<h3><strong>KEMİK İLİĞİNİN FAYDALARI</strong></h3>

<p>Hayvansal kemik iliği, kollajen ve protein içerir. Kollajen, cilt, saç, tırnaklar ve eklemler gibi dokuların yapı taşlarından biridir. Aynı zamanda vücutta tendon, bağ dokusu ve kemiklerin sağlıklı olması için önemlidir. Kemik iliği, kalsiyum, fosfor ve magnezyum gibi mineralleri içerir. Bu mineraller, kemik sağlığı, diş sağlığı ve sinir sistemi fonksiyonları için önemli.</p>

<p>Canan Karatay kemik suyunu nasıl tükettiini şöyle anlatıyor:</p>

<p>"Biz yaz kış her sabah kemik suyu içeriz. Bir kupa dolusu kemik suyuna yarım limon sıkarız. Bir çay kaşığı da kristal kaya tuzu koyarız. Her sabah kahvaltıdan önce onu içeriz.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/demir-eksikliginin-cozumu-canan-karataydan-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jan 2024 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/01/kapak-143851.jpg" type="image/jpeg" length="64622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk havalarda vücut ısısını artırmanın 10 etkili yolu]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/soguk-havalarda-vucut-isisini-artirmanin-10-etkili-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/soguk-havalarda-vucut-isisini-artirmanin-10-etkili-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk hava, vücut ısısını korumanın zamanı geldi! Kışın üşümemek için sadece kalın giysiler giymek yetmez. Sağlıklı beslenme, sıcak içecekler, aktif kalma ve doğru giyim tarzı ile vücut ısınızı en iyi şekilde artırabilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk kış günleri geldiğinde,&nbsp;<strong>vücut ısısını</strong>&nbsp;korumak ve sağlığı sürdürmek önemlidir. Ancak, vücut ısısını yükseltmek sadece kalın giysiler giymekle sınırlı değildir.&nbsp;<strong>İşte&nbsp;soğuk havalarda vücut ısısını en iyi şekilde artırmanın 10 etkili yolu:</strong></p>

<h3><strong>Sağlıklı Beslenme</strong></h3>

<p>Soğuk havalarda enerjiye ihtiyaç artar. Sıcak çorbalar, sebzeler, kepekli tahıllar ve protein açısından zengin gıdalar tüketmek, metabolizmanızı hızlandırarak vücut ısısını artırabilir.</p>

<h3><strong>Sıcak İçecekler</strong></h3>

<p>Bitki çayları, sıcak su ve özellikle zencefil veya tarçın içeren içecekler, vücut ısısını korumaya yardımcı olabilir. Bu içecekler aynı zamanda iç organları ısıtma konusunda da etkilidir.</p>

<h3><strong>Katmanlı Giyim</strong></h3>

<p>İnce katmanlar halinde giyinmek, vücut ısısını daha iyi korumaya yardımcı olur. Hava koşullarına göre giyinmek ve su geçirmez dış katmanlar kullanmak önemlidir.</p>

<h3><strong>Aktif Kalma</strong></h3>

<p>Düzenli egzersiz yapmak, kan dolaşımını artırarak vücut ısısını yükseltir. Kapalı mekanlarda egzersiz yaparak, soğuk hava koşullarından korunabilirsiniz.</p>

<h3><strong>Sıcak Banyo veya Duş</strong></h3>

<p>Ilıman bir banyo veya duş almak, vücut ısısını artırabilir. Ancak, aşırı sıcak su kullanmaktan kaçının, çünkü cildin kurumasına neden olabilir.</p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2024/1/28/155207619-vucut-isisi.jpg" loading="lazy" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2024/1/28/155207619-vucut-isisi.jpg" width="100%" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Termal Çorap ve Eldiven Kullanımı</strong></h3>

<p>Ayak ve ellerinizi sıcak tutmak, genel vücut ısısını korumak için önemlidir. Termal çorap ve eldivenler, soğuk hava koşullarında size ekstra koruma sağlar.</p>

<h3><strong>Isıtıcı Gıdalar Tüketme</strong></h3>

<p>Acı biber, sarımsak, soğan gibi baharatlı gıdalar, metabolizmayı hızlandırarak vücut ısısını artırabilir. Baharatlar aynı zamanda iç organları da uyarır.</p>

<h3><strong>Doğal Liflerden Giyim</strong></h3>

<p>Pamuk ve yün gibi doğal liflerden yapılmış giysiler, vücut ısısını iyi bir şekilde korur ve terlemeyi önler. Sentetik giysilerden kaçının.</p>

<h3><strong>Yeterli Su Tüketimi</strong></h3>

<p>Soğuk havalarda susuzluğu hissetmek daha zordur, ancak su içmek vücut ısısının düzenlenmesine yardımcı olur. Yeterli su tüketimi, genel sağlığınızı da korur.</p>

<h3><strong>Düzenli Dinlenme</strong></h3>

<p>Yeterli uyku, vücut fonksiyonlarını düzenler ve enerji üretimini artırarak vücut ısısını koruma konusunda yardımcı olur.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/soguk-havalarda-vucut-isisini-artirmanin-10-etkili-yolu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/01/kapak-155210.jpg" type="image/jpeg" length="24149"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
