Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - İzmir Tabip Odası’nda seçimleri kazanan İzmir Çağdaş Hekim Grubu ile birlikte başkanlık koltuğuna oturan Prof. Dr. Gül Ergör, seçimlere yönelik değerlendirmede bulunarak, “Ekibimiz çok çalıştı seçim sürecinde, sahada çok gezdiler. Büyük hastanelere gidiliyor ama küçük polikliniklerine, sağlık kuruluşlarına, muayenehanelere ziyaretler yaptılar. Yeni üyeler de kaydedildi. Seçim katılımı da arttı, hekim dayanışması grubundaki arkadaşlarımız da çalışmışlar, onlar da oylarını artırdı, biz de artırdık. Bizim oyumuz biraz daha fazla arttığı için 4’e 3 biz öne geçtik bu defa. Ben de en çok oy alacağımı planlamamıştım, hatta seçim öncesi kim başkan olacak, ben o sorumluluğu almasam mı diye düşünüyordum. Ancak sonuçları gördükten sonra bize bu görev verildi, kaçmak yok diyorsunuz. Çağdaş hekim yeni bir oluşum İzmir’de, hekim dayanışması ve diğer demokratik katılımcı hekimler uzun yıllardır İzmir Tabip Odası tarihinde var. Bu gençlere şevk verdi, çalışınca, örgütlenince başarı geliyor, kolektif sevinç yaşamak çok güzel. Ülkenin umuda, değişime ihtiyacı var” dedi.
“HEKİMLERİN GÜVENİNİ KAZANMAK ZORUNDAYIZ”
Odanın yeni dönemde hedeflerinin ne olacağını anlatan Ergör, “Hedeflerimiz daha sahiplenilen bir Tabip Odası, daha güçlü bir Tabip Odası. Çünkü Tabip Odası güçlenirse hekim sorunlarıyla daha iyi başa çıkar. Hekimlerin, sağlık sisteminin ve sağlık camiasının çok ciddi sorunları var. Bunlarla başa çıkabilmek için örgütlü olmak çok önemli. Tabip Odası da örgütlenmenin ada adresi. Son yıllarda gençlerde sendikalara üyelikler var, bizim zamanımızda sendikalar yoktu. Mezun olunca Tabip Odası’na kayıt olurduk ancak odaların sakıncalı yerler olduğu görüşünün yayılması ve alternatif örgütlenmeler genç hekimleri bu örgütlenmeden uzaklaştırdı. Ne kadar çok üyemiz artarsa o kadar mutlu olacağız. Bu sadece İzmir’in değil tüm Türkiye’nin sorunu. Türk Tabip Birliği Anayasal bir kuruluş, yaşaması ve güçlü olması çok önemli. Ne kadar güçlü olursanız yöneticilere sesinizi o kadar güçlü duyurabilirsiniz. Şimdi ‘Siz kaç kişiyi temsil ediyorsunuz’ diyebiliyorlar. Daha büyük katılım için hekimlerin güvenini kazanmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“SAĞLIK SİSTEMİ SİYASETTEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”
“Üye hekimlerimizden küsen, odaya gelmeyenler var” diyen Ergör, “Son 10 yılın en büyük eleştirisi ‘Tabip Odası bizim haklarımızla ilgilenmiyor, siyasetle ilgileniyor’ idi. Bunun değişmesi Türk Tabipler Birliği Konseyi, odalar çalışıyoruz. Bizim burada asıl bulunma sebebimiz hekimler için çalışmak. Tabi ki sağlık sistemini siyasetten ayrı düşünmek mümkün değil, tabi ki görüşlerimiz oluyor, eleştirilerimiz oluyor ama hekim özlük hakları, etik hekimlik yapabilme ve halkın sağlığını korumak paralelinde olmalı. Buna dikkat edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“SAĞLIKTA ŞİDDETTE YÖNETİMİN KIŞKIRTMASI VAR”
Son yıllarda artan “Sağlıkta şiddet” olaylarına ilişkin de soruları yanıtlayan Ergör, “Şiddet son yılların ciddi sorunu, ülkenin genel sosyolojik yapısıyla ve yıllardır olan olumsuz değişimlerle de ilgili bir durum. Sadece sağlıkta değil, eğitimde ve başka alanlarda da bu oluyor. Bu durum çalışanların moralini bozuyor, genç hekimler meslekten uzaklaşıyor, branş seçerken şiddetin en az olabileceği branşlar olsun diye düşündürüyor. Acil, cerrahi, yoğun bakım olmasın diye düşündürüyor. Bu çok üzücü bir durum. Bunun için yasal değişiklikler öneriyor odalar ve hekimler ama ben ne kadar yasal düzenleme yapılsa da şiddetin önüne çok geçilebileceğini düşünmüyorum, toplumsal değişim gerekiyor. Ceza alsa da onu göze alıyor. Sağlık hizmetinde bazı kısıtlamaların gelmesi konuşuluyor ama bu da Anayasal haklarımız olarak sağlık hakkından insanları yasaklamak ve bu da olacak bir şey değil. Zor bir konu ama dediğim gibi sadece sağlık alanında olmuyor. Yönetimin kışkırtması da var aslında, hemen şikayet edebilirsiniz, şikayet etmeyi kolay hale getiren SABİM, CİMER gibi alanlar var. Bunlar karşıdaki kişiye saygıyı azaltan, şikayet etmeye değecek değmeyecek her şeyi şikayet eden bir toplum var karşımızda. Bunun yanında da hekimlerde de korku var; fazladan beyaz kod, yani her tartışmayı ‘Bu bir şiddete dönüşebilir’ kısmı… Karşımızdaki kişi üzgün, kızgın olabilir, onu yatıştırabilme becerileri yerine hemen beyaz kod verelim… Bu gençlerdeki ‘Şiddete uğrayabilirim’ korkusu ve kötü bir sarmal. Bunun kırılması lazım, biraz yasal önlemlerle ama daha çok toplumun eğitimi, yönetim biçimi kapsamında değişiklikler gerekiyor” dedi.