CHP 37. Olağan Kurultayında yeniden aday olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun rakibi Aytuğ Atıcı'nın aday olabilmesi için gerekli imzayı toplaması konusunda delegeye çağrı yapacağını yazan Sarıkaya, Parti Meclisi'nin oluşturulması konusunda izlenecek yöntemi de değerlendirdi. 
Sarıkaya'nın yazısında CHP kurultayına dair aktardıkları şöyle:
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu düne kadar 2011’den bu yana yapılan kurultayların en güçlü adayı…
Kendisine şu ana kadar eski Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı dışında rakip çıkmadı. Atıcı’nın aday olabilmesi için de delegenin %5’inin destek imzasını alması gerekiyor ki, 69 delege demek… Kılıçdaroğlu, delege desteğine ulaşması için Atıcı’ya arkadaşlarının destek olmasını istemiş; yarışa tek başına girmeyi arzu etmemiş… Kılıçdaroğlu’nun, Kurultay konuşma metni üzerinde de çalışma başlamış.

MANİFESTO OLACAK
Bir süre önce Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte 16 maddelik “Buhrandan Çıkış” önerisi sıralamıştı. Konuşmanın bu temel üzerine oturacağı, geleceğe ilişkin yol haritasının çizilip, manifesto niteliğinde söylemde bulunacağını belirttiler. Parti Meclisi olarak bilinen en üst yönetim organına girecekler konusuna gelince… Kılıçdaroğlu daha önce 52 kişilik PM için 104 isim yazmış ve tercihi delegeye bırakmıştı; buna karşın bir de anahtar liste çıkarmıştı. Bu kez aynı yola gitmesi beklenmiyor. Yakın çevresine göre Kılıçdaroğlu, Merkez Yürütme Kurulu’nu da içinden çıkaracak PM’nin dinamik, seçim odaklı, müstakbel ittifaka yakın isimlere yönelmesi…

BELEDİYE BAŞKANI YÖNTEMİ
Belediye seçiminde nasıl ki hiç bilinmeyen ancak halkın teveccühü ile karşılaşacağından emin isimleri çıkardıysa, bu kez PM için aynı yolu deneyeceği belirtildi. Yani bildik isimlerin ötesinde, hem ekonomi hem de sosyal alanda dinamik, genç yeni bir ekip PM’de görülmesinin şaşırtmaması gerektiğine vurgu yapıldı. Yanlarına da alanlarında tecrübeli isimleri koyup seçime odaklı bir yapı çıkaracağını belirttiler. Bunun için de iki gerekçeleri vardı. İlki, seçilecek kadroların gelecekteki genel seçimi ve aday belirleme süreçlerini de yönetecek olması; o nedenle programdan çok, seçime odaklı bir yapıya ihtiyaç duyuluyor.

SÖYLEM İTTİFAKI
Yakın çalışma arkadaşları bunları aktarırken içlerinden birinin, “Babacan ile de uyumlu çalışacak bir kadro olur” cümlesi dikkatimi çekti. “Ayrı partisiniz buna neden gerek duyacaksınız?” soruma yanıtı şöyle oldu: “Eğer ittifak söz konusu olacaksa, bugünden altyapısının oluşması lazım. Daha önce İYİ Parti ile ittifak sürecinde deneyimledik. Genel Başkan, aynı sıkıntıları yaşamak istemiyor; parçalı değil, güçlü tek bünye ile yol almakta kararlı…” Bunu söylerken 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Karar’dan Taha Akyol’a verdiği mülakata vurgu yaptı.

Kılıçdaroğlu ve Gül’ün aynı noktalara işaret ettiğini, benzer kaygıları dile getirdiğini söyledi.

YENİ İTTİFAK MODELİ
Sözlerinde haklı, çünkü yeni ittifakların zemini 2018 seçimindeki gibi olmayacak. Çünkü 2018’de ilk denemesi olduğu için daha çok milletvekili seçilmeye odaklı bir ittifak sistemi geliştirildi. Bu sadece Millet İttifakı için değil, Cumhur İttifakı açısından da bu noktadaydı. Cumhur İttifakı bunu bir üst seviyeye taşımayı başardı, milletvekili seçimi ötesinde icraat odaklı hale de dönüştürdü. Hatta TBMM’de yasama odaklı hale de dönüştürdü. Dolayısıyla ileride iktidar odaklı işbirliği yapmayı planlıyorsa bunun için öncelikle söylem ittifakını kurabilmesi gerekir. Gül’ün dünkü demeci de bu açıdan okunuyor ve Kılıçdaroğlu ile bakışı ve söyleminin örtüşmesine vurgu yapılıyor. Her ikisinin de sorun tespiti ve çözüm önerilerinde aynı söylemi dile getirdiğini, bunun toplum kesitleri üzerinde ileride önemli etken yaratacağı varsayılıyor.

HER BİRİNİN YANSIMASI
Yani, bazı muhafazakâr- mütedeyyin kesimde kategorik var olan CHP karşıtlığını ortadan kaldıracağına vurgu yapılıyor. “İttifak ve iktidar işbirliği açısından politik algoritmaya uygun bir yapı olmalı” görüşü dile getiriliyor. Anlaşılan o ki kentli muhafazakarlara da açılabilen, liberal sağ siyaset söylemini de başaran, çok fonksiyonlu ve eğilimli PM yapılanması ile karşılaşacağız... Özetle yeni PM’de Zeydan Karalar’ın da Muhittin Böcek’in de Mansur Yavaş’ın da Ekrem İmamoğlu’nun da bir karşılığı olacak… Yelpazesi geniş, dinamik, atak, söylemi güçlü ve her kesimde de içselleşebilen yapıyla karşılaşılacak. Anlaşılan o ki Kılıçdaroğlu belediyelerin delege baskısını ilk kez hissetmediği, tek başına hem liderliği hem PM’yi garantilediği Kurultay’da geleceği dilediği gibi dizayn edecek…