Deprem psikolojisi! Sakın ihmal etmeyin!

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Manisa merkezli olup tüm Ege Bölgesi'nde hissedilen bir depremin ardından, Elazığ'da yaşanan ve kayıplara neden olan deprem felaketinden sonra ülkece çok sarsıldık. Yazıma başlamadan önce Elazığ başta olmak üzere depremden etkilenen tüm çevre illerdeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyor, yaralılara sıhhat, yakınlarını kaybeden vatandaşlarımıza da baş sağlığı diliyorum.

Depremlerin ani ve tahmin edilemeden yaşanması kişilerde psikolojik tahribata yol açabilmektedir. Bu tahribat, zaman zaman kalıcı hale de gelebilmektedir. Bu nedenle bu haftaki yazımda travmatize olmuş bireyler ve onlara nasıl yaklaşmamız gerektiği hakkında bilgilendirme yapmak istedim. Ne yazık ki ülkemiz bir deprem bölgesi ve her an bu afeti yaşamakla karşı karşıyayız.

Travmatize olan yetişkin bireylerde; olayın zihinde tekrar tekrar canlanması, ani ve yüksek seslere karşı hassaslaşma, öfke patlamaları, korku ve kaygı atakları, uyuyamama ya da tam aksi olarak çok uyuma, kabuslar görerek uykudan sıçrama, kendine ve bulunduğu ortama yabancılaşma gibi semptomlar görülebilir. Bu semptomların travmatize olmuş yetişkinlerde görülmesi kısa vadede son derece normaldir. Bu semptomları yaşayanların bunun normal olduğunu fark etmesini sağlamalı, kişileri fiziksel olarak aktif tutmalı ve alkol gibi diğer tüm uyarıcı maddelerden uzak tutarak, güvenli alanı oluşturmalı, güvendiği ve sevdiği kişilerle iletişim kurmalarını sağlayarak anlayışlı olmalıyız. Ayrıca, her zaman yardım etmek için hazır bulunduğumuzu hatırlatmalıyız.

Travmatize olmuş çocuklara odaklandığımızda ise; ebeveynlerinden uzakta kaldığı anda daha da kuvvetlenen bir korku, uyumada güçlük çekme, kabuslar görme, alt ıslatma, olaylara genellikle ağlayarak reaksiyon verme, öfke patlamaları,normalinden daha da çocuksu hareketler, odaklanmada güçlük çekme gibi semptomlar görülebilir. Bu semptomları yaşayan çocuklarla ne hissettikleri hakkında konuşmalı ve dinlemeliyiz. Güvenli alanlarını mutlaka yaratmalı ve korunacaklarını kavramalarını sağlamalıyız. Çocuklara bu gibi durumlarda dürüst olmakta fayda var. Çünkü çocuklar, soyut kavramları algılamakta güçlük çekerler. Bu nedenle onları daha bilinmeze sürükleyecek söylemlerden uzak durmalıyız. Anlamlandıramadıkları her cümle onların daha da kaygılanmasına sebep olacaktır. Eğlenecekleri bir alan yaratabilir, onlarla oyun oynayabiliriz. Üzgün ailelerine destek olmalarına izin vermeli ancak ebeveynlerinin ebeveyni olacak şekilde sorumluluk yüklenmesini engellemeliyiz. Bir müddet okula gitmek istemez veya normal uyku saatleri dışında uyumak isterlerse izin vermeli ancak bunun geçici bir izin olduğunu da belirtmeliyiz.

Bu gibi durumlarda, yetişkinlerde de çocuklarda da psikolojik destek almak son derece önemlidir. Depremin, yarattığı bu psikolojik tahribatı ihmal eden kişilerde bu semptomlar kalıcı hale gelebilir ve bu kişilerin yaşamlarını yeniden inşa etmelerini geciktirebilir. Olayın yaşandığı bölge dışında da bu olaydan etkilenerek benzer semptomlar göstermeye başlayanlar olabilir. Böyle semptomlar göstermeye başlayanların da çok gecikmeden bulundukları illerdeki bir ruh sağlığı çalışanından destek almasını sağlamalıyız.

Tekrardan hepimize geçmiş olsun diliyor, böylesi yıkıcı olayların yaşanmamasını temenni ediyor ve gerekli alt yapıların bir an önce hiçbir ihmale mahal vermeksizin sağlanmasını umut ediyorum.

Çok sevgiler