YEREL YÖNETİMLER

Ekopazar İzmir sağlıklı gıdanın adresi oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde kurulan ve yüzde yüz organik ürünlerin satıldığı Ekopazar İzmir, halkı güvenli gıdayla buluşturuyor. Organik tarımı yaşam biçimi olarak benimseyen çiftçilerin ürünleri, Büyükşehir ve üç farklı kurum tarafından topraktan tezgaha kadar denetlenerek satışa sunuluyor. Bostanlı ve Balçova’da hizmet veren Ekopazar’ı İzmirliler anlattı.

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin halkı sertifikalı organik ürünlerle buluşturduğu Ekopazar İzmir, Bostanlı ve Balçova’da güvenli gıdaya ulaşmak isteyen İzmirlileri ağırlıyor. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) iş birliğiyle 17 yıldır faaliyet gösteren Ekopazar İzmir’de satışa sunulan organik sertifikalı ürünler, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ETO Derneği ve ilçe belediyeleri tarafından topraktan tezgâha kadar denetleniyor.

Mevsim sebze ve meyvelerinin yanı sıra organik zeytinyağı, bakliyat, kuruyemiş ve kişisel bakım ürünleri gibi birçok ürün organik olarak tezgâhlarda yer alıyor. Pazara ilgi sabahın erken saatlerinden itibaren başlıyor. 17 yıldır düzenli olarak alışveriş yapan müşterilerin yanı sıra ilk kez pazara gelen İzmirliler de çocukluklarındaki kokulu ve lezzetli meyve ile sebzelerin tadını yeniden keşfediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2010 yılında başlattığı “Organik Tarımda Sürdürülebilir Bir Örnek: Yarımada’da Organik Tarım Projesi” kapsamında, tarımda kimyasal kullanımını tamamen bırakarak organik üretime geçen 12 üretici, büyük emekle ürettikleri sertifikalı ürünleri salı günleri Balçova Kızılkanat Parkı’nda, cuma günleri ise Bostanlı Kapalı Pazaryeri’nde tüketicilerle buluşturmaya devam ediyor.

“17 yıldır güveniyoruz, içimize siniyor, sağlıklıyız”


Ekopazar İzmir’in kurulduğu ilk günden beri alışveriş yaptığını belirten Devrim Deniz Dalgıç, “17 yıldır geliyorum. Her şeyden önce ürünler sağlıklı. Güveniyoruz. Organik olup olmadığına dair soru bile bizim için gereksiz. Kontrol için numune alındığına da zaman zaman şahit oluyoruz. Buradaki çiftçi kardeşlerimizle güzel bir bağımız oluştu. Hatta bazı üreticilerin tarlalarını ziyaret ettik. Bu pazarın ürünleri lezzet açısından gerçekten çok üstün. Kışın aldığım kerevizin kokusu bile çok farklı oluyor. Güveniyoruz, içimize siniyor, sağlıklı besleniyoruz. Pazarın ve çiftçilerin desteklenmesini istiyoruz” dedi.

“Doktor tavsiyesiyle buradayız”


İlaçlı tarım ürünlerine karşı alerjik reaksiyon gösteren minik Nil’in annesi Cemile Sarıoğlu, “Mümkün oldukça zaman bulduğum her fırsatta gelmeye çalışıyorum. Özellikle kızım için buraya geliyorum. Çeşitlilik yeterli ve güzel. Organik tarımın ne kadar zor olduğunu biliyorum, bu nedenle böyle bir imkân sunulmasını çok değerli buluyorum. Bebeğim alerjik bir bebek. Doktorumuzun tavsiyesiyle buraya geliyoruz. Tarım ilaçlarının alerjiyi tetiklediğini fark ettik. Bu nedenle mümkün olduğunca organik ürünlerle beslenmeye çalışıyoruz. Uzaklaştığımızda ya da farklı ürünler tükettiğimizde Nil’de hemen etkisini görüyoruz ve vücudunda semptomlar ortaya çıkıyor” dedi.

“Herkesi bu fırsatı değerlendirmeye davet ediyorum”


Cemile Sarıoğlu, üniversitedeyken bir panele katılarak organik üretimin ne kadar zor olduğunu öğrendiğini belirterek “Sonuna kadar bu pazara güveniyorum. Herkesi böyle bir fırsat varken değerlendirmeye davet ediyorum” dedi.

“Rahatsızlıklar yaşadım, organik ürüne yöneldim”


Balçovalı Süheyla Ural, yaşadığı bazı rahatsızlıklar nedeniyle organik ürünlere yöneldiğini belirterek, “Araştırdığımda belediyenin bu konuda oldukça aktif olduğunu gördüm ve belediye sayesinde organik ürünlere kavuştum. Her pazarda buradayım, gönül rahatlığıyla alışveriş yapıyorum. Özellikle kâğıt torba uygulamasını çok beğendim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum; minnettarız” diye konuştu.

“Diğer pazarları unuttuk”


Organik ürünlerle çocukluğundaki sebze ve meyvelerin tadına yeniden kavuştuğunu söyleyen Cebriyye Önür, “Çok memnunuz. Güvenerek geliyoruz. Dışarıdaki ürünlere, ilaç kullanımı nedeniyle güvenimiz kalmadı. Mümkün olduğunca buraya gelmeye çalışıyoruz. Diğer pazarları adeta unuttuk. Burada denetim var. Çocuklarımız için güvenli gıda arıyoruz. Biz doğal şartlarda yetiştik ama günümüzdeki gıdalar aynı değil. Diğer pazarlardan aldığımız ürünlerle kıyasladığımızda tadı ve kokusu fark ediyor. Fiyatlar normale göre yüksek olsa da bunu hak ediyor. Çiftçilik kolay değil, onlara da hak vermek lazım” dedi.

“Tüketici hemen numune aldırabilir”


Menemen Emiralemli, 17 yıllık sertifikalı organik üretici Halil Hallaç ise tarladan sofraya organik üretim sürecini anlattı. Hallaç, “Tarım ilaçları, insan gıdası olan bitkilerde tedavi amacıyla kullanılıyor ve ardından bu ürünler insanlar tarafından tüketiliyor. Bu, yanlış. Bu nedenle organik üretime geçtim. Bitkiyi elbette koruyacağız, besleyeceğiz; ancak bunu suni gübreyle değil, hayvan gübresiyle yapmalıyız. Kimyasal yerine biyolojik koruma yöntemleri kullanılmalı. İnsan sağlığı için organik ürün tüketilmeli. Organik ürün tüketenler daha sağlıklı bir yaşam sürer” ifadelerini kullandı.


Sertifikasyon kuruluşlarının ürünleri detaylı şekilde incelediğini de vurgulayan Hallaç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toprak, yaprak ve ürün analizlerinin ardından organik sertifikası veriliyor. Hem kilogram bazında hem de ürünün üretim süreci denetleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ürünleri tartarak pazara kabul ediyor. Birçok kişi geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler nedeniyle organik pazara güvenmekte zorlanabiliyor. Ancak isteyen herkes gelip denetimleri görebilir. Üç farklı kurum tarafından ürünlerimiz kontrol ediliyor. Tüketici herhangi bir üründen şüphe duyarsa hemen numune aldırabilir” dedi.

“Organik üretim bir yaşam biçimi”


Organik üretime gönül veren genç çiftçi Mehmet Halil Kul, “İlk açıldığı gün biz buradaydık. Babam da organik üretici. Türkiye’de sertifikalı olarak kuru üzümü yurt dışına satan dedemdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi bize önemli bir pazar ve iş imkanı sağladı. Organik üretim bir felsefedir, yaşam biçimidir. Benim dedem ve babam, ‘Biz bu toprakları çocuklarımız için emanet aldık’ der. Ben de aynı şekilde devam ediyorum. Birçok üretici sattığı ürünü kullandığı zehirden dolayı yemiyor. Ben de ziraat mühendisiyim. Bazı ürünlerde, örneğin kirazda, sezonda 12 kez ilaçlama yapılabiliyor. Biz ise hiçbir kimyasal ilaç kullanmadan üretim yapıyoruz. Çünkü buna inanıyor, doğru olanın bu olduğunu düşünüyoruz. Beni en çok mutlu eden nokta olumlu geri dönüşler. İzmirliler çok sıcakkanlılar. Bu da motivasyonumuzu artırıyor. Bütün İzmir halkını bir kere olsun pazarımızı görmeye davet ediyorum” şeklinde konuştu.

Pestisitten kilogram bilgisine kadar tüm kontroller yapılıyor


İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda faaliyet gösteren Ekopazar İzmir’de satışa sunulan ürünlerin, 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında sertifikalandırılmış "organik" veya "organik geçiş ürünü" olması gerekiyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ETO Derneği tarafından gerçekleştirilen denetimlerde; tezgâhlarda satışa sunulan ürünlerin kilogram bilgisi, ürünün geçiş sürecini gösteren etiket bilgileri, organik ürün sertifikaları ve ürünü üretici dışında bir satıcı pazarlıyorsa müstahsil belgesi veya fatura gibi belgeler kontrol ediliyor. Pazar sonunda ise satılan ve elde kalan ürünlerin kilogram bilgileri de denetleniyor. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından görevlendirilen personel de habersiz denetimler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda satışa sunulan yaş meyve ve sebzelerden numuneler alınarak pestisit kalıntısı analizleri yapılıyor.