Göçükten 16 saat sonra kurtarılan Soydan o anları anlattı: Depremin izleri sadece bedeninde değil kalbinde ve ruhunda!
banner196

Halime ERDOĞAN / GÜNDEME BAKIŞ - Yıkıcı 30 Ekim depremine bir markette kasaya ödeme yaparken yakalanan ve depremde bir bacağını ve kolunu kaybeden 39 yaşındaki Gülçin Aykut Soydan, depremin 2. yıldönümünde yaşadıklarını GÜNDEME BAKIŞ'a anlattı.

"DEPREM OLDUĞUNU ANLAMADIM, BAŞIM DÖNÜYOR SANDIM"
Kaldığı karanlık ve havasız göçükte 16 saat bekleyen Soydan, 1 kolunu ve 1 bacağını kaybettiği 30 Ekim depreminin izlerini bedeninin yanı sıra kalbinde ve ruhunda taşımaya devam ediyor. Depremin yaşadığı günün sabahının çok güzel başladığını anlatan Soydan, "30 Ekim çok güzel başladı aslında sonrası cehennem oldu. Cehennem azabı bu olsa gerek diye düşündüm. Oğlum okula başlamıştı, 1. sınıftaydı. Pandemiden dolayı okula 2 gün gidebiliyorduk. Onu okula bıraktım, ardından arkadaşlarla oturduk kahve içtik. Hava biraz esiyordu, arkadaşlarla 'Esiyor, hasta olur muyuz, oturalım mı, kalkalım mı' diye konuştuk. Ben de 'Benim işlerim var daha' dedim ve arkadaşlarımın yanından ayrıldım. Kan merkezine gittim donör olmak için. Çocuklara faydalı olalım istiyordum, arkadaşlarla planlayıp gidecektik normalde ama ben o gün yalnız gittim. Nasip... İşlemler yarım saat kadar sürdü. Kan merkezinden çıktım BİM'e girdim. Yemek yapacaktım evde. Alışverişimi yaptım, kasaya geldim. Hafif bir sallantı oldu, ben deprem olduğunu anlayamadım önce, başım dönüyor sandım. Karnım açtı ve kan merkezinden çıkmıştım, o yüzden başım dönüyor sandım" dedi.

"KIYAMET KOPTU SANDIM"
Tüm yıkımın saniyeler içinde gerçekleştiğini aktaran Gülçin Sodan, "Bir ses geldi, 'Deprem oluyor kaçın' diye. Ben 'Durur herhalde şimdi' diyecektim ki, onu demeye kalmadı. Kapıyı görüyordum, kapı benim 2 metre uzağımdaydı, koşsaydım kaç saniyede varırdım bilmiyorum. Ben adım atamadım, ayağımı kaldırdım adım atacağım, omzuma bir şey vurdu. Nasıl bir şey bu dedim, ne olduğunu anlayamadım ve kendimi saliseler içinde sıkışık durumda buldum. Gözlerimi açınca kıyamet koptu herhalde dedim" ifadelerini kullandı.

"ÜZERİME OLUK OLUK KAN AKIYORDU"
Sıkıştığı göçükte ölenlerin kanlarının üzerine aktığını dile getiren Soydan, "Toz, duman, kapkaranlık bir yer. Nerede olduğumu anlayamadım, ne yöndeyim anlayamadım. Sırtımdan bir şey vurdu. Sonra kafam bir şeyin altında kalmış, kolum bir şeyin altında kalmış, ensemde bir şey var. Vücudum 2 büklüm, resmen 2'ye katlanmıştım. Ayaklarım sıkışık, hareket edemiyorum. Kabusu yaşadım. O zaman 'Buradan çıkmak mümkün değil' dedim. Üzerime, kucağıma oluk oluk, avuç avuç bir yerden kan geliyor. O kanlar göğsüme doluyor. O kan benim kanım mı, başkasının kanı mı onu da anlayamadım. Önümde kasiyer Onur vardı. Çok kötü... Birbirimizi gördük ve sonrası yok, karanlık... Onur vefat etti" diye konuştu.

"YÜZÜNÜ UNUTAMAM"
Anlatırken tekrar deprem anına dönen Gülün Aykut Soydan, "Başka bir kasiyerin kapıya ulaşmak üzere olduğunu görmüştüm, ona ne olduğunu hala bilmiyorum. Eşim onun da vefat ettiğini söylüyor ama hala düşünüyorum ve umut ediyorum, inşallah çıkmıştır. Hala bilmiyorum, adını bilmiyorum ama görsem tanırım, o kızın yüzü gözümün önünde" dedi.

"SALAVAT GETİRİYORDUK"
Depremle birlikte her yerin karardığını anlatan Soydan, "Işık hiç yoktu, nefes alacak 3 parmaklık mesafe vardı. Oksijenin de bittiğini düşünüyorum, bir süre sonra kum solumaya başladım. Hiç ışık yok, kapkaranlık, sadece 3 kişiden ses vardı. İlk defa Fadime Tolu'dan ses geldi. O da BİM'de alışveriş yapıyormuş ve onun ayakları sıkışmış. Sürekli onunla konuştuk. Allah'tan onun telefonu elindeymiş. Dışarıda oğlu bekliyormuş, onunla irtibat kurdu. Kendisine seslendim 'Beni de söyle, ne olur, çok kötüyüm, buradan çıkarsınlar bizi bir an önce' dedim. Zaman kavramı kaybolmuştu. Kendimde miyim, değil miyim, uyuyor muyum, uyanık mıyım... Dua ediyoruz, herkes salavat getiriyor. Ölüm eşiğindeyiz artık, gidiyoruz diye düşünüyoruz" açıklamasında bulundu.

"OĞLUMU DÜŞÜNÜYORDUM"
Göçük altında en çok henüz 6 yaşında olan oğlunun sağlık durumunu düşündüğünü kaydeden Soydan, "Uzun saatler dışarıdan haber alamadık. Ben oğlumu okula bıraktığım için kendime geldikçe oğlumu düşünüyorum. Okul yıkıldı mı, çocuklar ne oldu? O da mı böyle sıkışık halde kaldı. Onun travmasını yaşıyordum" dedi.

"HALA O SESLERİ DUYUYORUM"
Yaşadığı anların yarattığı travmayı hala atlamadığını belirten Soydan, "Hala o sesleri duyuyorum, atlatamadım, 2 sene geçti ama ben atlatamadım. Herkese 'Ne olur yüksek ses yapmayın, ani ses yapmayın' diyorum. Çok kötü oluyorum. Bence ilaç falan da fayda etmiyor. Ağır bir travma" ifadelerini kullandı.

"ARTÇILARDA BİNA İYİCE ÇÖKÜYORDU"
Meydana gelen artçılarla birlikte binanın daha çok çöktüğünü ve yaşanan acının arttığını aktaran Soydan, "Aradan 16 saat geçmiş, ben farkında değilim. Gece diye düşünüyordum, saati 01.00 sanıyorum, meğer sabaha karşı 06.00 sularıymış. Fadime ablaya ulaşıldı ve onun sesini duydum, 'İçeride Gülçin var, durumu çok ağır, ne olur onu çıkarın' dedi. Sonra dışarıdaki sesleri duymaya başladım, uğultular geliyordu. Arama kurtarma köpeğinin soluma sesini duyuyordum, ayak sesleri duyuyordum. Ama ben nerede olduğumu bilmiyordum. Üstümde öyle bir ağırlık vardı ki, ara ara artçılar oluyordu ve bina iyice çöküyordu, iyice eziliyordum. Kafamın patlayacağını düşünüyordum. Korkunç bir acı, ben böyle bir şey görmedim hayatımda" dedi.

"KÜÇÜCÜK BİR AYDINLIK GÖRDÜM"
Eşinin ve oğlunun iyi olduğunu öğrendiği anı anlatan Soydan, "İnsanların seslerini net duymaya başladım. 'Işık tutuyoruz görüyor musun' dedi birisi. Küçücük bir aydınlığın geldiğini gördüm. Aşağıdan geliyordu, elimi bir yere soktum ve 'Elimi görüyor musunuz, ben buradayım' dedim. 'Tamam, çıkartacağız seni, merak etme, uğraşıyoruz' dediler. 'Abla sakin ol' diyorlardı. Ben eşimi ve çocuğumu sordum, onların iyi olduğunu, dışarıda beni beklediğini söylediler. Ondan sonra rahatlama geldi" ifadelerini kullandı.

"AMBULANSA BİNDİRİLDİĞİMİ HATIRLIYORUM SONRASI YOK"
Kendisini göçükten çıkartan AFAD görevlileri ile hala görüştüğünü belirten Soydan, "Öyle bir zor çıkarttılar ki beni, asıla asıla, çeke çeke... Bir kişi ayak ucuma geçti. Ömer... Başımda Seyfullah abi vardı. Onlar AFAD görevlileri, sonradan tanıştık beni kurtaranlarla. Onlar da arayıp, soruyorlar sağ olsunlar. Allah bin kere razı olsun. Çok zor bir yerden çıktım. Çıktığımda kolumun koptuğunu sanıyordum. 'Benim bir kolum olmayacak' dedim. Aşırı bir bel ağrım vardı. Belden aşağımın felç olduğunu düşünüyordum. Yürüyemeyeceğimi düşünüyordum. Ambulansa bindirilirken bunları düşünüyordum zaten sonrası yok. En son ambulansa bindirildiğimi hatırlıyorum" açıklamasında bulundu.

2 AY YOĞUN BAKIM
Göçükten kurtarıldıktan sonra 2 aya yakın yoğun bakımda entübe olarak kalan Gülçin Soydan, "Yakınlarıma doktorlar 'Her şeye hazırlıklı olun' demişler. Eşim, çocuğuma 'Annen göçükte kaldı' diyememiş. Oğlum küçük, olanı idrak edemiyor ama 'Annem nerede, yok, annem eve gelmiyor ama annem hep eve gelir' diyormuş. Ne olduğunu bilmiyor tabi. Onun tedavi süreci oldu. Eşim 3 ay hastane kapısını bekledi. 9 ay yürüyemedim, ayağım yoktu. Altıma bez bağlandı, eşim bana bakmak için işsiz kaldı. AHBAP Derneğinin katkılarıyla protezim alındı" dedi.

"BAZEN NEFES ALAMIYOR KENDİMİ GÖÇÜKTE HİSSEDİYORUM"

Depremzede Gülçin Aykut Soyan sözlerini şöyle tamamladı:
"Sağ bacağım dizimden gitti, protez kullanıyorum. Sağ kolum da omuzdan kasım var ama kullanamıyorum, elimi kullanamıyorum. Buna da şükür, en azından nefes alabiliyorum. Yüzümle ilgili büyük sıkıntı yaşıyorum. Saçım yok, kaşım yok, üzülüyorum. Ne yapalım, benim de bunu yaşamam gerekiyormuş. Düzelir diye umut ediyoruz. Bunları umut etmek çok üzücü. İnşallah böyle bir şey olmaz, böyle bir şey bir daha yaşanmaz. Elazığ depremini televizyondan izliyorum, bunu yaşamak apayrı. Dünyanın sonu demiştim. Boğularak öleceğimi düşünüyordum. Çok zordu. 2 sene geçti, aklımda, gözümü kapattığımda hala kendimi göçükte hissediyorum. Bazen nefes alamıyorum ve kendimi göçükte hissediyorum. Umarım geçer"

HASARLI BİNALARDA DURMAYIN, GEREKİRSE ÇADIR KURUN"
Herkese "Hasarlı binalarda oturmayın" çağrısında bulunan Gülçin Aykut Soydan "İnsanlar hasarlı binalardan çıksınlar, hasarlı binalarda yaşamasınlar. Gerekirse çadır kursunlar, çadırda yaşasınlar, daha güvenli. Keşke bilseydik o binaların güvensiz olduğunu..." diye konuştu.

Anahtar Kelimeler:
DepremzedeIzmirDeprem
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güsevim 1 ay önce

Çok geçmiş olsun Allah'ım bir daha yaşatmasın Allah'ım evladına bağışlasın Gülçin kardeşim

banner235