Ege Ulaşım AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve 25. Dönem İzmir Milletvekili Murat Koç, AK Parti rozeti takan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı tebrik ederek, “Cemil Tugay’ın yetişme tarzı, dünya görüşü, hitabeti ve sorumluluk anlayışı, kendisini değerlendirmemde önemli bir yer tutuyor. Ülkesine ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk duyan, üstlendiği görevleri en iyi şekilde yerine getirmeyi amaçlayan bir yönetici profili çizdiğini düşünüyorum” dedi.
“HİZMET DUYGUSU ÖN PLANDA”
Tugay’ın ülkesine, kentine ve vatandaşa hizmet aşkı duyan bir siyasi kişilik olduğunu kaydeden Koç, “Kendisiyle bir toplantıda yaklaşık bir-iki saat süren bir sohbet gerçekleştirme ve İzmir’in meseleleri üzerine fikir alışverişinde bulunma fırsatım oldu. O görüşmede edindiğim izlenim, İzmir’in sorunlarına kafa yoran, şehrin potansiyelinin farkında olan ve hizmet etme duygusunu ön planda tutan bir insanla karşı karşıya olduğum yönündeydi. Sohbetimiz sırasında Cemil Tugay’ın bir hizmet adamı olduğu kanaati bende oluştu” ifadelerini kullandı.
“İZMİR KAYBETTİĞİ İVMEYİ KAZANMALI”
İzmir’e yapılması gereken önemli yatırımlar olduğunu ve bu sürecin de bu kapsamda fırsat yarattığını vurgulayan Koç şu açıklamalarda bulundu:
İzmir, tarihi birikimi, limanları, sanayisi, tarımı, turizm potansiyeli ve yetişmiş insan kaynağıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biridir. Buna rağmen şehircilikten ulaşıma, sanayiden istihdama kadar birçok alanda sahip olduğu potansiyeli İzmir’in tam anlamıyla değerlendiremediği de ortadadır. İzmir’in artık kaybettiği ivmeyi yeniden kazanması, ekonomik gücünü artırması ve modern şehircilik anlayışıyla geleceğe hazırlanması gerekiyor.
Dün dünde kaldı. Bugün geçmişin tartışmalarına takılmadan yeni işler yapma, ortak akılla hareket etme ve İzmir için kalıcı eserler ortaya koyma zamanıdır. Cemil Tugay’a yeni siyasi döneminde hayırlı olsun dileklerimi iletiyor, kendisine başarılar diliyorum. İzmir’in yıllardır özlemini çektiği yatırımlara kavuşmasını, şehircilik alanında hak ettiği seviyeye ulaşmasını ve ekonomik gücünü yeniden kazanmasını temenni ediyorum. Kendisine düşen önemli sorumluluklardan birinin de İzmir’in ihtiyaçlarını doğru tespit ederek merkezi yönetimle güçlü bir iş birliği kurmak olduğuna inanıyorum.
İzmir’in önünde büyük fırsatlar var. Bu fırsatları değerlendirmek, yalnızca bugünün sorunlarını çözmek değil, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha müreffeh bir şehir bırakmak anlamına geliyor. İzmir’in tarihinde, yaptığı hizmetlerle şehrin hafızasında yer edinen ve geride bıraktığı eserlerle anılan isimler vardır. Benim dileğim, Cemil Başkanın da İzmir’e kazandıracağı büyük projeler, gerçekleştireceği şehircilik hamleleri ve ortaya koyacağı hizmet anlayışıyla bu isimlerin yanına adını yazdırmasıdır.
“TAKDİRLE ANILAN BİR YÖNETİCİ OLMASINI İSTİYORUM”
Başkanın İzmir için yalnızca görev yaptığı dönemle hatırlanan bir belediye başkanı değil; şehrin geleceğini değiştiren, ekonomik gelişimine katkı sunan, ulaşım ve şehircilik sorunlarına kalıcı çözümler üreten, gelecek nesillerin de takdirle anacağı bir yönetici olmasını istiyorum.
“İZMİR’İN ÖNÜNÜ AÇACAK PROJELER”
İzmir’in en önemli sorunlarından biri trafiktir. Her geçen yıl artan araç sayısı, yoğunlaşan ulaşım aksları ve alternatif güzergâhların yetersizliği, vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırırken şehrin ekonomik verimliliğini de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle Balçova ile Karşıyaka arasında gündeme getirilen tüp geçit projesinin ciddi biçimde ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Projenin teknik, ekonomik ve çevresel açıdan değerlendirilerek uygulanabilirliğinin ortaya konulması, İzmir’in ulaşım geleceği açısından önem taşıyor. Böyle büyük bir yatırımın doğru planlamayla hayata geçirilmesi, kentin iki yakası arasındaki ulaşımı rahatlatabilecek ve Başkanın İzmir’e bırakacağı en önemli eserlerden biri olabilecek niteliktedir.
TÜP GEÇİT VE İKİNCİ ÇEVRE YOLU ÇAĞRISI
Birinci çevre yolu artık İzmir trafiğini kaldırmamakta, gün boyu trafik tıkanıklığı yaşanmaktadır. Bu nedenle daha önce planlanan, ve yıllarca hayata geçirilemeyen, Çanakkale hattından gelen ikinci çevre yolu da İzmir’in uzun vadeli ulaşım planlamasında öncelikli konular arasında yer almalıdır. Şehir içi trafiğini hafifletecek, transit taşımacılığı kent merkezinin dışına yönlendirecek ve limanlarla sanayi bölgeleri arasındaki bağlantıyı güçlendirecek yeni ulaşım koridorlarına ihtiyaç vardır.
Bu projelerin önemi yalnızca İzmir trafiğini rahatlatmakla sınırlı değildir. Ege Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasındaki ticari ilişkilerin güçlenmesi, lojistik maliyetlerin düşmesi ve üretimin pazarlara daha hızlı ulaşması bakımından da büyük değer taşımaktadır. İzmir’in ulaşım sorununa getirilecek kalıcı çözümler, şehrin ekonomik kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacaktır. Cemil Tugay’ın bu alanda ortaya koyacağı vizyon ve gerçekleştireceği yatırımlar, kendisinin şehircilik mirasını belirleyen başlıca unsurlardan biri olabilir.
İZMİR YENİDEN SANAYİNİN VE ÜRETİMİN MERKEZİ OLMALI
İzmir’in ekonomik geleceği açısından en önemli meselelerden biri de sanayidir. Limanları, coğrafi konumu, yetişmiş insan kaynağı ve ihracat altyapısıyla İzmir, Türkiye’nin en güçlü sanayi ve dış ticaret merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak şehrin sanayi alanındaki kapasitesinin ve yatırım çekme gücünün daha ileriye taşınması gerekiyor. İzmir’in yeniden güçlü bir üretim merkezi hâline gelmesi için merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasında etkili bir iş birliği kurulmalıdır.
Geçmişte İzmir’de yapılması beklentisi oluşan yerli otomobil yatırımı da bu açıdan önemli bir örnektir. Böylesine stratejik bir yatırımın İzmir’de gerçekleştirilememesinin nedenleri sorgulanmalı; şehrin gelecekte otomotiv, elektrikli araç, batarya, makine ve ileri teknoloji yatırımlarından daha fazla pay alabilmesi için somut bir yol haritası hazırlanmalıdır.
İzmir, hem iç pazara erişim hem de limanları aracılığıyla uluslararası pazarlara açılma açısından büyük avantajlara sahiptir. Bu avantajların doğru sanayi politikalarıyla desteklenmesi, yeni yatırımların, ihracatın ve nitelikli istihdamın önünü açacaktır.
Üretim arttıkça istihdam imkânları genişleyecek, gençlerin başka şehirlere gitme zorunluluğu azalacak ve İzmir’in ekonomik yapısı güçlenecektir. Şehrin yalnızca geçmişteki sanayi kimliğiyle anılması değil, geleceğin teknolojilerini üreten ve dünyaya ihraç eden bir merkez hâline gelmesi hedeflenmelidir.
Başkanın İzmir’in bu potansiyelini merkezi yönetimle birlikte değerlendirmesi ve yatırımcılar için güçlü bir iş birliği ortamı oluşturması, şehrin geleceğine yapılabilecek en değerli katkılardan biri olacaktır.
TARIMDA TEKNOLOJİ, KOORDİNASYON VE KALİTE
Ege Bölgesi, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biridir. Bu zenginliğin korunması ve geliştirilmesi, yalnızca çiftçinin gelirini artırmak bakımından değil, toplum sağlığı ve gıda güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.
İzmir’de tarımsal koordinasyon merkezlerinin kurulması veya mevcut yapıların daha etkin çalıştırılması, üreticilerin bilimsel bilgiye ve teknolojiye erişimini kolaylaştırabilir. Toprak analizleri, akıllı sulama sistemleri, ürün planlaması, dijital tarım uygulamaları ve üreticiden tüketiciye uzanan tedarik zincirinin iyileştirilmesiyle daha verimli bir tarım modeli oluşturulabilir.
Böyle bir yaklaşım, çiftçinin emeğinin karşılığını almasına ve vatandaşların kaliteli, güvenilir, erişilebilir gıdaya ulaşmasına katkı sağlayacaktır. Tarımsal üretimin niteliği, toplum sağlığının korunması bakımından da vazgeçilmezdir.
Bu hedefe ulaşmak için belediyeler, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı kurumlar, üniversiteler, ziraat odaları, kooperatifler ve üretici birlikleri koordineli çalışmalıdır. Her kurum kendi sorumluluğunu yerine getirirken ortak hedef, Ege Bölgesi’nin tarımsal gücünü daha ileriye taşımak olmalıdır.
İzmir’in tarım potansiyelini teknolojiyle buluşturan ve çiftçiyi merkeze alan bir anlayış, hem kırsal kalkınmayı destekleyecek hem de şehrin ekonomik çeşitliliğini artıracaktır.
YAĞMUR FELAKET DEĞİL, BEREKET OLSUN
İzmir’de özellikle kış aylarında yaşanan yoğun yağışların zaman zaman sel ve su baskınlarına yol açması, su yönetimi ve altyapı planlamasının yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Oysa su, Rabbimizin insanlığa sunduğu en büyük nimetlerden biridir. Su bir felaket değil, doğru yönetildiğinde bereket ve yaşam kaynağıdır. Önemli olan, bu nimeti korumak, depolamak ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da gözeterek verimli kullanmaktır.
Bu doğrultuda İzmir’in yağmur suyu, taşkın kontrolü, baraj ve su depolama projeleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Dağlık alanlara düşen yağışların kontrolsüz biçimde yerleşim bölgelerine ve ovalara yönelmesini önlemek, uygun havzalarda suyu depolamak ve ihtiyaç duyulan bölgelere güvenli biçimde ulaştırmak için bilimsel projeler geliştirilmelidir.
Elbette bu çalışmalar yapılırken jeolojik yapı, doğal yaşam, su havzalarının korunması ve iklim değişikliğinin etkileri dikkate alınmalıdır. Uygun alanlarda barajlar, göletler ve su tutma yapıları, yağmur suyu toplama sistemleri ve modern drenaj altyapısı birlikte planlanmalıdır.
Dere yataklarının korunması, temizlenmesi, geçirgen yüzeylerin artırılması ve mevcut altyapının güçlendirilmesi de taşkın riskinin azaltılmasında önemli rol oynayacaktır. İzmir’in suyu yalnızca tahliye etmeyi değil, su kaynaklarını korumayı ve değerlendirmeyi esas alan bir anlayışa ihtiyacı var.
DEPREME DAYANIKLI, MODERN VE YAŞANABİLİR BİR İZMİR
İzmir’in geleceği planlanırken deprem gerçeği mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Yapı stokunun güvenliği, zemin özellikleri ve şehir merkezindeki yoğunluk, kapsamlı bir şehircilik anlayışıyla birlikte değerlendirilmelidir. İzmir’in merkezine yakın bölgelerde yapılaşmaya uygun olabilecek alanlar, bilimsel zemin etütleri ve kapsamlı şehir planlaması çalışmalarıyla belirlenmelidir. Bu alanlarda yeni yerleşim bölgeleri oluşturulması düşünülürken yalnızca konut üretimi değil; ulaşım, altyapı, eğitim, sağlık, yeşil alanlar ve sosyal donatılar da bir bütün olarak ele alınmalıdır. Gecekondulaşmanın, düzensiz yapılaşmanın önüne geçmek için önceden imar planlamaları yapılarak, modern şehirlerin altyapısı hazırlanmalıdır.
Deprem riski yüksek bölgelerdeki yapıların güvenli hâle getirilmesi, güçlendirilmesi mümkün olmayan riskli yapıların ise gerekli durumlarda planlı biçimde dönüştürülmesi veya taşınması önemlidir. Bu süreç, bilimsel risk analizleri ve vatandaşların haklarını koruyan sosyal politikalar çerçevesinde yürütülmelidir.
Şehir merkezlerindeki aşırı yoğunluğun azaltılması, güvenli alanlarda yeni yaşam bölgelerinin geliştirilmesi ve modern altyapının güçlendirilmesi, İzmir’in geleceği için önemli adımlardır. Modern şehircilik, yalnızca binalar inşa etmek değildir. İnsanların güvenli yaşayabildiği, rahat ulaşım sağlayabildiği, yeşil alanlardan yararlanabildiği ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir kent düzeni oluşturmaktır.
Bu çerçevede otopark sorunu da çözüm bekleyen önemli meselelerden biridir. Her binanın altında parça bazlı değil ada bazlı, geniş kapasiteli ortak yer altı otoparklarının yapılması değerlendirilmelidir. Böylece yol kenarlarındaki araç yoğunluğu azaltılabilir, sokaklar ve kamusal alanlar daha verimli kullanılabilir. Bu projeler, toplu taşımayı güçlendiren ve yaya önceliğini koruyan bir şehircilik anlayışıyla birlikte yürütülmelidir.
İZMİR İÇİN ESER BIRAKMA ZAMANI
İzmir’in öncelikleri bellidir: trafik ve ulaşım, sanayi ve istihdam, tarım, su yönetimi, deprem güvenliği ve modern şehircilik. Bu meselelerin çözümü, tek bir kurumun çabasıyla değil; merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, iş dünyası ve toplumun ortak aklıyla mümkündür.
Başkanın önünde İzmir’in geleceğine damga vurabilecek önemli bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsatı değerlendirmek; şehrin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek, uygulanabilir projeler geliştirmek, gerekli kaynakları oluşturmak ve bu projeleri kararlılıkla hayata geçirmekle mümkün olacaktır.
Kendisinin İzmir’in potansiyelini harekete geçiren, hükümetle yapıcı iş birliği kuran ve şehrin önünü açan bir hizmet anlayışı ortaya koymasını temenni ediyorum. İzmir’in ihtiyacı siyasi tartışmaların ötesine geçmek, ortak hedeflerde buluşmak ve vatandaşların hayatında somut karşılığı olan eserler üretmektir.
Cemil Tugay’la yaptığım görüşmede edindiğim olumlu izlemimin, İzmir’e kazandırılacak hizmetlerle güçlenmesini diliyorum. Kendisinin yalnızca görev süresi boyunca değil, yıllar sonra da ortaya koyduğu eserlerle anılmasını istiyorum. İzmir’in potansiyeli büyüktür. Doğru planlama, güçlü iş birliği, kararlı bir yönetim ve hizmet odaklı bir anlayışla bu potansiyeli harekete geçirmek mümkündür.
Başkana bu önemli sorumluluk yolunda başarılar diliyorum. Temennim, İzmir’in yıllardır beklediği atılımın gerçekleşmesi, şehrin ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesi ve gelecek nesillere gururla sahip çıkacakları bir İzmir bırakılmasıdır. Çünkü İzmir’e hizmet etmek, yalnızca bugünü yönetmek değil, geleceğe iz bırakmaktır. İzmir kazanırsa Türkiye kazanır.




