Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, derneğin 10 yıldır Marmara Denizi başta olmak üzere Türkiye’nin farklı denizlerinde yürüttüğü koruma çalışmalarını anlattı. Narcı, mercan restorasyonundan hayalet ağ temizliğine, deniz koruma alanlarından vatandaş bilimi uygulamalarına kadar birçok alandaki çalışmaların detaylarını anlattı.

'TÜRKİYE'DE İLK DEFA BİZİM YÜRÜTTÜĞÜMÜZ BİR ÇALIŞMA; 650 KÖK MERCANI DENİZ DİBİNE NAKLETTİK'

Deniz Yaşamını Koruma Derneği’nin Türkiye’de ilk kez mercan restorasyonu gerçekleştirdiğini dile getiren Narcı, "Deniz Yaşamını Koruma Derneği 11 yıldır Marmara özelinde ama tüm denizlerimizde faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu. Bizi biraz daha ayıran özellik şu, sahada aktif olarak onarıcı restorasyon yapan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Suyun altında mercan restorasyonları yapıyoruz ki Türkiye’de ilk defa bizim yürüttüğümüz bir çalışma. Bugüne kadar 650 kök mercanı deniz dibine naklettik ve onların tekrardan hayata tutunmalarını yüzde 80’in üzerinde bir başarıyla sağladık. Bu oldukça yüksek bir oran. Aynı zamanda Tavşan Adası'nda bakanlıklarımızla beraber Cumhurbaşkanlığı tarafından koruma altına alınmış bir denizel koruma alanımız var, biz 'Marine Project' diyoruz buraya. Deniz koruma alanları COP31 sürecinde de ülkemizin taraf olduğu 30x30 yani 2030 yılına kadar tüm dünyada yüzde 30 deniz kaynaklarının korunmasını gerektirecek olan bir taraf. Biz de bunun bir parçası, en azından Marmara Denizi'ndeki ilk koruma alanı ama farklı alanlarda da özellikle de COP31 artık Antalya'da yapılacak, Antalya'da da benzer uygulamaların yapılacağını düşünüyoruz zaten" diye konuştu.

Park halindeki TIR alev alev yandı!
Park halindeki TIR alev alev yandı!
İçeriği Görüntüle

'KORUMA ALANINI 7/24 İZLİYORUZ'

Koruma alanının 7 gün 24 saat kameralarla takip edildiğini ifade eden Narcı, "Aynı zamanda bu koruma alanını 7/24 su altında, suyun 28 metre altında ve karanın tepesinde kameralarla izliyoruz. Yaptığımız onarıcı restorasyonun sonuçlarını izleme şansımız oluyor ki, bu türlerde dünyada çok az yapılan bir çalışma ve biz bunu burada Türkiye'de, Marmara Denizi'nde başardık. Bizim için Marmara Denizi ve Tavşan Adası anneanne sandığı ve Marmara'nın kalbi. Çünkü biz kendi geleceğimiz, soluduğumuz üç nefesin ikisi denizden geliyor ve deniz bizim yaşam destek ünitemiz. Denizimizi, geleceğimizi ve doğamızı korumak için kamu kurumlarımızla, özel sektörle beraber vatandaş bilimiyle birlikte yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

'HAYALET AĞLAR YÜZLERCE CANLIYI TEHDİT EDİYOR'

Hayalet ağlarla ilgili yapılan çalışmalara da değinen Narcı, "Hayalet ağ konusuna geldiğimizde, aslında bazen isteyerek bazen istemeyerek balıkçıların deniz dibinde terk ettikleri ağlardan bahsediyoruz. Bunlara sessiz ölüm getiren dış kirleticiler diyelim. Takıldıkları kayalarda 50 yıl, 150 yıl boyunca malzemesine göre plastik bir hammadde olduğu için orada binlerce, yüzlerce canlıyı tehdit ediyor ve ölmelerine sebep oluyor; yani sessiz ölüm makineleri. Kurşunlar denizi kirletiyor. Erime ve parçalanmalardan dolayı mikroplastikleri balıklar yedikçe o balıkları biz yiyoruz. Yani bu hayalet ağlar deniz dibinde kaldığında dünyanın her yerinde olduğu gibi köpekbalıklarından carettalara, balıklara, kuşlara kadar yüzlerce çeşit, binlerce yıl canlıyı yok ediyor" dedi.

'TEKNEMİZ İHBAR ÜZERİNE GİDİYOR HAYALET AĞLARI TESPİT EDİYOR'

Narcı, "Biz de daha öncesinde insan gücüyle bunları arayarak buluyorduk. Kademe olarak baktığınız zaman şimdi artık bir hayalet ağ teknemiz var. Bu tekneyi destekledikçe tekne Marmara Denizi özelinde kalmakla beraber diğer farklı alanlarda da gelen çalışmalarla, ihbarlarla teknelerimiz gidiyor, 40 metre 50 metre derinliğe kadar oradaki ağları tespit ediyoruz. Bazen dalışla bazen de tekne ekipmanlarıyla beraber bu ağları deniz dibinden temizliyoruz. Son 10 yılda çıkarttığımız ağ miktarı 650 bin metrekare. Yani bu şu demek, nereden baksanız 95 futbol sahası ya da 25 kere Sultanahmet Meydanı'nı kaplayacak kadar bir ağı, kendi imkanlarımızla deniz dibinden çıkartmış olduk" diye konuştu.

'HAYALET AĞ RAPORU ÇIKARDIK'

Narcı, "Bizim 'Hayalet Ağ Raporu' çıktı, bilimsel raporumuz. Yaptığımız çalışma aslında bilime ve bu problemin çözümüne yönelik kamu kurumlarını yönlendirici bir çalışma oluyor. Hangi derinlikte, ne kadar miktardaki ağ, hangi ağ hangi göz açıklığında nerede bulundu. Bunlar size bir envanter çalışması yapmanıza ve bu konuda da politikalar geliştirmenize neden oluyor. Mesela bir güzel yanı, bu tür çalışmalar neticesinde Tarım Bakanlığımız ve Balıkçılık Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüz ağların belli bir metre aralıklarıyla etiket konulmasını sağladı. Dolayısıyla deniz dibinde kalmış bir ağ eğer ki yanlışlıkla taktıysanız zaten ihbar ediyorsunuz, bir problem yok; ama eğer ki kaçak bir yerdeyse ya da kötü niyetle yapıldıysa ve üzerinde etiket varsa bunun kime ait olduğunu bulabiliyoruz. Bunu daha geniş kapsamlı bir çalışmaya, vatandaş bilimine aktardığımızda da devreye teknoloji giriyor" dedi.

'"MAVİ ATLAS" DENİZDE HANGİ TÜR VAR BUNU BİLMEMİZİ SAĞLIYOR'

Mavi Atlas uygulamasıyla vatandaşların da çalışmalara katkı sunduğunu belirten Narcı, “Bizim bir Mavi Atlas uygulamamız var. 'Mavi Atlas'ı ücretsiz şekilde cep telefonlarınıza indirebiliyorsunuz. Hem aynı zamanda deniz üstünde ve deniz altında her türlü tür çeşitliliğini, tür bilgisini oraya ekleyebiliyorsunuz. Bu bizim Türkiye'mizin hangi denizinde, hangi bölgesinde, hangi derinlikte hangi tür var bilmemizi sağlıyor. Yeni koruma alanları yaratmamıza ve bir ekosistem haritalaması yapmamıza neden oluyor. Bir tarafı da 'Hayalet Ağ İhbar Hattımız' var. Dolayısıyla da siz uygulama üzerinden normal bir tekneci olabilirsiniz, balıkçı olabilirsiniz, dalgıç olabilirsiniz, bu ağı bulduğunuzda otomatikman buraya ihbar veriyorsunuz. İhbar hattını uzman ekiplerimiz değerlendiriyor ve o bölgeye gidip oradaki ağı bakanlığımızla beraber çıkartıyoruz" diye konuştu.

'GÖNÜLLÜLERE İHTİYACIMIZ VAR'

Narcı son olarak, "Deniz Yaşamını Koruma Derneği aynı zamanda kendi kardeş kuruluşumuz Valmira ile döngüsel ekonomi içerisinde geri dönüşüm proseslerini çözüyoruz. Hayalet ağlardan güneş gözlüğü üretmek, belki bunu artık ileriki dönemde otomotiv sanayii de dahil olmak üzere birçok farklı alanda kullanma gibi. 'Mavi Atlas' uygulamasıyla insanların sadece şikayet ettiği değil, çözümün de bir parçası olduğu teknolojik bir yapı. Belgesel kanıtlamalar, kitaplar ve bu alanda çalışmalarla bilimsel kararların alınması için alt verilerin oluşturulması, üniversitelerimizde, gençlerimizle beraber çalışıyoruz onların bu konuda geliştirilmesi ve gelişmesi, kendi alanında uzmanlaşması için imkanlar ve alanlar açıyoruz. Bir koruma alanımız var. Benzer koruma alanı statüsü ve yönetim planını aynı şekilde diğer denizlerimizde, farklı alanlarda da yürütmek istiyoruz. Ülkemizin de hedefini tutturmak için elimizden geleni yaptığımız bir çalışma oluyor. Gönüllülere ihtiyacımız var. Kamu kurumlarımızla zaten istişareli olarak çalışıyoruz, hem Cumhurbaşkanlığımız hem Çevre, Şehircilik Bakanlığımız hem Tarım Bakanlığımızla beraber. Aynı zamanda da özel sektör sürdürülebilir desteklerini de aldığımızda işte bu etkiyi büyüterek hep birlikte ülkemizi dünyada temsil edecek de çalışmalara öncelik sağlamış oluyoruz" ifadelerini kullandı.