GÜNDEME BAKIŞ- Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube, Bayraklı Belediyesinde yürütülen Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, sürecin “çözüm üreten bir müzakere zemini olmaktan çıkarıldığı” ifade edildi.
DAYATMA SÜRECİNE DÖNÜŞTÜ
Sendika tarafından yapılan açıklamada, 1 Ocak 2026 tarihinden bu yana devam eden görüşmelerde yapıcı bir tutum sergilendiği belirtilerek, belediye yönetiminin teklifinin “mevcut sözleşmenin dahi gerisine düşen, emekçilerin haklarını yok sayan bir TİS önerisi” olduğu savunuldu. Açıklamada ayrıca, “Kazanılmış haklar pazarlık konusu yapılamaz” denilerek mevcut teklifin kabul edilmediği ifade edildi. Özgür toplu pazarlık hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığı vurgulandı.
EMEKÇİLERİN HAKKI YOK SAYILIYOR
Açıklamada, belediye yönetiminin yaklaşımının sosyal belediyecilik anlayışıyla bağdaşmadığı belirtilerek, “Emekten yana olması gereken bir yerel yönetimin, emekçilerle karşı karşıya gelmesi kabul edilemez” ifadelerine yer verildi. Ayrıca emekçilerin belediye hizmetlerindeki rolüne dikkat çekilerek, “Biz durursak hayat durur” denildi. Sürecin bu şekilde devam etmesi halinde “yasal, demokratik ve meşru tüm hakların kullanılacağı” da kaydedildi.
Yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde;
"Bayraklı Belediyesinde yürütülen Toplu İş Sözleşmesi (TİS) süreci, ne yazık ki çözüm üreten bir müzakere zemini olmaktan çıkarılmış; emekçilerin kazanılmış haklarının tartışmaya açıldığı bir dayatma sürecine dönüştürülmüştür.
*
1 Ocak 2026 tarihinden bu yana devam eden görüşmelerde, Tüm Bel-Sen İzmir 2 Nolu Şube olarak yapıcı, çözüm odaklı ve sorumluluk bilinciyle hareket ettik. Ancak geldiğimiz noktada belediye yönetimi tarafından sunulan teklif; mevcut sözleşmenin dahi gerisine düşen, emekçilerin haklarını yok sayan bir TİS önerisi olmuştur.
*
Açıkça ifade ediyoruz:
Kazanılmış haklar pazarlık konusu yapılamaz!
Mevcut sözleşmenin altına düşen hiçbir teklifi kabul etmiyoruz!
Bu haklar bize lütuf olarak verilmemiştir.
Bedeller ödenerek, mücadele edilerek ve örgütlü mücadeleyle kazanılmıştır.
Ve bu hakların dayanağı yalnızca ulusal hukuk değildir. Türkiye’nin taraf olduğu ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri, emekçilerin örgütlenme özgürlüğünü ve özgür toplu pazarlık hakkını açıkça güvence altına almaktadır.
*
Özgür toplu pazarlık hakkı; idarenin takdirine bırakılacak bir alan değil, uluslararası hukukla güvence altına alınmış temel bir demokratik haktır.
4688 sayılı yasa gerekçe gösterilerek ücretlerin yasal sınıra çekilmesi ve bordroların bu doğrultuda düzenlenmesi; hukuken de vicdanen de kabul edilemez bir durumdur.
*
Bu yaklaşım, yalnızca ekonomik bir gerileme değil; aynı zamanda demokratik toplu pazarlık hakkının fiilen sınırlandırılmasıdır. Toplu sözleşme süreci; bir lütuf değil, anayasal ve demokratik bir haktır.
Bu hak; keyfi yorumlarla daraltılamaz, idari tasarruflarla ortadan kaldırılamaz.
*
Bizler bu masada yalnızca ücret artışı talep etmiyoruz.
Bizler; insanca yaşam koşullarını, emeğin karşılığını ve ILO standartlarıyla güvence altına alınmış haklarımızı savunuyoruz.
Bugün gelinen noktada Bayraklı Belediyesi yönetiminin tutumu; sosyal belediyecilik anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Emekten yana olması gereken bir yerel yönetimin, emekçilerle karşı karşıya gelmesi kabul edilemez.
*
CHP'li Bayraklı Belediye AKP'nin yasakçı yasası 4688 sayılı yasasına sığınamaz. Sosyal demokrat bir parti evrensel toplu pazarlık hakkını Türkiye'nin imza altına aldığı İLO'nun örgütllenme ve toplu pazarlık hakkını güvence altına alan 87, 98 ve 151 sayılı özgür toplu sözleşme ve pazarlık hakkını savunur. Bunun mücadelesini verir. 1993 yılında CHP devam ısı shp'li Gaziantep Belediyesi gibi AİHM kararı çıkarmamıza olanak sağlayıp TİS süreçlerinin önünü açar. Emekçilerin haklarını tırpanlayarak mı iktidara yürüyeceksiniz. Emekçilerle karşı karşıya gelerek mı iktidar olacaksınız. Bu akıl akıl değildir. Bu ceberrut, bu emekçiyi yok sayan, bu hakları çok gören anlayışla Bayraklı emekçilerininin iradesini yok saymak alın terini hiçe saymaktır
*
Buradan bir kez daha çağrımızdır:
Masaya, mevcut sözleşmenin üzerinde, emekçiyi koruyan ve İzmir koşullarına uygun gerçekçi bir teklif ile gelin!
*
Unutulmamalıdır ki;
Belediyeyi ayakta tutan biz emekçileriz.
Doğumdan ölüme kadar sunulan her hizmette bizim emeğimiz, bizim imzamız vardır.
Biz durursak hayat durur.
Emekçinin olmadığı yerde;
binalar boş kalır, hizmetler durur.
Verilen sözler afişlerde kalır.
İş barışı bozulur, kaos kaçınılmaz hale gelir.
Buradan açık bir çağrı yapıyoruz:
Aklıselimle hareket edin.
Emekçiyi yok sayan bu yaklaşımdan vazgeçin.
Bayraklı emekçilerinin iradesini yok sayamazsınız.
Masaya, mevcut sözleşmenin üzerinde, kabul edilebilir bir teklif ile gelin.
*
Biz bu kentin emekçileriyiz.
Yıllardır Bayraklı Belediyesinde hizmet üretiyoruz.
Birçok belediye başkanı ile çalıştık.
Makamlar gelip geçicidir.
Ama emekçinin gönlünde yer etmek, hayırla anılmak kalıcıdır.
*
Ancak bu talepler yok sayılmaya devam edilirse;
yasal, demokratik ve meşru tüm haklarımızı kullanmaktan geri durmayacağız.
Bu bir tehdit değil, demokratik hukuk düzeninin gereğidir.
*
Son olarak altını çiziyoruz:
Demokrasi; emekçinin iradesine saygı duymaktır.
Hukuk; kazanılmış hakları ve özgür toplu pazarlık hakkını korumaktır.
Bu haklar;
bedel ödenerek kazanılmıştır ve geri alınamaz.
Bu ilkelerden vazgeçmeyeceğiz"