GÜNDEME BAKIŞ- YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Basmane Çukuru üzerinden AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’ya yeni sorular yöneltti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın geçmişte söz konusu alandaki yapılaşmayı “İzmir’in kalbine hançer saplamak” olarak nitelendirdiğini hatırlatan Güç, partinin bugünkü yaklaşımının ne olduğunu sordu. TMSF’nin alanı 75 milyon dolar muhammen bedelle satışa çıkarmasıyla yeniden gündeme gelen tartışmada Güç, protokolün ve satış sürecinin kamu yararı açısından açıklanması gerektiğini savundu.

AK Partili Dağ'dan flaş açıklamalar: Basmane Çukuru'na rezidans İzmir'in kalbine hançerdir!
AK Partili Dağ'dan flaş açıklamalar: Basmane Çukuru'na rezidans İzmir'in kalbine hançerdir!
İçeriği Görüntüle

HAMZA DAĞ’IN AÇIKLAMASINI GÜNDEME GETİRDİ

Basmane Çukuru tartışmasında AK Parti cephesinden yapılan açıklamaları değerlendiren Güç, Hamza Dağ’ın 9 Aralık 2024 tarihinde yüksek katlı yapılaşmaya karşı kullandığı ifadeleri hatırlattı. Dağ’ın o dönem projeyi “İzmir’in kalbine hançer saplamak” sözleriyle eleştirdiğini belirten Güç, AK Parti İzmir İl Başkanlığına geçmişteki bu değerlendirmelerin bugün nasıl ele alındığını sordu.

Güç, tartışmanın yalnızca siyasi aktörler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek, İzmir’in geleceğine ilişkin kararların şehircilik ilkeleri ve kamu yararı çerçevesinde ele alınmasını istedi.

Güç'ün açıklaması ise şu şekilde;

AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’ya Basmane Çukuru konusunda sorular yönelttik. Ancak kamuoyunun yanıt beklediği protokol ve satış süreci yerine tartışmanın başka başlıklara taşındığını görüyoruz.

Sayın Saygılı’ya öncelikle kendi partisinin geçmişteki açıklamalarını hatırlatmak istiyoruz.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, 9 Aralık 2024 tarihinde Basmane Çukuru’ndakiyüksek katlı yapılaşmayı “İzmir’in kalbine hançer saplamak” olarak nitelendirmiş ve buna karşı mücadele edeceklerini açıklamıştı.

Bugün ise aynı alanda imar planından protokole, mülkiyet ilişkilerinden satış sürecine kadar önemli gelişmeler yaşanıyor.

Bu nedenle AKP İzmir İl Başkanlığının geçmişte dile getirilen şehircilik kaygılarını bugün nasıl değerlendirdiğini öğrenmek istiyoruz.

Dün İzmir’in kalbine hançer olarak nitelendirdiğiniz yapılaşma konusunda bugün hangi noktadasınız?

Sizin için belirleyici olan İzmir’in geleceği mi, yoksa bu geleceğe ilişkin kararları kimin verdiği mi?

Üstelik şehirlerin geleceğine ilişkin bu tartışma yalnızca İzmir’e özgü değil.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’un şehirleşmesini değerlendirirken “Biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum.” ifadelerini kullanmıştı.

Bu sözler, Türkiye’de şehircilik politikalarının ve geçmişte alınan kararların sonuçlarının sorgulanması bakımından önemlidir.

Bugün İzmir’de Basmane Çukuru tartışılırken de aynı sorumluluk anlayışına ihtiyaç vardır.

İzmir’in ulaşım, çevre ve altyapı sorunlarının çözümünde yerel yönetimlerin olduğu kadar merkezi hükümetin de görevleri bulunmaktadır.

İzmir’in trafik sorununu konuşuyorsak, yıllardır gündemde olan İkinci Çevre Yolu projesinin neden tamamlanamadığını ve merkezi hükümetin bu yatırım için nasıl bir takvim öngördüğünü de konuşmalıyız.

İzmir Körfezi’nin temizliğini konuşuyorsak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının İzmit Körfezi’nde yürüttüğü dip çamuru temizliği çalışmalarını hatırlamalı; İzmir Körfezi için ayrılan kaynakları, üstlenilen sorumlulukları ve planlanan çalışmaları da sorgulamalıyız.

İzmir’in çöp sorununu konuşuyorsak, yeni atık bertaraf tesislerinin izin ve onay süreçlerinde yaşanan sorunları, bakanlığın bu süreçlerdeki rolünü ve çözüm için atılan adımları da değerlendirmeliyiz.

İzmir’in yatırım ihtiyaçlarını konuşuyorsak, merkezi bütçeden kente ayrılan kaynakları, tamamlanan yatırımları ve yıllardır bekleyen projeleri de kamuoyunun önüne koymalıyız.

Bu soruların tamamı hem yerel yönetimlerin hem de merkezi hükümetin hesap verebilirliği açısından önemlidir.

Yıllardır ülkeyi yöneten AKP hükümetinin temsilcileri, İzmir’in sorunlarını eleştirirken kendi yetki alanlarındaki yatırımların ve kararların hesabını da vermelidir.

Basmane Çukuru konusunda ise tartışmanın merkezinde hâlâ yanıt bekleyen önemli bir mesele bulunmaktadır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın imzaladığı protokolün ardından TMSF’nin yüzde 70’lik hissesinin özel sektöre satış sürecine taşınması, kamu yararı bakımından açıklığa kavuşturulmalıdır.

Kamu yararı gözetilerek verilen yetkilerin hangi koşullarda kullanıldığı, protokolün taraflara ne gibi haklar sağladığı ve satış sürecinin İzmir’e nasıl bir katkı sunacağı kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır.

Sayın Bilal Saygılı,

Partinizin geçmişte Basmane Çukuru hakkında yaptığı açıklamalar ortadadır. Cumhurbaşkanınızın İstanbul’un şehirleşmesine ilişkin sözleri de ortadadır.

Şimdi İzmir kamuoyunun beklediği, geçmişteki açıklamalarınızla bugünkü yaklaşımınız arasındaki farkın açıklanmasıdır.

İzmir’in geleceğine ilişkin kararların siyasi tartışmaların ötesinde, şeffaflık, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı temelinde değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Basmane Çukuru’nun geleceği konusunda protokolün, satış sürecinin ve kamuya sağlanacak yararın açıklığa kavuşturulması için girişimlerimizi sürdüreceğiz.

İzmir’de tarihi eser operasyonu: Mermer sütun başlığı ele geçirildi
İzmir’de tarihi eser operasyonu: Mermer sütun başlığı ele geçirildi
İçeriği Görüntüle

İzmir’in geleceği, kamu yararı gözetilmeden yürütülen pazarlıkların konusu olamaz!

İzmir’e ihanet etmenize, bu kentin değerlerini parsel parsel satmanıza ve İzmir’in kalbine hançer saplamanıza izin vermeyeceğiz!