Özgür Özel, Buca Cezaevinde gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özel, “Değerli arkadaşlar öncelikle ilginize çok teşekkür ediyorum. Aslında bayramın birinci günü Manisa’da bayramda üzerimize düşenleri yapmak ve ikinci günü İzmir’de Şakran ve Buca Cezaevlerinde tutuklu arkadaşlarımızı ziyaret etmek, ardından yarın Silivri’de ziyaretlerde bulunmayı planlamıştık. Dün sevgili amcamın rahmetli olmasıyla, hayatını kaybetmesiyle birlikte bugün Manisa’da cenaze töreni vardı. O törene çok sayıda arkadaşımız geldi. O yüzden tören bitimine kadar Manisa’daydık” dedi.
Özel, şöyle devam etti:
“ÇOK SAYIDA İZMİRLİYİ BOŞUNA MAĞDUR EDECEK BİR DURUM”
“Şakran Cezaevi’nde Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol’u ziyaret ettim. Bunun yanında Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Başkan’ı ziyaret ettim. Süleyman Ekici’yi ziyaret ettim. Kendisi bizim açımızdan şu yönüyle çok önemli. İzmir’deki kooperatifler durmuştu ve büyük bir isyan vardı. O kooperatiflerin yedisinin de ki tutuklandığı gün yedincisinin kararı belediye meclisinden çıkmıştı. Anlaşmalarının yapılıp, belediye meclisinden çıkıp kooperatifte mağdur olan kişilerin rızalarıyla ilerlemeye başlaması ve bazı etaplarda anahtarların teslim edilmeye başlaması çok önemliydi. O yüzden kendilerine yapılan operasyonları, İzmir’deki bu kooperatif süreci… Adalet ve Kalkınma Partisi bu kooperatiflerdeki mağduriyeti çok istismar eden bir dil kullanıyor İzmir’de. Biz buna karşı da büyük bir kararlılıkla bu kooperatiflerin ilerlemesi ve mağduriyetin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buradaki yürüyüşü durdurmak ve buna bir operasyon yapmak gerçekten iyi niyetli bir davranış değil ve çok sayıda İzmirliyi boşu boşuna mağdur edecek bir durum. Ardından buraya geldik. Tabii burada şunu söyleyeyim öncelikle. Sayın Ümit Erkol, imza yetkisi olmayan, kooperatif yönetim kurulunda olmuş birisi. Bazı arkadaşlarımız var; kooperatif denetim kurulunda bulunduğu için tutuklanan arkadaşlarımız var, altı gün kooperatife üye olup tutuklanan insanlar var. Gerçekten olacak iş değil. Türkiye’de nerede bir kooperatif davasında tutuklama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Kooperatifçilik suç değil.”
“TOPARLANMA SÜRECİNDEYİZ”
“Özellikle de şunu ifade etmem gerekiyor. Biraz önce Tunç Soyer’i ziyaret ettim. O kentsel dönüşüm meselesinde birileri müteahhitli formüller bulurken, iyi niyetle müteahhitin olmadığı ve bir kooperatifin olduğu bir formül aranmış. Bununla ilgili önemli işler de yapılacakken inşaat maliyetlerinin 10 kat artmasıyla bir kriz yaşanmış, İstanbul’da on binlerce konut mağduru varken ve AK Parti burada hiçbir sorumluluk üstlenmezken, AK Partili belediyelerde örneğin Esenyurt’taki 30 bin kişinin yaşadığı mağduriyetler falan. İyi niyetli ve daha mağduriyet olmasın diye de çare bulunmuş bir meselede arkadaşlarımızın böyle yargılanıyor olmaları gerçekten sıkıntı verici. Bir kere iyi niyetli bir çabanın ürünü ve dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para giren yok. Sadece aksi giden işler var ve onların da toparlanma sürecindeyiz herkesin bildiği gibi. Tunç Başkan’ı ziyaret ettim. Önceki dönem İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret ettim. Heval Savaş Kaya’yı ziyaret ettim. Tabii bu bir bayram ziyareti, bir dayanışma ziyareti. Öncesinde ve sonrasında aileleriyle de görüşüyoruz. Cumhuriyet Halk Partili oldukları için ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak için yapılan bu işler var. Bunlara karşı da biz elbette arkadaşlarımızla dayanışmamızı gösteriyoruz. İlk gün olduğu gibi bugün de gösteriyoruz. Ziyaretlerimiz bundan ibaretti. Bir kez daha ifade etmek gerekirse kooperatifçilik suç da değildir. Bıraksalar insanlar evlerine de kavuşuyor, o süreç gelmiş. Ama birileri Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı vatandaşın duygularını harekete geçirecek, ‘Bir mağduriyet ortaya çıksın ki bu bir başarı hikayesine dönüşmesin. Bu kadar boşu boşuna suçladığımız insanların masumiyeti ortaya çıkmasın’ diye yapılan bu operasyonlar ve devamının tamamını en net bir şekilde reddediyoruz.”
“GENEL BAŞKAN OLMADAN ÖNCE DE GRUP BAŞKANIYDIM”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup Toplantısı için milletvekillerine gönderdiği yazının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar ben kurultaydan önce, daha doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu milletvekili değildi ve milletvekili grubumuzdan oybirliği ile grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ertesinde yemin töreninden sonra oybirliğiyle seçilmiştim. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık. Ben Genel Başkan seçildim. Otomatikman grup başkanıydım. Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbata iptal etmiyor, ‘Ettim’ de demiyor. Ben seçilmiş Genel Başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar. Ama o tedbir kararı, benimle ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne Genel Başkanlığımı elimden alıyor. Sadece Genel Başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada. Ama yine de biz tedbiren, bu sefer biz tedbiren, ‘Grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda derhal yenisi seçilir’ maddesi hükmü gereğince partimizde kendisi seçilmiş olan grup yönetiminin, yani benim değil grup yönetiminin, 12 arkadaşımızın çağrısıyla usulüne uygun olarak toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis’e bildirdik, onlar da bunu tescil ettiler ve sistemlerine işlediler. Bu konuda herhangi bir şey yok.”
“BOŞUNA PARTİDE YENİ GERGİNLİK, TARTIŞMA YARATILIYOR”
“Buradaki grupla ilgili maksat bu grup toplantısının bir kez daha başka zaman yapılmasıysa o toplantı yapıldı. Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir. Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verdik. Eğer ona birileri umudunu bağlamışsa, bana birşey olursa yenisini yeni baştan seçerler. Ama bu kadar hani bundan sonra artık ‘Bu parti biraz daha gerginlik yaşasın’ diye isteyip bu grup toplantısına ilişkin bir şeyler söylenmesini de doğru ve sağlıklı bulmam. Zaten Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Grup seçimleri ile ilgili de grup yönetiminin bir iradesi olabilir, grup başkanının bir iradesi olabilir. Ama Genel Başkan’la grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Biri grubu yönetiyor, biri partiyi yönetiyor. Bununla ilgili söyleyeceğim bundan ibaret. Öyle bir yazıya gerek de yoktu, öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da Meclis içtüzüğünü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi en uzun süre yapmış kişiyim parlamento tarihinde. Grup başkanvekilliğine baktığımızda Engin Altay benden birkaç ya da bir yıl daha uzun yapmıştır tam hatırlamıyorum ama grup başkanlığını ve 2,5 yıldır süren bu süreyi kattığınızda biz bu şeyleri biliriz. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi her gün yeni bir doz tartışmadan kim medet umuyorum anlayabilmiş değilim açıkçası.”
“ARAÇ MEVZUSU, KORKUNÇ DURUM”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde sergiletilen araçlar hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
“O çok korkunç bir şey. En büyük üzüntümü bu süreçle ilgili ifade edeyim, hadi bu butlan kararı oldu, bu butlan kararını reddetmek, hani Hikmet Çetin dedi ya size, ‘Buraya getirirlerse reddederim, kapıda dururum, kimseyi sokmam, partiyi seçilmemiş kimse yönetemez.’ Partiyi seçilmeden yönetmeyi kabul etmek ayrı bir şey de yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve birçok içerideki tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı, TGRT’yi koordine eden birisini tutup da basın danışmanı yaparsanız… Onun bir tane amacı var baştan beri. O CHP’ye zarar verecek. Ve gitmiş, oraya iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçekmiş gibi sunmuş paylaşmış. Koyduğu arabalardan birisi Kemal Bey zamanında alınmış, diğer bir tane araç bundan birkaç ay önce alınmış daha yapılmamış. Yalan, yanlış şeyler yazmış. Hele hele Aziz İhsan Aktaş meselesi, biz yıllarca bir şey demedik, Kemal Bey bir zırhlı araç getirmiş İstanbul’dan kullanılmış. Biz hiç görmedik. Biz hiç görmeden devir teslimden sonra da bir milletvekili alıp İstanbul’a götürmüş o aracı. O da dün çıktı ortaya. Aziz İhsan Aktaş’tan bir araç tahsisi varsa geçtiğimiz, bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey bir zırhlı araç meselesi. Bunların hepsi ortaya çıkmış diyor ki ‘Ya ben o araçları misalen seçtim, böyle bir şey varsa diye söyledim.’ Ya Cumhuriyet Halk Partisi’ne böyle bir haysiyet suikastini, yeni yönetimin TGRT’den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yapabilir. Zaten bu yapar yani başkası yapabilir mi? Partiyi seven biri yapmaz, Kemal Bey’i seven biri yapmaz. İnsan olan yapmaz bunu yani. Olacak şey değil. Sanki TGRT’de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi partinin tabelasının önünde, partinin araçlarıyla ve söylediği iki şey de yalan çıkınca, ‘Biz bunu içerden rastgele iki araç seçtik, varsa diye, Kemal Bey araştıracak.’ Utanç duydum, gerçekten olacak iş değil. Kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT’den olanın başına böyle şeyler gelir. Ama hepimizi kahreden bir durum oldu.”
“TAZİYE İÇİN TEŞEKKÜR ETTİM”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, amcasının vefatının ardından Kılıçdaroğlu’nun kendisine ulaşamadığı yönündeki ifadelerin sorulması üzerine, “Telefon açmamak değil. Gün boyunca telefonum çok yoğundu. Bayram aramaları ve taziye aramaları nedeniyle telefon artık cevaplanabilir bir durumda değildi. Zaten kapalıydı defin sırasında. Sonra çıktım, bu soruyu duydum, Kemal Bey’in mesaj attığını söylediler. Baktım ben de mesaja, cevap verdim. Kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış. Ben de taziyeye teşekkür mesajı gönderdim. Durum bundan ibaret. Yani arama, açmama, konuşmama değil. Taziye mesajına teşekkür mesajını yolladım görür görmez. Bana da gazeteci arkadaşlar söylediler, ‘Kemal Bey mesaj atmış’ diye. Telefonu onun üstünü açtım, baktım, bugün telefon zaten hep kapalıydı. Şimdi fırsat olursa telefonu açıp diğer aramalara dönmeye çalışırız. Teşekkür ediyoruz” dedi.