Kanseri yendi, sıra hukuk mücadelesinde
banner196

Bağ- Kur emeklisi Saim Çiftçi, 4 yıl önce akciğer kanserine yakalandı. Evli ve 3 çocuk babası olan Çiftçi, hastalığının son evresinde olduğu için kemoterapilerden istenilen sonucu alamadı. Bunun üzerine doktorları Çitçi'den bağışıklık sistemi için immünoterapi tedavisi görmesini istedi. Devletin ilacı karşılamadığı için Saim Çitçi, 21 günde bir alınan 17 bin lira değerindeki bu ilaçlardan alabilmek için hem kredi çekti hem de oğlunun otomobilini sattı. Bu ilaçlardan 12 tane kullanan Saim Çiftçi hastalığı yendi. İlk aldığı ilaca 11 bin 200, son aldığına ise 17 bin lira ödediğini söyleyen Çiftçi, şöyle konuştu:
"Doktorların bana son çare olarak söylediği ilaçları alabilmem için kredi çektim ve oğlumun otomobilini sattım. İlaçlara toplam 159 bin lira ödedim. Hastalığım süresince 400 bin liraya kadar masraf ettim. Çok şükür hastalığı atlattım. Avukat olan aile dostumuz Muhammed Erşat Yazıcı'ya durumu anlattım. O da böyle bir şeyin olamayacağını söyleyerek dava açmamızı istedi. İş Mahkemesine 2020'de açtığımız dava kısa bir süre önce lehimize sonuçlandı. Bu karar diğer kanser hastalarına da motive kaynağı olabilir. Tek isteğim devletimizin bu ilacı kapsama alına alsın ve benim gibi birçok hastaya umut olsun. Çünkü bu ilaçların fiyatı en son aldığımda 17 bin lira idi. İnsanların maddi gücü yetmiyor. Benim imkanım vardı kredi çektim ve otomobilimizi sattık. Tek isteğim yerel mahkemenin verdiği kararı İstinafın onaması"

‘EMSAL TEŞKİL EDECEK’
Saim Çitfçi'nin haklı olduğunu anlamak için hukukçu olmaya gerek olmadığını söyleyen Avukat Muhammed Erşat Yazıcı, söz konusunun bir insanın yaşama hakkı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Saim Bey adeta ölüme terk edilmişti. Herhangi bir vatandaşımız dahi, burada hakkaniyete aykırı bir durumun olduğunu gayet tabii idrak edebilirdi. Hele ki Türkiye Cumhuriyeti gibi vatandaşının yaşam, güvenlik, barınma ve bunun gibi temel ihtiyaçlarını garanti altına alan sosyal bir hukuk devletinde Saim Beyin karşılaştığı durum, en hafif tabiriyle kabul edilemez bir durumdu. Müvekkilim, kendisine akciğer kanseri tanısı konmuş bir vatandaş olarak ilk etapta doktorunun önerdiği şekilde kemoterapi ve endüksiyon kapsamındaki ilaçlarla tedavi olmayı denemiş. Ne yazık ki bu tedavi işe yaramamış, hastalık metastaz yaparak ilerlemeye devam etmiş. Bu durumu gözlemleyen doktorları ise son çare olarak kendisine Tecentriq isimli endüksiyon dışı ilacı tavsiye etmişler. İlacın ortalama 21 günde bir yeniden alınması gerekiyor ve her birinin dava tarihindeki yaklaşık değeri 11.800 Türk lirasıydı. Emekli olan Saim beyin ise bu tedaviyi kendi imkanlarıyla karşılaması ise kesinlikle mümkün değildi. İlacın ilk dozlarını çektiği kredi ve akrabalarının desteğiyle temin etmiştir. Biz durumun her şeyden önce yaşam hakkıyla ilgili olduğunu, şayet yaşam hakkı teminat altına alınmaz ise diğer hakların hiçbir öneminin kalmayacağını ifade ederek endüksiyon kapsamındaki tedavinin işe yaramadığını ve endüksiyon dışı Tecentriq isimli ilacın tedavi için tek yol olduğunu, bilirkişilerin bu yöndeki tespitleriyle birlikte mahkemeye arz ettik. Nihayetinde mahkeme de bilirkişilerin tespitlerini dikkate alarak ilacın Saim beyin hayatı için elzem olduğuna, anayasamızda güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında ve sosyal devlet ilkesi gereğince ilaç bedellerinin tarafımıza ödenmesi gerektiğine hükmetti. Kararın benzer durumdaki vatandaşlarımız için emsal teşkil edeceğine inanıyoruz. Zira Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını teminat altına aldığını Anayasasıyla güvence altına alan sosyal bir hukuk devletidir. Yaşam hakkından daha temel bir ihtiyaç düşünülemeyeceği için Saim beyin yaşamı için zorunlu olan bu tedavinin masraflarının devletimizce karşılanması gerekir. Bizim devletimiz şüphesiz ki vatandaşını yaşatacak önlemleri almaya muktedirdir. Şimdi İstinaf Mahkemesi'nden gelecek kararı bekliyoruz."

Anahtar Kelimeler:
KanserHukukMücadelesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.