İzmir Haberleri

Defne Soyer'den babası Tunç Soyer'e mektup: Olmayan suç var edilemez

Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e kızı Avukat Defne Soyer’den duygusal bir mektup geldi. “Bu haksızlığa isyan etmemek elde değil ama artık sabrediyorum. Biliyorum ki sonunda iyiler kazanacak” ifadelerini kullandı.

Abone Ol

Buca Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e kızı Avukat Defne Soyer’den dikkat çeken bir mektup geldi. Babasına hitaben kaleme aldığı satırlarda yaşanan sürece tepki gösteren Defne Soyer, duygularını samimi ifadelerle dile getirdi.

Mektubunda, “Hayatı, yaşamayı senin kadar çok seven birine bu haksızlığın yapılmasına isyan etmemek elde değil” diyen Soyer, artık isyan etmek yerine sabretmeyi tercih ettiğini vurguladı. Sürecin sonunda adaletin yerini bulacağına inandığını belirten Soyer, “Bu mücadelede biliyorum ki sonunda iyiler kazanacak” sözleriyle mesajını tamamladı.

BirGün’de yayımlanan mektubun tamamı şöyle;

Canım babam,

9 ay geçti, 9 aydır hiçbir suçun olmadan dört duvar arasında cezalandırıldığını bilerek geçiriyoruz günleri. Her gün birbirinin aynısı, saatler geçmek bilmiyor, böyle diye diye 9 ayı geride bırakmışız. Biliyorum yıllarını geçirenler var... Ama bu memleketin aydınlarının kaderinin bu olduğunu, illa o dört duvar arasında bu sınavı vermelerini normalleştiremeyiz. Tutukluluğu aydınlara çektirilenleri normalleştiremeyiz. Köklerini adaletten alan bu topraklarda bir kişiye bile bu adaletsizlik yaşatılmayana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.

İnsanlar güvenli konutlarda yaşasın diye İzmir’in dayanışmasıyla ortaya çıkan bir model sebebiyle cezalandırılıyorsun. Bir insan iyi bir şey yaptığı için neden cezalandırılsın? Hukuk fakültesinde hakkı, hukuku, adaleti öğrenmiştim, şimdi hukuksuzluğu, hukukun nasıl eğilip bükülebileceğini görüyorum. Ama olmuyor işte hukuk öyle bir şey ki sonunda gerçekler ortaya çıkıyor. 9 ayda bir çocuk doğuyor ama senin için bir suç doğmadı, suç yaratılamadı, yaratılamayacak da, olmayan bir şey var edilemez…

***

5 Ocak’ta sana kavuşacaktık, zaten o dosyadan tahliye oldun ama 30 Aralık’ta yeni yıla girmeden önceki gün seni bir daha tutukladılar. Yine hiç dahil edilemeyeceğin, hiç adının geçmediği bir dosyadan. Hiçbir tanık ifadesi, hiçbir delil olmadan, cebine beş kuruş girmediğini kabul etmelerine rağmen seni yine tutukladılar. Tahliye sevincini yaşamaya hazırlanmışken gece 02.30’da hiçbir gerekçe göstermeden yine bizi cezaevinde tuttular.

9 ay avukat olduğum için simsiyah bir avukat kabininde bile olsa seninle zaman geçirebilme ve senin engin bilgilerinle günümü güzelleştirebilme şansım oldu. Ama ben seni çok özledim baba… Her gün seni görebilsem de seni çok özlüyorum. Özlem öyle bir şey ki seninle dağda yürümeyi, ofiste çalışmayı, denizde gözden kayboluncaya kadar yüzmeyi, senin bir kuş sesine, pembe bir çiçeğe verdiğin o tepkiyi, yeni öğrendiğim bir şeyi araştırarak seninle tartışmayı, müzik dinlemeyi, hazırladığın kahvaltıları, salataları, seninle İzmir sokaklarında yürümeyi özlüyorum…

Evde her umutsuzluğa kapıldığımızda durup “senin gibi düşünüyoruz”, iyiliğe, güzelliğe odaklanıyoruz, yaşananlara üzülmek yerine bu süreçte çıkardığımız derslerle ne kadar güzel bir geleceğin bizi beklediğini hayal ediyoruz.

***

Canım babam,

Hayatı, yaşamayı senin kadar çok seven birine bu haksızlığın yapılmasına isyan etmemek elde değil. Ama artık isyan etmiyorum sabrediyorum çünkü bu mücadelede biliyorum ki sonunda iyiler kazanacak. Çünkü kötüler kazandığında aslında herkes kaybeder. Ve ancak iyiler kazanırsa herkes kazanır. Senin için verdiğim hukuki mücadelenin sadece senin için olmadığını biliyorum. Seni sevenler ve bu memleketin geleceği için veriyoruz bu mücadeleyi. Ve biliyorum sonunda elbet kazanacağız.

Bu süreçte kötülerin, dost gözüken hainlerin ne kadar utanmaz olduğunu gördüm. Ben onlar adına utandım, umarım onlar da utanma duygusunu hatırlarlar çünkü kültürümüzde yavaş yavaş kaybettiğimiz ama ihtiyacımız olan duygu bu galiba; “utanma” duygusu. Hâlâ utananlar, duygularını yaşamaktan korkmayanlar var, onlar iyi ki var. Belki de işte bu vicdan, vicdanı olanlar hala ayakta tutuyor hepimizi.

Sen iyi ki hep vicdanınla yaşadın, iyi ki her işini aşkla yaptın.

İlk kitabın “Başka bir Dünya Mümkün”de anlattığın gibi daha iyinin, güzelin her zaman mümkün olduğuna beni her gün inandırdığın için teşekkür ederim baba. Her zaman kötülüğe inat iyiyi seçtiğin için, nasıl güzel yaşanacağını öğrettiğin için, bir şeyi başarmanın yolunun çok çalışmaktan geçtiğini hep hatırlattığın için, her zaman sonsuz sevgi verdiğin, herkesi, her canlıyı, kuşu, çiçeği, taşı, toprağı aşkla sevdiğin için çok teşekkür ederim baba.

Her adımınla gurur duyuyorum. Ablam Duygu ve ben kızın olduğumuz için çok şanslıyız. Sen her şeyi bu memlekete, bu memlekette yaşayan herkesin faydasına yaptın, her adımını takip ettim, gördüm, her gün senden öğrenmeye devam ediyorum.

Sen özgürsün, biz özgürüz.

Cezaevinde yazdığın kitapta söylediğin gibi geçmiş olsun, geçti...

“Gelecek olsun!”