<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündeme Bakış</title>
    <link>https://www.gundemebakis.com</link>
    <description>İzmir Haber, İzmir'de Son Dakika Haberleri, İzmir'e dair her şey...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemebakis.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 03:20:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerine bağlı zehirlenme vakaları 2 kat arttı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'da zayıflama iğnelerinin denetimsiz kullanımına bağlı sağlık sorunlarının son bir yılda yaklaşık iki kat arttığı bildirildi. Uzmanlar ayrıca denetimli kullanımdan bireysel kullanıma geçişin yanlış doz alma ve yan etki riskini artırdığı konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda Kamu Yayın Kuruluşunun (NOS) haberine göre, Hollanda Ulusal Zehirlenme Bilgi Merkezi verileri, zayıflama iğnesi kullananlara ilişkin bildirim sayısının 2024'te 76 iken 2025'te 149'a yükseldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Yetkililer, tüm zehirlenme vakalarının bildirilmemesi nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtti.</p>

<p>Vakaların önemli bölümünün reçetesiz veya doktor denetimi olmadan kullanımdan kaynaklandığı, bunların yaklaşık yüzde 40'ını ise ilaçların resmi sağlık kanalları dışında temin edilmesi durumlarını kapsadığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumu endişe verici olarak nitelendiren uzmanlar, zayıflama iğnelerinin doktorlar yerine resmi olmayan yollardan temin edildiği pazarın giderek büyüdüğüne dikkati çekti.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca denetimli kullanımdan bireysel kullanıma geçişin yanlış doz alma ve yan etki riskini artırdığı konusunda uyardı.</p>

<p>Aşırı doz veya yanlış kullanımın acil tıbbi müdahale gerektiren akut belirtilere yol açabileceği, uzun vadede ise karaciğer, böbrekler ve sinir sistemi üzerinde potansiyel zararlar oluşturabileceği belirtildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/zayiflama-ignelerine-bagli-zehirlenme-vakalari-2-kat-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/540561ad-326a-4e8c-9ebc-1f8dc1e81819.webp" type="image/jpeg" length="52892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman doktor açıkladı: Sıcak hava kalp sağlığını etkiliyor mu?]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, yüksek sıcaklık ve nemin kalbin çalışma yükünü artırdığını belirtip, 'Sıcaklık nedeniyle sıvı ve mineral kaybı yaşanabilir. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu da sağlıklı bireylerin bile kalbi için olumsuz sonuçlar doğurabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte vücut, iç ısısını dengede tutabilmek için yoğun bir çaba harcıyor. Bu süreçte kalp ve damar sistemi de önemli bir görev üstleniyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. M. Vedat Çaldır, sıcak havalarda kalbin normalden daha fazla çalışmak zorunda kaldığını belirtip, özellikle aşırı sıcak ve yüksek nemin kalp üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Sıcaklıkla karşılaşıldığında vücudun öncelikle ısıyı terleme yoluyla dışarı atmaya çalıştığını belirten Kardiyoloji Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, 'Vücut ısıyı terle atmaya çalışırken derideki damarlar genişler. Kalp de bu genişleyen damarlara yeterli kanı ulaştırabilmek için debisini artırır. Bu artış ortalama yüzde 30 ila 50 arasında değişebilir. Yani sıcak havalarda kalp daha hızlı ve biraz daha güçlü atmaya başlar. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle normal bir uyum mekanizması olarak tolere edilir ancak kalbin çalışma yükü belirgin şekilde artış gösterir' dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Damarların genişlemesine bağlı olarak tansiyon düşüşü yaşanabildiğini belirten Uzm. Dr. M. Çaldır, 'Kalp, tansiyonu belirli bir seviyede tutabilmek için daha hızlı çalışır. Bunun yanında terleme ile birlikte su ve tuz kaybı meydana gelir. Bu durum dolaşımdaki kan hacmini azaltır. Kalp, dokulara yeterli kanı ulaştırabilmek için atım hızını artırarak bu kaybı telafi etmeye çalışır' diye konuştu.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2><span style="color:#000000"><strong>'NEM, SICAKLIĞIN ETKİSİNİ ARTIRIYOR'</strong></span></h2>

<p><span style="color:#000000">Sağlıklı bireylerin de sıcak havalardan etkilendiğini belirten Uzm. Dr. M. Çaldır, 'Kalp tamamen sağlıklı olsa bile sıcak havalarda nabız dakikada 10 ila 20 atım kadar artabilir. Kişi hafif çarpıntı hissedebilir. Bu genellikle vücudun sıcaklığa verdiği doğal bir yanıttır. Ancak mevcut kalp hastalığı bulunan kişilerde aynı süreç daha ciddi sonuçlar doğurabilir' dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaz aylarında hissedilen bunaltıcı etkinin yalnızca sıcaklıktan değil, nemden de kaynaklandığını vurgulayan Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, 'Kuru havada ter buharlaşarak vücudun serinlemesini sağlar. Nem oranı yükseldiğinde ise ter buharlaşamaz ve vücut iç ısısını yeterince dışarı atamaz. Bunun sonucunda daha fazla ter üretilir, daha fazla sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu nedenle yüksek nem, çoğu zaman sıcaklığın kendisinden daha yorucu olabilir' ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıcak havalarda tansiyonun dalgalanmasının sık görülen bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çaldır, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Başlangıçta damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon düşebilir. Eğer kişi yeterince sıvı almazsa bu düşüş daha belirgin hale gelir. Daha sonra kalp hızındaki artış, kalbin pompaladığı kan miktarının yükselmesi ve kanın yoğunlaşmasıyla birlikte tansiyon yeniden yükselebilir. Özellikle yaşlı bireylerde ve kalp-damar sistemine etkili ilaç kullanan kişilerde bu dalgalanmalar daha belirgin görülebilir.'</span></p>

<p></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong>'TERLE BİRLİKTE MİNERALLER DE KAYBOLUYOR'</strong></span></h3>

<p><span style="color:#000000">Aşırı terlemenin yalnızca sıvı değil, kalbin düzenli çalışması için gerekli minerallerin de kaybına yol açtığını belirten Uzm. Dr. Çaldır, 'Terleme ile birlikte sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller vücuttan uzaklaşır. Bu mineraller kalbin elektriksel sisteminin düzgün çalışması için gereklidir. Belirgin eksikliklerinde çarpıntı, ekstra atımlar ve ritim bozuklukları ortaya çıkabilir. Ayrıca sıvı kaybına bağlı olarak nabız yükselir ve bu durum bazı kişilerde oldukça rahatsız edici hale gelebilir' dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaz aylarında kalp krizi riskinin artabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Çaldır, 'Güneş çarpması durumunda, halsizlik, baş dönmesi, aşırı terleme, iştahsızlık ve bayılacak gibi hissetme görülebilir. Bu belirtiler çoğunlukla gölge bir ortama geçildiğinde ve yeterli sıvı alındığında düzelir. Ancak göğüste ağrı, ağrının kola veya çeneye yayılması, soğuk terleme, mide bulantısı, düzensiz ya da çok hızlı çarpıntı ve bayılma hissi kalbin zorlandığını gösterebilir. Bu belirtiler yaklaşık 20 dakika boyunca devam ediyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır' diye konuştu.</span></p>

<p></p>

<h3><span style="color:#000000"><strong>'KALBİ KORUMANIN YOLU SIVI VE MİNERAL DENGESİ KORUMAK'</strong></span></h3>

<p><span style="color:#000000">Kalbi sıcak havalarda korumanın en etkili yolunun sıvı ve mineral dengesini korumak olduğunu belirten Uzm. Dr. Çaldır, şöyle devam etti: 'Açık havada fark edildiğinden çok daha fazla sıvı ve mineral kaybedebiliyoruz. Bu nedenle günlük 2-3 litre suyun yanı sıra ayran, maden suyu ve çorba gibi sıvı ve mineral desteği sağlayan besinler düzenli tüketilmelidir. Mümkün olmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı, çıkılması gerekiyorsa şapka kullanılmalı ve sık sık gölge alanlarda dinlenilmelidir. Ağır yemekler, aşırı alkol tüketimi ve yoğun egzersiz vücudun ısınmasını artırır. Baş, ense ve bileklere soğuk uygulama yapılabilir. Klimalı ortamlarda sıcaklığın 25-26 derece civarında tutulması uygundur. Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi veya mide bulantısı gibi belirtiler başladığında kişi dinlenmeli, sıvı ve mineral desteği almalı, şikayetler düzelmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.' (DHA)</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzman-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/uzmani-doktor-acikladi-sicak-hava-kalp-sagligini-etkiliyor-mu-1.jpg" type="image/jpeg" length="89875"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Asya kaplan sivrisineği uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, Asya kaplan sivrisineğinin bazı viral hastalıkların taşınmasında rol oynayabildiğini belirterek, “Asya kaplan sivrisineği için küçük su birikintileri büyük risk oluşturuyor. Kapının önünde biriken az miktardaki su bile bu türün üremesi için yeterli olabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarla birlikte sivrisineklerin üreme alanlarının arttığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, halk arasında Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus türünün özellikle durgun sularda çoğalabildiğini söyledi. Bu türün gündüz saatlerinde de aktif olabildiğini belirten Hraloğlu, ev, bahçe, balkon ve bina çevresinde biriken sulara karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>‘HER ISIRIK HASTALIK ANLAMINA GELMEZ ANCAK RİSK GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’</strong></h2>

<p>Asya kaplan sivrisineğinin yalnızca rahatsız edici bir tür olmadığını belirten Hraloğlu, “Bu sivrisinek türü dang humması, chikungunya ve Zika gibi bazı viral enfeksiyonların taşınmasında rol oynayabilen türler arasında yer alıyor. Ancak her sivrisinek ısırığı hastalık bulaştırır anlamına gelmez. Hastalık gelişebilmesi için sivrisineğin ilgili virüsü taşıması gerekir. Buna rağmen yayılımının önlenmesi halk sağlığı açısından önemlidir” diye konuştu.</p>

<p>Sivrisinek ısırıklarının çoğu zaman kaşıntı, kızarıklık ve şişlik gibi lokal reaksiyonlarla sınırlı kaldığını söyleyen Hraloğlu, bazı kişilerde daha belirgin reaksiyonlar görülebileceğini belirtti. Hraloğlu, “Isırık bölgesinde şişlik, yanma, hassasiyet ve yoğun kaşıntı gelişebilir. Kaşıma nedeniyle cilt bütünlüğü bozulabilir ve ikincil enfeksiyon riski ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha dikkatli olmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<h1><strong>‘ATEŞ, EKLEM AĞRISI VE DÖKÜNTÜ VARSA DİKKAT’</strong></h1>

<p>Isırık sonrası gelişen belirtilerin takip edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Hraloğlu, “Sivrisinek ısırığından sonra yalnızca bölgesel kızarıklık ve kaşıntı görülebilir. Ancak ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, halsizlik, döküntü, gözlerde kızarıklık, bulantı ya da genel durum bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle seyahat öyküsü bulunan kişiler bu belirtileri daha dikkatli değerlendirmelidir” dedi.</p>

<h2><strong>‘KAPININ ÖNÜNDEKİ SU BİRİKİNTİSİ BİLE ÜREME ALANINA DÖNÜŞEBİLİR’</strong></h2>

<p>Asya kaplan sivrisineğiyle mücadelede en etkili yöntemin durgun su birikintilerini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Dr. Hraloğlu, “Bu tür, çok küçük miktardaki durgun sularda bile üreyebilir. Saksı altlıkları, kovalar, bidonlar, kullanılmayan kaplar, araç lastikleri, bahçe sulukları, çatı olukları ve gider çevreleri risk oluşturabilir. Kapının önündeki küçük bir su birikintisi bile sivrisineklerin çoğalması için yeterli olabilir. Bu nedenle ev ve çevresindeki su birikintileri düzenli olarak kontrol edilmeli, kullanılmayan kaplar ters çevrilmeli ve su dolan alanlar boşaltılmalıdır” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong>‘UZUN KOLLU VE AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ’</strong></h1>

<p>Sivrisineklerle mücadelenin yalnızca ilaçlama çalışmalarıyla sınırlı olmadığını bireysel önlemlerin de büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Hraloğlu, “Uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih etmek, sineklik kullanmak, bebek arabası ve çocuk yataklarında koruyucu tüllerden yararlanmak, uygun sivrisinek kovucu ürünleri talimatlara göre kullanmak korunmada yardımcı olabilir. Ancak en temel adım, sivrisineğin üreyebileceği durgun su alanlarını ortadan kaldırmaktır” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-asya-kaplan-sivrisinegi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/6f034e15-bdee-4da9-8a82-4948f7f12e67.webp" type="image/jpeg" length="11932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de kalp pilinin yaşama etkileri konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi iş birliğinde düzenlenen Bilim Kafe Sohbetleri buluşmasında kalp pili ile yaşam konusu ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, rektörlük yerleşkesindeki Eylül Bilim Kafe'de düzenlenen programa akademisyenler, üniversite personeli ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Söyleşide konuşan DEÜ Kalp Ritim Bozuklukları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emin Evren Özcan, kalbin elektriksel iletim sistemindeki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan ritim problemlerinin bazı durumlarda kalp pili uygulamalarıyla tedavi edildiğini belirtti.</p>

<p>İlk kalp pili operasyonlarının 1950'li yıllarda gerçekleştirildiğini hatırlatan Özcan, günümüzde kullanılan teknolojilerin hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını, kalp piliyle yaşamanın zor ve endişe verici bir süreç olarak algılanmasının ise gerçeği yansıtmadığını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özcan, teknolojik cihazların kalp pili üzerindeki etkilerine de değinerek mikrodalga fırın, televizyon, bilgisayar, akıllı saat gibi cihazlar ile elektrikli araçların şarj işlemi sırasında araçta bulunmanın kalp pilleri açısından herhangi bir risk oluşturmadığını kaydetti.</p>

<p>Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/izmirde-kalp-pilinin-yasama-etkileri-konusuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/kalp-pili.jpg" type="image/jpeg" length="29810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: Yaz aylarında hangi vitaminler kullanılmalı?]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimi; güneşli günler, tatil planları, açık hava aktiviteleri ve daha hareketli bir yaşam düzeniyle birlikte geliyor. Artan sıcaklık, güneş maruziyeti ve terleme; vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını artırabiliyor. Uzman Diyetisyen Görkem Gökmen, yalnızca sıvı tüketiminin değil; bağışıklık, enerji ve elektrolit dengesini destekleyen mikro besinlerin de yaz döneminde kritik önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan fiziksel aktivite ve açık havada geçirilen sürenin çoğalması, enerji ihtiyacını ve çevresel faktörlere maruziyeti artırıyor.</p>

<p>Yoğun güneşte kalmak ciltte oksidatif stresi artırırken, sıcak havalarda artan terleme ise magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum gibi önemli minerallerin kaybına yol açabiliyor. Bu durum halsizlik, kas krampları, yorgunluk, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>

<p>Uzman diyetisyen Görkem Gökmen’e göre yaz döneminde vücudun ihtiyaç duyduğu mikro besin öğeleri yalnızca enerji seviyelerini değil, genel sağlık durumunu da doğrudan etkiliyor.</p>

<p></p>

<h2><strong>D VİTAMİNİ YAZIN DA ÖNEMİNİ KORUYOR</strong></h2>

<p>Güneş ışığı, deride D vitamini sentezinin gerçekleşmesini sağlayan doğal bir uyaran olsa da bu süreç bireysel özelliklere bağlı olarak büyük farklılıklar gösteriyor. D vitamini; kemik sağlığı, kalsiyum emilimi ve bağışıklık sistemi fonksiyonları açısından kritik öneme sahip. Düşük D vitamini düzeyleri yorgunluk ve bazı ruh hali değişiklikleriyle de ilişkilendiriliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>ANTİOKSİDAN VİTAMİNLER YAZ DÖNEMİNDE ÖNE ÇIKIYOR</strong></h3>

<p>Yaz aylarında artan UV maruziyeti ciltte hücre hasarına sebep olabiliyor. Antioksidan özelliklere sahip C ve E vitaminleri, serbest radikallerin hücresel hasara yol açmasını sınırlandırabilir. C vitamini ayrıca kolajen sentezi için de gerekli olup cilt bütünlüğünün korunmasına doğrudan katkıda bulunuyor. E vitamini ise yağda çözünen güçlü bir antioksidan olarak hücre zarlarını hücre hasarına karşı koruyor. Bu iki vitamin birlikte alındığında antioksidan etkilerinin birbirini destekleyebileceği düşünülüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gökmen, güneşten korunmada birincil yaklaşımın her zaman güneş koruyucu kullanmak, uygun kıyafetler giymek ve doğrudan güneş maruziyetini sınırlandırmak olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<h3><strong>ENERJİ METABOLİZMASI VE ELEKTROLİT DENGESİ KRİTİK ROL OYNUYOR</strong></h3>

<p>B grubu vitaminlerinin enerji üretim süreçlerinde görev aldığını vurgulayan Gökmen, yaz döneminde artan fiziksel aktiviteyle birlikte bu vitaminlerin yeterli alımının önem kazandığını belirtiyor. Ayrıca sıcak havalarda kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasının önemine değinen Gökmen, "Magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum gibi elektrolitler; kas kasılması, sinir iletimi ve sıvı dengesinin korunmasında görev alıyor. Özellikle yoğun egzersiz yapan bireylerde veya uzun süre sıcak ortamda çalışan kişilerde bu minerallerin eksikliği kas krampları, halsizlik ve performans düşüşüne yol açabiliyor" diye konuştu.</p>

<p>Gıda takviyelerinin bilinçli kullanımı; dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yerine geçen bir yaklaşım değil, bu alışkanlıkları destekleyen tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmekte. Bu nedenle; bireysel ihtiyaçlara uygun ürün seçimi kadar, güvenilir içerik ve kalite standartlarına sahip ürünlerin tercih edilmesi de sağlıklı yaşam yaklaşımının önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.</p>

<p></p>

<h3><strong>GIDA TAKVİYESİ KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h3>

<p><i>Görkem Gökmen, gıda takviyesi seçiminde ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:</i></p>

<p>"Gıda takviyesi kullanımında yalnızca ürünün içerdiği vitamin veya mineral miktarına odaklanmak yeterli değildir. Bir ürünün kalitesini belirleyen unsurlar arasında kullanılan ham maddenin kaynağı, etken maddenin formu, üretim süreçlerinin güvenilirliği, kalite kontrol uygulamaları ve ürünün uygun koşullarda muhafaza edilmesi gibi birçok faktör bulunmaktadır. Aynı içeriği taşıyan ürünler arasında bile ham madde kalitesi, saflık düzeyi ve uluslararası üretim standartları açısından önemli farklılıklar görülebilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle tüketicilerin ürün seçiminde öncelikle ürün etiketlerini dikkatle incelemesi; içerik listesinde yer alan yardımcı bileşenleri, temiz içerik standartlarını ve ürünün tavsiye edilen günlük kullanım miktarını gözden geçirmesi büyük önem taşımaktadır. Bilimsel veriler doğrultusunda formüle edilmiş, üretim ve kalite süreçleri şeffaf şekilde yürütülen ürünlerin tercih edilmesi bilinçli tüketim açısından kritik bir kriterdir. Kalite ve güvenilirlik açısından değerlendirildiğinde ise; üretim tesislerinde uygulanan kalite yönetim sistemleri, ham madde ve son ürün analizleri, saflık kontrolleri, stabilite çalışmaları ve mevzuata uygun üretim süreçleri öne çıkan kriterler arasında yer almaktadır. Tüketicilerin yalnızca fiyat veya popülerlik gibi unsurlara göre değil; ürünün üretim standardı, içerik şeffaflığı ve güvenilirliği gibi kriterleri de dikkate alarak seçim yapması gerekmektedir. "</p>

<p></p>

<h3><strong>DENGELİ BESLENME YAZ AYLARINDA TEMEL DESTEK SAĞLIYOR</strong></h3>

<p>Yaz döneminde taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, yağlı balıklar ve kuruyemişlerden oluşan Akdeniz tipi beslenme modelinin önemli bir destek sunduğunu belirten Görkem Gökmen, yeterli sıvı tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Gökmen ayrıca, D vitamini düzeyi 20 ng/mL’nin altında olan bireylerde D vitamini desteğinin; antioksidan alımı yetersiz kişilerde C ve E vitamini takviyesinin; yoğun terlemeye bağlı mineral kaybı yaşayan kişilerde ise magnezyum desteğinin, hekim kontrolünde değerlendirilebileceğini belirtti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/06/uzmani-acikladi-yaz-aylarinda-hangi-vitaminler-kullanilmali.webp" type="image/jpeg" length="40089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güzellik uğruna ölümcül kumar!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/guzellik-ugruna-olumcul-kumar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/guzellik-ugruna-olumcul-kumar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıl boyunca kalıcı bronzluk sağlama vaadiyle internet üzerinden yasa dışı şekilde satılan ve "Barbie ilacı" olarak adlandırılan Melanotan II, tıp dünyasını alarma geçirdi. Uzmanlar, denetimsiz sentetik hormonun cilt kanserini tetiklediği, böbrek ve kas sisteminde kalıcı hasarlara yol açtığı konusunda acil uyarı yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Estetik kaygılar ve sosyal medyanın yarattığı kusursuz dış görünüş baskısı, insanları hayati tehlike barındıran kontrolsüz kimyasallara yönlendirmeye devam ediyor. Son dönemde özellikle genç yaştaki bireyler arasında hızla yayılan ve "Barbie ilacı" olarak adlandırılan Melanotan II adlı sentetik peptit, küresel ölçekte bir halk sağlığı krizine dönüşmek üzere. Geçmişi 1980'li yıllara dayanan ancak dijital platformların etkisiyle yeniden popülerlik kazanan bu tehlikeli maddeye karşı, İngiliz ve Amerikalı sağlık otoriteleri üst üste sert bildiriler yayımlıyor.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>VÜCUDUN HORMON DENGESİYLE OYNAYAN YAPAY MÜDAHALE</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Tıp uzmanlarının paylaştığı verilere göre Melanotan II, vücudun doğal melanosit uyarıcı hormonunu taklit eden laboratuvar üretimi sentetik bir peptit olarak tanımlanıyor. Genellikle iğne enjeksiyonu ya da burun spreyi formunda kaçak yollarla piyasaya sürülen kimyasal, cilde koyu tonunu veren pigment hücrelerini (melanositleri) yapay olarak uyararak çalışıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Klinik ortamlarda hiçbir güvenlik, kalite ve etkinlik testinden geçmemiş olan bu madde, doğrudan endokrin sistemine müdahale ettiği için vücutta öngörülemez hormonal kırılmalara zemin hazırlıyor. İngiltere merkezli saygın sağlık kuruluşu The Independent Pharmacy Kıdemli Klinik Danışmanı Dr. Donald Grant, bu denetimsiz ürünü kullananların sayısında son aylarda "endişe verici ve korkutucu bir artış" gözlemlendiğini açıkladı.</span></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><span style="color:#000000"><strong>BENLERİ KANSER HÜCRESİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR: BÖBREKLERİ İFLAS ETTİREBİLİR</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Ruhsatsız bronzlaşma iğnelerinin yarattığı tahribat, solaryum cihazlarının bilinen kanser risklerini dahi gölgede bırakacak düzeyde seyrediyor. Bilimsel veriler, 35 yaşından önce solaryuma girenlerin cilt kanseri (melanom) riskinin yüzde 59 arttığını kanıtlarken, "Barbie ilacı" bu süreci doğrudan hücre bazında hızlandırıyor. Dr. Donald Grant, kimyasalın vücutta mevcut olan zararsız benleri aniden koyulaştırarak tümöre dönüştürebildiğini veya ciltte agresif yeni benlerin çıkmasına yol açarak cilt kanserini tetiklediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Maddeyi kullanan kişilerin hastanelere başvuru süreçlerinde sadece cilt tahribatıyla karşılaşılmadığı; şiddetli mide bulantısı, akut kas erimesi ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ağır sistemik zehirlenme semptomlarının rapor edildiği belirtildi. Ürünün içinde tam olarak hangi yabancı bileşenlerin yer aldığının kullanıcılar tarafından bilinmemesi, hayati riski daha da tırmandırıyor.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>"RUHSATSIZ, DENETİMSİZ VE TEMELDE TAMAMEN YASA DIŞI"</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Sağlık bakanlıkları ve kanser araştırma kurumları, Melanotan II’nin genel kullanım için hiçbir şekilde onaylanmadığını ve tescillenmediğini hatırlatıyor. Dünyaca ünlü plastik cerrah Dr. Terry Dubrow da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu sentetik yapının tıp literatüründe tamamen "deneysel" aşamada kaldığını ve asla güvenli bir tedavi yöntemi olarak kabul edilemeyeceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Dubrow, internet üzerinden ve merdiven altı güzellik merkezlerinde pazarlanan bu ürünün "ruhsatsız, denetimsiz ve temelde tamamen yasa dışı" olduğunu vurguladı. Sağlık otoriteleri, bu peptidi herhangi bir şekilde vücuduna enjekte etmiş veya sprey olarak kullanmış kişilerin, herhangi bir yan etki beklemeden acilen en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak taramadan geçmesi gerektiği çağrısında bulunuyor.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/guzellik-ugruna-olumcul-kumar</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/05/68ebe2f7-a46f-485c-ad65-be9766bd11c1.jpg" type="image/jpeg" length="69551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kurban uyarıları: Bayram zehir olmasın!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-kurban-uyarilari-bayram-zehir-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-kurban-uyarilari-bayram-zehir-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Kurban Bayramı öncesi etin doğru saklanması konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle kıymanın saklama koşullarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Toprak, 'Eti kıyma haline getirdikten sonra buzdolabında normal raf kısmında maksimum 2 gün tutmak gerekiyor. Dondurulmuş ürünü çıkartıp köfte bile yapsak tekrar dondurmamamız gerekiyor. Çünkü bu da bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkartır. Bayramın zehir olmaması için bunlara dikkat etmek lazım' dedi.</p>

<p><img alt="U Z M A N D A N B A Y R A M I N Z E H I R O L M A M A S I I C I N ‘ E 1329294 394901" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://gundemebakiscom.teimg.com/gundemebakis-com/uploads/2026/05/u-z-m-a-n-d-a-n-b-a-y-r-a-m-i-n-z-e-h-i-r-o-l-m-a-m-a-s-i-i-c-i-n-e-1329294-394901.jpg" width="1000" /></p>

<p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, Kurban Bayramı'nda kurbanlık seçiminden kesimine ve etin muhafazasına kadar dikkat edilmesi gereken noktalarla ilgili bilgi verdi. Bayramın yaz mevsimine denk geldiğini belirten Toprak, kurban kesimlerinin mutlaka izinli alanlarda ve mezbahalarda yapılması gerektiğini söyledi. Veteriner hekim kontrolünün önemine değinen Toprak, sokak aralarında yapılan kesimlerin halk sağlığı açısından risk oluşturduğuna dikkat çekerek, 'Hayvanın iç organları, havanın sıcaklığıyla birlikte ciddi bakterilerle bulaşı sağlayıp ciddi bir halk sağlığı sorunu yaratabilir. Hayvan kesilirken iç organların dağılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="U Z M A N D A N B A Y R A M I N Z E H I R O L M A M A S I I C I N ‘ E 1329298 394901" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://gundemebakiscom.teimg.com/gundemebakis-com/uploads/2026/05/u-z-m-a-n-d-a-n-b-a-y-r-a-m-i-n-z-e-h-i-r-o-l-m-a-m-a-s-i-i-c-i-n-e-1329298-394901.jpg" width="1000" /></p>

<h3><strong>'24 SAAT BOYUNCA ETİ TÜKETMEMEK GEREKİYOR'</strong></h3>

<p>Kesim sonrası etin uygun şekilde dinlendirilmesi gerektiğini belirten Toprak, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Hayvan kesildikten sonra ölüm sertliği dediğimiz bir durum oluşur. Bu nedenle 24 saat boyunca eti tüketmemek gerekiyor. Etin kendine gelmesi, rahatlaması gerekiyor. Özellikle eti yığınlar halinde üst üste koyarsak ya da poşetlersek sorun oluşabilir. Çünkü hayvan eti daha sıcak. Yeşillenme dediğimiz olay gerçekleşebilir. O eti artık tüketemeyiz. Çok fazla eti üst üste koymadan dolaba yerleştirmek gerekiyor. Etin altına buz kalıbı koyup hızlıca soğutulması önemli. Aksi halde gıda zehirlenmeleri olabilir. İshal, kusma ve mide bulantısı gibi durumlarla karşılaşılabilir.'</p>

<p></p>

<h3><strong>'GIDA ZEHİRLENMESİNE DAVETİYE ÇIKARTIR'</strong></h3>

<p>Kıyma haline getirilen etin daha kısa sürede tüketilmesi gerektiğini ifade eden Toprak, 'Vatandaşlar etleri kıyma şeklinde getirip buzluğa atabiliyor. Özellikle kıyma çektirdiğiniz yere dikkat etmelisiniz. Kasabın hijyenik koşulları oldukça önemli. Eti kıyma haline getirdikten sonra buzdolabında normal raf kısmında maksimum 2 gün tutmak gerekiyor. Eğer donduracaksak da kullanabileceğimiz miktarlarda dondurmak gerekiyor. Dondurulmuş ürünü çıkartıp köfte bile yapsak tekrar dondurmamamız gerekiyor. Çünkü bu da bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkartır. Bayramın zehir olmaması için bunlara dikkat etmek lazım' ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h3><strong>'TEPSİNİN ÜZERİNE KOYUP DOLABA KALDIRMALI'</strong></h3>

<p>Baba mesleğini sürdürdüğünü ve 4 yıldır uzman kasap olarak çalıştığını belirten Tuğrul Sönmez (22) ise kurban etinin poşette saklanmasının yanlış olduğunu vurgulayarak, 'Kurbanlığı parçaladıktan sonra torbalara koyuyoruz. Torbanın ağzını bağlıyoruz. Bu sefer sıcak et hava almıyor. Hararet yapıyor, bozuluyor. Yani yeşermeye başlıyor. Eti torbayla değil bir tepsinin üzerine koyup dolaba kaldırmalı. Eti parçaladıktan sonra 24 saat boyunca dinlenmesi lazım. Böylelikle et yumuşar' dedi. Etin her bölümünün farklı amaçlarla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Sönmez, 'Bonfile veya antrikot kısmı kızartmalık yapılır. Etin en yumuşak, en değerli yerleridir. Kıyma olmaz. Olursa ziyan olur. Gerdan, kol ve kaburga taraflarından kıyma olur' diye konuştu. (DHA)</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmanindan-kurban-uyarilari-bayram-zehir-olmasin</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/05/uzmanindan-kurban-uyarilari-bayram-zehir-olmasin-1.jpg" type="image/jpeg" length="59276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gün sonunda bacaklarınız şişiyorsa dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/gun-sonunda-bacaklariniz-sisiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/gun-sonunda-bacaklariniz-sisiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gün sonunda bacaklarda oluşan şişlik, ağırlık hissi ve rahatsızlık hissi, estetik bir sorundan ziyade damar sağlığına dair önemli bir sinyal olabilir. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Akcan, özellikle uzun süre sabit pozisyonda kalan ve ayakta çalışan kişileri uyararak erken teşhisin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Bacaklarda gün sonunda artan şişlik, ağırlık hissi ve rahatsızlığın damar sağlığı açısından önem taşıyabileceğini belirten Özel Adatıp Hastanesi'nden Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serkan Akcan, özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde bu şikayetlerin daha sık görülebildiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplardamar dolaşımındaki yavaşlama, varis oluşumu, hareketsizlik ve fazla kilo gibi faktörlerin bacaklarda şişlik hissine neden olabileceğini belirten Op. Dr. Akcan, tek taraflı ani gelişen şişliklerde ise gecikmeden değerlendirme gerektiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şikayetlere ağrı, ciltte renk değişikliği, gece krampları veya damar belirginliğinin eşlik etmesi halinde uzman görüşü alınmasının önemli olduğunu ifade etti. Gün içinde kısa yürüyüşler yapmak, uzun süre sabit pozisyonda kalmamak, bacakları dinlendirmek ve hekim önerisiyle uygun destek ürünleri kullanmanın fayda sağlayabileceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Op. Dr. Akcan, “Dolaşım sistemiyle ilgili belirtiler erken dönemde fark edildiğinde yaşam konforunu artıracak önlemler alınabilir” dedi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Akcan, bu haberin bilgilendirme amacı taşımakta olduğunu tanı veya tedavi vaadi içermediğini, sağlıkla ilgili değerlendirmeler kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini söylerken, her zaman uzman hekim görüşü alınması önemli olduğunu dile getirdi.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/gun-sonunda-bacaklariniz-sisiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/05/a88b4e1a-fbc0-4c85-b47f-2845aa2afe00.webp" type="image/jpeg" length="60430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Benlerdeki değişiklikleri hafife almayın!]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mukadder Uzar Koçak, bilinçsiz güneşlenme alışkanlıkları, güneş yanıkları ve korunmasız ultraviyole (UV) maruziyetinin dünya genelinde cilt kanseri vakalarının artışında etkili olduğunu belirterek, “Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmak, deri kanserleri açısından en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Şekli değişen benler dikkate alınmalıdır" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mukadder Uzar Koçak, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Koçak, deri kanserlerinin giderek daha sık görüldüğünü belirterek özellikle güneşe yoğun maruz kalan kişilerde riskin arttığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre ultraviyole (UV) ışınlarına yoğun maruz kalmanın deri kanserleri açısından en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Koçak, “Deri tümörleri köken aldıkları hücrelere göre farklı gruplara ayrılmaktadır. Deri kanserleri genel olarak melanom ve melanom dışı deri kanserleri olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Melanom dışı deri kanserleri, tüm deri kanserleri içerisinde en sık görülen gruptur. Melanom dışı deri kanserleri kendi içinde bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom olarak ikiye ayrılır. Bazal hücreli karsinom tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 75-80’ini oluşturmaktadır” diye konuştu.</span></p>

<p></p>

<h1><strong><span style="color:#000000">‘AÇIK TENLİ VE GÜNEŞE YOĞUN MARUZ KALAN KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’</span></strong></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Bazal hücreli karsinomun daha çok açık tenli, renkli gözlü, kızıl saçlı ve ileri yaş bireylerde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Koçak, “Vakaların büyük kısmı güneşe en çok maruz kalan baş-boyun bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle uzun yıllar güneş maruziyeti olan kişiler risk altındadır. Risk faktörleri arasında genetik yatkınlığın yanı sıra güneş ışınları önemli rol oynamaktadır. Özellikle aralıklı ve yoğun güneş maruziyeti dediğimiz intermittent güneş alımı, deri kanserleri açısından önemli risk faktörleri arasında yer alır. Melanom dışı deri kanserlerinden biri olan skuamöz hücreli karsinom daha agresif seyredebilmektedir. Bu kanser türü tüm deri kanserlerinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturur. Baş-boyun bölgesinde sık görülür ve metastaz yapabilme riski taşır. Özellikle yanık izleri, kronik yaralar ve skar dokuları üzerinde gelişebilmektedir. Bu tür lezyonlar ihmal edilmemelidir” dedi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><span style="color:#000000">Melanomun deriye rengini veren hücrelerden köken aldığını belirten Prof. Dr. Koçak, “Melanom, tüm dünyada görülme sıklığının artması ve ölümcül seyredebilmesi nedeniyle üzerinde en fazla durulması gereken deri kanseridir. Melanomların yaklaşık yüzde 20’si mevcut benlerden gelişebilir. Özellikle doğumsal benlerin yakın takibi büyük önem taşımaktadır. Benlerde şekil, renk, sınır veya boyut değişikliği fark edildiğinde mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Tüm deri kanserlerinde genetik yatkınlık ve güneş ışığı temel risk faktörlerindendir. Birinci faktör genetik, ikinci faktör güneş ışığıdır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında güneşten korunma alışkanlıklarının ihmal edilmemesi gerekir. Güneşten korunma yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca önemlidir. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımı, uzun süre direkt güneş altında kalmama ve düzenli dermatolojik kontrollere dikkat edilmelidir. Tedavide erken tanı büyük önem taşımaktadır. Her üç deri kanseri türünde de temel yaklaşım, lezyonun güvenlik sınırları bırakılarak tamamen çıkarılmasıdır. Erken dönemde fark edilen vakalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmaktadır” diye konuştu.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/benlerdeki-degisiklikleri-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/gundemebakis-com/uploads/2026/05/f5e9a407-47b5-49d4-b83d-cd2b7025a93d.webp" type="image/jpeg" length="95894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grip ile karıştırılıyor: Uzmanlardan 'hantavirüs' açıklaması]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/grip-ile-karistiriliyor-uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/grip-ile-karistiriliyor-uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi uzmanları, hantavirüs enfeksiyonu belirtilerinin grip ile benzerlik gösterebildiğine değinerek, kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin şikayetleri hafife almaması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle başlayabilen hantavirüs enfeksiyonu, bazı hastalarda ağır solunum yetmezliği ve böbrek tutulumu gibi ciddi tablolara yol açabiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem İliaz, hantavirüsün erken dönemde çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılabildiğini aktardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İliaz, "Hastalık ilk günlerde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Ateş, halsizlik, yaygın kas ağrıları ve öksürük gibi şikayetler görülebiliyor. Ancak bazı hastalarda tablo ilerleyerek ciddi nefes darlığına ve akciğer tutulumuna dönüşebiliyor" değerlendirmesinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaşan hantavirüsün kapalı ve uzun süre kullanılmayan alanlarda risk oluşturduğuna işaret eden İliaz, depo, bodrum, bağ evi ve ahır gibi alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiğini kaydetti.</span></p>

<h2><span style="color:#000000"><strong>"KORUNMADA EN ETKİLİ YÖNTEM KEMİRGENLERLE TEMASIN ÖNLENMESİ"</strong></span></h2>

<p><br />
<span style="color:#000000">Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu da hantavirüsün temel bulaş kaynağının kemirgenler olduğunu, temizlik sırasında yanlış uygulamaların virüsün havaya yayılmasına neden olabileceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hraloğlu, "Kemirgen dışkısı veya idrarının bulunduğu alanların doğrudan süpürülmesi ya da elektrikli süpürgeyle temizlenmesi, virüs içeren partiküllerin havaya karışmasına yol açabilir. Bu nedenle riskli alanlar önce havalandırılmalı, ardından koruyucu ekipman kullanılarak uygun dezenfektanlarla temizlenmeli" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hastalığın erken dönemde farklı enfeksiyonlarla karıştırılabildiğine işaret eden Hraloğlu, kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde yüksek ateş, nefes darlığı, halsizlik ve idrar miktarında azalma gibi belirtiler görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#000000">Hraloğlu, korunmada en etkili yöntemin kemirgenlerle temasın önlenmesi olduğunu belirterek, yaşam alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/grip-ile-karistiriliyor-uzmanlardan-hantavirus-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/05/94753328-f9b9-43b8-ab5e-4508335926b6.webp" type="image/jpeg" length="54106"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Depresyonun izleri 'kan testinde' bulunabilir]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/depresyonun-izleri-kan-testinde-bulunabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/depresyonun-izleri-kan-testinde-bulunabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, kandaki bazı bağışıklık hücrelerinin biyolojik yaşlanması ile depresyonun fiziksel olmayan belirtileri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Depresyonun teşhisi bugün büyük ölçüde kişinin anlattığı belirtilere ve klinik değerlendirmeye dayanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak ScienceAlert’in aktardığı yeni bir çalışma, depresyonun bazı belirtilerinin kanda izlenebilecek biyolojik işaretlerle bağlantılı olabileceğini gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırma, henüz depresyon için hazır bir “kan testi” anlamına gelmese de, ruh sağlığı tanısında daha nesnel biyolojik göstergelerin kullanılabileceğine işaret ediyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><span style="color:#000000"><strong>KAN HÜCRELERİNDE DEPRESYON İZİ</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Depresyonun yetişkinlerin yaklaşık yüzde 6’sını etkilediği düşünülüyor. Buna karşın tanı süreci çoğu zaman kolay ilerlemiyor; çünkü belirtiler kişiden kişiye değişiyor ve değerlendirme büyük ölçüde kişinin kendi deneyimini nasıl aktardığına dayanıyor. Bu nedenle bilim insanları, depresyonun tanı ve izleminde kullanılabilecek biyolojik belirteçler üzerine çalışıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">The Journals of Gerontology, Series A: Biological Sciences and Medical Sciences dergisinde yayımlanan, ABD’deki çeşitli kurumlardan araştırmacıların yürüttüğü çalışma, HIV ile yaşayan ve yaşamayan kadınlardan alınan kan örneklerine odaklandı. Araştırmada 261’i HIV pozitif, 179’u HIV taşımayan toplam 440 kadının verileri incelendi. Katılımcıların yakın dönemde yaşadıkları depresyon belirtileri de anketler aracılığıyla değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmanın merkezinde “monosit” adı verilen bağışıklık hücreleri yer aldı. Bilim insanları, bu hücrelerin biyolojik yaşlanmasını ölçen MonoDNAmAge adlı epigenetik saat yöntemini kullandı. Bu yöntem, DNA’daki metilasyon izlerine bakarak hücrelerin takvim yaşından bağımsız olarak ne kadar “yaşlandığını” ölçmeyi amaçlıyor.</span></p>

<h1><strong><span style="color:#000000">UMUTSUZLUK VE ZEVK KAYBIYLA BAĞLANTI</span></strong></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Çalışmada monositlerin hızlanmış biyolojik yaşlanması ile depresyonun özellikle fiziksel olmayan belirtileri arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Bu belirtiler arasında umutsuzluk hissi ve daha önce keyif alınan etkinliklerden kopma, yani anhedoni öne çıktı. Buna karşılık yorgunluk ya da uyku sorunları gibi bedensel belirtilerle aynı düzeyde bir bağ saptanmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacılar açısından bu bulgu önemli. Çünkü HIV ile yaşayan kişilerde yorgunluk gibi fiziksel belirtiler çoğu zaman depresyondan çok kronik hastalığın etkisi olarak yorumlanabiliyor. New York Üniversitesi Rory Meyers Hemşirelik Fakültesi’nden psikiyatri araştırmacısı Nicole Beaulieu Perez, yaptığı değerlendirmede, bulguların bedensel semptomlardan çok ruh hali ve bilişsel belirtilerle ilişkili olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>HIV İLE YAŞAYAN KADINLARDA RİSK DAHA YÜKSEK</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Araştırmanın HIV ile yaşayan kadınlara odaklanması tesadüf değil. Bu grupta depresyon görülme oranlarının genel nüfusa kıyasla daha yüksek olduğu biliniyor. Kronik hastalık yükü, toplumsal damgalanma, ekonomik kırılganlık ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler, ruh sağlığı risklerini artıran başlıca etkenler arasında sayılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmada kullanılan MonoDNAmAge yöntemi, daha önce geliştirilen Horvath epigenetik saatine kıyasla depresyonun bu özgül belirtilerini yakalamada daha duyarlı göründü. Araştırmacılar bu nedenle tek bir hücre tipine, yani monositlere odaklanan daha hassas biyolojik ölçümlerin ruh sağlığı araştırmalarında yeni bir alan açabileceğini belirtiyor.</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>HENÜZ KAN TESTİ DEĞİL, AMA ÖNEMLİ BİR ADIM</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Bilim insanları, bu bulguların depresyon için hemen kullanılabilecek bir kan testi anlamına gelmediğini vurguluyor. Depresyon tek tip bir rahatsızlık değil; kişiden kişiye farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle yalnızca tek bir biyolojik işaretle tanı koymak şimdilik mümkün değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak çalışma, depresyonun bazı belirtilerinin bağışıklık sistemi ve biyolojik yaşlanma süreçleriyle ilişkili olabileceğine dair yeni kanıtlar sunuyor. Araştırmacılara göre bu tür biyobelirteçler, gelecekte özellikle yüksek riskli gruplarda depresyonun daha erken fark edilmesine ve tedavi sürecinin daha kişiselleştirilmesine katkı sağlayabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Perez, bulguların “hassas ruh sağlığı hizmeti” hedefine bir adım daha yaklaştırdığını belirterek, biyolojik çerçevelerin gelecekte tanı ve tedaviyi yönlendirebileceğini ifade etti.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/depresyonun-izleri-kan-testinde-bulunabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/05/2b72dafd-afa6-46d5-8288-f893b2854ab8.webp" type="image/jpeg" length="29567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toplum sağlığı için aşılanma: Uzmanlardan ‘bağışıklama’ uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/toplum-sagligi-icin-asilanma-uzmanlardan-bagisiklama-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/toplum-sagligi-icin-asilanma-uzmanlardan-bagisiklama-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağışıklama Haftası kapsamında TAHUD’un değerlendirmelerinde, aşılanmanın yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulanırken, aşılanma oranlarındaki düşüşün toplum sağlığı açısından riskine dikkat çekildi. Hedefli bilgilendirme çalışmalarının ise aşı kabulünü yüzde 20-30 oranında artırılabildiği ifade edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) ile Sanofi Türkiye’nin İstanbul Beşiktaş’ta "Bağışıklama Haftası" kapsamında düzenlediği basın toplantısında, aşı tereddüdünün yarattığı riskler ve bağışıklamanın toplum sağlığı açısından önemi ele alındı. Toplantıda, yaşam boyu bağışıklama yaklaşımı ve aile hekimliğinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolü öne çıkarken, TAHUD Genel Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ile Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşı sayesinde bağışıklık sisteminin hasta olmadan simüle edilerek hazır hale geldiğini ifade eden Genel Başkan Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, bu nedenle bağışıklamanın geleceğe yönelik bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, toplum sağlığının geleceği için önemli bir rol oynadığını aktardı. Dünyada ve Türkiye'de oluşan aşı tereddüdünün temelinde yanlış bilgi ve kontrolsüz bilgi akışının yer aldığını belirten Öztürk, bilgiye erişimin hızlanmasına karşın doğru bilgiye ulaşma konusunda ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medya başta olmak üzere denetimsiz bilgi kaynaklarının aşı karşıtlığını artırdığını kaydeden Öztürk, bu durumun aşılanma oranlarını düşürdüğünü ve önlenebilir hastalıkların yeniden görülmesine yol açtığını söyledi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<span style="color:#000000">Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca (sağ) / Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği Genel Başkan Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk (sol)</span></p>

<h1><span style="color:#000000"><strong>'ENFEKSİYONLARDAN KORUNMANIN EN TEMEL YOLU AŞI'</strong></span></h1>

<p><br />
<span style="color:#000000">Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca ise aşılamanın yalnızca bireysel korunma sağlamadığını, hastalıkların ağır seyretmesini de engellediğini belirtti. Günümüzde yaklaşık 30 hastalığa karşı aşı uygulanabileceğini ifade eden Arıca, aşılama sürecinin sadece çocukluk dönemiyle sınırlı olmadığını, bağışıklığın zamanla zayıflaması nedeniyle erişkin bireylerde de bazı aşıların tekrarlanması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin yaşlanan bir nüfusa sahip olduğuna dikkat çeken Arıca, bağışıklık sisteminin yaşla birlikte zayıfladığını ve enfeksiyonlara bağlı risklerin arttığını belirtti. Aşı karşıtlığındaki artışın somut sonuçlarının görüldüğünü belirten Arıca, kızamık gibi önlenebilir hastalıkların yeniden ortaya çıktığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan RSV virüsüne dikkat çeken Arıca, dünya genelinde her yıl milyonlarca çocuğun bu virüse yakalandığını ve önemli bir kısmının hayatını kaybettiğini ifade etti. RSV’nin yalnızca çocuklarda değil, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylerde de ağır seyrettiğini belirten Arıca, gebelik döneminde ve doğum sonrası uygulanan aşıların bu riskleri azaltmada önemli rol oynadığını dile getirdi.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/toplum-sagligi-icin-asilanma-uzmanlardan-bagisiklama-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/04/ad66ba11-1c27-426f-ad62-63cee9aa7df3.webp" type="image/jpeg" length="88211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kalp sağlığı uyarısı: 30 yaş sonrası düzenli kontrol şart]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-30-yas-sonrasi-duzenli-kontrol-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-30-yas-sonrasi-duzenli-kontrol-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği uzmanlarından Prof. Dr. Öner Özdoğan, herhangi bir genetik yatkınlık olmasa bile kalp sağlığı konusunda mutlaka risk faktörlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtip, 'Artık kalp krizi riski 30 yaşına kadar düşmüş durumda. 30 yaşından sonra mutlaka kolesterol düzeyine baktırmanız gerekiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000">İzmir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği Uzmanlarından Prof. Dr. Öner Özdoğan, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında genel kalp sağlığı konusunda bilgi verdi. Prof. Dr. Özdoğan, Kalp Sağlığı Haftası'nın toplumda farkındalığı artırmak için uzun yıllardır Türk Kardiyoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın önerileriyle nisan ayının ikinci haftasında kutlandığını söyledi. Kalp hastalığının eskiden yalnızca 'yaşlıların hastalığı' olarak bilindiğini söyleyen Prof. Dr. Öner Özdoğan, artık öyle olmadığını ifade etti.</span></p>

<h1><strong><span style="color:#000000">HİPERTANSİYON, OBEZİTE VE DİYABET EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ</span></strong></h1>

<p><span style="color:#000000">Kalp krizlerinin sigara ya da ailesel yatkınlıklar gibi nedenlerle çok erken yaşta ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özdoğan, 'Özellikle risk faktörü yönetimi için farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor' diye konuştu. Değiştirilemeyen ve değiştirilebilir risk faktörleri bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Öner Özdoğan, hipertansiyon, diyabet, ailesel yatkınlık, obezite, metabolik sendrom ve kolesterol değerlerinin en önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Özdoğan, 'Hastanın romatolojik bir hastalığının olması da kardiyovasküler hastalıklar açısından riskli. Özellikle gençlerde erken yaşta kalp krizi, inme geçiren ya da periferik damar hastalığı olan kişilerin ailelerinin de erken yaşta kardiyovasküler hastalıklar açısından taranması gerekir' dedi.</span></p>

<h1><strong><span style="color:#000000">'NE KADAR ÇOK KALP KASI HÜCRESİ KURTARIRSAK, O KADAR AVANTAJLIYIZ'</span></strong></h1>

<p><span style="color:#000000">Kalbin orta kas tabakasını oluşturan, ritmik kasılmalarla kan dolaşımını sağlayan çizgili bir kas hücresi olarak bilinen miyokard hücresinin kalp krizleri açısından önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öner Özdoğan, 'Kalp krizlerinde hastayı acil olarak anjiyoya alıyoruz. Çünkü ne kadar çok kalp kası hücresi kurtarırsak, o kadar avantajlı oluyoruz. Eğer bir kişi kalp krizinden sonra erken dönemde hastaneye gelirse, bu kişinin kalbin kasılma gücü çok etkilenmemekte ve böylece ileriki dönemlerde yaşam kalitesi çok daha iyi olmakta. Fakat genç ya da yaşlı fark etmez, geç gelen hastalarda kalbin kasılma gücü düşmekte. Kalp ciddi oranda etkilendiği için hayatının uzun dönem boyunca da kalp yetersizliği, nefes darlığı gibi semptomlarla hastalıklarla uğraşmak zorunda' diye konuştu.</span></p>

<h1><strong><span style="color:#000000">'SANAL ANJİYO SADECE 45 YAŞ VE ÜZERİNDEKİ HASTA PROFİLİNE ÖNERİLİR'</span></strong></h1>

<p><span style="color:#000000">Sanal anjiyonun çok uzun zamandır yapılan bir tetkik olduğunu ancak son zamanlarda daha ön plana çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Özdoğan, tomografi gibi olduğunu söyleyerek, 'Sanal anjiyo sadece orta risk grubunda, 45 yaş ve üzerindeki hasta profiline önerilir. Bu kalbin hem kalsiyum skoru dediğimiz skorlamasını hem de kalp damarlarındaki darlık derecesini göstermektedir. Ama oradaki her darlığın da mutlaka stentle ya da balon stentle açılması gerektiği anlamına gelmemekte. O nedenle mutlaka bunu isteyen doktorun da bunu nasıl yorumlayacağını bilmesi gerekiyor' diye konuştu.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1><strong><span style="color:#000000">'HAFTADA 3 GÜN 30 DAKİKALIK EGZERSİZ YAPILMALI'</span></strong></h1>

<p><span style="color:#000000">Kalp sağlığını korumak için vatandaşlara da bazı önerilerde bulunan Prof. Dr. Öner Özdoğan, 'Herhangi bir genetik yatkınlık olmasa bile mutlaka risk faktörlerini görmemiz lazım. Bütün dünyanın kullandığı kılavuzda artık kalp krizi riski 30 yaşına kadar düşmüş durumda. 30 yaşından sonra mutlaka kolesterol düzeyine baktırmanız gerekiyor. Ailesel kolesterol yüksekliği çok erken yaşta kalp krizine neden olabilir. Hipertansiyon geç tedavi edilirse kardiyovasküler hastalık riskini artırmakta. Obezite yaşam tarzı önemli. Haftada 3 gün 30 dakikalık egzersiz öneririz. Hastalık oluşmadan önce kendimizi korumamız önemli. Kalp krizinden sonra yapılan müdahale ve alınan ilaçlar çok fazla işe yaramıyor' dedi.</span></p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/uzmandan-kalp-sagligi-uyarisi-30-yas-sonrasi-duzenli-kontrol-sart</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2026/04/duz-bos-2.jpg" type="image/jpeg" length="22576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazlı içecekler uykusuz bırakıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni yapılan bir araştırmaya göre işlenmiş hazır gıdalar, gazlı içecekler ve enerji barları gibi ürünler kronik uykusuzluğa neden olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşlenmiş hazır gıdaların obezite, diyabet ve kanserle olan bağlantıları bilinirken, yeni araştırmalar gazlı içecekler ve enerji barları gibi ürünlerin de kronik uykusuzluk sorunlarına neden olduğunu ortaya çıkardı. Hazır gıdalar, renklendiriciler gibi kimyasal katkı maddeleri içerirken, vitamin ve lif bakımından düşük.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KRONİK UYKUSUZLUĞA NEDEN OLUYOR</strong></p>

<p>Son araştırmalar, bu gıdaların obezite, kalp hastalığı, diyabet ve bağırsak kanseri gibi toplamda 32 hastalıktan sorumlu olabileceğini öne sürdü. Fransa’daki Sorbonne Paris Nord Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu gıdaların sağlık üzerindeki etkilerinin yanı sıra insan uykusunu da etkileyebileceğini ve abur cubur kategorisindeki gıdaların kronik uykusuzluğa neden olduğunu tespit etti. Yaklaşık 40 bin yetişkinin beslenme ve uyku düzenleri analiz edildikten sonra işlenmiş gıda tüketimi ile&nbsp;kronik uykusuzluk&nbsp;arasında anlamlı bir oran elde edildi.</p>

<p><strong>KALİTELİ UYKU SAĞLIKLI BESLENMEDEN GEÇİYOR</strong></p>

<p>Konuyla alakalı Columbia Üniversitesi’nde beslenme ve uyku bilimcisi olan araştırmacı Marie-Pierre St-Onge, “Giderek daha fazla gıdanın yüksek oranda işlendiği ve uyku bozukluklarının yaygın olduğu bir zamanda, beslenmenin uyku üzerindeki etkisini değerlendirmek önemliydi. Araştırma ekibimiz önce&nbsp;Akdeniz diyeti&nbsp;gibi sağlıklı beslenme tipinin uykusuzluk ve kötü uyku kalitesini azalttığını tespit etti. Ardından yüksek karbonhidratlı diyetlerin uykusuzluk sorununu artırdığını bildirdi” dedi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/gazli-icecekler-uykusuz-birakiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Jun 2024 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/06/6668ab455a540ded67733f2b.webp" type="image/jpeg" length="64680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni salgın hızla yayılıyor... Türkiye sınırına dayandı]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya'da başlayan yeni salgın Türkiye'nin sınırına dayandı. Yunanistan'da artan vakalar sonrası yetkililer harekete geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan Sağlık Bakanlığı, Avrupa'da artan kızamık virüsü tehlikesine karşı önlem kararı aldı.&nbsp;</p>

<p>Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumunca (EODY) yapılan açıklamada, Romanya, Fransa, İngiltere ve Avusturya'da kızamık vakalarındaki ani artışa işaret edildi.&nbsp;</p>

<p><strong>YURT DIŞI BAĞLANTILI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ</strong></p>

<p>Yunanistan'da 2022 ve 2023'te kızamık vakasına rastlanmadığının altı çizilen açıklamada, 2024'te ise yurt dışıyla bağlantılı iki kişide kızamık virüsünün tespit edildiği belirtildi.&nbsp;</p>

<p><strong>AŞI İÇİN ÖZEL EKİP KURULACAK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Sağlık Bakanlığının kızamık virüsünün Yunanistan'da yayılmasını önlemek amacıyla nüfusun aşılanmasına odaklanacak özel bir sağlık ekibi oluşturulmasına karar verdiği bildirildi.&nbsp;</p>

<p>Yapılan çıklamada, virüse karşı halkın bilinçlendirilmesinin önemi vurgulandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/yeni-salgin-hizla-yayiliyor-turkiye-sinirina-dayandi</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/yeni-salgin.webp" type="image/jpeg" length="74536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlar ile ilgili endişe yaratan araştırma]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları polikistik oval sendromuna sahip kadınlarla ilgili dikkat çekici bir araştırma yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, polikistik oval sendromu (PKOS) olan kadınların intihara teşebbüs etme olasılığının bu hormonal rahatsızlığı olmayan kadınlara kıyasla daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaşan bilim insanları bu hastalığı olan kadınların intihar etme olasılıklarının 8 kat daha fazla olduğunu tespit etti.&nbsp;</p>

<p>PCOS bir kadının doğurganlığını ve görünümünü etkileyebilir - gelişen akne, aşırı kıllanma, obezite ve düzensiz regl, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürebilir.</p>

<p>Annals of Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir araştırma, PKOS hastalarının intihar girişiminde bulunma riskinin 8,47 kat arttığını ortaya koydu. Özellikle, tedavisi olmayan ancak tedavi edilebilir bir rahatsızlığı olan gençlerde bu risk 5,38 kat artmaktadır.</p>

<p><strong>40 YAŞIN ALTINDAKİLERDE RİSK 9 KATA KADAR ÇIKIYOR&nbsp;</strong><br />
Tayvan'daki Taipei Veterans General Hospital'dan araştırmacılar, 1997-2012 yılları arasında PKOS tanısı konan 12 ila 64 yaşlarındaki yaklaşık 19.000 kadının verilerini analiz etti.</p>

<p>Hastalar yaş, gelir ve fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarına göre bir kontrol grubundaki kadınlarla eşleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmaya göre intihar girişimi riski, kontrol gruplarına kıyasla 40 yaşın altındaki PKOS'lu yetişkinler için 9,15 kat ve daha yaşlı yetişkinler için 3,75 kat daha yüksek çıktı.</p>

<p>Bilim insanları, "Bu durum, PKOS tanısı konan kişilerde ruh sağlığı ve intihar riskinin rutin olarak izlenmesinin önemini ortaya koymaktadır" diye yazdı.</p>

<p>Araştırmacılar, yaşlı yetişkinler için riskin daha düşük olmasının yaşla birlikte PCOS semptomlarının hafiflemesiyle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kadinlar-ile-ilgili-endise-yaratan-arastirma</guid>
      <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/polikistik-over-sendromui.jpeg" type="image/jpeg" length="91795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şüheda Bengisu “Dengeli beslenmeyi öğrenmemiz gerek”]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Şüheda Bengisu ile günümüzdeki beklenme alışkanlıkları üzerine konuştuk. Bengisu; “Nasıl ki hepimizin parmak izi farklıysa beslenme alışkanlıkları da hastalıkları da ihtiyaçları da birbirinden farklı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>

<p>Merhabalar, ben&nbsp;Diyetisyen&nbsp;Şüheda Bengisu Rodop. 1996 İzmir doğumluyum. Eğitim hayatımı&nbsp;üniversite dönemine kadar İzmir ‘de tamamladım. ANKARA Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü mevzunuyum. Öğrenimimi şeref öğrencisi olarak tamamladım. Mezuniyetimle beraber İzmir’e ailemin yanına geri döndüm. Mesleğimde 5. yılım. İlk yıl özel bir hastanede çalışma hayatına başladım, sonraki yıllarda çok değerli hekimlerle beraber çalışma fırsatım oldu. 2,5 yıl onkoloji alanında uzman bir ekibin diyetisyeni olarak çalıştım. Yaklaşık 2 yıldır kurucusu olduğum beslenme ve diyet danışmanlık merkezinde yüz yüze ve online olarak hizmet vermeye devam ediyorum.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenme uzmanı olarak neler yapıyorsunuz?</b></p>

<p>Birçok kişi bizleri zayıflatan kişiler olarak bilse de bizler kişilerin yemek alışkanlıklarını düzene sokmasına yardımcı olan, sağlıklı beslenmeyi yaşamlarına dahil etmek için birtakım analizlerden yola çıkarak kişilere eğitim veren, hastalıklarda nasıl beslenmesi gerektiğini öğreten ve beslenme düzeni oluşturan kişileriz.&nbsp;Mesleğimizin birçok farklı çalışma alanı olsa da ben daha çok hastalıklarda beslenme veya kilo kontrolü üzerine danışmanlık veriyorum. Özellikle kanserde beslenmeye dikkat çekmek ve kanser tedavisi gören kişilere doğru beslenmeyi öğreterek tıbbi tedavilerine destek sağlıyorum. Ayrıca karaciğer hastalıkları, metabolik sendrom, tiroid hastalıkları gibi birçok hastalık üzerine oluşturduğum programlar ile beslenmenin gücünden hastalıkların tedavisinde de faydalanıyoruz. En çok danışmanlık verdiğim alanı soracak olursanız da kilo vermek isteyen kişilere veya kilo almak isteyen kişiler diyebilirim.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenmede dikkat edilmesi gereken konular neler?</b></p>

<p>Beslenme vücut için gerekli besin maddelerinin alımı demektir. Diyet&nbsp;kelimesi ise Yunancadan gelen “diaita” kelimesinden türemiştir. Diaita kelime anlamı olarak “yaşam tarzı” anlamına gelir.&nbsp;Bu temel kavramları düşünürsek dikkat edilmesi gereken şey besinlerle ihtiyacımızı karşılayacak kadar beslenmek, yeterli besin gruplarını sağlığımızın korunması için almak diyebilirim. Asıl önemli olan bu dengeyi koruyabilmek, beslenerek kendimize zarar verecek kadar besin almak da yanlış, yetersiz beslenmek de.. Dengeli beslenmeyi öğrenmemiz, öğretmemiz gerekir.</p>

<p></p>

<p><b>Sizi diğer beslenme uzmanlarından ayıran özelliklerinizden bahseder misiniz?</b></p>

<p>Kişiye özgü beslenme programı planlıyorum bence en büyük fark bu. Standart ve sıkıcı listelerden uzak tamamen danışanıma özel programlar uyguluyorum. Nasıl ki hepimizin parmak izi farklıysa beslenme alışkanlıkları da hastalıkları da ihtiyaçları da birbirinden farklı. Programa başlamadan önce oldukça detaylı bir anamnez alıyorum ve sizi tanıyıp sonrasında beslenme planınızı oluşturuyorum. Ve tüm danışanlarımı sıkı takip ederim . Genelde gün içerisinde en çok iletişim halinde oldukları kişi benimdir. Kişiye özgü demişken gerçekten anlık tüketimleri ile doğum günleri ile seyahatleri ile tümüyle programlarını ayrı ayrı planlıyorum. Hayatlarına dokunabiliyor olmaktan da çok büyük zevk alıyorum. Onlar iyileştiklerini hissedince ben iyileşiyorum, iyi hissediyorum.</p>

<p></p>

<p><b>Beslenme zayıflamada tek başına yeterli oluyor mu?</b></p>

<p>Herhangi bir hastalığı var mı, kullandığı tıbbi ilaçlar neler, kas kütlesi aktif mi..? Bu soruları yanıtlamadan cevap vermek zor ancak doğru planlanmış bir beslenme planı ile herkes kilo verebilir. Kilo veremiyorum diyenleriniz varsa yanlış yaptığı bir uygulamadan kaynaklıdır. Kilo kaybetmek için tek başına diyet sonuç verir. Ancak diyetin yanında egzersiz de varsa o zaman kimse sizi durduramaz.</p>

<p></p>

<p><b>Kişiye göre mi yoksa belirli kategorilerde mi programlar düzenliyorsunuz?</b></p>

<p>Kesinlikle kişiye özgü beslenme programları planlıyorum. Hastalıklara özgü belli başlı kısıtlamalar olsa da herkesin ihtiyacı olan protein gramları ve günlük enerjisi farklı hesaplanır. Bir beslenme planı birinde çok iyi sonuçlar verirken bir başka kişiye zarar verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><b>Günümüzdeki beslenme alışkanlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>

<p>Üzülerek söylüyorum ki her 3 kişiden 1’i obez ve Avrupa’da obezitede birinci sıradayız. Gidişat kötü… Herkes bu gidişata doğru veya yanlış çözüm yolları arıyor. Gün geliyor birileri yağ yakan tarifler veriyor, birileri kas arttıran kürler yapıyor veya bir kür ile kanseri yeneceğinizi söylüyor. Çözümler böyleyken neyin doğru neyin yanlış olduğu ayrıştırılamaz duruma geldi. Bir tarafta yemek yapmak bir lüks olup dışarıdan hazır yemek hayatımıza girdi. İçeriğini bilmediği yemekleri yiyen bir toplum var. Hareketsiz bir toplum var. Gıda sektörü hayatımıza monosodyum glutamatı soktu. Tatlısız, karbonhidratsız duramayan agresif insanlarla doldu çevremiz. Alışkanlıklarımızı değiştirmekten başka bir çözüm yok gibi gözüküyor. Beslenmemizi düzenlerken ilk başta mucizelerden umudu keserek başlayalım. Alışkanlıklarımıza su içmeyi, yavaş yemeyi, sebze tüketmeyi, balık yemeyi ekleyelim.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/suheda-bengisu-dengeli-beslenmeyi-ogrenmemiz-gerek</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/whatsapp-image-2024-01-12-at-234019.jpeg" type="image/jpeg" length="52775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları hemoglobin ile çalışabilen pil üretti]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları bilgisayar oyunlarından tanıdık gelecek bir buluş icat etti: Gücünü hemoglabinden alan kan pili!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bataryaların daha uzun süre dayanması ya da daha uygun fiyatlı olması gibi pek çok değişkeni sağlamak isteyen araştırmacılar, farklı türlerde farklı ihtiyaçlara seslenen bataryalar üzerinde çalışıyor. NatureNet Bilim Üyesi Won-Hee Ryu ve ekip arkadaşları, lityum-oksijen pillerin verimliliğini artırmak için 2014'lerde dikkat çeken bir makale yayınlandılar.</p>

<p><strong>BATARYALARA 'KAN' DOPİNGİ</strong><br />
Bir tesadüf sonucu lityum-oksijen bataryaların çalışma prensibini iyileştirmek için kullanılabilecek fikir konuya bakışı değiştirdi. Yale Üniversitesindeki laboratuvarda test edilen buluş, Nature Communications'ta yaklaşık 10 yıl önce yayınlandı.&nbsp;</p>

<p>Bu makaleye göre gerçekten de kan, özellikle de oksijeni taşıyan biyomolekülü (hemoglobinin bir parçası), lityum-oksijen pilinin verimliliğini önemli ölçüde artırıyor.&nbsp;</p>

<p>Söz konusu buluşun üstünden yıllar geçtikten sonra İspanya'daki bilim insanları benzer şekilde Çinko-hava pillere hemoglabini dahil ettiler. Energy &amp; Fuels dergisinde yayınlanan çalışma oldukça önemli görünüyor. Cordoba Üniversitesindeki bilim insanları yaptıkları bu buluşla bataryanın maksimum 30 gün çalışmasını sağladılar.&nbsp;</p>

<p>Çinko-hava pili veya bir diğer adıyla çinko-hava yakıt hücresi, tekrar doldurulamayan piller grubunda yer alıyor. Çinkonun, havanın oksijeni ile oksidasyonu yoluyla çalışan bu piller, yüksek enerji yoğunluğuna sahiptirler ve üretilmeleri daha ekonomik oluyor. Karşımıza daha çok işitme cihazlarında ve elektrikli araçlarda kullanılmalarıyla çıkıyorlar.</p>

<p>Makalenin kıdemli yazarı Manuel Cano Luna buluş hakkında şunları aktardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Oksijen azaltma reaksiyonunda iyi bir katalizör olmak için, katalizörün iki özelliğe sahip olması gerekir: Oksijen moleküllerini hızlı bir şekilde absorbe etmesi ve nispeten kolay bir şekilde su molekülleri oluşturması gerekir ve hemoglobin bu gereksinimleri karşılıyor.”</p>

<p>Hemoglabin, kırmızı kan hücrelerine hem rengini veren hem de oksijen taşıma özelliği kazandıran bir protein olarak tanımlanıyor. Öte yandan vücudumuz için çok önemli olan bu protein, bataryalar için de önemli bir hale gelebilir.</p>

<p>Araştırmacılara göre bu tarz bataryalar kalp pili gibi vücuda yerleştirilen cihazlarda kullanıldığında kişinin vücuduyla daha uyumlu çalışabilir. Büyük bir potansiyel taşıyan bu buluşun eksikleri de yok değil. Oluşturulan ilk prototip 30 gün çalışıyor ancak sonrasında yeniden şarj olamıyor. Bu yüzden değiştirilmesi ya da doldurulması gerekiyor. Bu da lityum-iyon pillerin kullanım kolaylığına kıyasla oldukça teferruat gerektiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/bilim-insanlari-hemoglobin-ile-calisabilen-pil-uretti</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kapak-144139.jpeg" type="image/jpeg" length="45283"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grip oldu, burnunu kaybetti! Milyonda bir görülüyor]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yaşayan Brandon Boothby'nin hayatı kabusa döndü. Grip olmasının ardından hastalığa yakalanan genç adam, burnunu ve göz yuvasının bir kısmını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ABD</strong>'de hayatını idame ettiren 31 yaşındaki&nbsp;<strong>Brandon Boothby</strong>,&nbsp;grip&nbsp;olduktan sonra oldukça nadir görülen bir mantar enfeksiyonuna yakalandı. The Mirror'da yer alan habere göre; ABD ve İngiltere'de her yıl milyonda yalnızca 2 kişide görülen hastalık, Boothby'nin burnunu ve göz yuvasının bir kısmını yiyip bitirdi.&nbsp;<em><strong>''Tek bir hastalık beni öldürebilirdi''</strong>&nbsp;</em>diyen Boothby, yüzünü yiyip bitiren mantar enfeksiyonu yüzünden neler yaşadığını anlattı.&nbsp;</p>

<p>Brandon Boothby, hastalığı hakkında&nbsp;<strong><em>“Bu o kadar ciddi bir hastalık ki etrafınızdaki biri hapşırdığında ölümcül bir enfeksiyon kapabilirsiniz.”</em></strong>&nbsp;ifadelerini kullanıyor. Haksız da sayılmaz. Neyse ki bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, kemoterapi, kan ve kemik iliği nakilleriyle hastalık tedavi edilebiliyor. Haliyle Brandon da kemik iliği donörü için beklemeye koyuluyor. Ancak bir süre sonra genç adamın burnu kaşınmaya başlıyor. İşte tüm dünyadaki internet haber sitelerine konu olan olay bu noktada ilginçleşiyor.</p>

<p><img data-mce-src="/Archive/2024/2/4/175430365-brandon-boothby.jpg" loading="lazy" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2024/2/4/175430365-brandon-boothby.jpg" width="100%" /></p>

<p>Burnundaki kaşıntı, ağrı ve şişlik sebebiyle bir kez daha hastaneye başvuran adama ölümcül bir mantar enfeksiyonu teşhisi koyuldu. Enfeksiyonu ölümcül hale getiren şey ise&nbsp;aplastik anemi&nbsp;hastalığıydı. Doktorlar, mantarı durdurmak için 5 ameliyat gerçekleştirdi. Ancak hastanın burnunda başlayan enfeksiyon hızla yayılıyordu. Hastanın gözlerine ilerleyen enfeksiyonun beyne sıçraması, Brandon’ın ölümüne neden olabilirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İki hafta boyunca burnu kurtarmaya çalıştıktan sonra doktorlar, mantarı durdurmak ve hayatını kurtarmak için hastanın göz yuvasının bir kısmıyla birlikte burnunu da komple almaları gerektiğine karar verdi. Brandon Boothby aplastik anemi hastalığı sebebiyle, grip olduktan sonra burnunu kaybetti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/grip-oldu-burnunu-kaybetti-milyonda-bir-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kapak-175602.jpg" type="image/jpeg" length="95489"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kiloları nedeniyle hedef alınan diyetisyenden açıklama]]></title>
      <link>https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada paylaştığı video ile gündem olan ve kilolu olduğu gerekçesiyle eleştirilere maruz kalan Diyetisyen Betül Öztürk, sessizliğini bozdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas’ta yaşayan Diyetisyen Betül Öztürk, mesleğiyle alakalı tanıtım amacıyla çektiği videoyu sosyal medyaya yükledi. Video kısa sürede binlerce sosyal medya kullanıcısı tarafından izlendi. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise diyetisyenin kilolu olduğunu söyleyerek hedef aldı.&nbsp;</p>

<p>Hedef alınan Betül Öztürk 3 yıldır sağlık problemi nedeniyle tedavi gördüğünü ve bu yüzden kimi zaman kilo aldığını kimi zaman ise kilo verdiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p><strong>"MESLEĞİMDE BİR HATAM VARSA ELEŞTİRİLMEK İSTERİM"</strong></p>

<p>Sağlık problemleri nedeniyle zaman zaman kilo aldığını zaman zaman kilo verdiğini söyleyen Betül Öztürk, “Evet, diyetisyenim aynaya baktığımda bende kendimi görebiliyorum. Bazı sağlık problemler yaşıyorum ve bunları açıklamak istemiyorum. Bu problemlerden dolayı zaman zaman kilo aldığım veya verdiğim oluyor. Kilolu diyetisyen diyerek yargılamak çok doğru değil, insan karşısındakini kırıyor mu bunu düşünmeli. Bu nokta da şunu örnek vermek istiyorum, doktorlar da kanser olabiliyor. Göz doktoruna gittiğimizde gözlük takan bir doktor görebiliyoruz. Bu kişiler başarısız mı kesinlikle değil. Bizim alanımız sadece kilo verme alanında değil birçok alanda uzmanlığımız var. Dış görünüşümden ziyade mesleğimde bir hatam varsa eleştirilmek isterim" dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>"DİYETİSYEN ZAYIF OLMALI DİYE BİR ŞEY YOK”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>Betül Öztürk, diyetisyenlerin zayıf olmaları gibi zorunluluğun olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</em></p>

<p>“Yaşadığım sağlık problemleri var, 3 yıldır aldığım bir tedavi var. Tedaviden kaynaklı kilo aldığım ve verdiğim oluyor. Ayna karşısında kendimi barışık hissediyorum. Sosyal medya üzerinden de bu süreçleri zaten paylaşıyorum. Bir diyetisyen zayıf olmalı diye bir şey yok, her diyetisyen sıfır beden algısı olamamalı, sosyal medyada birçok eleştiriye maruz kalıyoruz. Çok zayıf diyetisyenlerinde yaşadığı birçok sağlık problemi var. Ben sağlığım olduğu için mutluyum, kimse sağlığıyla sınanmasın. Kilom beni çok üzmüyor, istediğim zamanda istediğim kiloya düşecek alandayım."</p></p>]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemebakis.com/kilolari-nedeniyle-hedef-alinan-diyetisyenden-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Feb 2024 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemebakiscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemebakis-com/uploads/2024/02/kilolari-nedeniyle-elestirilen-diyetisyen-betul-ozturk-diyetisyen-zayif-olmali-diye-bir-sey-yok-iyze.jpg" type="image/jpeg" length="51541"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
