GÜNDEME BAKIŞ - İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, kent içinde kalan "1., 2. ve 3. Sanayi siteleri ile Gıda Çarşısı'nın" kent dışına taşınması tartışmasıyla ilgili dikkat çeken bir çıkışta bulundu. Özgener, şunları söyledi:

KENTİN PARÇASI HALİNE GELDİLER

"Kemeraltı, İzmir’in büyük bir değeri ve önemli bir markası. Şehrimizin kadim ticaret merkezi. Bir zamanlar gıda toptancıları, ayakkabı imalatçıları, oto tamircileri, döküm ustaları ve diğer birçok sektör hep birlikte Kemeraltı ve çevresindeydi. Zaman ilerledikçe İzmir büyümeye başladı, İzmir büyüdükçe Kemeraltı’nda yetişen esnafımız, tacirimiz, küçük üreticimiz işini büyütmek ve büyüyen şehrin ihtiyaçlarına cevap vermek için yeni alanlara taşındı. Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci, Üçüncü Sanayi, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi, Karabağlar’daki mobilya imalatçıları hep bu büyüme sürecinin ürünü olarak ortaya çıktı. İlk kuruldukları dönemlerde kent merkezinin çeperinde yer alan ve görece meskûn mahal olmayan bu bölgeler şehrin büyüme hızı karşısında zamanla kentle bütünleştiler ve kentin bir parçası haline geldiler.

SONUÇLAR İÇ AÇICI DEĞİL

Bugüne kadar kent içinde kalmış olan bu ekonomik bölgelerin taşınmasını hep konuştuk. “Gıda Çarşısı’na tırlar giremiyor, şehrin dışına taşınması lazım. Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayilerin etrafı iyice yapılaştı, trafik çekilmez hale geldi, bu sanayiyi kent dışına çıkarmalıyız. Mobilyacılar yüzünden Yeşillik Caddesi’nde trafik akmaz oldu, hepsini taşımak lazım.” Bunlar hepimizin aşina olduğu sözler. Ama bir kentin içinden üretimi çıkarırsak geriye ne kalır diye hiç düşündük mü? Avrupa’da bunu yapmış kentler var ama sonuçları hiç de iç açıcı değil. Issızlaşan ve canlılığını yitiren kentler. O kentler şimdilerde şehir içinden taşıdıkları üretim bölgelerinin boşalttığı alanları değerlendirmek ve kente yeniden canlılık katmak için proje üstüne proje yapıyor.

İzmir’de ‘il olma’ yarışına Kocaoğlu’ndan sürpriz öneri: 4 bölgeyi işaret etti!
İzmir’de ‘il olma’ yarışına Kocaoğlu’ndan sürpriz öneri: 4 bölgeyi işaret etti!
İçeriği Görüntüle

ALANLAR BULMAK MÜMKÜN MÜ?

Diğer yandan, taşımaya karar verdik diyelim. Peki, bu kadar büyük ölçekli ve kentle bütünleşmiş üretim bölgelerini taşıyabileceğimiz alanlar bulmak mümkün mü? İzmir’in yeni arsa üretimi konusunda kısıtlı imkanlara sahip olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bundan ötürü, artık kent dışına taşınma söylemlerini bir kenara bırakmamız lazım.

CEP LOJİSTİK MERKEZİ ÖNERİSİ

İzmir Ticaret Odası olarak kent içindeki üretim faaliyetlerini kentin dinamik yapısını besleyen ana faktör olarak görüyor ve bu bölgeleri yeni nesil ekonomik bölge yaklaşımı doğrultusunda ele almak gerektiğini düşünüyoruz. Kentin içinde kalmış ve birbiriyle etkileşim halinde olan bu bölgeleri şehrin dışına taşımak yerine öncelikle yerinde dönüşüm yöntemleri üzerine düşünmeliyiz. Örnek vermek gerekirse, Gıda Çarşısına tırlar giremiyor, doğru bir tespit. Peki, ne yapmak lazım? Tüm Gıda Çarşısına hizmet verecek bir cep lojistik merkez kurabilir, tüm tırlar buraya gelir ve ardından mikro mobilite çözümleri ile malları dükkanlara taşıyabiliriz. Mevcut yapılar depreme dayanıklı olmayabilir, alternatif finans yöntemleri kullanarak planlı bir yerinde dönüşüm süreci yönetebilir, aynı yerde daha iyi planlanmış ve modern çarşılar, sanayi siteleri inşa edebiliriz. Avrupa’da Londra ve Berlin, yerinde dönüşümü başarmış iyi uygulama örnekleri olarak öne çıkıyor.

YERİNDE DÖNÜŞÜM OLSUN

İşte, bundan ötürü kent içinde kalmış ve kente canlılık katan bu ekonomik bölgeleri kentle, kentliyle ve birbirleriyle ilişkileri içerisinde ele alan, yerinde dönüşümü önceliklendiren bir yaklaşımı savunuyoruz. Teknik çalışmalar yerinde dönüşüme imkân olmadığını söylüyorsa o zaman taşınmayı gündeme almalıyız. Önümüzdeki dönemde bu konunun ana paydaşlarıyla ortak bir masa etrafında buluşup bu yaklaşımı ete kemiğe büründürmek için çalışmak ve kent içindeki ekonomik bölgelerden en az birinde yerinde dönüşümü hayata geçirmek istiyoruz.

Üretim gücünün gerçek bir rekabet avantajına dönüşmesi, onu dünyaya bağlayan altyapının gücüyle mümkün. Bu nedenle ikinci stratejik alanımız, İzmir’in tarihsel kimliğinin de merkezinde duran liman ve lojistik altyapısı.