YEREL POLİTİKA

CHP'li Polat’tan çok konuşulacak açıklamalar: Delegelerin telaffuz ettiği rakamlardan dehşete düştük!

CHP YDK Başkanı ve İzmir Milletvekili Polat, 38. Kurultaya yönelik şaibe iddialarının doğru olduğunu, bazı delegelerin aldıklarını söyledikleri rakamlar karşısında dehşete düştüğünü kaydetti. Polat, süreçte partiden ihraç edilmekle tehdit edildiğini belirterek, “Kimseye yaltaklanmadık” dedi.

Abone Ol

Hale YILDIRIM / GÜNDEME BAKIŞ - CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Mahir Polat, GÜNDEME BAKIŞ’ta, 38. Kurultayda yaşananları anlattı. Kurultayın ardından göreve gelen yönetim tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında duranlara mobing uygulandığını öne süren Polat, “Parti üst yönetimiyle mesafemiz kurultayın başından başlayan kişisel sürtüşmeden kaynaklandı. Neden onlara destek vermediğimiz, birlikte olmadığımız… Kamuoyuna yansıyan telefonda kavga süreçleri vardı. Ben siyasi hayatımı burada haysiyetimle noktalayayım, partimden ayrılmadan partimde kalarak noktalayayım diye ailemle görüş birliğine varmıştım. Olağanüstü sessizliğe gömülmüş, partimin verdiği bütün görevleri yerine getiren bir milletvekili olup, sonra da siyasete veda edecektim” dedi.

“İZMİR KARŞIYAKA’DA BU İŞİN PARÇASIYDI”

Şaibe iddialarına ilişkin soruları da yanıtlayan Polat, “Şaibeyi aslında hepimiz biliyorduk, malumun ilanıydı. İstanbul merkezli bir operasyonun başladığını, kurultay delegelerinin iradelerinin fesada uğratılabilmesi için bir takım vaatlerde bulunulduğunu, İzmir Karşıyaka’nın da bunun bir parçası olduğunu, işe insan almaktan başlayıp kazanırsak gibi vaatlerin bulunduğu süreci gördük. Kurultay salonuna da zaten her şey yansıyordu. İzmir’den giden bir üst düzey İstanbul Büyükşehir Belediyesi bürokratının İzmirli kurultay delegelerini baskı altına aldığını da görmüştüm” ifadelerini kullandı.

“TELAFFUZ EDİLEN RAKAMLAR BİZİ DEHŞETE DÜŞÜRDÜ!”

İlk tur oylamanın ardından delegelerin aldıkları paraları anlattığını dile getiren Polat, “İkinci tura kalındığında bir takım delegeler bizimle temas kurmaya başladılar. Benim şahitlerim de var, kullandığımız ofise gelip, ‘Bize sadece birinci tur için para verdiler, ikinci tur için vermediler’ dediler. Biz ne kadar para aldıklarını sorduğumuzda telaffuz edilen rakamlar bizi dehşete düşürdü. Biz bunları Kemal (Kılıçdaroğlu) Bey’e ilettik ancak Kemal Bey, ‘Bizim partimizde böyle şey olmaz kardeşim’ diyerek bizi elinin tersiyle itti. Gün sonunda Erkan Çakır’la, Bursa İl Başkanı olan şahıs arasındaki kavga mahkemeye yansıdı ve Türkiye parayla kurultay delegelerinin iradelerinin fesada uğradığı gerçeğini tartışmaya başladı. O tartışma neticesinde de mahkeme bir karar verdi. İdari karar verildi, arkasından bir ceza-i karar bekleniyor. Buna bulaşan siyasetçilerle ilgili süreç yürüyor” diye konuştu.

“PARTİYİ BÖLELİM’ GİBİ DİBE DÜŞÜRMEDİK KENDİMİZİ”

Polat, arınma sürecine de dikkat çekerek, “Türk demokrasisi, çok partili hayatı açısından sıkıntılı bir süreç geçirdik ve bu süreci geride bıraktık. Bundan sonra temizlenerek, arınarak, Türk siyasetinde böyle şeylere tevessül edilmemesi gerektiğini öğrenerek bir süreci yaşayacağız. Mesafe gittikçe arttı yönetimle aramızda o dönem. Ben ve bir grup arkadaşıma karşı sürekli mobing uygulandı. Ortalama 12-16 arası kürsü konuşması yapılmış yılda Mahir Polat ya da bizle hareket eden milletvekili arkadaşlarımıza, 27. Dönem ya da daha öncesinden gelen arkadaşlarımızla yılda bir kürsü konuşmasına kadar geriledik. Bir şekilde zorunlulukla partide tutalım mantığıyla verdiler bir konuşmayı da… Oysa biz zaten CHP dışında başka partide olmayı zaten içine sindirecek birileri değildik. Siyasi yaşamımızı noktalayıp, CHP’de noktalayıp, siyasetten çekilmeyi hedeflemiş bireylerdik. Başka şeylere tevessül etmedik, partiyi bölelim gibi bir dibe düşürmedik kendimizi” çıkışında bulundu.

“KİMSEYE YALTAKLANMADIK!”

Polat açıklamasını şöyle tamamladı:

Neden kurultayda Kılıçdaroğlu’nun yanında durdunuz, bizim yanımızda durmadınız mobingiyle sonuna kadar uğraştık, o mesafeyi de kapatamadık. Doğrusu kapatmak için de kimseye yaltaklanmadık. Onu yapanlar oldu mu evet, bu kentte oldu mu evet. İmza atıp Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra ben oyumu size verdim diyenler oldu ama ben onlardan değilim. Onlardan biri olmayı kendi karakterime sığdıracak bir insan da değilim.

“İHRAÇ EDİLMEKLE TEHDİT EDİLDİM”

Şaibe iddialarının gerçek olduğunu biliyorduk, yaşamıştık, en derinden yaşamıştık ama partimizi bu tartışmaların dışında tutmaya özen gösterdik. Ağzımızı açıp da bir şey demedik, tüm arkadaşlarımızla parti disiplini içinde kaldık. Dönemin il başkanı üzerinden bana partiden ihraç edilme tehditleri geldi. Bunu da il başkanı cezaevinden çıkınca doğrular herhalde. Birçok durumla karşılaştık bu süreçte ama bir tek şeyi yaptık; parti disiplinine bağlı ve parti içinde kalmayı istedik.